MANŞET HABERLER
TOPLU SÖZLEŞME TALEPLERİMİZ PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Pazartesi, 27 Temmuz 2015 14:55

Türkiye Kamu-Sen’in toplu sözleşme talepleri tamamlandı.

Geçtiğimiz hafta içinde Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk yaptığı basın toplantısında toplu sözleşme taleplerimizi ana hatları ile kamuoyu ile paylaşmıştı.

Bugün ise Genel Mevzuat Sekreteri Mehmet Özer Başkanlığındaki Türkiye Kamu-Sen heyeti Devlet Personel Başkanı sayın Mehmet Ali Kumbuzoğlu’nu ziyaret ederek 2016-2017 yıllarına ilişkin genel ve hizmet kolu toplu sözleşme taleplerini Devlet Personel Başkanlığına iletti.

Kamu görevlileri, emekliler ve aileleri ile birlikte toplamda 20 milyon kişiye yaklaşan bir kesimin ekonomik ve sosyal beklentilerine cevap vermek üzere hazırlanan toplu sözleşme taleplerimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.

İşte 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin genel ve hizmet kolu toplu sözleşme taleplerimiz;

Toplu Sözleşme Genel Taleplerimiz

Türk İmar-Sen 

 
KONCUK: 2014 VE 2015 KAYIPLARIMIZI İSTEMEYENLER MEMURU VE EMEKLİYİ SATMIŞ DEMEKTİR PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Pazartesi, 27 Temmuz 2015 14:42

Yaklaşan Toplu Sözleşme görüşmeleri öncesi  Türkiye Kamu-Sen'in izleyeceği yol haritasının belirlendiği  Yüksek İstişare Kurulu toplantısı Ankara'da yapıldı.

Toplantı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve tüm şehitlerimiz için saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.

ÖNDER KAHVECİ: VERDİĞİNİZ MÜCADELEDEN DOLAYI HEPİNİZİ KUTLUYORUM

Toplantının açılışında bir konuşma yapan Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri ve Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, "Birileri iktidarın nimetlerini kullanırken Türkiye Kamu-Sen zorlu bir mücadele vermektedir. Bu mücadele analarımızın ak sütü gibi helal bir mücadeledir. Sizler sendikacılığın nasıl yapıldığını son 13 yıldır ortaya koyuyorsunuz. Verdiğiniz emekten dolay hepinizi kutluyorum. Bu mücadelenin karşısında şapka çıkarıyor, saygı ile eğiliyorum. Türkiye Kamu-Sen geçmişte vardı, bugünde var, gelecekte de var olacaktır. Geçmiş iki yılı kaybettirenler bu masada yine oturacaklar. Farklı şeyler beklemiyoruz ama biz Türkiye Kamu-Sen olarak yine oradayız. 2 milyon 600 bin kamu çalışanı bilmeli ki, onların hiç bir hak ve hukuku heba olmasın diye mücadele vereceğiz. Genel Başkanımız İsmail Koncuk'un tabiriyle “Memuru satanları ipliğinin pazara çıkaracağız" dedi.

KONCUK: AKİLLER  BU MİLLETTEN ÖZÜR DİLEMELİDİRLER

Genel Sekreter Önder Kahveci'nin ardından kürsüye gelen Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, tüm katılımcıları selamlayarak sözlerine başlarken, son günlerde yaşanan terör olayları ve çözüm sürecinin Türkiye'yi getirdiği noktayı sert bir dille eleştirdi. Koncuk, "Terörle yine karşı karşıyayız. Terörün hepsi aynıdır, hedef ayırmadan varlıklarını devam ettirmek için insan hayatına kıymaktan çekinmezler. Son üç yıldır milletimize öyle bir tablo çizildi ki neredeyse terör örgütünü dost ilan edenleri gördük. Bu süreci hatırlıyoruz, akil adamların canhıraş gayretlerini gözlerinizin önüne getirin. Öyle gafiller çıktı ki, bu sözde süreci "Hayvanlar anladı, bazıları anlamadı" diyerek süreci reddedenlere yönelik hakaretler ettiler.

Peki bu süreçte ne oldu? Bu hesabı milletin her bir ferdinin çok iyi yapması lazım. Terör bitecek, kucaklaşma başlayacak, örgüt silah bırakacaktı ama üç yıldır alenen sürdürülen bu süreç bitmek üzere olan, teslim bayrağını çekmek üzere olan terör örgütü için can suyu oldu. Bugün örgütün geldiği nokta üç buçuk yıl öncesinin fersah fersah üstündedir. Terör örgütü neredeyse bir bölgeyi tamamen kontrol altına almış, siyasi hareketi ise yüzde 13 oy olan bir duruma gelmiştir. Bunun müsebbibi kimlerdir? Yıllardır bu millete yalan söyleyenlerdir, gaflet içinde olanlardır, buna inananlardır. Bizler bunu gördük ve yutturmaca olduğunu, günü geldiğinde başımıza daha büyük bir bela olarak döneceğini hep söyledik.

Hiç bir insanın elbette kahpece tuzaklarla öldürülmesini doğru bulmayız, milletimizin genlerinde böyle bir şey yoktur. Bu vesileyle Suruç'taki bu katliamı bir kez daha kınıyoruz. Hemen ardından Adıyaman, Şanlıurfa, Kilis ve Diyarbakır'daki şehitlerimizi burada rahmetle anıyorum. Bu sürecin artık aldatmaca olduğunu yaşayarak görüyoruz. İnşallah daha büyük acılar yaşanmadan bir çözüm bulunur. Türk milletinin kendi öz vatanında tehdit edilmesine göz yummayacağız. Her zaman bunu protesto ederiz, bu ülkenin her yerinde eylemler yaparız, çocuklarımızın ve ülkemizin geleceğine sahip çıkarız. Ancak, biz aklı selim galip gelsin istiyoruz. Devlet gereğini yapsın, yöneticiler ve bunun müsebbipleri çıkıp bu milletten özür dilesinler” dedi.

KONCUK: MEMURLAR NASIL BİR SENDİKACILIK İSTEDİĞİNE KARAR VERMELİDİRLER

Ağustos ayında yapılacak olan toplu sözleşme sürecini değerlendiren Genel Başkan İsmail Koncuk, Türkiye Kamu-Sen’in yine memur ve emeklilerin hakkını savunmak için masada çaba göstereceğini söyledi. Koncuk, “Sizlerin de bildiği gibi 2013 yılında bir toplu sözleşme süreci yaşadık ve rezalet bir süreçti. Toplu sözleşmenin imzalandığı ilk gün "Memur ve emekli pazarlandı, 730 günümüz çalındı" dedim, hepsi bir bir doğru çıktı. Mücadele eden biziz, eylemler yapan biziz, kayıplarımızı karşılayın diyen biziz ama ne yazık ki birileri hala kendilerini satanlara koşa koşa gitti. Memurlarımız nasıl bir sendikal yapı istediklerine karar vermelidir. Bu gelinen noktada benim payım nedir diye nefis muhasebesi yapmaları gerekir.

Artık deyin ki, yetkili konfederasyon ne yapıyor? Türkiye Kamu-Sen mücadele ediyor, eleştirenler bizim yaptıklarımızı iyi takip etmelidir. Sendikacılık çok farklıdır, sendikal mücadele siyasi iktidarlarla büyüyen ve küçülen bir mücadele olmamalıdır. Bu hastalıklı, marazlı sendikal anlayışı reddediyoruz. Ülkenin en aydın kesimi dediğimiz memurlarımızın bu anlamda nasıl bir sendikal anlayış kök salmalı, sendikalar nasıl mücadele vermeli, hükümetle ilişkileri hangi düzeyde olmalı sorularını cevaplamaları gerekmektedir. Teslimiyetçi bir anlayışla Türkiye'de sendikacılık da, mücadele de yapılamaz ve kaybeden hep memur olur.

Tüm yaşananlara rağmen Türkiye Kamu-Sen halen 450 bin üyesiyle yoluna devam ediyor. İstiyoruz ki, memuru temsil hakkı da Türkiye Kamu-Sen'de olsun. Umarım bu yıl yapılacak toplu sözleşme 2013 yılında yapılan gibi olmaz. Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge merkezimizin çalışmaları neticesinde ekonomik ve sosyal taleplerimiz, hizmet kollarının talepleri hazırlandı ve Pazartesi saat 10:30 da Devlet Personel Başkanlığı'na teslim edilecektir. Bu ciddi bir çalışmadır. Türkiye Kamu-Sen tecrübeli  bir konfederasyondur, amacı sendikacılık yapmak olan  Türkiye Kamu-Sen'in talepleri bu ciddiyetle doğru orantılıdır.

Bizler oturduk "Eski hesabı kapatmadan yeni hesaba bakmayalım" dedik ve 2014 ve 2015 yılı kayıplarımızı hesapladık.  "2014'de Bin TL,  2015 için de Bin TL alacağımız var onu tahsil edelim" dedik ve "Bunu da dört eşit taksitte istiyoruz" dedik.  Yani toplamda oransal olarak yüzde 10 telafi zammı verilmesini istedik.

2016 zammı olarak da yüzde 6+6 verilmeli, en düşük dereceli ve en üst düzey memur arasında ki makasın daraltılmasıyla amacıyla da taban aylığa 100 TL zam talep ettik.

Buna göre 2016 yılının birinci altı ayında yüzde 16 oransal zam, 100 TL taban aylık artışı istiyoruz. Ayrıca 2014 ve 2015 yıllarından kalan 2 Bin TL alacağımızın 4 eşit taksitte ödenmesini talep ediyoruz. Toplamda ise 2016 yılında yüzde 22 oransal zam, taban aylığa 100 TL zam yapılmasını istiyoruz.

