MANŞET HABERLER
AFAD’DA KİK KARARLARI İMZALANDI PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 25 Mayıs 2016 16:11



Türk İmar-Sen’in Yetili Sendika olarak katıldığı AFAD Kurum İdari Kurul Toplantısı yapılarak tutanakla imza altına alınan kararlar yayınlandı.

Devamını oku...
 
19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 18 Mayıs 2016 13:48

Eşsiz vatanımızın düşmanlar tarafından işgal edilmesinin ardından, Türk milletinin sinesinde alevlenen özgürlük ve bağımsızlık ateşi, Atatürk’ün 19 Mayıs’ta Samsun’a çıkmasıyla birlikte, tüm vatan coğrafyasını kuşatmıştır.

19 Mayıs 1919’da baskılar, yokluklar ve imkânsızlıklar içinde başlayan bu kutlu mücadele, milletimizin, bağımsızlığı uğruna tüm varlığından vazgeçme iradesini de ortaya koymuştur. 19 Mayıs 1919 günü Samsun’da harekete geçen milli bilinç, tüm Anadolu’nun işgale karşı direnişe geçmesiyle sonuçlanmıştır.

Milli mücadelenin organize bir hal aldığı bu tarihte, yok olmak üzere olan bir halkın hep bir ağızdan haykırdığı “Ya istiklâl ya ölüm!” parolası, vatan topraklarının bütün olumsuzluklara ve yokluklara rağmen Türk milleti tarafından bir kez daha fethedilmesini sağlamıştır. Ecdadımız, kanlarıyla bir milletin tarihini yeniden yazarken, tarihin akışını değiştirmiş; şeref ve haysiyetin milletlerin tarihinde ne denli büyük öneme sahip olduğunu tüm dünyaya hatırlatmıştır.

Ne yazık ki bugün, ülkemizin göz göre göre bir rejim krizine doğru sürüklendiğini, 96 yılda hiç olmadığı kadar bölünme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Siyasi kutuplaşmalar, kin ve nefret yüklü söylemler eşliğinde, ülke içindeki iktidarını muhafaza etmek isteyen bir takım güçlerin, milli irade söylemiyle tek adamlığa; “Daha fazla demokrasi” diyerek, yasama, yürütme ve yargıyı tek bir makama bağlamaya; sistem değişikliği ile ülkemizin üniter yapısını yok etmeye; açılım, kardeşlik, barış gibi hamasetle bebek katillerine itibar kazandırmaya soyunduğu karanlık bir süreci yaşıyoruz.   

Her fırsatta “Milli irade” diyerek yollara dökülenlerin bu faaliyetlerinin amacının, 19 Mayıs 1919 günü ortaya konulan ve Türk milletinin gerçek anlamda ifade ettiği milli iradeyi yok etmek olduğu apaçık ortadadır. Bu nedenle milli mücadelemiz, bu mücadele sonucunda ağır bedeller ödeyerek kurduğumuz Cumhuriyetimiz ve bu süreçte elde ettiğimiz kazanımlarımız, ülke bütünlüğümüze kastedenlerin hedefi konumundadır.

Ülkemizin birlik ve beraberlik içinde daha güzel yarınlara ulaşması ve bütünlüğümüze kastedenlere karşı konması için bizlere düşen, 19 Mayıs 1919 günü milli mücadele için her bir ferdin yüreğinden fışkıran millet olma bilincine ve birlik ruhuna sahip çıkmak olacaktır.

Bütün bu yaşananlar dikkate alındığında, 19 Mayıs 1919’da fiilen başlayan destansı mücadele sonrası etle tırnak gibi ayrılmaz bir bütün haline gelen millet ve devlet mekanizmasının,  uygulanan yanlış politikalar neticesinde bugün farklı mecralara savrulmaya çalışılması, hükümetlerin milletin hissiyatını anlayamayarak, kendisini eleştiren herkese bedel ödetme sevdasına kapılması; devletimiz ve milletimiz için önü alınamaz bir parçalanma ve sonrasında bu coğrafyayı yeniden fethetmek için, yeni ve ağır bedeller ödemek zorunda kalacağımız tehlikeli bir süreci doğurabilir.  

