MANŞET HABERLER
Terör Saldırısını Lanetliyoruz PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 29 Haziran 2016 07:37

 

İstanbul'da Atatürk Havalimanında gerçekleşen hain terör saldırısı nedeniyle Genel Başkanımız Necati Alsancak tarafından bir taziye mesajı yayınlandı.

"Dün gece İstanbul Atatürk havalimanında yaşanan hain terör saldırısı sonucunda 36 vatandaşımız şehit olmuş, 147 vatandaşımız ise  yaralanmıştır. 
Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine sabır ve  yaralılara acil şifalar diliyorum.  Bu kalleş saldırıyı lanetliyoruz. Türkiye’yi kaos ortamına sürüklemek ve milletimizin birliğini dirliğini ve ülkenin huzurunu yok etmek isteyen terör örgütleri asla amaçlarına ulaşamayacaktır.

Mübarek Ramazan günü kan döken bu caniler ve onların tüm işbirlikçilerinde hesap sorulmalıdır. Tüm terör örgütlerine ve onların destekçilerine karşı yoğun ve tavizsiz mücadele edilmelidir. Taviz verilen, görmezden gelinen bir süreç sonucunda ülkemizin bugünkü geldiği durum iyi analiz edilmeli ve tüm terör odaklarından, bunların işbirlikçilerinden, Sivil toplum örgütü kılıfı altında teröre taşeronluk, teröriste hamilik yapanlardan ülkemiz temizlenmelidir. 

Bu temenni ile bir kez daha İstanbul Atatürk Havalimanı'nda yaşanan bu alçak saldırıyı lanetliyor, şehitlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine sabırlar, Türk milletine baş sağlığı dileklerimi sunuyorum. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum."

Necati ALSANCAK
Türk İmar-Sen Genel Başkanı 

 
AFET VE ACİL DURUM ARAMA KURTARMA BİRLİKLERİ İLE ARAMA KURTARMA EKİPLERİ KIYAFET YÖNETMELİĞİ TASLAĞI PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Salı, 14 Haziran 2016 08:46

 

AFET VE ACİL DURUM ARAMA KURTARMA BİRLİKLERİ İLE ARAMA KURTARMA EKİPLERİ KIYAFET YÖNETMELİĞİ TASLAĞI

 

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Hukuki Dayanak ve Tanımlar

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, Afet ve Acil Durum Arama Kurtarma Birlik Müdürlükleri ile Afet ve Acil Durum Arama Kurtarma Ekiplerinde görevli personelin eğitim, görev, merasim ve günlük çalışmalarda giyecekleri kıyafetler ile kullanılacak sembol ve rütbe işaretlerine ilişkin usul ve esasları belirlemektir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, afet ve acil durum arama kurtarma birlik müdürlükleri ile il afet ve acil durum ekip personeline, tarihli ……………. Bakanlar Kurulu Kararı ile değişik 14/09/1991 ve 91/2268 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Memurlara Yapılacak Giyecek Yardımı Yönetmeliğinin ……..inci maddesi uyarınca, ifa edilen hizmetin özelliği dikkate alınarak verilmesi öngörülen giyecek eşyası ile bunlara ait şekiller,birim ve rütbe işaretlerinin renk, cins, kullanım tarzı ve süresine ilişkin hususları kapsar.

Dayanak

MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 29/05/2009 tarihli ve 5902 sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 17 nci maddesi ile 09/06/1958 tarihli ve 7126 sayılı Sivil Savunma Kanununun 30 uncu maddesi ve 6/3150 sayılı Sivil Savunma ile İlgili Şahsi Mükellefiyet, Tahliye ve Seyrekleştirme, Planlama ve Diğer Hizmetler Tüzüğünün ek 123 üncü maddesi ile 14/09/1991 ve 91/2268 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Memurlara Yapılacak Giyecek Yardımı Yönetmeliğine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

MADDE 4 – (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında;

  1. a)Başkan: Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanını,
  2. b)Başkanlık: Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığını,
  3. c)Birlik: Afet ve acil durum arama kurtarma birlik müdürlüklerini,

ç)  Birlik Müdürü : Afet ve acil durum arama kurtarma birlik müdürlerini,

  1. d)Birlik personeli: Birliklerde görev alan arama kurtarma personelini,

            e) İl ekibi: İl afet ve acil durum müdürlüklerinde bulunan arama ve kurtarma ekiplerini,

f) İl ekibi personeli: İl ekiplerinde görev alan arama kurtarma personelini,

g) İl Müdürü: İl afet ve acil durum müdürünü,

            ğ) İl Müdürlüğü: İl afet ve acil durum müdürlüğünü,

            h) KBRN: Kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleeri,

ı) Yönetici personel: Birliklerde, Birliğin sevk ve idaresinden sorumlu birlik müdürünü,   sivil savunma uzmanını, birim amirini ve ekip şefini; il ekiplerinde ise; ekiplerin sevk ve idaresinden sorumlu şefi,

i) Sembol, arma ve rütbe işaretleri: Birlik ve il ekibi personelinin harici ve görev kıyafetlerinde kullanılan tanıtıcı işaretleri,

ifade eder.

 

İKİNCİ BÖLÜM

Genel Hükümler

Resmi elbise giyme zorunluluğu

MADDE 5 – (1) Birlik ve il ekibi personeli, günlük çalışma, eğitim ve görevde faaliyetin niteliğine uygun baret, iş gözlüğü, iş eldiveni gibi kişisel koruyucu donanımı kuşanmak ve merasimlerde resmi elbise giymek zorundadır.

(2) Birlik müdürleri ve Birlik müdürünün uygun göreceği yönetici personel görev, eğitim ve merasimler dışındaki günlük çalışmalarında farklı elbise giyebilir.

(3) Bu Yönetmeliğin kapsamı dışında kalan diğer personele birlik ve/veya il ekip kıyafeti verilmez.

Resmi kıyafet ve teçhizatın kullanımında uyulacak esaslar

MADDE 6 – (1) Resmi elbise, rütbe işaretleri, teçhizat ve giyecekler aşağıda belirtilen esaslara uygun olarak giyilir, takılır ve taşınır:

a) Ceket, mont ve parkanın düğmeleri ilikli ve fermuarları kapalı bulunur. Görev anında ve görevin özelliğine göre, sıralı amirlerin vereceği emirle, düğme veya fermuar açık olabilir.

b) Resmi elbise giyenlerin, bina dışında görevin özelliğine göre, şapka veya kep giymeleri zorunludur.

c) Bere ve kep siperliğinin ön kenarları ile kaş arasında en az bir, en çok bir buçuk parmak mesafe bırakılmak sureti ile kaşlara paralel olarak giyilir.

ç) Kıyafet, daima temiz ve ütülü olarak giyilir. Kıyafette sökük, yırtık ve yama bulunmaz.

d) Bu Yönetmelikte belirtilen tip ve model dışında ayakkabı, çizme veya uzun konçlu bot giyilmez. Bot ve ayakkabılar, daima temiz ve boyalı bulundurulur.

e) Erkek personel mevzuata uygun olarak bıyık bırakabilir. Saçlar, kep şapka giyildiğinde dışarı taşmayacak uzunlukta kesilir. Favoriler, kulak deliği hizasını geçemez, sakal bırakılmaz.

f) Sivil elbise giyilmesi emredilen durumlarda, afet ve acil durum bölgeleri ile arazide yürütülecek faaliyetler dışında 16/07/1982 tarihli ve 8/5105 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde giyinilmesi zorunludur.

g) Bayan personel, resmi kıyafetli iken, tırnak uzatamaz, makyaj ve saç modeli yapamaz, ziynet eşyası ve benzerlerini takamaz. Saçlar omuza dökülmeyecek şekilde kısa kesilir veya sade topuz şeklinde toplanır ve kâkül bırakılmaz.