2017 de ise yüzde 10+10, 150 TL de taban aylığa zam talebimiz olacak. Bu rakamlar akılcı ve bilimsel verilere dayanan rakamlardır. Bu rakamlar elbette pazarlığa tabidir. Burada esas problem olan şey, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Kanununun bir konfederasyonun yüceltilmesine yönelik olarak yapılmış olmasıdır. Yetkili konfederasyonun Genel Başkanının imzası neticesinde kendi sendikaları dahi itiraz etse bu bir anlam ifade etmiyor. Dikensiz bir gül bahçesi istediler ve bunu yaptılar ama bunun dikenleri var. Bakalım ne gibi taleplerle gelecekler toplu sözleşme masasına? Gerçekten bir yetkili konfederasyon gibi mi, yoksa hükümeti düşünen bir yaklaşım ile mi masaya oturacaklar hep birlikte göreceğiz. Şayet masada 2014 ve 2015 kayıplarımıza yönelik bir vurgu yapmazlarsa, “Bunların niyeti memuru ve emekliyi pazarlamaktır” diye bugünden ilan ediyorum.

Diğer taleplerimiz Pazartesi günü sitemizde yayınlanacaktır. Bugün burada hep birlikte bu süreç içinde ne yapılması gerektiği üzerine konuşacağız. Ben bütün teşkilatımızı kutluyorum, bugüne dek yaşanan tüm rezilliklere rağmen, Allah'a şükür geri adım atmayan bir durumda Türkiye Kamu-Sen kale gibi duruyor. Bu teşkilatın geleceği önemli, o masada olmamız önemli.  Yüksek İstişare Kurulu toplantımız hayırlı olsun diyerek açılış konuşmasını tamamladı.

Genel Başkan İsmail Koncuk'un ardından Türkiye Kamu-Sen il temsilcileri sıra ile söz alarak toplu sözleşme süreci ve izlenecek yol haritasına ilişkin görüşlerini ifade ettiler.

Yüksek İstişare Kurulu toplantısında il temsilcilerimizin yanı sıra geçtiğimiz günlerde Türkiye Kamu-Sen çatısı altında faaliyetlerine başlayan Türkiye Kamu-Sen Şehit ve Gaziler Komisyonu Başkanı Abdullah Gazioğlu’da söz alarak bir konuşma yaptı. Gazioğlu, “Haziran ayı itibariyle bu komisyonu oluşturduk. 5 kişilik bir komisyonuz. Temel gayemiz şehit aileleri ve gazilerimize hizmet etmektir. Bu teklifi sunduğumuzda Türkiye Kamu-Sen Yönetim Kurulu büyük bir teveccüh göstererek bizlere kapılarını açtılar. Biz şehitlerimizin ailelerine ve anılarına sahip çıkacağız. Gazilerimizin durumu da son derece üzücü. Bu insanlar bu vatan için uzuvlarını feda ettiler, biz onlarında sorunları için mücadeleye devam edeceğiz." dedi.

KONCUK: İNSANA ZULM EDENLERİN DEĞİL, SEVENLERİN GELECEĞİ VARDIR

İl temsilcilerimizin görüş, düşünce ve önerilerinin ardından toplantının bitiminde kapanış konuşması için kürsüye gelen Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, dile getirilen tüm tespitlerin Genel Merkez tarafından dikkatle inceleneceğinin altını çizdi. Koncuk,  “Görüşlerini ifade eden tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Bu toplantılarımız geleneğimizde her zaman var olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Burada dile getirdiğiniz tüm teklifleriniz bizler için çok önemlidir ve hepsi ayrı ayrı değerlendirilecektir. İnancın, erdemin, faziletin karşısında kimse duramaz. Bizim varlığımız davamızla, duruşumuzla, inançlarımızla kaimdir. Onlar bitecek ama Türkiye Kamu-Sen hep var olacaktır. İnsana zulm edenlerin değil, sevenlerin geleceği vardır.  Mücadelemize hız kesmeden devam edeceğiz” dedi.

Anayasa Mahkemesinin verdiği kararla ilgili bir değerlendirmede de bulunan Genel Başkan İsmail Koncuk, “AYM kararı meydandadır. Türkiye hukuk devleti olma ilkesinden çok uzaklaştırıldı ve diktatörlüğe gidiyordu. 7 Haziran'da aldıkları oy ile bu bir nevi durduruldu. AYM kararı ile birlikte bu şarkının burada bitmeyeceğini bir kez daha ifade ediyorum. Elimizden geleni yapacağız. Her bir arkadaşımızın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuru yapmasıyla ilgili hazırlıklarımız başladı. Bu mesele nereye kadar gidiyorsa oraya kadar gideceğiz. Bir kanun çalışması tamamladık, diğer eğitim sendikaları ile görüştüm ve herkes partilerle görüşecek bunu TBMM gündemine getireceğiz. Diğer hizmet kollarında da kanun teklifleri gerekiyorsa bunun içinde gerekeni yaparız” dedi.

Türkiye Kamu-Sen Yüksek İstişare toplantısına katılan tüm katılımcılara teşekkürlerini sunan Genel Başkan İsmail Koncuk,  sözlerini;

Namus lekesi değil alnımda gördüğünüz,

Vurulmuşum, vurulmuş düşmüşüm güpe gündüz.

Şakağımdaki kansa, o benim gülüşümdür,

Namert sürünmektense, erkekçe ölüşümdür.

Tevekkül Allah’adır zillete katlanılmaz!

Ya hayat, ya ölüm! Bunun ötesi olmaz” dizeleriyle tamamladı.

 

 

 
NEREYE KADAR SABREDİLECEK, NEREYE KADAR SİNEYE ÇEKİLECEK? PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Cuma, 24 Temmuz 2015 15:11

Adıyaman ve Şanlıurfa’nın ardından acı haber bu kez Kilis ve Diyarbakır'dan geldi.  

Kilis sınırında yaşanan ve Suriye topraklarından açılan ateşle bir Astsubayımızın şehit olduğu iki askerimizin de yaralandığı, Diyarbakır'da ise bir ihbarı değerlendirmeye giden polis otosuna uzun namlulu silahlarla ateş açan teröristlerin bir polisimizi şehit ettiği haberi Türkiye’yi bir kez daha yasa boğdu.

Kahpece saldırılar son bulmuyor. Yine 2 şehit. Söyleyecek söz bulamıyorum, Allah rahmet eylesin, terörizmi azdıranlara, şımartanlara yuh olsun. Nereye kadar sabredilecek, nereye kadar sineye çekilecek?

Türkiye Kamu-Sen camiası olarak Kilis’te, Suriye topraklarından açılan ateş sonucu hayatını kaybeden Astsubayımıza ve Diyarbakır'da şehit edilen polisimize yüce Allah’tan rahmet, aileleri, yakınları ve Türk milletine baş sağlığı, yaralı askerlerimize ve polislerimize ise acil şifalar diliyoruz.

 
Toplu Sözleşme Taleplerimizi Açıkladık PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 22 Temmuz 2015 11:25


Türkiye Kamu-Sen 2016-2017 Toplu Sözleşme taleplerini Genel Başkan İsmail Koncuk’un düzenlediği basın toplantısında kamuoyuyla paylaştı.

KONCUK, “Türkiye Kamu-Sen olarak 2016 yılında yüzde 22 zam ve taban aylığa net 100 TL,  2017’de ise yüzde 20 zam ve taban aylığa net 150 TL istiyoruz'

Genel Merkez binamızda düzenlenen basın toplantısında 2013 yılında imzalanan toplu sözleşmenin yarattığı mağduriyetlerin giderilmesi üzerinde duruldu. 2014 ve 2015 yıllarında memur ve emeklilerin yaşadığı kayıpların toplamda 2000 TL’yi bulduğu ifade edilen toplantıda, bu tutarın 2016 yılı içinde 500’er liralık 4 eşit taksitte ödenmesi talep edildi.

Koncuk, yaptığı konuşmada geçmişin hesabı kapanmadan geleceğe yönelik plan yapmanın anlamsız olduğunu belirterek “Memur ve emeklilerimizin ekonomik olarak kaybolan yıllarını telafi edin' dedi.

Genel Başkan İsmail Koncuk Türkiye Kamu-Sen’in taleplerini açıkladığı konuşmasında; “Bilindiği gibi kamu görevlilerinin ve emeklilerinin 2016-2017 yıllarında alacakları maaş zamlarının, sosyal ve özlük haklarının belirleneceği 3. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmeleri 3 Ağustos Pazartesi günü başlayacaktır.


Türkiye Kamu-Sen, 2016 ve 2017 yıllarını kapsayan Toplu Sözleşme süreciyle ilgili olarak çalışmalarını tamamlamıştır.

Her şeyden önce, bilinmelidir ki memurlarımız yaklaşık 800 bin kilometrekarelik alana sahip vatanımızın en ücra köşelerine kadar hizmet götüren yegâne çalışanlardır ve ülkemizin her noktası, büyük şehirler kadar gelişmiş imkânlara sahip değildir.

Birçok kamu kurum ve kuruluşunun özellikle taşra teşkilatlarında, elverişsiz çalışma ortamlarında, yetersiz araç gereç ve kısıtlı kaynaklarla, görevini en iyi şekilde yerine getirmek için canını dişine takıp çalışan memurlar adeta unutulmuş durumdadır.

Bu durumdaki birçok memurumuzun sorunu ekonomik olmanın da ötesinde, insanlık dramı boyutuna ulaşmıştır.

Toplu sözleşme görüşmeleri, kamu görevlilerinin ve emeklilerinin bir kangrene dönüşmüş bulunan sorunlarının çözülebileceği tek yerdir.