Bu noktada vatanımıza, bayrağımıza, dilimize sahip çıkma, demokrasimizi koruma, ayrık otlarını, bölücüleri, hırsızları ve arsızları hayatımızdan temizleyerek yarınlarımızı bir ve beraber olarak inşa etme zorunluluğumuz bulunmaktadır. Bu bakımdan 19 Mayıs 1919 tarihini genç bedenlerin yüreğinde hissetmesini, gençlerimizin 19 Mayıs coşkusunu, gururunu yaşamasını sağlamak çok önemlidir.

Bu bakımdan 19 Mayıs 1919’la başlayan dönemde elde ettiğimiz en büyük kazanımlarımız olan özgürlük, demokrasi ve Cumhuriyetimizin yansıttığı ışığın; toplumsal, ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel olarak ilelebet milletimizin geleceğini aydınlatmasını diliyorum.

Allah bizleri bir daha bu coğrafyayı yeniden fethetmek zorunda bırakmasın diyor, başta geleceğimiz gençlerimiz olmak üzere tüm milletimizin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını kutlarken, bizlere bu kazanımları hediye eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İstiklal mücadelemizin bütün kahramanlarını sonsuz rahmet ve minnetle anıyorum.

 

         Necati ALSANCAK
Türk İmar-Sen Genel Başkanı  

 


 
İLBANK A.Ş YÖNETİM KURULU BAŞKANINA ZİYARET PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 18 Mayıs 2016 13:31


Genel Başkanımız Necati Alsancak, Genel Başkan yardımcılarımız Salih Demir, Etem Yaşar Yılmaz ve Ankara 4 Nolu Şube Başkanımız Berna Çetin Kütük İlbank AŞ yönetim kurulu Başkanlığına atanan Sayın Feramuz Üstün'ü ziyaret ettiler.

Genel Başkanımız Ziyarette Sayın Üstüne yeni görevinin hayırlı olmasını diledi. Ziyarette ayrıca çalışanların talepleri Yönetim Kurulu Başkanı Üstün'e iletildi.

 
Türk Milletinin Başı Sağolsun PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Cuma, 13 Mayıs 2016 11:29


Hakkari’nin Çukurca ilçesinde sabaha karşı bölücü teröristlerle yaşanan çatışmada 6 askerimiz şehit olmuş, 8 askerimiz yaralanmış, bu çatışma neticesinde bölgeye gitmek üzere havalanan helikopterimizin teknik bir arıza nedeniyle kaza kırıma uğrayarak düşmesi sonucu 2 askerimizin daha şehit omuştur.

Çatışmada şehit olan tüm vatan evlatlarımıza Yüce Allah’tan rahmet, ailesi ve yakınlarına baş sağlığı diliyoruz.
Son aylarda terörle mücadele noktasında bölgede yoğun çatışmalar yaşanırken, ne yazık ki 500’ü aşkın vatan evladımızı şehit vermiş bulunmaktayız.
Türk milletinin birlik ve beraberliğine kast eden hainler bilmelidirler ki, sonları hüsrandır. Bizden bir çakıl taşı dahi alabileceğini sananlar derin bir yanılgı içindedirler.
Milletimizin geleceğine yönelik sinsi planlar asla tutmayacak, Türk milletinin birliği, dirliği ve beraberliği ilelebet devam edecektir.
Türk İmar-Sen olarak bir kez daha şehitlerimize Yüce Allah’tan rahmet, aileleri, yakınları ve Türk milletine baş sağlığı, yaralı askerlerimize de acil şifalar diliyoruz.