ğ) Üniformasız olarak görev yapan bayan personel; görev sırasında kolsuz ve açık yakalı gömlek, bluz ve terlik tipi ayakkabı giyemez. Etek boyu, dizden yukarı ve yırtmaçlı olamaz.

h) Üniforma ile birlikte bu Yönetmelikte belirtilen işaretler dışında kolye, künye, bilezik, küpe, madalyon, rozet ve benzerleri takılmaz.

ı)   Resmi kıyafetlerin içine, dışarıdan görünebilecek şekilde kazak, yelek ve benzerleri giyilmez.

i)   Eskimiş olsa bile resmi elbise, ayakkabı ve botlar ile diğer malzemeler satılamaz.

j)   Birim ve rütbe işaretleri sökülmek sureti ile resmi kıyafetler sivil kıyafete dönüştürülerek kullanılamaz. Resmi pantolon; sivil gömlek, kazak, ceket gibi şeylerle birlikte giyilmez. Resmi kıyafetin üzerine sivil palto, pardösü ve benzerleri giyilmez.

k) Düşük kemerli pantolon yaptırılmaz ve giyilmez.

l)   Kıyafetin altına bu yönetmelikte belirtilen ayakkabı ve bot dışında başka biçimde ve renkte ayakkabı ve bot giyilemez.

m) Verilen giyecek eşyasının ve teçhizatın iyi, temiz, sağlam, noksansız bulundurulması ve kullanılması zorunludur. Giyim eşyası ve teçhizatın bakımı, öncelikle kullanana aittir.

 

Resmi kıyafet giyecek personel

MADDE 7 – (1) Arama ve kurtarma hizmetlerinde kendilerine görev verilen personelin ifa edilen bu görev esnasında bu yönetmelik kapsamında belirtilen veya branşlar için özel dizayn edilen kıyafetleri giymesi zorunludur.

 

Denetim

MADDE 7 – (1) Yönetici personel; astlarının kılık ve kıyafetlerinin bu Yönetmelikte düzenlenen esaslara uygun olup olmadığını kontrol etmek, kılık ve kıyafeti uygun olmayan personeli uyararak Yönetmeliğe uygun şekilde giyinmelerini sağlamak, uyarıyı yerine getirmeyen personeli sıralı amirlerine bildirmekle görevli, yetkili ve sorumludur.

(2) İl Müdürü, bu Yönetmelikte belirtilen kıyafet usul ve esaslarına aykırı olarak kıyafetler üzerinde değişiklik yapılmaması için gerekli tedbiri alır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Verilecek Giyim Eşyası, Verilme Zamanı ve Kullanım Süreleri

 

Verilecek giyim eşyası

MADDE 8 – (1) Resmi kıyafet giyecek personele; yazlık, kışlık olmak üzere görev kıyafeti, spor kıyafeti, rütbe ve tanıtım malzemeleri ile iş güvenliği mevzuatı çerçevesinde kullanılacak malzemeler, kısa süreli arazi çalışmalarında kullanılacak küçük boyutlu sırt çantası ve uzun süreli dış görevler için kişisel malzeme ve teçhizatı içinde barındırabilen ve her an göreve hazır şekilde bulundurmayı sağlayacak büyük boy görev çantası verilir.

Kıyafetlerin verilme zamanı

MADDE 9 – (1) İklim şartları gözetilerek giyim ve kullanma süreleri bakımından birliği sağlamak amacıyla;

a) Kışlık kıyafete ait giyim eşyaları eylül aynın ilk haftasında ayında,

b) Yazlık kıyafete ait giyim eşyaları nisan ayının ilk haftasında mayıs ayında,

c) Mevsim ile ilgili olmayan giyim eşyaları ise nisan veya mayıs aylarında verilir.

İhtiyaçların bildirilmesi

MADDE 10 –  (1) Başkanlık teşkilatında çalışan kendilerine arama ve kurtarma hizmetlerinde görev verilen personelin, kıyafet ihtiyacı her yıl Ocak ayı içinde Başkanlığa bildirilir.

 

Kullanım süresi ve miktarı

MADDE 11 – (1) Arama ve kurtarma personeline bu Yönetmelik gereğince verilecek kıyafetlerin miktar ve kullanım süreleri Memurlara Yapılacak Giyecek Yardımı Yönetmeliğinde belirtildiği gibidir.

(2) Bunların dışında kalan ve tarihli ve sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürüğe giren Arama Kurtarma Teknisyenlerinin Görevleri, Çalışma Usul ve Esasları ile İlgili Yönetmelikte belirtilen görevli verilen personele, ifa edilen görevin özelliği dikkate alınarak verilecek kıyafetlerin cinsi, miktarı, verilme zamanı ile bunların kullanım süreleri ekip amirinin önerisi ve il müdürünün onayı ile belirlenerek personele dağıtılır. Birlik müdürlüklerinde birim amirinin teklifi ve birlik müdürünün onayı ile belirlenir ve dağıtımı yapılır.

 

Göreve başlama

MADDE 10 – (1) Göreve yeni başlayan personele 9 uncu maddede belirtilen aylar beklenmeden, giyim eşyası verilir ve giyim eşyaları miadı dolduktan sonraki ilk dağıtım zamanında yenilenir.

(2) Herhangi bir nedenle, bir dönem için verilmeyen giyim eşyası, sonraki dönemlere ait giyim eşyaları ile birlikte verilemez.

 

Görevden ayrılma, emeklilik ve tayin

MADDE 11 (1) Herhangi bir sebeple görevinden ayrılan veya çıkarılanlardan veya aynı çeşit giyim eşyası verilmeyen bir göreve nakledilenlerden, aldıkları giyim eşyalarından kullanım süreleri sona ermemiş olanların aynen iadesi istenir.

(2) Emekliye ayrılma, görevine son verilme, aynı çeşit giyim eşyası kullanılan göreve nakil olma ve ölüm hallerinde iade edilmez.

(3) İl Müdürlükleri arası nakil olan personele verilen giyim eşyalarının cins ve miktarı ile dağıtım tarihleri ayrıldığı İl Müdürlüğü tarafından yeni atandığı İl Müdürlüğüne bildirilir.

Görev gereği yıpranan kıyafet

MADDE 11 – (1) Memurlara Verilecek Giyim Yardımı ile İlgili Yönetmelik ve il müdürlükleri tarafından belirlenen özel nitelikli kıyafetlerin kullanım süreleri dolmadan yenisi verilmez.

(2) Ancak; kıyafetlerin yerine getirilen görev nedeniyle kullanılmaz hale gelir ve bu durum bir tutanak ile tespit edilir ise bu yönetmelikte belirtilen veriliş tarihleri dikkate alınmadan birim amirinin onayı ile yenisi verilebilir.

 

Göreve geri dönenlere verilecek giyim eşyası

MADDE 12 – (1) Görevden uzaklaştırılan, aylıksız izin alan, gözetim altında tutulan, tutuklanan ve memuriyetle ilişiğinin kesilmesini gerektirmeyen bir cezaya mahkûm olup da cezası infaz edilmekte olanlara, görevlerine dönmüş olmaları halinde, yeniden giyim eşyası verilir; ancak bu kişilere görevden ayrı oldukları süreler için giyim eşyası verilmez.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Kıyafet Türleri, Tipleri ve Özellikleri

 

Kıyafet türleri, tipleri ve özellikleri

MADDE 14 – (1) Birlik ve ekiplerde görev yapan personel yazlık ve kışlık olmak üzere iki tür kıyafet giyer.