Ancak 4688 sayılı Kanunun eksik ve yanlış hükümleri; toplu sözleşme görüşmelerini yalnızca mali ve sosyal haklarla sınırlayarak memurlarımızın yer değiştirme, atama, yükselme, disiplin, unvan değişikliği gibi sorunlarını yok saymakta; memur meselelerini adeta masadan kaçırmaktadır.

Kanundaki bu sınırlama yetmiyormuş gibi, idareciler tarafından yetkilendirilmiş çakma sendikaların, iktidara payanda olma gayretleri sonucunda memurlar, toplu sözleşme masasında gerçek anlamıyla temsil edilememekte, sesleri yeterince duyulmamaktadır.

Bu sorun ilk olarak 2012 yılında sözde yetkili sendika tarafından Kamu Görevlileri Hakem Heyeti’ne gönderilen akademisyenin Hükümetin maaş artış teklifini kabul etmesiyle kendini göstermiş, 2013 yılında ise kâğıt üstünde yetkili konfederasyonun iki gün içinde imzaladığı anlaşma ile doruk noktasına çıkmıştır.

Türkiye Kamu-Sen, her şeye rağmen kamu görevlilerimizin haklarının masada pazarlanmasının önüne geçmek için toplu sözleşme görüşmelerinde bulunacak ve var gücüyle mücadele edecektir.

Toplu sözleşme masasında bizlerin sesini kısma, memurlarımızın geniş anlamda temsil edilmesini engelleme arzusunda olanlara rağmen Türkiye Kamu-Sen, üzerine düşen görevi yerine getirecek ve kamu görevlilerinin haklarını bütün imkânlarıyla korumaya ve geliştirmeye çalışacaktır.

Grev ve siyasete katılma hakkı vazgeçilmez talebimizdir.

Türkiye Kamu-Sen olarak, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da en önemli talebimiz, kamu görevlilerinin hakkı olan toplu sözleşmenin, grev ve siyasete katılma ile birlikte kullanılabilmesi ve uluslararası ölçekte bir toplu sözleşme sistemine geçilmesi yönündedir.

Genel ve hizmet kolu toplu sözleşmeleri birbirinden ayrılmalı, sosyal denge sözleşmesi tüm hizmet kolları için zorunlu hale getirilmelidir.

Bunun sağlanabilmesi için de genel toplu sözleşme görüşmeleri ile hizmet kolu toplu sözleşmeleri birbirinden ayrılmalı, farklı zaman ve zeminlerde gerçekleştirilmeli, bu yolla sendikaların gerçekleştirdiği hizmet kolu toplu sözleşmeleri daha etkin hale getirilmelidir.

4688 sayılı Kanunun 32. maddesi ile yerel yönetimlerde çalışanlar için getirilen sosyal denge sözleşmelerinin yerel yöneticilerin keyfiyetine bırakılması neticesinde bazı belediyeler sosyal denge sözleşmesi imzalarken bazıları imzalamamakta, farklı belediyelerde imzalanan sözleşmelerin tutarları da farklı olduğu için kamudaki ücret adaleti yok olmaktadır.

Bu nedenle sosyal denge sözleşmelerinin zorunlu hale getirilmesi ve gerçekleştirilecek hizmet kolu toplu sözleşmeleri ile tüm memurların sosyal denge sözleşmesinden faydalanması sağlanmalıdır.  

Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun yapısı ve Kurula itiraz hakkı yeniden düzenlenmelidir.

Mevcut düzende toplu sözleşmeyi imzalamaya veya Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na başvurmaya yetkili yegâne merci çalışanlar adına Kamu Görevlileri Sendikaları Heyet Başkanı olarak belirlenmiştir.

Bu hükmün, sendikal örgütlenme ve toplu pazarlık hakkına nasıl bir darbe vurduğu geçtiğimiz toplu sözleşmede ortaya çıkmış, memur ve emekliler bir tek kişinin keyfi kararı nedeniyle büyük zarara uğratılmıştır.

Sorun, toplu sözleşme görüşmelerinin işçi sendikalarının gerçekleştirdiği toplu iş sözleşmesi ile karıştırılmasından kaynaklanmaktadır.

4688 sayılı Kanuna göre gerek genel, gerekse hizmet kolu toplu sözleşmeleri, sendikalı sendikasız bütün kamu görevlilerini etkileyen bir hukuki metin olma konumundadır.

Bu nedenle kamu görevlilerinin tamamını temsil etmeyen bir konfederasyona bütün kamu görevlileri ve emekliler adına bağlayıcı karar alma yetkisinin verilmesi, toplu pazarlık görüşmelerinin mantığına ve demokratik ilkelere aykırıdır.

Burada üzerinde önemle durulması gereken husus, hangi düzeyde olursa olsun yapılacak toplu sözleşmenin tüm kamu çalışanlarını bağlayacak olmasıdır.

Kanuna göre, bir sendikaya üye olan kamu görevlileri hakkında toplu sözleşme yapma yetkisi, bir başka sendikaya devredilmektedir ki, böyle bir durum ne örgütlenme özgürlüğü ne de kişilerin tercih haklarına saygı sınırları içinde değerlendirilemez.

Kaldı ki, Kanun toplu sözleşmeyi bağıtlama hakkı elinden alınan sendika ve konfederasyonlara Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na başvuru hakkı da tanımamaktadır.

Böyle bir uygulamanın uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu açıktır.

Bu amaçla; masada bulunan her bir konfederasyonun Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na başvurabilmesini sağlayacak bir düzenleme yapılmalı, Kurul, Hükümetten bağımsız karar verebilecek bir şekilde yeniden düzenlenmelidir.

Demokrasilerde sivil toplum örgütleri hayati önem taşımaktadır.

Ülkemizde demokrasinin mümkün olan en geniş anlamıyla yerleşmesi için, toplumun karar alma sürecine dâhil edilmesi zorunludur.

Sivil toplum örgütlerinin varlık nedeni budur.

Daha fazla demokrasi diyerek yola çıkanlar; başta sendikalar olmak üzere tüm sivil toplum kuruluşlarının etkinliğinin artırılması, karar alma sürecine dâhil edilmesi ve yönetişim anlayışının geliştirilmesi için daha fazla gayret göstermeli, temel insani değer ve hakları ayakları altına alarak siyaseten yükselme sevdasından vazgeçmelidir.

Çalışanlara, masa başında hazırlanan enflasyon hedefi doğrultusunda ücret artışı yapıldıktan sonra çalışanların ve vatandaşların gerçek enflasyon karşısında kaderiyle baş başa bırakılması kabul edilemez.

Yıllardır, vatandaşlarımızın zorunlu olarak tükettiği mal ve hizmet fiyatlarındaki artışlar, memur maaşları için temel kabul edilen enflasyon oranının üzerinde gerçekleşmektedir.

Bu nedenle kamu çalışanlarının ücretleri mal ve hizmet fiyatlarında yaşanan artışlar karşısında her yıl erimektedir.

Yıllardır Avrupa Birliği’ne göre daha ucuz olmasıyla avunduğumuz ülkemizde gıda fiyatları son 10 yılda Avrupa’ya göre %20 daha fazla pahalanmış ve aramızdaki fark kapanma noktasına gelmiş ama Avrupa’daki memurlarla Türk memur arasındaki 2,5 katlık maaş farkı kapatılmamıştır.

Türkiye ekonomisi 2002 yılından beri reel olarak %75 büyürken memur maaşlarındaki erime %17,3’e ulaşmış; gelir dağılımı daha da bozulmuştur.

Bizler adil bir paylaşım, adil bir gelir dağılımı istiyoruz.

Amacımız kamu çalışanlarını açlık sınırından kurtarmak ve insanca yaşayabileceği bir ücrete kavuşturmaktır.

OECD ülkeleri içinde en zengin kesimle en yoksul kesim arasındaki uçurumun en büyük olduğu, gelir dağılımının en bozuk olduğu, yoksulluk oranının en yüksek olduğu ülke konumundan kurtulmak istiyoruz.

Türkiye Kamu-Sen olarak taleplerimizin tamamını bilimsel ve ekonomik gerekçelere dayandırıyoruz.

Bugüne kadar dayanağı olmayan, toplumsal geçerliliği bulunmayan hiçbir talebi toplumumuzun gündemine taşımadık.

2016 ve 2017 yıllarını içeren toplu sözleşme görüşmeleri için de gerekçeli taleplerimizi hazırlamış bulunuyoruz.

Sözleşmeli, geçici, vekil gibi adlar altında güvencesiz personel istihdamına ve taşeronlaşmaya son verilmelidir.

Son yıllarda, Devletin asli ve sürekli görevlerinin Anayasaya ve kanunlara aykırı bir şekilde taşeron işçilerle, kadrosuz personel eliyle sağlandığı, taşeronlaşmanın, sözleşmeli, geçici, vekil gibi sıfatlar altında güvencesiz istihdamın alabildiğine arttığı görülmektedir.

Konfederasyon olarak öncelikli talebimiz, 657 sayılı Kanunun 4. maddesinin “B' ve “C' fıkraları uyarınca çalıştırılan sözleşmeli ve geçici personel ile vekil ebe, hemşire, imam, aile sağlığı merkezlerinde görev yapan kamu dışı sağlık personeli ve usta öğreticilerin memur kadrolarına geçirilmesidir.

Kamuda istihdam yapısını değiştiren, iş güvencesini yok eden 4-B ve 4-C statüsünde personel çalıştırma, vekil ebe, vekil imam gibi esnek ve güvencesiz istihdam uygulamasına son verilmelidir.

Bu yolla kamuda sözleşmeli ve geçici personel çalıştırılması uygulamasına son verilmeli, idari hizmet sözleşmeli personelin hukuki statüleri belirlenmeli,

Yüksekokul mezunu işçilerin de talepleri halinde memur kadrolarına atanmaları sağlanarak kamuda istikrarlı ve sürdürülebilir bir istihdam rejimi oluşturulmalıdır.