 
30 Yıl Üstü Hizmet İçin Tüm Memurlar İkramiye Alabilir mi? PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Perşembe, 12 Mayıs 2016 14:59


Anayasa Mahkemesi
'nin, Emekli Sandığı Kanunu'nun, "emekli ikramiyesinin hesabında 30 fiili hizmet yılından fazla sürelerin dikkate alınmayacağına" ilişkin hükmünün iptaline ilişkin kararının gerekçesi, 7 Ocak 2015'te Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmişti.
Yüksek Mahkemenin bu kararının ardından 7 Ocak 2015'ten önce emekli olanlar için de bu kararın uygulanıp uygulanmayacağı konusu gündeme geldi. Bu konuda bir emekli dava açmıştı.

memuriyetteki 38 yıl 5 ay hizmetinin ardından emekli bir memur Anayasa Mahkemesinin kararı üzerine SGK'dan, 38 yıl 5 aylık hizmetinin 8 yıl 5 aylık kısmı için de emekli ikramiyesi ödenmesini için dava açmıştı.

Talebin reddine ilişkin SGK işleminin iptali istemiyle açılan dava, Ankara 12. İdare Mahkemesinde görüldü. İdare Mahkemesi, emeklinin geçmişte talep edemediği hakkı talep edebileceği gerekçesiyle dava konusu SGK işlemini iptal etti ve emekliye, 30 yıldan fazla hizmet süresi için hesaplanacak emekli ikramiyesi tutarının ödenmesine karar verdi.

Ankara 12. İdare Mahkemesinin bu kararı SGK tarafından temyiz edildi.

Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Danıştay 11. Dairesi, idari mahkemesinin kararını oy birliğiyle onadı. SGK  bu karar karşısında karar düzeltme talebinde bulunmuştur ve  Karar düzeltme talebi de reddedilirse kesinleşmiş olacaktır.  Danıştay’ın karar düzeltmeyi reddetmesi durumunda 2015’ten öne emekli olanlarda bu haktan yararlanabileceklerdir. Sorun ortadan kalkmış olacaktır. 

 
MEMUR-SEN FİİLEN YETKİYİ DEVRETMİŞTİR! PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 11 Mayıs 2016 11:40

Devlet Personel Başkanlığı’nda yetkili sendikalar ve ilgili kuruluşlarla yapılan toplantı neticesinde, kadro bekleyen 4/C’li ve üniversiteli işçilerin durumu yetkili sendikaların kendi eliyle hükümetin inisiyatifine devredildi. Konuyla ilgili açıklama yapan Genel Başkan İsmail Koncuk, “önemli olan yetkili olduğunuzla hava atmak değil, aldığınız yetkiyi hakkıyla, cesurca kullanabilmektir. Cesaretiniz yok!” diyerek tepkisini dile getirdi.

Toplu sözleşmede alınan bir kararın maliye yetkilisi tarafından şerh konulmasına seyirci kalanların korkak olduğunu belirten Koncuk, şu açıklamada bulundu:

“Devlet Personel Başkanlığı'nda, yetkili sendika ve ilgili kuruluşlarla yapılan toplantıda,27 madde ile ilgili yapılan çalışmalar konusunda sendikamıza bilgi verildi.

Sonuç kocaman bir hiç 4/C, üniversiteli işçilerin memur kadrosuna alınmasında gelişme yok.4/C ile ilgili konu tamamen Hükümetin insafına terk edildi.

Bu konularda en büyük hata, tarihsiz bir toplu sözleşme kararını imzalayanlara aittir. Böyle olunca inisiyatif tamamen Hükümete bırakılmıştır.

Göç yolda düzülür mantığı ile, binlerce insana umut dağıtmak adına toplu sözleşme yapanlar, şimdi attıkları imzanın altında kalmıştır.

Toplantıda 4/C konusuna Maliye Yetkilisi şerh koymuştur. Toplu Sözleşme kararına bir maliye yetkilisi hangi yetki ile şerh koyabilmektedir?

Tutanakta, kurumların görüşünün önemi vurgulanmıştır. Toplu sözleşme kararları kesindir, bu vurgunun tutanağa yazılması dahi kabul edilemez.