  1. a)Yazlık kıyafet; tişört (ek -4), pantolon (ek-6), kep şapka (ek-7) ve yazlık ayakkabıdan,
  2. b)Kışlık kıyafet; yağmurluk, parka (ek-2), mont (ek-3), pantolon (ek-6), sweatshirt (ek-5), kazak, bere (ek-8), eldiven, termal içlik ve bottan oluşur.

(2) Birinci fıkradaki kıyafetler dışında, yerine getirdiği görevin niteliğine göre personel tulum ve acil durum ikaz yeleği (ek-10) giyer.

(3) Kıyafetler, Yönetmelik ekinde gösterildiği şekilde hazırlanır.

 

İhtisas ekiplerinin özel kıyafetleri

MADDE – 15 (1) Sualtı ve su üstü arama kurtarma ekipleri, dağ arama ve kurtarma ekipleri, KBRN ekipleri ve diğer ihtisas ekiplerinin görev esnasında giydiği özel kıyafetlerin şekil, cins ve esasları, kullanma süresi ile bu kıyafetlerde kullanılacak işaret, sembol ve kokartlar Başkanlık tarafından belirlenir.

 

Rütbe işaretleri ve takılacağı yer

MADDE 16- (1) Birliklerde birlik müdürü, sivil savunma uzmanı, birim amiri, ekip amiri ile il ekiplerinde ekip şefi ve ekip amirinin kullanacağı rütbe işaretlerinin detay ve çizimleri ek-10’da belirtildiği şekilde omuza takılacaktır.

Ceza

MADDE 17- (1) Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı teşkilatına veya bu teşkilatın memur ve hizmetlilerine veya mükelleflere mahsus kıyafet ve tanınma işaretlerini yetkisi olmadığı hâlde kullanan, giyen ve taşıyanlar hakkında Sivil Savunma Kanununun 50 ve 52 nci maddeleri uygulanır.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Yürürlük ve Yürütme

Yürürlükten kaldırılan yönetmelik

MADDE 18 – (1) 22/06/2000 tarihli ve 24087 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlikleri Kıyafet Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.

Yürürlük

MADDE 19 – (1) Sayıştay Başkanlığının görüşü alınarak hazırlanan bu Yönetmelik yayımlandığı tarihte yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 20 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının bağlı olduğu Başbakan Yardımcısı yürütür.

 
Emekli İkramiye Ödemesinde Haksızlık Yapılmamalı PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 08 Haziran 2016 10:31


Malum olduğu üzere, Kamu çalışanlarının emekli ikramiyesi hesaplanırken 30 yıl ile sınırlı idi. Yani 30 yıldan sonraki çalışmalar emekli ikramiyesine dikkate alınmıyordu. Anayasa mahkemesine yapılan bir başvuru sonucunda Yüksek Mahkeme verdiği kararla 30 yıl sınırını kaldırmıştı.

Mahkeme kararına istinaden Bakanlar Kurulunca TBMM’ye sevk edilen Kanun tasarısına göre, 30 yıldan fazla hizmet süresi olan tüm emekli kamu personelinin emekli ikramiyeleri ödenecektir. 
Anayasa Mahkemesinin verdiği kararın ardından açılan davaların davacılar lehine sonuçlanması sonucunda hükümetin böyle bir düzenlemeye gitmesi herşeye rağmen yine de olumludur. 
Fakat düzenleme kamuoyuna emekli memurlara ikramiye müjdesi olarak lanse edilirken yasa tasarısında yer alan ayrıntılarda adaletin göz ardı edildiği ve emekli memurlara haksızlık yapıldığı görülmektedir.  
Tasarıya göre emekli ikramiyelerinin ödenmesinde emekli olunan tarihteki memur katsayısının esas alınması düzenlenmiştir. Buna göre 2000 yılında emekli olan bir memurun 30 yıldan fazla çalıştığı tüm yıllar için emekli olduğu tarihteki katsayılar esas alınacaktır.  Aradan geçen yıllardaki enflasyonun bile hesaba dahil edilmemesi veya bugünkü katsayıdan ödeme yapılmaması gibi eksiklikler nedeniyle haksızlık olacaktır. Devlet kendi alacağı olduğundan ilk günden işlettiği yasal faiz uygulamasını emekliye geriye dönük emekli ikramiyesi hesaplamasında kapsam dışında tutarak sadece ödeme yapmaya başladığı günden hesaplayacak olması geçmişe dönük hak edişleri enflasyon karşısında yok edecektir.  
Örneğin 2000 yılında emekli olan bir memur o günkü  katsayıya göre sadece 1000 TL alacakken bugünkü katsayısından hesaplama yapılsa bu miktar 10 Bin TL’nin üstüne çakacaktır. Ortaya çıkan bu haksızlık mutlaka giderilmelidir. Müjde diyerek adaletsizlik yapılmamalıdır.

 
Alçak Saldırıyı Lanetliyoruz PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Salı, 07 Haziran 2016 08:20


Bu sabah saatlerinde İstanbul Vezneciler’de meydana gelen hain saldırı bizleri bir kez daha derin bir üzüntüye boğmuştur.

İçinde bulunduğumuzu mübarek Ramazan ayında dahi durmayan terör iğrenç yüzünü bugünde İstanbul’da göstermiş, polislerimize karşı yapılan alçak saldırıda 7 polisimiz ve 4 sivil vatandaşımız şehit edilmiştir. Patlamada 3’ü ağır olmak üzere 36 vatandaşımız ise yaralanmıştır.

Polislerimize yönelik yapılan bu saldırıyı nefretle lanetliyor, şehit olan polislerimize ve hayatlarını kaybeden tüm vatandaşlarımıza yüce Allah’tan rahmet, ailelerine ve Türk milletine baş sağlığı dileklerimi sunuyorum. Patlamada yaralanan polislerimiz ve sivil vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyorum. 

 

     Necati Alsancak
   Genel Başkan 

 
BU YIL İFTAR SOFRASININ MALİYETİ 1.711,87 TL PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Pazar, 05 Haziran 2016 00:00


Türkiye Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi, sıcak ve uzun yaz günlerine rastlayan Ramazan ayında oruç ibadetini yerine getiren vatandaşlarımız için iftar yapmanın bedelini hesapladı. Buna göre 4 kişilik bir ailenin iftar yapması için gerekli olan günlük tutarın en az 59,03 TL; 29 gün sürecek Ramazan boyunca oruç açmanın maliyetinin ise asgari olarak 1.711,87 TL olduğu belirlendi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun resmi verileri ile piyasa rakamlarından yola çıkılarak yapılan araştırmada bir vatandaşın, oruç tuttuğu süre boyunca ihtiyaç duyduğu enerji, vitamin ve minerallerin sağlanabilmesi için gerekli olan gıda ürünleri ve miktarları tespit edildi.

Araştırmada oruç ibadetini yerine getiren bir kişinin, sağlıklı bir şekilde aktivitelerini sürdürebilmesi için günlük yaklaşık 3 bin kaloriye ihtiyacı olduğu vurgulandı. Geleneksel Ramazan yemeklerinden yola çıkılarak hazırlanan tabloda, bir ailenin günlük iftar bedelinin 59,03 TL; 29 gün sürecek olan Ramazan ayı boyunca oruç açmanın maliyetinin ise 1.711,87 TL olduğu belirtildi. Buna göre oruç ibadetini yerine getiren bir kişinin yalnızca günlük iftar maliyeti 14,76 TL, aylık ise 427,97 TL olarak belirlendi.