2016-2017 yılına ilişkin mali taleplerimizi açıklamadan önce belirtmek istediğim bir konu var ki, bizim açımızdan bu yıl yapılacak toplu sözleşme görüşmelerinin temelini teşkil edecektir.

Hatırlanacağı gibi 2014 ve 2015 yılı maaş zamlarının belirlendiği toplu sözleşme görüşmelerinde sözde yetkili konfederasyon, memurları masada yüz üstü bırakmış, adeta kaçmıştır.

Kanuna göre 30 gün sürmesi gereken toplu sözleşme süreci 7 günde, 2 toplantı sonunda anlaşmayla(!) sonuçlandırılmıştır. 

Toplu sözleşme sonunda kamu görevlilerinin hakkı olan enflasyon farkı ödemesi gasp edilmiştir.

Bütçede memurlara ayrılan kaynağın 2,97 milyar TL’si Hükümete peşkeş çekilmiş ve masada bırakılmıştır.

 2014 yılı için Maaşlara yansıyan 123 TL’lik net artış, tarihi başarı olarak yutturulmaya çalışılmıştır.

Hâlbuki 123 liralık zam, aslında toplu sözleşme görüşmelerinde Hükümetin ilk teklifi olan %3+%3 maaş zammının bile altında bir artışa denk gelmiştir. 

123 TL’nin en düşük memur maaşına oransal yansıması %6,6; ortalama memur maaşına yansıması ise yalnızca %5,2 olmuştur.

Toplu sözleşme sonunda enflasyon farkı hakkının gasp edilmesinin yanında; ek ders ücretleri, nöbet ücretleri, ek ödemeler, aile yardımı, çocuk parası, özel hizmet tazminatı, fazla mesai ücretleri de artmamıştır.

2014 yılı enflasyonu %8,2 olarak açıklanınca, toplu sözleşme görüşmelerinde belirlenen maaş artışı, gerçekleşen enflasyonun ortalama 3 puan altında kalmış, başka bir deyimle memur maaşları ortalama aylık %3 oranında erimiştir. 

Bu erimenin parasal karşılığı ortalama aylık yaklaşık 76 liraya, 2014 yılının tamamı için ise 912 TL’ye denk gelmektedir.

2015 yılı için de memur maaşlarına %3+%3 zam yapılması kararlaştırılmışken işçiler adına gerçekleştirilen toplu sözleşme görüşmelerinde işçilere yılın ilk altı ayı için yüzde 5, ikinci altı ay için yüzde 6 zam yapılmasına ayrıca yıllık 500 lira denge tazminatı ödenmesine karar verilmiştir.

Memurlar adına gerçekleştirilen toplu sözleşme görüşmelerinin memur ve işçi arasındaki makası biraz daha açtığı ve memurlar aleyhine bir durum ortaya çıkardığı görülmüştür.

Hal böyle olunca memurların 2014 yılında gasp edilen enflasyon farkından dolayı, 2015 yılında ise işçilerle yapılan emsal toplu sözleşmeden dolayı bir mağduriyet yaşadığı ortaya çıkmaktadır.

Kısaca, 2013 yılında memur ve emeklilerimizin tam 730 günü çalınmış, heba edilmiştir.

Türkiye Kamu-Sen olarak, “Geçmiş döneme ilişkin hesap kapanmadan yeni dönemin hesabına bakılmamalıdır.' diyoruz.

Kamu görevlilerinin ve emeklilerin kaybolan 2014 ve 2015 yılları telafi edilmelidir: Bir defaya mahsus 2000 TL telafi ödemesi istiyor, %5+%5 telafi zammı ile zararlar karşılansın diyoruz.

Bu nedenle 2016 ve 2017 yıllarının maaş zammı belirlenmeden önce, 2013 yılında gerçekleştirilen toplu sözleşme fiyaskosunun yaralarının sarılmasının zorunluluğunu ısrarla vurguluyor, memur ve emeklilerin ekonomik olarak kaybolan yıllarını geri istiyoruz.

Konfederasyonumuzun Ar-Ge Merkezince yapılan çalışmada, 2014 ve 2015 yılarında toplu sözleşme faciasından dolayı ortaya çıkan bu zararın toplamda 2 bin TL olduğu hesaplanmıştır.

  • Biz de 2014 ve 2015 yıllarındaki kayıplarımıza mahsuben, 2016 yılı içinde 4 eşit taksitte ödenmek üzere bir defaya mahsus toplam 2000 TL telafi ödemesi istiyoruz.
  • Telafi ödemesinin kalıcı olması için 2016 Ocak ayından itibaren %5+5; toplam %10 telafi zammı verilsin diyoruz.

2016 yılında toplam maaş artış talebimiz, telafi zammı, büyüme ve refah payı dahil olmak üzere %22 ve taban aylığa seyyanen net 100 TL; 2017 yılında ise toplam %20 ve taban aylığa seyyanen net 150 TL’dir.

Telafi ödemesi yapıldıktan sonra 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin taleplerimizi ise şu şekilde ifade edebiliriz:

  • Ocak 2016 itibarı ile %10 telafi zammına ek olarak, kamu görevlilerine ve emeklilere 2016 yılının birinci ve ikinci altı aylık dilimlerinde %6 + %6 oransal ve Ocak ayından itibaren taban aylığa 100 TL net seyyanen artış yapılmalıdır.
  • Bu yolla 2014 ve 2015 kayıplarının telafisi için öngörülen %10’luk artışla birlikte 2016 yılının ilk altı ayında %16; ikinci altı ayında %6 zam yapılarak, memur ve emekli maaşlarının 2016 yılının tamamı için toplamda oransal olarak  %22 artışa ulaşılması ve ayrıca Ocak ayında taban aylığa yapılacak net 100 TL artışla yüksek maaş alanlarla düşük maaş alan personel arasındaki farkın kapatılması hedeflenmiştir.
  • 2017 yılı için ise Ocak 2017’de tüm kamu görevlilerinin ve emeklilerinin maaşlarına %10 oransal artış ve taban aylığa seyyanen 150 TL zam; Temmuz 2017’de de ilaveten %10 zam yapılmalıdır.

Temel mali taleplerimiz;

2016 yılının tamamı için 2014-2015 yıllarındaki zararların telafisi de dâhil %22 artış ve taban aylığa seyyanen 100 TL net zam; 2017 yılının tamamında ise %20 artış ve taban aylığa seyyanen 150 TL net zam olarak özetlenebilir.   

Ayrıca;

  • Memur maaşını oluşturan bütün kalemler ile ek ödeme, döner sermaye, ek ders, fazla mesai, ikramiye gibi tüm ödemelerin emekli keseneğine dâhil edilerek, emekli olacak memurların yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesini talep ediyoruz.
  • Yılda iki kez dini bayramlar öncesinde tüm kamu görevlilerine ve emeklilere yaklaşık 1600 TL tutarında “Bayram İkramiyesi' ödenmesini istiyoruz.
  • Görevde yükselme unvan değişikliği sınavlarının boş kadro bulunması durumunda derhal yapılmasını zorunlu kılacak mevzuat değişikliği talep ediyoruz.
  • Görevde yükselmelerde her türlü istismara açık olan sözlü sınav uygulamasının kaldırılmasını, bu tür atamaların objektif bir şekilde gerçekleştirilecek yazılı sınavlar aracılığıyla yapılmasını istiyoruz.
  • Ek gösterge uygulamasındaki adaletsizlikler giderilsin, Yardımcı Hizmetler Sınıfında görev yapan personele de ek gösterge verilsin diyoruz.
  • Yardımcı Hizmetler sınıfındaki personelin bir defaya mahsus olarak Genel İdare hizmetleri sınıfına geçirilmesini; Genel İdare Hizmetleri ve Yardımcı Hizmetler Sınıfında çalışan memurlara eğitim durumlarına göre yükselebilecekleri derecelerin kadrosu verilmesini talep ediyoruz.  
  • Özel hizmet tazminatında yaşanan adaletsizliklerin giderilmesi, özel hizmet tazminat oranlarının unvan bazında eşitlenerek tüm memurlar için yükseltilmesi, çalışma barışına katkı sağlayacaktır diyoruz.   
  • Ek ödeme sorunları çözülsün,  
  • Şefler, müdürler ve şube müdürlerinin özlük hakları hakkaniyete uygun bir şekilde yeniden düzenlensin,
  • Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan uzmanlar arasında oluşturulan kariyer uzmanlığı- normal uzmanlık, merkez-taşra uzmanları gibi farklılıklar giderilmeli, aynı unvanlı personelin özlük hakları eşitlensin,
  • Zorunlu rotasyon uygulamasına son verilmesin, kalkınmada öncelikli yörelerde çalışan personel için mahrumiyet yeri ödeneği gibi teşvikler getirilsin diyoruz.
  • Öğretmenlerde olduğu üzere doktor, akademisyen gibi kamu görevlilerinin, vatani görevlerini hizmetine ihtiyaç duyulan bölgelerde yapması sağlanmalı, asker öğretmen uygulaması benzeri, asker sağlık görevlisi, asker akademisyen uygulamasına geçilmelidir diyoruz.  
  • Fazla mesailerin insan haklarına dahi aykırı bir şekilde ücretlendirilmesine karşı çıkıyor, fazla mesai ücretinin çalışanın normal çalışması karşılığında aldığı saat başı ücretten az olmayacak şekilde artırılmasını istiyoruz.
  • Ortalama memur maaşının yıllık toplam tutarı dikkate alınarak gelir vergisi tarifesinde yeni düzenleme getirilsin, kamu görevlilerinin yaşadığı vergi adaletsizliği son bulsun diyoruz.
  • Başta aile yardımı ve çocuk parası olmak üzere tüm sosyal yardım ve ödemelerin yükseltilmesini; tüm kamu görevlilerine giyim, kira, evlenme, ulaşım, doğum, ölüm ve eğitim yardımı ödenmesini, sosyal devlet ilkesinin gerçek anlamda hayata geçirilmesini talep ediyoruz.
  • Ek ders ve nöbet ücretleri artırılmalı, kamu kurum ve kuruluşlarında fiilen öğretmenlik yapan personele de ek ders ücreti, nöbet tutan öğretmen, sağlık personeli gibi tüm personele nöbet ücreti verilmelidir diyoruz.