Toplu Sözleşme kararları sonradan tartışılacak kararlar mıdır? Kamu kurumlarına bu hakkı kim, hangi kanun vermektedir. Yetkili sendika ne yapmaktadır?

Her zaman söyledim, önemli olan yetkili olduğunuzla hava atmak değil, aldığınız yetkiyi hakkıyla, cesurca kullanabilmektir. Cesaretiniz yok!

Ben olsam, yetkimizi gasp etmek anlamına gelen bu tutanağa imza atmazdım. Bu teslim tutanağıdır. Yetki devridir”

İLGİLİ TUTANAK

 
Tapu'da 2 bölge, 18 şube müdürlüğü kuruldu PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 11 Mayıs 2016 09:04


Karar Sayısı : 2016/8776

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatında düzenleme yapılması hakkmdaki ekli Kararın yürürlüğe konulması; Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 15/1/2016 tarihli ve 114427 sayılı yazısı üzerine, 27/9/1984 tarihli ve 3046 sayılı Kanunun 17 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu'nca 18/4/2016 tarihinde kararlaştırılmıştır.

18/4/2016 TARİHLİ VE 2016/8776 SAYILI KARARNAMENİN EKİ

KARAR

MADDE 1- (1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatında, kuruluş merkezi Adana İli olmak üzere Adana ve Mersin illerini kapsayan Adana Tapu ve Kadastro XXIII. Bölge Müdürlüğü ile aynı bölge müdürlüğüne bağlı hizmet birimi olarak 9 adet şube müdürlüğü kurulmuştur.

(2) XII. Bölge Müdürlüğüne bağlı olan Adana ve Mersin illeri XXIII. Bölge Müdürlüğüne bağlanmıştır.

MADDE 2- (1) Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün taşra teşkilatında, kuruluş merkezi Erzincan İli olmak üzere Erzincan, Gümüşhane ve Bayburt illerini kapsayan Erzincan Tapu ve Kadastro XXIV. Bölge Müdürlüğü ile aynı bölge müdürlüğüne bağlı hizmet birimi olarak 9 adet şube müdürlüğü kurulmuştur.

(2) VIII. Bölge Müdürlüğüne bağlı olan Erzincan İli ile IX. Bölge Müdürlüğüne bağlı olan Bayburt ve Gümüşhane illeri XXIV. Bölge Müdürlüğüne bağlanmıştır.

MADDE 3- (1) Bu Karar yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4- (1) Bu Karar hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

 
Mağduriyetin sonlandırılmasını İstedik. PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Salı, 10 Mayıs 2016 14:23


Sendikamız tarafından Afet ve Acil Durum Müdürlüğüne bir başvuru yapılarak mesai saati gözetmeksizin göreve çağıran ve her daim hazır olarak bekleyen personelin mali ve özlük hakları bakımından sıkıntıya uğramaması gerektiğine dikkat çekildi.

Başvuruda Devlet memurlarına ödenecek zam ve tazminatlara ilişkin karara dikkat çekilerek Teknik hizmet sınıfındaki personele ek özel hizmet tazminatı ödeneceğinin düzenlendiğine vurgu yapıldı.

Başvuruda tüm bunlara rağmen bu tür ödemelerin zamanında yapılmayarak personelin mağdur edildiği ve personelin bu durumdan olumsuz etkilendiği belirtildi.

Ayrıca göreve giden personele avans verilmemesi veya az miktarda verilmesinin de sıkıntılara neden olduğuna dikkat çekilerek bu tür mağduriyetlerin giderilmesi istendi. 

 
NİSAN 2016 ASGARİ GEÇİM ENDEKSİ AÇIKLANDI PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Pazartesi, 09 Mayıs 2016 14:51


Nisan 2016’da 4 kişilik ailenin asgari geçim sınırı 55,23 lira arttı. Memur maaşı ise yalnızca geçtiğimiz ay %2,1 eridi.

Türkiye Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi’nin yapmış olduğu 2016 Nisan ayına ait asgari geçim endeksi sonuçları açıklanmıştır.