Türkiye Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi, aynı ürünler üzerinden 2015 yılında yaptığı araştırmada 4 kişilik bir ailenin iftar maliyetinin günlük 53,89 TL; Ramazan ayı boyunca ise 1.562,81 TL olarak hesaplamıştı. Buna göre oruç açmanın maliyetinin son bir yıl içinde %9,54 oranında yükseldiği görülüyor.

KONCUK: BAYRAM İKRAMİYESİ LÜKS DEĞİL İHTİYAÇTIR

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, konu ile ilgili yaptığı açıklamada, ortalama memur maaşının 2.575,09 TL olduğunu belirterek, “Yalnızca oruç açmak için bir memur, maaşının %66,5’ini, yani üçte ikisini ayırmak zorunda. Çalışanların kazançları gıda ihtiyacına dahi zor yetiyor, diğer ihtiyaçlar için ise para kalmıyor. Geçen yıla göre oruç açmanın maliyeti % 9,54 oranında yükseldi.

Bu yıl memur maaşı ortalama 168 TL arttı. Bu zam zaten yıl içerisinde harcamalar karşısında eridi ve memurun maaşı reel olarak düştü. Şimdi ise iftar sofrasının maliyetinin de 149 TL pahalandı.

Huzur ve mutluluğun ayı mübarek Ramazan ayında bile kamu çalışanları sofralarına koyacakları bir hurmanın hesabını yapmaları hepimizi derinden yaralamaktadır. Türkiye Kamu-Sen’in bugüne kadar ifade ettiği gibi kamu çalışanları ve emeklilere bayram ikramiyesi verilmesi artık bir zaruret haline gelmiştir.

Bu vesile ile tüm vatandaşlarımızın mübarek Ramazan ayını içten dileklerimizle kutluyor, tüm Türk İslam alemine hayırlar getirmesini yüce Allah’tan niyaz ediyorum” dedi.

 
HOŞ GELDİN YA ŞEHR-İ RAMAZAN! PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Pazar, 05 Haziran 2016 00:00


“Gözyaşlarının dindiği, fakirlerin sevindiği, açların doyduğu, karnı tok, sırtı pek olanların, açlık ve yoklukla sınandığı, yüzlerin güldüğü, gönüllerin şenlendiği, evlerimize rahmet, bereket ve huzurun yağdığı Ramazan ayını karşılıyoruz.

Bir gün boyunca aç ve susuz kalmanın ötesinde oruç; yüce Allah’ı ve bizlere bahşettiği nimetleri düşünerek O’nun büyüklüğünü ve sonsuz rahmetini idrak etmektir. Bu ay, Yüce Rabbimizin insanlığa bir nimet olarak gönderdiği ayetlerini içimize sindirerek, düşünerek ve ibret alarak bütün yaşantımız boyunca rehber edinmemize vesile olan aydır.

Ramazan ayı dostluğun, kardeşliğin pekiştiği; birliğin, beraberliğin geliştiği; az olan nimeti paylaşarak çoğaltma, çok olan dertleri destek olarak yok etme hikmetinin hayat bulduğu aydır. 

Bugün insanlık, Kur’an-ı Kerim’in nuru ile aydınlanmaya, İslam’ın ruhu ile şereflenmeye, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV)’in sünneti ile kurtuluşa ermeye muhtaçtır.

İslam coğrafyasını saran ateşin bir an önce dinmesi; Doğu Türkistan’da, Tuzhurmatu’da, Musul’da, Kerkük’te, Erbil’de, Batı Trakya’da, Orta Avrupa’da velhasıl dünyanın dört bir köşesinde Türk ve  Müslüman kardeşlerimiz üzerinde oynanan oyunların bozulması, Müslümanların kan ve gözyaşı üzerine yapılan plan ve projelerin çökmesi, bilerek veya bilmeyerek bu kirli oyunların bir parçası ve piyonu olarak hareket edenlerin gerçekleri görmesi bu mübarek günlerde Yüce Yaradan’dan en büyük dileğimizdir. 

Bilinmelidir ki, insan sahip olduklarının kıymetini kaybedince anlar. Şüphesiz, yüce Allah’ın biz insan oğluna verdiği nimetler her zaman değerli ve anlamlıdır. Ancak bunun yanında bizlere bahşettiği vatanımız ve topraklarımız da  bizler için bir o kadar değerli ve önemlidir. Son aylarda ülkemizin teröre karşı yürüttüğü mücadelede bu vatan toprakları için, bizler bu mübarek ayı, günlerimizi ve geleceğimizi huzurla geçirelim diye genç yaşlarında kara toprağa düşen şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Aileleri, yakınları ve necip Türk milletine bir kez daha baş sağlığı dileklerimi iletiyorum. Bu mücadelede yaralanan ve gazi unvanını alan yiğitlerimize acil şifalar ve hayırlı bir yaşam diliyorum.

Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’in indirildiği Ramazan ayı, tüm insanlara rahmeti, bereketi ve kurtuluşu müjdeler. Bu ayda göğe açılan ellerin, Allah’a yönelen gönüllerin kurtuluşa erdiğini unutmayalım. Bu ayda indirilmeye başlayan Kur’an-ı Kerim’in ilk emri “Oku”; tüm dünyayı, olayları, insanları, doğruyu ve yanlışı idrak etme, karar verme ve taraf olma zorunluluğumuzu ortaya koyar.  İşte bu ay, bizler için bir vicdani hesap ayı olmalı; madde ve mana âleminde kurtuluşumuza vesile olacak bir tavır içine girmemizi sağlamalıdır.

Gerek yurt içinde gerekse yurt dışında birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularının pekişmesi, huzurun ve güvenin hâkim olması, dünyanın dört bir yanında süren açlık ve sefaletin son bulması, ülkelere sözde demokrasi getirmek bahanesiyle, masum insanların oluk oluk kanlarının akmasına sebep olanların ve ellerindeki gücü zulme çevirenlerin kahrolması; tüm insanlığın maddi ve manevi manada kurtuluşuna vesile olması, ayrıca bu vatanın bekası için mücadele veren başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyor, Ramazan ayınızı tebrik ediyor, sağlık ve esenlikler diliyorum.

Necati ALSANCAK
Türk İmar-Sen Genel Başkanı 

 
ALMANYA BÜYÜKELÇİLİĞİ YUMURTALARLA PROTESTO EDİLDİ PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Cuma, 03 Haziran 2016 13:17

Türkiye Kamu-Sen ve bağlı sendikalarımız Alman Federal Meclisinde görüşülen, “1915 olayları ve sözde soykırım” teklifinin kabulünü Alman Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakarak protesto etti.

Bazı vatandaşlar ellerindeki yumurtaları Büyükelçilik binasına fırlatarak tepkilerini dile getirdi.

Alman Büyükelçiliği önünde Genel Başkanımız İsmail Koncuk öncülüğünde toplanan sendikalarımızın Genel Başkanları, Genel Merkez Yöneticilerimiz, Şube Başkanlarımız, üyelerimiz ve çok sayıda vatandaş ellerinde taşıdıkları dövizler ve attıkları sloganlarla Almanya’yı protesto ettiler.