Bunun yanında;

  • Tüm kamu görevlilerinin işçilerde olduğu gibi yemeklerden ücretsiz yararlanması ve yemek hizmeti sunulmayan işyerlerinde yemek ücretinin nakit olarak ödenmesi,
  • Vatani görevini yapmak üzere ya da doğum yapması nedeniyle ücretsiz izne ayrılan kamu görevlilerinin sosyal güvenlik primleri kurumları tarafından yatırılmaya devam etmesi, söz konusu personele izinleri süresince maaşlarının ¼’ü oranında destek ödemesi yapılması,
  • Aile birliğinin sağlanması temel alınması, eş durumu, sağlık ve öğrenim özrü önündeki engellerin kaldırılması,
  • Bayramlarda ve hafta sonlarında tatil yapamayan kamu çalışanlarının çalışma şartlarının yeniden gözden geçirilmesi,
  • Mobbing uygulamasına maruz kalan personelin korunmasına yönelik yasal düzenleme yapılması,
  • Doğal afet halinde bu bölgelerde görev yapan personele bir maaş tutarında ikramiye verilmesi ve talepleri halinde başka bölgelere tayin hakkı tanınması,
  • 18 yaşını dolduran çocuklarımızın öğrenimlerine devam edememeleri durumunda ödemek zorunda kaldıkları Genel Sağlık Sigortası Primi uygulamasına son verilmesi, yaş sınırının yükseltilmesi,
  • Engelli personelin daha kolay hizmet üretebilmeleri için görevleri ile ilgili gerekli araç ve gereçlerin alınması; engelli personele engel durumunu artıracak görevlendirme yapılmaması,
  • Emeklilere de aile yardımı ve çocuk parası gibi sosyal yardımlar ile banka promosyonu verilmesi gibi birçok talebi de toplu sözleşme masasına taşıyacağız.

Bu talepler ışığında Türkiye Kamu-Sen’in 2016 yılı için kamu görevlilerine uygulanacak zam ve tazminatlar konusundaki mali talebi; telafi zammı, refah ücreti ve büyüme payı dâhil olmak üzere en düşük dereceli memur maaşı için 538,43 TL; ortalama memur maaşı için 680,77 TL’dir.

Talebimiz 2017 yılında ise en düşük dereceli memura 658,4 TL; ortalama memur maaşına ise 813,48 TL zam içermektedir.

Kısaca genel bir değerlendirme yaparak, özetlemeye çalıştığım taleplerimizin karşılanması, memurlarımızın yıllardır biriken sorunlarının çözülmesi için büyük bir adım olacaktır.

Taleplerimiz, geçerli temellere dayanan, son derece makul ve karşılanabilir bir şekilde hazırlanmıştır.

Gereken ciddiyet ve azim gösterildiğinde, tüm taleplerimizin karşılanacağından eminiz.

Taleplerimizin karşılanmaması için tek engel, siyasetçilerin ekonomik tercihi ve yetkilendirilmiş sözde sendikaların masa başında siyasiler karşısında teslim bayrağını çekerek, bir yerlerden gelen talimatlara uyması olacaktır.

Kamu görevlilerini mutlu etmek, gösterilecek iradeye bağlıdır.

Ekonomik tercihler, vatandaşlarımızı mutlu etme ve geliri adil paylaşma yönünde kullanılırsa kamu görevlilerinin yüzü bir nebze olsun gülecek ve zedelenmiş olan itibarı iade edilecektir.

Biz Türkiye Kamu-Sen olarak kanunların bizlere tanıdığı yetkiler ölçüsünde, kamu görevlilerinin masa başı oyunlarla haklarının gasp edilmesinin önüne geçmek için elimizden geleni yapmaktan geri durmayacağız.

Memurları masada satmaya kalkan olursa, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da onların ipliğini pazara çıkarmak bizim asli görevimizdir. 

Tüm kamu çalışanlarının beklentilerine cevap vermesi umuduyla, toplu pazarlık sürecinin hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinize saygılarımı sunuyorum.' diyerek sözlerini noktaladı.

NOT: AÇIKLAMADA TÜM TALEPLERİMİZ YER ALMAMAKTADIR. TALEPLERİMİZİN TAMAMI YAKIN ZAMANDA İNTERNET SİTEMİZDE YAYINLANACAKTIR

 
Bir Şehidimiz Var PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Salı, 21 Temmuz 2015 09:18


Adıyaman'da güvenlik güçleriyle terör örgütü PKK mensupları arasında çıkan çatışmada Jandarma uzman onbaşı Müsellim Ünal (23) şehit oldu, 2 askerimizde yaralandı.
Türk İmar-Sen olarak şehidimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabır, yaralı askerlerimize  ise acil şifalar dileriz.

Türk Milletinin Başı Sağ Olsun.

 

 
Şuruç’taki Saldırıyı Nefretle Kınıyoruz PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Salı, 21 Temmuz 2015 08:47


Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde yaşanan ve 27 vatandaşımızın hayatını kaybettiği 100’e yakın vatandaşımızın yaralandığı hain saldırıyı büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.

Saldırıda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet dilerken yakınlarına ve Türk milletine sabırlar diliyor, yaralılarımıza da acil şifalar temenni ediyoruz. Yaşadığımız coğrafyada oynanan oyunlar, yürütülen politikalar ne yazık ki medeniyetin beşiği olarak kabul edilen bu coğrafyayı tam anlamıyla bir kan gölüne dönüştürmüştür. Küresel güçlerin tezgahlarıyla komşu devletler birbirine düşürülmüş, İslam  dünyası göz yaşlarına mahkum edilmiştir.
 
Peygamberler şehri olarak bilinen, barış ve hoşgörünün adresi olan Şanlıurfa’da böylesine hain bir saldırının yapılması elbette milletçe hepimizi yaralamıştır. Türk milletinin birlik, beraberlik ve huzurunu bozmak isteyen bu tür olaylara karşı milletçe karşı koymalı ve dün olduğu gibi, bugün ve yarında bu oyunları hep birlikte bozmalıdır. Türk Sağlık-Sen olarak Suruç’ta yaşanan bu alçak saldırıyı bir kez daha lanetliyor, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza yüce Allah’tan rahmet, aileleri, yakınları ve Türk milletine baş sağlığı dileklerimizi iletiyor, yaralılarımıza ise acil şifalar diliyoruz.
 
Allah bu ülkenin huzurunu bozmak isteyenlere fırsat vermesin'

 
AFAD Görevde Yükselme Yönetmeliği Danıştaylık PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Pazartesi, 06 Temmuz 2015 14:08

 

Türk İmar-Sen tarafından Afet Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliğinde yer alan ve çalışanları mağdur eden bazı düzenlemelerin iptali için Danıştay’a dava açıldı.

Açılan davada yönetmelikte Şube Müdürü kadrosuna atanacaklar arasında arama ve kurtarma teknisyeni ibaresine yer verilmemesi, şef kadrosuna atanabilmek için yine “şef” olarak çalışmış olmak gibi bir şart koşulmasını düzenleyen hükme ve Eğitim Uzmanı kadrosuna atanabilmek için; “Üniversitelerin eğitim fakülteleri bölümlerinden veya pedolojik formasyon belgesine sahip olmak kaydıyla Fen Edebiyat Fakülteleri bölümünden mezun olmak” şartı getirilmesi gibi çalışanları mağdur eden düzenlemelerin iptali için dava açıldı.

 

Dilekçede bu tür düzenlemelerin eşitsizliğe neden olduğu belirtilerek iptali talep edildi. 

 
Kadastro Tazminatlarının Ödenmesi İçin Başvurduk PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Pazartesi, 06 Temmuz 2015 13:30

 


Sendikamız Türk İmar-Sen çalışanların sorunlarının çözüm için girişimlerde bulunmaya devam ediyor. Son olarak arazide görev yapan Kadastro çalışanlarının kadastro tazminatının ödenmemesi nedeniyle Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne bir başvuru yaptık.

Sendikamız tarafından yapılan başvuruda kadastro tazminatının ödenmesi ile ilgili mevzuat hatırlatılarak arazide görev yapan personellere kadastro tazminatı ödenmediği yönünde şikâyetlerin geldiği belirtildi.

Çalışanları mağdur eden bu uygulamanın sonlanması için hak edilen ödeneklerin hesaplanıp ödemelerin yapılması istendi. Bu konuda bölge müdürlüklerinin uyarılması talep edildi.

 

 

 
Müdür ve Müdür Yardımcılığı Sonuçlarını Açıklamak İçin Ne Bekleniyor ? PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Pazartesi, 06 Temmuz 2015 10:43


Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından müdürlük ve müdür yardımcılıkları için yazılı görevde yükselme sınavı yapılmıştır. 18/04/2015  tarihinde müdürlük için sözlü sınav gerçekleştirilmiştir.

 O tarihten bugüne kadar sınav sonuçlarının açıklanmaması ve yerleştirmelerin yapılmaması tam anlamıyla bir garabettir. 3 ay kadar uzun bir süre sonuçların ilan edilmemiş olması ile ilgili olarak çalışanların kaygı duymaktadırlar.