KONCUK: BU MİLLETİN UTANILACAK BİR SUÇ İŞLEMEDİĞİNİ ALMANYA’DA DAHİL TÜM DÜNYA BİLMEKTEDİR

Protesto eyleminde bir basın açıklaması yapan Genel Başkanımız İsmail Koncuk, Türkiye üzerinde oynanan oyunlara dikkat çekti. Koncuk,  “Yıllardan beri ülkemiz üzerine oynanan oyunları ve ülkemizin karşı karşıya bulunduğu tehlikeleri yetkililere ve kamuoyuna anlatmaya çalışmakta, bazı ülkelerin ve bazı çevrelerin devletimize ve milletimize karşı art niyetli olduklarını söylemekteyiz.

Ne yazık ki, bizlerin bu uyarıları çoğu zaman kulak arkası edilmekte, hatta bazı çevreler bizleri ve bizim gibi düşünenleri paranoyak olmakla suçlamaktadırlar. Ancak her geçen an bizlerin ne derece haklı olduğunu ortaya koyacak gelişmelere sahne olmaktadır. Son birkaç yıl içinde yaşadıklarımız, ülkemizin nasıl bir şer ittifakının hedefinde olduğunu bütün açıklığıyla ortaya çıkmaktadır.

Bazı gerçekler vardır ki, doğanın kanunudur. Değiştiremezsiniz. Birçok Avrupa ülkesinin Türk Milleti’ne karşı önyargılı olduğu ve her fırsatta milletimizi küçük düşürmeye, köşeye sıkıştırmaya, bölmeye ve yok etmeye çalıştığı da değişmez bir gerçektir. Bizler bu gerçeği ne kadar görmezden gelirsek gelelim, ne kadar dostluk elimizi tüm samimiyetimizle uzatırsak uzatalım, bu ülkelerin Türklere karşı olan tavırları asla değişmemektedir.  Bu ülkelerin dost gibi görünen yüzüne inanırsak her zaman zarar göreceğimiz bir kez daha ispat edilmiştir.

Bildiğiniz gibi Almanya geçtiğimiz gün Ermeni soykırımını tanıyan bir tasarıyı onaylamıştır. Üstelik bu tasarıda yalnızca Ermenilere değil Asuri ve Keldanilere de soykırım uyguladığımız iddia edilmektedir.    Yıllardır dost ve müttefik olarak tanımladığımız bir ülkenin tarihi gerçekleri hiçe sayarak tarihçilerin karar vermesi gereken bir konuya siyasi bir yaklaşım göstermesi kabul edilemez bir durumdur. Türkiye Kamu-Sen olarak Alman parlamentosunun aldığı bu kararı şiddetle kınıyoruz.  Kendilerini tarihçilerin yerine koyarak yalanlarla dolu olduğu her şekilde ispatlanmış olan bu olayları bir millete mâl etmeye kalkışmak tam anlamıyla bir hezeyandır.

Her fırsatta düşünce ve ifade özgürlüğünden bahseden; yıllardır Türkiye’de askere, sivile, beşikteki bebeğe kurşun sıkan bölücü örgüt mensuplarını dahi himaye etmekten geri kalmayanların, şimdi Türkleri soykırım yapmakla suçlamaları aslında insanlık adına geldiğimiz noktanın içler acısı halini ortaya koymaktadır.  Ülkemize karşı uygulanan çifte standartlar dün yaşandığı gibi bugün de yaşanıyor ve yarın da yaşanacaktır. Avrupa, modern olduğunu, insana, insanlığa saygılı olduğunu asırlardır anlatmaktadır ama konu ülkemiz ve vatandaşlarımız olunca her nedense tarihe, kanıtlara, dayanaklara bakmadan yargıda bulunmakta ve sistemlerini acımasızca çalıştırmaktadırlar.

Türk Milleti, ezelden beri bütün ihtişamı ile gelmiş geçmiş tüm bireylerinin gurur duyduğu şanlı bir tarihe sahiptir. Bu milletin ne tarihinde ne de bugün, utanılacak hiçbir insanlık suçu işlemediğini Almanya da en az bizim kadar iyi bilmektedirler. Biz şanlı ve temiz tarihimizle gurur duyuyoruz” dedi.

KONCUK: KENDİ YAPTIKLARI ZULÜM VE SOYKIRIMLAR TARİHTE KARA BİR LEKE OLARAK DURMAKTADIR

“Bu ülkelerin yaptığı zulüm, işkence ve soykırımlar insanlık tarihinde kara bir leke olarak durmaktayken, gerçekte olmamış bir olayı, sırf siyasi nedenlerden dolayı olmuş gibi göstermek, bu milletlerin, tarih önünde kendilerini temize çıkarma ve kirli tarihlerini unutturma çabasından başka bir şey değildir” diyen Genel Başkan İsmail Koncuk, “Bu yasa Almanya gündemine geldiğinden beri yetkililerin hiçbir girişimde bulunmamış olmaları da ayrıca eleştirilecek bir durumdur” dedi. Koncuk, “Sözde Ermeni soykırımını tanıyan bu yasayı yok hükmünde sayıyor, savaş ortamında iki toplumun karşılıklı çatışmasını soykırım olarak niteleyen anlayışı şiddetle reddediyoruz.

Dünyadaki tarihçilerin büyük çoğunluğunun da çeşitli kereler ifade ettiği gibi tarihin, bir parlamentonun politik oylarıyla ve Ermeni diasporasının girişimleriyle değiştirilemeyeceği açıktır. İnsanlık, soykırımı Almanlardan öğrenmiş,  bu terim dünya literatürüne Almanların uyguladığı katliamlar neticesinde girmiştir.

Eğer Almanya, tarihte bir yerlerde bir soykırım arıyorsa, Yahudiler başta olmak üzere Sintiler, Romanlar, Yenişlere, II. Dünya Savaşı sırasında esir aldıkları askerlere, Lehlere ve diğer Slavlara yaptıklarına baksın.  Eğer Almanya bir soykırım izi arıyorsa, toplama kamplarında, gazlama kamyonlarında, öldürme fabrikalarında, kobay olarak kullanılan, vücutlarına petrol şırınga edilen, basınç odalarında işkence gören, fırınlarda yakılan 17 milyon masum insana baksın.  Soykırımın babası olan Almanya, kendisine suç ortağı aramaktan vazgeçsin.

Buradan Almanya’ya diyoruz ki; bu tip suni ve politik gündemler yaratarak, gerçeklere aykırı kanunlar çıkartarak, ne gerçekleri ne de tarihi değiştirebilirsiniz. Türk milleti bu haksızlığın hesabını mutlaka sorar. Pek çok uluslararası tarihçinin de önceden belirttiği gibi savaş trajedisinde o dönemlerde 523 bin Türk ve Müslüman insan hayatını kaybetmiştir.  1915’deki Hristiyan-Ermenilerini anarken, I. Dünya Savaşının sonunda işgalci ordularla işbirliği yapan Ermeni kuvvetlerince katledilmiş 523 bin Türk ve Müslüman insanı hiç bahsetmeden yok saymayı ikiyüzlülük ve insanlık ayıbı olarak görüyoruz. 

Ne Uluslararası Adalet Divanı ne de diğer yetkili mahkemeler, Türkleri bu şekilde suçlayamaz.  Yetkili bir mahkemenin kararı olmadan bir suçun, bir millete, bir gruba veya şahsa mâl edilmesinin adı yalandır, iftiradır.

Ülkemize ve milletimize insanlık dersi vermeye kalkanların ve sözde Ermeni soykırımı hakkında aleyhimizde karar alan ülkelerin, ellerindeki soykırım kanı daha kurumamıştır.  Bu ülkelerin gerçek yüzünü görmek için öyle geçmişe de gitmeye gerek yoktur.  Ülkelerin yer altı ve yer üstü kaynaklarını sömürmek için körükledikleri çatışmalardan kaçan masum sığınmacılara karşı takındıkları tutum bile bize insanlık dersi vermeye kalkanların insanlık anlayışını ortaya koymaya yeter de artar bile.  

Bu ülkelerin yaptığı zulüm, işkence ve soykırımlar insanlık tarihinde kara bir leke olarak durmaktayken, gerçekte olmamış bir olayı, sırf siyasi nedenlerden dolayı olmuş gibi göstermek, bu milletlerin, tarih önünde kendilerini temize çıkarma ve kirli tarihlerini unutturma çabasından başka bir şey değildir. Bu milletlerin tarihinde engizisyon mahkemeleri vardır.  Kendi düşüncesinde olmayanları yakmak vardır.

Dünya dönüyor dediği için insanları hapsetmek vardır. Bu milletlerin tarihlerinde gerçekleri değiştiremedikleri zaman, gerçekleri söyleyenleri yok etmek vardır.  Bugün de; değiştiremeyecekleri bir tarihi gerçek karşılarında durmaktadır: Türkler asla Ermenilere soykırım yapmamışlardır.

Her fırsatta, bilime ve gerçeklere dayalı yaşamaktan dem vuran demokrasi havarileri, bugün yine asıllarına dönmüşler ve bir yılan gibi milletimizi sokmak istemektedirler.  Bu nedenle bizlerin tetikte olması ve yetkililerin zamanında tedbir alması gerekmekteydi.  Bu yasa Almanya gündemine geldiğinden beri yetkililerin hiçbir girişimde bulunmamış olmaları da ayrıca eleştirilecek bir durumdur.

Bugün, ülkemiz içindeki işbirlikçi birtakım sözüm ona aydınlardan da cesaret alarak bizim hakkımızda asılsız politik kararları Avrupa ve dünya siyasetine sokmaya çalışanlar, Azerbaycan’da, Hocalı’da Ermenilerce ve Cezayir’de Fransızlarca yapılan soykırımları neden görmüyorlar?   Bu katliamlar, Ortaçağ'ın karanlık zihniyetiyle değil 20. yüzyılın yani modern çağın felsefesiyle, insan hakları, uluslararası hukuk gibi kavramların bütün dünya kamuoyunun literatürüne girdiği bir dönemde gerçekleştirilmiştir.

Bu zihniyet; nasıl ki aldığı mahkeme kararı ile dünyanın döndüğü gerçeğini gizleyemediyse, Türklerin Ermenilere soykırım yapmadığı gerçeğini de gizleyemeyecektir. Almanya’nın bu kararı, iki ülke ilişkilerinde onarılamaz yaralar açacaktır.  Almanya’nın tarihle yüzleşmek gibi bir derdi varsa önce Bosna’da, Cezayir’de, Afrika’da yaşanan katliamlarla, hatta kendi kanlı tarihiyle yüzleşmesi ve elindeki kanı temizlemesi gerekiyor.

Bilinsin ki dünya üzerinde Türk’e insanlık dersi vermek, değil Almanya’nın, hiçbir milletin haddine değildir.  Türk milleti soykırım yalanına kurban edilemez. Bize böyle bir iftirayı reva görenlere karşı sessiz kalmamız düşünülemez. Bu noktada devlet olarak, derhal Almanya’ya karşı yaptırımlar uygulanmalıdır. Etrafımızdaki ihanet çemberi giderek daralmakta, ülkemize yeni ve açık bir Haçlı saldırısı bütün şiddetiyle başlamış bulunmaktadır.

Almanya ile ilişkilerin artık ekonomik boyutunun düşünülmesi zamanı çoktan geçmiştir.  Bu bakımdan bütün ihalelerden Alman şirketlerin çıkarılması bir başlangıç olarak kabul edilebilir.   Türkiye Kamu-Sen olarak devletimizi, halkımızı, tüm sivil toplum kuruluşlarımızı ve özellikle de üniversitelerimizi de Batının çirkin yüzüne ayna tutmak adına, Türk düşmanlığı konusunu iç ve dış kamuoyunun gündemine taşımaya ve en kısa zamanda, uzun soluklu bir kampanya başlatmaya davet ediyoruz.

Almanya’nın bu alçak ve haddini aşan girişimlerden derhal vazgeçmesini ve Türk milletinden, tarih önünde özür dilemesini istiyoruz.  Bir kez daha ve güçlü bir şekilde tarihimizle gurur duyduğumuzu haykırıyor, “Türk milletinin tarihinde soykırım gibi bir insanlık suçu yoktur” diyoruz.

  Ne Mutlu Türküm Diyene!” diyerek sözlerini noktaladı.

Genel Başkanımız İsmail Koncuk’un açıklamasının ardından Alman Büyükelçiliği giriş kapısı önüne siyah bir çelenk bırakıldı. Vatandaşlar ellerinde bulunan yumurtaları da Büyükelçilik binasına atarak Alman Meclisinin aldığı bu kararı protesto ettiler.

 
TARİHİ KARA LEKELERLE DOLU OLANLAR BİZLERİ SOYKIRIMLA SUÇLAYAMAZ! PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Perşembe, 02 Haziran 2016 00:00


Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Alman Parlamentosunun kabul ettiği 1915 olayları ve sözde soykırım tasarısına ilişkin bir kınama mesajı yayınladı.

Genel Başkan İsmail Koncuk mesajındaşunları kaydetti;

“Alman Federal Meclisi günlerdir tartışılan  1915 tehcir olayları çerçevesinde sözde soykırım tasarısını bugün yapılan oylamada kabul etmiştir.

Türkiye Kamu-Sen olarak Alman parlamentosunun aldığı bu kararı şiddetle kınıyoruz. Kendilerini tarihçilerin yerine koyarak yalanlarla dolu olduğu her şekilde ispatlanmış olan bu olayları bir millete mâl etmeye kalkışmak tam anlamıyla bir hezeyandır.

Ayrıca tarihi kara lekelerle dolu olan, Avrupa’nın göbeğinde milyonlarca insanı gaz odalarında katleden bir milletin bugün, böyle bir karar imza atması ve bizleri soykırımcı olarak nitelemesi tirajikomiktir.

Kaldı ki, dünyada onlarca parlamento kendisini hukukun da üzerine koyarak sözde soykırım kararını onaylarken, uluslararası anlamda yetkinliği olan hiçbir mahkeme bugüne dek Türkiye’de hiçbir gerçek kişiyi soykırım suçlusu ilan edememiştir.

Sadece tarihçilerin ve mahkemelerin karar vereceği bir konuda siyasilerin bu yönde attığı adımlar iki  ülke ilişkilerine zarar verecektir. Özellikle Almanya’da yaşayan üç milyon Türk vatandaşını da derinden yaralayacaktır.

20. yüzyılın başlarında Avrupa’yı kan gölüne çeviren, milyonlarca insanı insafsızca ve vicdansızca katleden bir ülkenin bugün böyle bir karar alma cüretini göstermiş olmasını şiddetle kınıyor, yapılan bu yanlıştan geri dönülmesi gerektiğinin altını bir kez daha çiziyoruz”

 
Sigorta ve kontrollük fonu bedellerinin İller Bankası çalışanlarına ödenmesi İle İlgili Hukuki Mücadelemiz Hakkında Bilgilendirme PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 01 Haziran 2016 09:06


Türk İmar-Sen olarak çalışanların hakkın için verdiğimiz mücadeleyi hız kesmeden sürdürüyoruz. Mücadelemiz ile ilgili gerektiği zamanlarda da bilgi paylaşımları yapmaya özen gösteriyoruz.