Milyonlarca kişinin girdiği sınavlar bir hafta içinde açıklanırken, Genel Müdürlüğün bu sınavın sonuçlarını 3 aya yakın bir süredir açıklamaması kabul edilemezdir. Süre uzadıkça bu işten çeşitli kokuların yükseleceği de açıktır.

Yeni hükümet, yeni bakan mı beklenmektedir. Yoksa oluşacak siyasi konjonktüre göre mi kazananlar belirlenecektir.  Hangi kriter değerlendirmeyi bu kadar uzatmıştır, mutlaka izaha muhtaçtır.  Bu işin sorumluluğunu üstlenen bürokratlar bunun hebanı vermeli ve bir açıklamada bulunmalıdır.

Ayrıca bu gecikme nedeniyle sınav sonucunu bekleyen ve ona göre aile ve sosyal hayatını dizayn edecek çalışanlarda açıkça mağdur edilmektedir. Kimisin eşinin tayini, kimisi çocuğun okuyacağı okul gibi durumlarla ilgili tercih günleri yaşanırken sınavın açıklanmaması aileleri de üzen bir tavır olmuştur.

Türk İmar-Sen olarak bu konun takipçisi olduğumuz belirtiyor ve sınav sonuçlarının derhal açıklanmasını istiyoruz. 

 
DOĞU TÜRKİSTAN’DA YAŞANAN ÇİN ZULMÜNÜ PROTESTO ETTİK PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Pazartesi, 06 Temmuz 2015 06:58


Çin zulmü, Müslüman Türklerin yaşadığı Doğu Türkistan’da artarak devam ediyor. Ramazan ayında bile ardı arkası kesilmeden soydaşlarımıza yönelik devam eden baskı ve şiddet olaylarını protesto etmek için Güvenpark önünde toplandık.

Eyleme Konfederasyon Genel Başkanı İsmail Koncuk’un yanısıra, Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Türk Büro-Sen Genel Başkanı Fahrettin Yokuş, Türk Haber-Sen Genel Başkanı Sedat Yılmaz, Türk İmar-Sen Genel Başkanı Necati Alsancak, Türk Yerel Hizmet Sen Genel Başkanı İlhan Koyuncu, Türk Enerji-Sen Genel Başkanı Mehmet Özer, Türk Kültür Sanat Sen Genel Başkanı Hasan Hüseyin Yılmaz, Türk Diyanet Sen Genel Başkanı Hazım Zeki Sergi, ve Türk Emekli-Sen Genel Başkanı Osman Özdemir ile sendikalarımızın genel merkez yönetim kurulu üyeleri, kamu çalışanları, MHP Ankara İl Başkanı Fatih Çetinkaya, Dünya Türkistan Derneği Genel Başkanı Abdullah Doğan, TÜRKAV Başkanı İbrahim Vatansever ile Türk Dayanışma Konseyi’ne üye olan kurumların temsilcileri ve Doğu Türkistanlı soydaşlarımız da katıldı.

Ellerinde Doğu Türkistan bayraklarıyla eyleme katılan vatandaşlarımız Çin hükümeti aleyhine sloganlar atarak bölgede yaşananları protesto etti.

Basın açıklaması öncesinde Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Hazım Zeki Sergi, hayatlarını kaybeden soydaşlarımız için dua okudu.

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk , Çin Hükümeti’nin her yıl ramazan ayı nedeniyle Uygur Türklerine yönelik oruç yasağı ve belirli kısıtlamalar nedeniyle gerilimler yaşamasına yönelik tepkisini  yaptığı basın açıklamasıyla duyurdu.

Açıklamasında Doğu Türkistan’da yükselen çığlığın,  dünya ülkeleri tarafından duyulmadığına işaret eden Genel Başkan,  “dünyanın her yerinde Türk’e karşı girişilen bu saldırılar, tarihten Türk isminin silinmesi için çabalayan şer odaklarının bir planıdır” diyerek buna asla izin vermeyeceklerini söyledi:

“ Gözümüze uzak, gönlümüze yakın Doğu Türkistan’dan yükselen çığlıkla yüreklerimiz yanmaktadır. Ramazan ayında, Doğu Türkistan’da bir millet kan ağlarken; bütün dünya yine kör, sağır, dilsiz; bu hayasız, bu alçakça zulmü seyretmektedir.   Ne yazık ki, milletimizin büyük çoğunluğunun yaşanan insanlık dramından haberi dahi yoktur. Çin Devleti, yıllardır işgal ettiği Doğu Türkistan’da sistematik katliamlar gerçekleştirmektedir.   Türkistan kan gölü haline gelmişken Hükümet, yaşanan dramı görmezden gelmekte, sözde insan hakları savunucuları susmakla yetinmektedir. Doğu Türkistan’da evlerinden, yurtlarından edilmiş yüz binlere, katledilen canlara kimsenin gözlerini kapatma hakkı yoktur. Mesele Müslüman olmaksa Uygur Türkleri de Müslüman’dır. Mesele insan olmaksa Türkler de insandır. Bir dönem sözde dünya liderliğine soyunup, sözüm ona diktatörleri hizaya getirme peşinde koşanlar, milletin değerlerini oya tahvil etmek için “Yeni Osmanlıcı” kesilenler, dantelli kefenlerle yola çıkanlar neredesiniz?  Haydi çıkın ortaya; bir ses verin Allah aşkına!Kayıp vatanın çilekeş evlatları, kardeşlerimiz! Saltuk Buğra Han, Dilşad Sultan, Osman Batur, Kaşgarlı Mahmud, Yusuf Has Hacib, Ahmet Yüknek, Yusuf Alptekin hepinizden özür dileriz. Ata yurdumuza sahip çıkamadık. Emanetiniz vardı bizlere; Canınız, malınız, namusunuz!150 yıldır Türkistan’ın çığlığı duyulmadı Batı’da. Nedense işine gelen her olayda ayağa kalkan Batı, konu Müslüman ve Türk olunca kör, sağır, dilsiz oluveriyor. Bugün Türkistan kan ağlıyor. Katil Çin’in namahrem eli Türk’ün ırzı üzerinde geziyor. Katil Çin’in namahrem eli ezanların sesini kesiyor. Bugün Türkistan kan gölü ve Batı Türk’ün kanı eşliğinde ayaklar altına alıyor insanlığı: susarak kusuyor içindeki kini! Kardeşlerimiz, gözyaşlarınızı silmeye ellerimiz uzanamıyorsa da bugün milyonlarca yürek, acını hafifletmek için atıyor Türkiye’nin dört bir yanında.

Türkistan; çilekeş insanların güzel yurdu, Kürşad’ını bekliyor. Utanma Türkistanlı bacım! Size bu topraklarda toplantı yapacak yer vermeyenler utansın! Türkistan bayrağını salonlara sokmayanlar utansın! Vahşete sesini çıkaramayanlar utansın! Stratejik derinlik diyerek Türk milletini dipsiz kuyulara mahkûm edenler utansın!  Ey yetkililer, ey sözde insan hakları savunucuları!  Binlerce yıllık kadim Türk yurdunda, en temel insani değer olan inana saygı ayaklar altına alınıyor. Soydaşlarımızın ibadet etmeleri engelleniyor.  Doğu Türkistan’da çocukların boynu bükük, minareler ezansız, camiler cemaatsiz kalmış durumda… Ey insanlık! Taş mı kesildiniz, neredesiniz?  Kürsülerde aslan kesilen sözde dünya lideri, gerçekler karşısında süt dökmüş kedi mi oldun?

Bir Türk olarak, sınırlarımız dışında kalan Doğu Türkistan’da yaşanan soykırım, Musul’da, Telafer’de, Suriye’de Türklerin yaşadığı bölgelerde yaşanan etnik temizlik ve dünyanın dört bir yanında soydaşlarımızın yaşadığı zulüm, yüreklerimizi yakıyor.   Dünyanın her yerinde Türk’e karşı girişilen bu saldırılar, tarihten Türk isminin silinmesi için çabalayan şer odaklarının bir planıdır. Beşikteki bebeklerin çığlığı, yüreklerimizi yakıyor. Binlerce yıldır Türkmen kardeşlerimizin yaşadığı bu topraklardan sürülmesi, ırzlarının ayaklar altına alınması,  katledilmesi yüreklerimizi yakıyor.   Türkmen kardeşlerimizin dünyanın uzak köşesinde yapayalnız bırakılması yüreklerimizi yakıyor.   