Bu çerçevede Sigorta ve kontrollük fonu bedellerinin İller Bankası çalışanlarına ödenmesi amacıyla yapmış olduğumuz hukuki mücadelenin sürdüğünü belirtmek isteriz.

 Ankara 28. İş mahkemesine açmış olduğumuz davada mahkeme bilirkişi raporunun henüz gelmemesi neden ile duruşmayı 29 Eylül 2016 tarihine ertelemiştir.

Haklı davamızda sonuna kadar mücadeleye devam edeceğiz. Çalışanın emeğinin ve alın terinin çalışanlara verilmesi noktasında sürdürdüğümüz girişimleri kararlılıkla takip edecek ve asla zerre kadar bile taviz vermeyeceğiz. 

 
AFAD’DA KİK KARARLARI İMZALANDI PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 25 Mayıs 2016 16:11



Türk İmar-Sen’in Yetili Sendika olarak katıldığı AFAD Kurum İdari Kurul Toplantısı yapılarak tutanakla imza altına alınan kararlar yayınlandı.

Devamını oku...
 
19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 18 Mayıs 2016 13:48

Eşsiz vatanımızın düşmanlar tarafından işgal edilmesinin ardından, Türk milletinin sinesinde alevlenen özgürlük ve bağımsızlık ateşi, Atatürk’ün 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkmasıyla birlikte, tüm vatan coğrafyasını kuşatmıştır.

19 Mayıs 1919’da baskılar, yokluklar ve imkânsızlıklar içinde başlayan bu kutlu mücadele, milletimizin, bağımsızlığı uğruna tüm varlığından vazgeçme iradesini de ortaya koymuştur. 19 Mayıs 1919 günü Samsun’da harekete geçen milli bilinç, tüm Anadolu’nun işgale karşı direnişe geçmesiyle sonuçlanmıştır.

Milli mücadelenin organize bir hal aldığı bu tarihte, yok olmak üzere olan bir halkın hep bir ağızdan haykırdığı “Ya istiklâl ya ölüm!” parolası, vatan topraklarının bütün olumsuzluklara ve yokluklara rağmen Türk milleti tarafından bir kez daha fethedilmesini sağlamıştır. Ecdadımız, kanlarıyla bir milletin tarihini yeniden yazarken, tarihin akışını değiştirmiş; şeref ve haysiyetin milletlerin tarihinde ne denli büyük öneme sahip olduğunu tüm dünyaya hatırlatmıştır.

Ne yazık ki bugün, ülkemizin göz göre göre bir rejim krizine doğru sürüklendiğini, 96 yılda hiç olmadığı kadar bölünme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Siyasi kutuplaşmalar, kin ve nefret yüklü söylemler eşliğinde, ülke içindeki iktidarını muhafaza etmek isteyen bir takım güçlerin, milli irade söylemiyle tek adamlığa; “Daha fazla demokrasi” diyerek, yasama, yürütme ve yargıyı tek bir makama bağlamaya; sistem değişikliği ile ülkemizin üniter yapısını yok etmeye; açılım, kardeşlik, barış gibi hamasetle bebek katillerine itibar kazandırmaya soyunduğu karanlık bir süreci yaşıyoruz.   

Her fırsatta “Milli irade” diyerek yollara dökülenlerin bu faaliyetlerinin amacının, 19 Mayıs 1919 günü ortaya konulan ve Türk milletinin gerçek anlamda ifade ettiği milli iradeyi yok etmek olduğu apaçık ortadadır. Bu nedenle milli mücadelemiz, bu mücadele sonucunda ağır bedeller ödeyerek kurduğumuz Cumhuriyetimiz ve bu süreçte elde ettiğimiz kazanımlarımız, ülke bütünlüğümüze kastedenlerin hedefi konumundadır.

Ülkemizin birlik ve beraberlik içinde daha güzel yarınlara ulaşması ve bütünlüğümüze kastedenlere karşı konması için bizlere düşen, 19 Mayıs 1919 günü milli mücadele için her bir ferdin yüreğinden fışkıran millet olma bilincine ve birlik ruhuna sahip çıkmak olacaktır.

Bütün bu yaşananlar dikkate alındığında, 19 Mayıs 1919’da fiilen başlayan destansı mücadele sonrası etle tırnak gibi ayrılmaz bir bütün haline gelen millet ve devlet mekanizmasının,  uygulanan yanlış politikalar neticesinde bugün farklı mecralara savrulmaya çalışılması, hükümetlerin milletin hissiyatını anlayamayarak, kendisini eleştiren herkese bedel ödetme sevdasına kapılması; devletimiz ve milletimiz için önü alınamaz bir parçalanma ve sonrasında bu coğrafyayı yeniden fethetmek için, yeni ve ağır bedeller ödemek zorunda kalacağımız tehlikeli bir süreci doğurabilir.  

Bu noktada vatanımıza, bayrağımıza, dilimize sahip çıkma, demokrasimizi koruma, ayrık otlarını, bölücüleri, hırsızları ve arsızları hayatımızdan temizleyerek yarınlarımızı bir ve beraber olarak inşa etme zorunluluğumuz bulunmaktadır. Bu bakımdan 19 Mayıs 1919 tarihini genç bedenlerin yüreğinde hissetmesini, gençlerimizin 19 Mayıs coşkusunu, gururunu yaşamasını sağlamak çok önemlidir.

Bu bakımdan 19 Mayıs 1919’la başlayan dönemde elde ettiğimiz en büyük kazanımlarımız olan özgürlük, demokrasi ve Cumhuriyetimizin yansıttığı ışığın; toplumsal, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel olarak ilelebet milletimizin geleceğini aydınlatmasını diliyorum.

Allah bizleri bir daha bu coğrafyayı yeniden fethetmek zorunda bırakmasın diyor, başta geleceğimiz gençlerimiz olmak üzere tüm milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını kutlarken, bizlere bu kazanımları hediye eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İstiklal mücadelemizin bütün kahramanlarını sonsuz rahmet ve minnetle anıyorum.

 

         Necati ALSANCAK
Türk İmar-Sen Genel Başkanı  

 


 
İLBANK A.Ş YÖNETİM KURULU BAŞKANINA ZİYARET PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 18 Mayıs 2016 13:31


Genel Başkanımız Necati Alsancak, Genel Başkan yardımcılarımız Salih Demir, Etem Yaşar Yılmaz ve Ankara 4 Nolu Şube Başkanımız Berna Çetin Kütük İlbank AŞ yönetim kurulu Başkanlığına atanan Sayın Feramuz Üstün'ü ziyaret ettiler.

Genel Başkanımız Ziyarette Sayın Üstüne yeni görevinin hayırlı olmasını diledi. Ziyarette ayrıca çalışanların talepleri Yönetim Kurulu Başkanı Üstün'e iletildi.

 
Türk Milletinin Başı Sağolsun PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Cuma, 13 Mayıs 2016 11:29


Hakkari’nin Çukurca ilçesinde sabaha karşı bölücü teröristlerle yaşanan çatışmada 6 askerimiz şehit olmuş, 8 askerimiz yaralanmış, bu çatışma neticesinde bölgeye gitmek üzere havalanan helikopterimizin teknik bir arıza nedeniyle kaza kırıma uğrayarak düşmesi sonucu 2 askerimizin daha şehit omuştur.

Çatışmada şehit olan tüm vatan evlatlarımıza Yüce Allah’tan rahmet, ailesi ve yakınlarına baş sağlığı diliyoruz.
Son aylarda terörle mücadele noktasında bölgede yoğun çatışmalar yaşanırken, ne yazık ki 500’ü aşkın vatan evladımızı şehit vermiş bulunmaktayız.
Türk milletinin birlik ve beraberliğine kast eden hainler bilmelidirler ki, sonları hüsrandır. Bizden bir çakıl taşı dahi alabileceğini sananlar derin bir yanılgı içindedirler.
Milletimizin geleceğine yönelik sinsi planlar asla tutmayacak, Türk milletinin birliği, dirliği ve beraberliği ilelebet devam edecektir.
Türk İmar-Sen olarak bir kez daha şehitlerimize Yüce Allah’tan rahmet, aileleri, yakınları ve Türk milletine baş sağlığı, yaralı askerlerimize de acil şifalar diliyoruz.

 
30 Yıl Üstü Hizmet İçin Tüm Memurlar İkramiye Alabilir mi? PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Perşembe, 12 Mayıs 2016 14:59


Anayasa Mahkemesi
'nin, Emekli Sandığı Kanunu'nun, "emekli ikramiyesinin hesabında 30 fiili hizmet yılından fazla sürelerin dikkate alınmayacağına" ilişkin hükmünün iptaline ilişkin kararının gerekçesi, 7 Ocak 2015'te Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmişti.
Yüksek Mahkemenin bu kararının ardından 7 Ocak 2015'ten önce emekli olanlar için de bu kararın uygulanıp uygulanmayacağı konusu gündeme geldi. Bu konuda bir emekli dava açmıştı.

memuriyetteki 38 yıl 5 ay hizmetinin ardından emekli bir memur Anayasa Mahkemesinin kararı üzerine SGK'dan, 38 yıl 5 aylık hizmetinin 8 yıl 5 aylık kısmı için de emekli ikramiyesi ödenmesini için dava açmıştı.

Talebin reddine ilişkin SGK işleminin iptali istemiyle açılan dava, Ankara 12. İdare Mahkemesinde görüldü. İdare Mahkemesi, emeklinin geçmişte talep edemediği hakkı talep edebileceği gerekçesiyle dava konusu SGK işlemini iptal etti ve emekliye, 30 yıldan fazla hizmet süresi için hesaplanacak emekli ikramiyesi tutarının ödenmesine karar verdi.

Ankara 12. İdare Mahkemesinin bu kararı SGK tarafından temyiz edildi.

Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Danıştay 11. Dairesi, idari mahkemesinin kararını oy birliğiyle onadı. SGK  bu karar karşısında karar düzeltme talebinde bulunmuştur ve  Karar düzeltme talebi de reddedilirse kesinleşmiş olacaktır.  Danıştay’ın karar düzeltmeyi reddetmesi durumunda 2015’ten öne emekli olanlarda bu haktan yararlanabileceklerdir. Sorun ortadan kalkmış olacaktır. 

 
MEMUR-SEN FİİLEN YETKİYİ DEVRETMİŞTİR! PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 11 Mayıs 2016 11:40

Devlet Personel Başkanlığı’nda yetkili sendikalar ve ilgili kuruluşlarla yapılan toplantı neticesinde, kadro bekleyen 4/C’li ve üniversiteli işçilerin durumu yetkili sendikaların kendi eliyle hükümetin inisiyatifine devredildi. Konuyla ilgili açıklama yapan Genel Başkan İsmail Koncuk, “önemli olan yetkili olduğunuzla hava atmak değil, aldığınız yetkiyi hakkıyla, cesurca kullanabilmektir. Cesaretiniz yok!” diyerek tepkisini dile getirdi.

Toplu sözleşmede alınan bir kararın maliye yetkilisi tarafından şerh konulmasına seyirci kalanların korkak olduğunu belirten Koncuk, şu açıklamada bulundu:

“Devlet Personel Başkanlığı'nda, yetkili sendika ve ilgili kuruluşlarla yapılan toplantıda,27 madde ile ilgili yapılan çalışmalar konusunda sendikamıza bilgi verildi.

Sonuç kocaman bir hiç 4/C, üniversiteli işçilerin memur kadrosuna alınmasında gelişme yok.4/C ile ilgili konu tamamen Hükümetin insafına terk edildi.

Bu konularda en büyük hata, tarihsiz bir toplu sözleşme kararını imzalayanlara aittir. Böyle olunca inisiyatif tamamen Hükümete bırakılmıştır.

Göç yolda düzülür mantığı ile, binlerce insana umut dağıtmak adına toplu sözleşme yapanlar, şimdi attıkları imzanın altında kalmıştır.

Toplantıda 4/C konusuna Maliye Yetkilisi şerh koymuştur. Toplu Sözleşme kararına bir maliye yetkilisi hangi yetki ile şerh koyabilmektedir?

Tutanakta, kurumların görüşünün önemi vurgulanmıştır. Toplu sözleşme kararları kesindir, bu vurgunun tutanağa yazılması dahi kabul edilemez.

Toplu Sözleşme kararları sonradan tartışılacak kararlar mıdır? Kamu kurumlarına bu hakkı kim, hangi kanun vermektedir. Yetkili sendika ne yapmaktadır?

Her zaman söyledim, önemli olan yetkili olduğunuzla hava atmak değil, aldığınız yetkiyi hakkıyla, cesurca kullanabilmektir. Cesaretiniz yok!

Ben olsam, yetkimizi gasp etmek anlamına gelen bu tutanağa imza atmazdım. Bu teslim tutanağıdır. Yetki devridir”

İLGİLİ TUTANAK

 
Tapu'da 2 bölge, 18 şube müdürlüğü kuruldu PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 11 Mayıs 2016 09:04


Karar Sayısı : 2016/8776

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatında düzenleme yapılması hakkmdaki ekli Kararın yürürlüğe konulması; Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 15/1/2016 tarihli ve 114427 sayılı yazısı üzerine, 27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunun 17 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu'nca 18/4/2016 tarihinde kararlaştırılmıştır.

18/4/2016 TARİHLİ VE 2016/8776 SAYILI KARARNAMENİN EKİ

KARAR

MADDE 1- (1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatında, kuruluş merkezi Adana İli olmak üzere Adana ve Mersin illerini kapsayan Adana Tapu ve Kadastro XXIII. Bölge Müdürlüğü ile aynı bölge müdürlüğüne bağlı hizmet birimi olarak 9 adet şube müdürlüğü kurulmuştur.

(2) XII. Bölge Müdürlüğüne bağlı olan Adana ve Mersin illeri XXIII. Bölge Müdürlüğüne bağlanmıştır.

MADDE 2- (1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatında, kuruluş merkezi Erzincan İli olmak üzere Erzincan, Gümüşhane ve Bayburt illerini kapsayan Erzincan Tapu ve Kadastro XXIV. Bölge Müdürlüğü ile aynı bölge müdürlüğüne bağlı hizmet birimi olarak 9 adet şube müdürlüğü kurulmuştur.

(2) VIII. Bölge Müdürlüğüne bağlı olan Erzincan İli ile IX. Bölge Müdürlüğüne bağlı olan Bayburt ve Gümüşhane illeri XXIV. Bölge Müdürlüğüne bağlanmıştır.

MADDE 3- (1) Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4- (1) Bu Karar hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 - 12