Türk Hükümetini yaşanan bu vahşete “dur” demeye davet eden Koncuk, dünyanın neresinde olursa olsun soydaşlarımıza sahip çıkmamız gerektiğini vurguladı:

“Türkmenler üzerinde uygulanan bu katliama ne Hükümetin ne de dünya devletlerinin seyirci kalması asla kabul edilemez.  Dicle kenarında bir koyun kaybolsa hesabının kendilerinden sorulacağını ifade edenler acaba Doğu Türkistan’dakileri ne olarak görmektedirler? Bu nedenle Türk hükümeti bir an önce bu vahşete “Dur” demek zorundadır. Doğu Türkistan’daki zulüm sona ermeden, gümrük kapılarından tek bir Çin malının Türkiye’ye giremeyeceğini ilan etmek zorundadır. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi, bu vatanın gönlümüzdeki sınırları, Türk’ün yaşadığı en uzak yerden başlar. Dünyanın neresinde bir Türk’ün burnu kanasa, bizim yüreğimize kan damlar. Hiç kimsenin bu milletin içini yakmaya, soydaşlarımızı yalnız ve çaresiz bırakmaya ve katil bir devletin insafına terk etmeye hakkı yoktur. Türk devleti, büyük olacaksa sınırlarımız dışındaki kardeşlerimizle büyüyecektir.  Türkiye, dünyanın neresinde olursa olsun, bütün soydaşlarımıza sahip çıkmak zorundadır.  Tarih, bu sorumluluğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin omuzlarına yüklemiştir. Bu nedenle bu devletin politikası değerli yalnızlığı kaldırmaz; milliyetçi bir bakış, onurlu bir duruş, ilkeli bir yaklaşım ister. Bölgede yaşananlara, başta Türk Hükümeti olmak üzere tüm dünya devletleri kısa zamanda müdahale etmeli ve Doğu Türkistan’da yaşanan bu insanlık dramına bir son verilmelidir.  Türkiye Kamu-Sen olarak Mısır’da iç çatışmada ölen bir çocuk için aylarca eylem yapıp, mitinglerde gözyaşı dökerken; Filistin için ayaklanıp, sokaklara dökülürken; Türkmenlerin, Uygur Türklerinin katliamına sessiz kalanları şu mübarek günlerde vicdanları ile baş başa bırakıyoruz. Unutulmasın ki, Doğu Türkistan’daki Türkler de Kobani’dekiler kadar insan, Filistin’dekiler kadar Müslüman’dır. Unutulmasın ki her çocuk; hepimizin öz çocuğu kadar masum, hepimizin öz çocuğu kadar sevgiye, merhamete ve korunmaya muhtaçtır.  Unutulmasın ki, nerede olursa olsun; Müslüman Müslüman’ın kardeşidir. İnsanlık katledilmeden, yaşanan trajedi daha da büyümeden Türk Hükümeti’ni, İslâm alemini ve Birleşmiş Milletler Örgütünü, bu vahşeti durdurmak üzere yetkili organlarını harekete geçirmeye ve etkili tedbirler almaya davet ediyoruz.  Aksi halde bu katliama sessiz kalan her kurum, örgüt ve ülke, işlenen bu insanlık suçuna ortak olacaktır.  Ata yurdumuzda, bizden olan ve yüz yıllardır işgallere direnen, soykırımlara dayanan, İslam’ın, Türklüğün sancağını güneşin doğduğu en uzak noktada dalgalandıran Doğu Türkistanlı kardeşlerimizi ilgisizliğin girdaplarında, cellatlara teslim eden anlayışı şiddetle protesto ediyoruz.   Türk milleti uyan, kardeşin katlediliyor! Bu katliama seyirci mi kalacağız; elimize kardeş kanı mı bulaştıracağız? Yerin dibine geçsin katil Çin Devleti! Kırılsın    Türk’e saldıran eller! Yok olsun Türklüğe kefen biçen hainler! “Irzımızdır çiğnenen, evladımızdır doğranan. Hey sıkılmaz, ağlamazsan, bari gülmekten utan!” Diyor,   katılımızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum. “
 

 
MEMURA YALNIZCA %1,76 ENFLASYON FARKI PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Cuma, 03 Temmuz 2015 11:39


Haziran ayına ait enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte memur ve emekli maaşlarının yılın ilk yarısında eridiği de resmen tescillenmiş oldu.

Memur ve emeklilere 2015’in Ocak ayında altı aylık dönem için %3 zam yapılmışken, bu dönemde enflasyon %4,76 olarak gerçekleşti. Ramazan ayı olmasına ve özellikle gıda ürünlerine fahiş zamlar yapılmasına rağmen memur ve emeklilere ödenecek enflasyon farkının belirleneceği Haziran enflasyonunun -%0,51 olarak açıklanması ise kamuoyunda şüpheyle karşılandı. Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Merkezi olarak Haziran ayı içerisinde gerçekleştirdiğimiz araştırmada Ramazan enflasyonunun %14,7 olduğunu ortaya koymuş olmamıza rağmen 2015 Haziran ayında enflasyonun eksi olarak açıklanması çok da inandırıcı bulunmadı.      

Haziran enflasyonunun eksi çıkmasıyla dönem içinde %2,3’e kadar yükselen maaşlardaki erime, Haziran sonu itibarı ile %1,76 olarak belirlendi. Buna göre memur ve emekli maaşlarına %1,76 enflasyon ödemesi yapıldıktan sonra yılın ikinci yarısı için öngörülen %3’lük maaş zammı artışı yapılacak.  

Hatırlanacağı gibi geçtiğimiz yıl toplam enflasyon %8,2 olarak gerçekleşirken memurlara ortalama %5,2 zam yapılmış ve maaşlar ortalama %3 dolayında erimiş olmasına rağmen 2013 yılında gerçekleştirilen toplu sözleşme görüşmelerinde alınan karar gereği memur ve emeklilere enflasyon farkı verilmemiş ve reel ücretlerde düşüşler yaşanmıştı.

Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, “Enflasyon farkı uygulamasının memurlar ve emekliler için hayati derecede önemli olduğu 2014 yılında yaşanan kayıplarla ortaya çıkmıştı. Memurlar bu yıl yeniden ödenecek enflasyon farkı dolayısıyla zararlarının karşılanacağı konusunda umutlanmışlardı. Ama tam da enflasyon farkı ödemesinin belirleneceği ayda gıda ve temizlik ürünleri ile petrol başta olmak üzere tüm harcama kalemlerine zam gelmişken enflasyonun eksi çıkmasının anlaşılır gibi değil. Zaten 2014 yılında memur ve emekliler büyük zararlar yaşadılar. Bu yıl da Mayıs ayına kadar %2,3 olan enflasyon farkı Haziran ayında %1,76’ya düşürüldü. Enflasyon farkı, çalışanlarımızın alım gücünün korunması açısından hiç olmazsa bir can simidi olarak görülüyor ama o da hesap oyunlarıyla iç ediliyor.

Sokağa, çarşıya, pazara çıktığınızda her şeye zam geldiğini görüyorsunuz. Kazancımız harcamalarımıza yetmiyor. Millet, borçlanarak yaşıyor. Enflasyonun eksi olduğunu iddia edenler, hiç sokağa çıkmıyor, hiç oruç açmıyor mu? İftar çadırları dolup taşıyor; sokaklar dilenciden, evsizden geçilmiyor; çöplüklerden yemek toplayanlar her gün gazete sayfalarında yer alıyor. Bunlar enflasyondan kaynaklanmıyor mu? Gelirlerdeki düşüşten kaynaklanmıyor mu?   Bütün veriler ellerinde mevcut, hiç vatandaşın kredi kartı borçlarının ne seviyeye geldiğine bakmıyorlar mı?

Memurların ve emeklilerin alacağı üç kuruşa göz dikenler, her türlü hesap oyununu yapıyorlar. Sonuçta açıklanan resmi rakama itiraz etmek ve değiştirilmesini sağlamak gibi bir şansımız yok. Biz Türkiye Kamu-Sen olarak önümüzdeki aybaşında başlaması gereken toplu sözleşmelere tüm ciddiyetimizle, memur ve emeklilerimizin hassasiyetleri doğrultusunda hazırlanıyor ve bütün bu kayıpları hesaba katıyoruz. Toplu sözleşme görüşmelerinde memurun ve emeklinin haklarını budamaya cüret edenlerin ipliğini pazara çıkaracağız. Ben milyonlarca memurun, emeklinin hakkını kim yiyorsa onları bu mübarek günlerde Allah’a havale ediyorum.” Dedi.      

 
4 Temmuz’da Doğu Türkistan İçin Alanlardayız PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 01 Temmuz 2015 06:45


Doğu Türkistan’da öz kardeşlerimize yönelik vahşet ve soykırım yapan, ramazan ayında oruç tutmalarını bile yasaklayan Katil Kızıl Çin’i 4 Temmuz’da Türkiye Kamu-Sen olarak tüm Türkiye’de protesto edeceğiz.

Eylem 4 Temmuz Cumartesi günü Ankara’da saat 13.00’da Güvenpark'ta ve tüm illerimizde Türkiye Kamu-Sen temsilcilikleri tarafından belirlenen yerlerde gerçekleştirilecektir. 
Tüm milletimizi bu eyleme, katil Çin’i protestoya davet ediyor ve Gök Bayrağını ve Al Bayrağını Al Gel diyoruz.

 
TOPLU SÖZLEŞME HAZIRLIKLARIMIZ DEVAM EDİYOR PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Cumartesi, 27 Haziran 2015 06:59


Ağustos ayında başlayacak olan toplu sözleşme görüşmeleri için hazırlıklarımız tüm hızıyla sürüyor.

2016 ve 2017 yıllarında memurlara ve emeklilere yapılacak maaş zamlarının belirleneceği toplu sözleşme görüşmelerinde, Türkiye Kamu-Sen yine kamu görevlilerimizin hakları için masada olacak.

 

Bu doğrultuda konfederasyonumuzun Genel Toplu Sözleşme Sekreteri ve Türk İmar-Sen Genel Başkanı Necati Alsancak, Genel Mevzuat Sekreterimiz ve Türk Enerji-Sen Genel Başkanı Mehmet Özer ile birlikte sendikalarımızın toplu sözleşme sekreterleri ve uzmanlarımız ile gerçekleştirilen toplantılarda, memurlarımızın eriyen maaşlarının telafisi, 2014 ve 2015 yıllarında yaşanan kayıpların tazmini, iş yerlerinde yaşanan sorunlar, terfi, yer değiştirme, görevde yükselme, ek gösterge, ek ödeme, vergi adaletsizliğinin giderilmesi gibi birçok konu ele alınıyor.

 

Memurlardan gelen taleplerin de ele alındığı çalışmalar, büyük bir titizlik içerisinde önümüzdeki iki yılın ekonomik öngörüleri de göz önüne alınarak şekillendiriliyor.

Toplu sözleşme görüşmelerine yönelik hazırlık toplantılarımız önümüzdeki günlerde de devam edecek.

 
Vekalet Ücreti İçin Karayolları Genel Müdürlüğüne Başvuru Yaptık PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Cuma, 26 Haziran 2015 08:44

 


Türk imar-Sen çalışanların haklarının savunmaya ve sorunları ile ilgilenmeye devam ediyor. Sendikamız tarafından son olarak Karayollarında 3 aydan fazla vekaletle görev yapanlara vekalet ücreti verilmesi istendi.

Genel Müdürlüğe yapılan başvuruda Anayasa Mahkemesinin kararı hatırlatılarak ek göstergeleri esas alınarak hesaplanan kademe aylığının 1/3’ünün vekalet aylığı olarak vekaleten görev yapanlar ödenmesi istendi.  

BAŞVURUMUZ
 

 

 

 

 

 

 

 

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI  İÇİN TIKLAYINIZ

 

 

 
23 YILDIR DOĞRULAR İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Salı, 23 Haziran 2015 12:51

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk'un Konfederasyonun 23. kuruluş yıldönümü nedeniyle yayınladığı basın açıklamasıdır.

Hareket merkezine millet sevgisini, vatan sevdasını ve hizmet aşkını alarak; Türkiye Cumhuriyetinin vazgeçilmez değerlerini ve kamu görevlilerinin haklarını koruyup, daima daha iyiye ve güzele ulaşmayı hedefleyen Türkiye Kamu-Sen’in 23. kuruluş yıldönümünü gururla kutluyoruz.

Kamu görevlilerinin örgütlenmelerinin dahi yasak olduğu bir dönemde, hak yoluna adanmış bir ömürden başka sermayesi olmayan bir avuç gönül erinin desteğiyle çıktığımız hizmet yoluna, memurlarımız için büyük kazanımlar ekleyerek devam ediyoruz.  

Konfederasyonumuz; hak arama anlayışının ruhunu milli-manevi değerlerimizden, mücadele azmini şanlı tarihimizden, gücünü bugün 450 bine ulaşan ve her yıl artan üyelerinden almaktadır. Yarım milyona yaklaşan büyük bir kitlenin aile sıcaklığı içinde bütünleştiği bu yuvada, ortak amaç ve sevginin ortaya çıkardığı sinerji ile hedefimizden şaşmadan, kurulduğumuzda belirlediğimiz ilkelerden sapmadan, memurlarımızın hak ve menfaatlerinin korunup geliştirilmesi için faaliyetlerimizi yürütüyoruz. Tüzüğümüzde yer alan ana ilkeler doğrultusunda; “ilkemiz önce ülkemiz” diyerek; üreten, yol gösteren, hak eden ama hak ettiğini mutlaka alan bir sendikacılık anlayışını Türk sendikal hareketine kazandırmış bulunuyoruz. Bu doğrultuda ülkemizin bölünmez bütünlüğü, çocuklarımızın geleceği; ülkemiz insanının ve kamu çalışanlarının ezilmişliğine son vermek, hakkı, hukuku ve ücret adaletini sağlamak için mücadele ediyoruz.  

Kurulduğumuz günkü aşk ve şevkle yürüttüğümüz bu mücadele, ILO standartları ve uluslararası sözleşmeler referans alınmak suretiyle grevli, gerçek anlamda toplu sözleşmeli, siyasete katılma hakkını da içeren, evrensel sendikal haklarla donanmış, refah ücretine kavuşmuş, geleceğe umutla ve güvenle bakan bir kamu çalışanı; birlik, bütünlük ve kardeşlik içinde yaşayan, huzurlu bir topluma kavuşma temelinde şekillenmektedir. 

Ancak giderek artan bir şekilde; bir tarafta, devleti temsil eden memurların haklarının ellerinden alınması, iş güvencelerinin yok edilmesi, maaşlarının hayatın gerçekleri karşısında eriyip gitmesi diğer tarafta ise Anayasamızda şeklini bulan Devletimizin üniter yapısının değiştirilmesi gibi girişimlerle karşı karşıya kalmaktayız. Türk milletinin ve kamu görevlilerinin türlü mecrada aleni olarak sırtından bıçaklandığı bir dönemi yaşarken hem kamu görevlilerimizin haklarına hem de varlığımızın teminatı Türkiye Cumhuriyeti ve temelleri üzerinde yükseldiği tarihimize sahip çıkmaya çalışıyoruz.

23 yıl önce alevlenen bu mücadelemiz emekle, alın teriyle, çileyle harmanlanmış ve bugün yüzü Türk memuruna dönük, hedefi aydınlık bir gelecek olan ve tüm Türk-İslam coğrafyasını kuşatan bir sevda ateşine dönüşmüştür. Atalarımız, “Doğru duvar yıkılmaz” demiş. Türkiye Kamu-Sen de kuruluşundan beri teslim olmadan, satmadan, satılmadan, yanlışa “Doğru” demeden, dik duruşun, doğrunun ve haklının yanında olmanın sembolü olarak, dosdoğru bir duvar gibi ayaktadır, yıkılmamıştır, yıkılmayacaktır. Türkiye Kamu-Sen’in bu onurlu duruşu, yöneticisi için de üyesi için de bir şeref vesilesidir. 

Bu duruşumuz ve kutlu yürüyüşümüz; Devletimiz ve milletimiz üzerinde farklı projeler uygulama arzusunda olanlarca manipüle edilerek sekteye uğratılmaya çalışılsa da, siyasetin, bürokrasinin ve basının desteğini arkalarına alanlar tarafından durdurulmak istense de, her geçen gün daha fazla destek buluyor, her gün yeni bir filiz veriyor.  

Siyasetin her türlü çirkinliği ile palazlanan, adam kayırma, şantaj ve şahsi menfaatle beslenen; gıdası yalan olan, nefesi riya kokan bir kısım çevreler, tüm değerleri ayaklar altına alarak ve kendilerini var eden kamu görevlilerine ihanet derecesinde zararlar vererek sendikacılık yaptıklarını zannetseler de; bugün tertemiz mazisi çeyrek asra yaklaşmış olan Türkiye Kamu-Sen, gerçek anlamda vefanın ve sendikacılığın tek adresi olarak tüm Türk milletinin ve Türk memurunun gönlünde yer etmiştir.  

Bizler; önümüzde türlü engellerin bulunduğu bu bulanık ortamda, tüm değerlerimizi yerle bir etmeye çalışanlara karşı dik durmak; seviyemizi aşağılara çekmeye çalışanlara karşı, “Cümleler doğrudur sen doğru isen; Doğruluk bulunmaz sen eğri isen” dizelerinden hareketle, sahip olduğumuz erdemlerimizle cevap vermek durumundayız. Biliyoruz ki, biz doğru yerde durdukça, er ya da geç, eğriler yok olacak, pislikler temizlenecek, yaralar sarılacak, karanlıklar dağılacaktır.

23. yılımızı doldurduğumuz bu süre zarfında Türkiye Kamu-Sen camiası içinde yer alarak, üye olarak, destek vererek doğru yerde durmuş; işyeri temsilcilerinden şube başkanlarına, şube yönetim kurulu üyelerimize, ilçe ve il temsilcilerinden genel merkez yöneticileri ve genel başkanlarına kadar, herkese tek tek teşekkür ediyor; ailemize kattıkları değerden dolayı, minnetlerimi ifade ediyor, hayatta olmayan tüm arkadaşlarıma da Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.

İSMAİL KONCUK

  Genel Başkan

 
Ramazan ayı bereket huzur ve esenlik getirsin. PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Perşembe, 18 Haziran 2015 08:15

Rahmet, bereket, mağfiret ve bağışlanmanın zamanı olan onbir ayın sultanı Ramazan ayına kavuşturan Yüce Allah’a (cc) şükürler olsun.

İnsanlara huzur ve esenlik getiren manevi atmosferi en yoğun şekilde yaşatan bu ay bir muhasebenin yapılmasına da vesile olacaktır.

Yüce kitabımız Kur’an’ın inmeye başladığı, camilerin tıklım tıklım dolduğu bu güzide zaman dilimini en iyi şekilde değerlendirmeliyiz.

Hayatın hızlı ve karmaşık koşturması içerisinden sıyrılarak, bir ay boyunca da olsa sükûneti ve huzuru bulmaya çalışmalıyız.

Durumu iyi olmayanların, düşkünlerin, düşmüşlerin, başkasına muhtaç olanların hatırlanmasını sağlamalıyız.

Ramazan ayı merhametin ve yardımlaşmanın doruk noktaya ulaştığı eşsiz bir zaman dilimidir.

Sadece yeme içmeyi durdurma değil, sabrın da önemli bir özellik olarak hayatımızın içerisine girdiği bir andır.

Yüce Allah (cc) bizlere şöyle buyurmaktadır; “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden Ramazan ayını idrak edenler onda oruçtutsun...” (Bakara, 185)

Günümüz insanlarının birçok problemle karşı karşıya oldukları bilinmektedir.

Bu sıkıntılardan bir ay bile olsa sabır ve şükür ile kurtularak manevi hazzı yaşamalı ve yaşatmalıyız. Kur’an ayı olan Ramazan’da bol bol Kur’an’ı okuyarak, dinleyerek, anlayarak hayatımıza tatbik etmeli, güzel ahlaklı kişiler olarak toplumu da güzelleştirmeliyiz.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in “Bir kimse, ramazanın faziletine inanarak ve mükâfatını umarak oruç tutarsa, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhârî, Savm,6;) buyruğunu unutmayalım.

Mübarek Ramazan ayının çevrelediği huzur, mağfiret ortamının ülkemize, bütün İslam alemine yansımasını, esenlik dini olan yüce dinimiz İslam’ın kardeşlik anlayışının her yanı sarmasını, kan, gözyaşı ve birbirini öldürmenin son bulmasını Yüce Allah’tan (cc) niyaz ediyoruz.

 

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 - 4