Türkiye İstatistik Kurumu’ndan alınan Nisan 2016 fiyatlarına göre yapılan araştırmada çalışan tek kişinin yoksulluk sınırı 2.276,52 TL olarak hesaplanmıştır. Dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddi ise 4.644,18 Lira olarak belirlenmiştir.

Sonuçlar, dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddinin bir önceki aya göre %1,20 oranında arttığını göstermektedir. Çalışan tek kişinin açlık sınırı da bir önceki aya göre %0,95 oranında artmış ve  1.753,80 Lira olarak hesaplanmıştır.

Türkiye’de 4 kişilik bir ailenin ortalama gıda ve barınma harcamaları toplamı ise 2016 yılı Nisan ayında 1.768,48 Lira olarak tahmin edilmiştir.

Yapılan araştırmada, 4 kişilik bir ailenin sağlık kuruluşlarının belirlediği gibi sağlıklı bir biçimde beslenebilmesi için gerekli harcamanın Nisan 2016 verilerine göre günlük 35,77 TL olduğu belirlenmiştir.

Ailenin aylık gıda harcaması toplamı ise 1.073,10 TL  olmuştur.

Nisan 2016 itibarı ile ortalama 2.575,09 TL ücret alan bir memurun ailesi için yaptığı gıda harcaması, maaşının %41,67’sini  oluşturmuştur. Türkiye İstatistik Kurumu verilerinde 695,38 TL olarak belirlenen kira gideri ise Nisan 2016 ortalama maaşının %27’sine  denk gelmiştir.

Buna göre bir memur, ortalama maaşının %68,67’sini  yalnızca gıda ve barınma harcamalarına ayırmak zorunda kalmıştır. Diğer ihtiyaçlarını karşılamak için ise maaşının %31,33’ü  kalmıştır.

Ortalama ücretle geçinen bir memur ailesinin ulaşım, sağlık, eğitim, haberleşme, giyim gibi diğer zorunlu ihtiyaçlarını karşılaması için Nisan 2016 maaşından geriye yalnızca 806,78 TL kalmıştır.

GENEL BAŞKAN:  MEMURUN 4 AYDA ZORUNLU HARCAMASI 278 LİRA ARTTI. MAAŞINA İSE 168 LİRA ZAM YAPILDI.

Araştırma sonuçlarını değerlendiren Genel Başkan İsmail Koncuk, memur maaşının 4 ayda 110 lira eridiğini belirterek  “toplu sözleşmeyi alkışlar ve sloganlar eşliğinde imzalayan sözde sendikalar bugün neredeler?” diye sordu.

Genel Başkan 4 ay içerisinde vatandaşlarımızın ailelerini geçindirebilmek için yapmak zorunda olduğu harcamaların 278 lira arttığını buna karşın memur maaşına ortalama 168 lira zam yapıldığını hatırlattı. Memurların, 4 ay içerisinde aylık 110 lira kaybettiğini söyleyen Koncuk,” toplu sözleşme görüşmelerinde ekonomik gerçeklere gözlerini kapayıp siyasi irade önünde hazır ola geçenler memurların bugünkü durumunun baş sorumlusudur” diyerek şöyle devam etti:

“2015 yılı enflasyon farkından da %1,8 çalınmıştı. Bir taraftan toplu sözleşmeler yoluyla diğer taraftan zamlar aracılığıyla birilerinin eli sürekli cebimizde. Birileri bu gidişe dur demeli ve bu tekere bir çomak sokmalıdır. Bunu yapacak olanlar da sendikal tercihlerini kendilerini gerçek anlamda temsil eden oluşumlara yönlendirecek kamu görevlileridir.”

 
KÖLE YASASI KABUL EDİLEMEZ..! PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Pazartesi, 09 Mayıs 2016 14:44


Bilindiği üzere, Özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisi kurulması ve uzaktan çalışma gibi esnek çalışma modelini öngören İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi.

Bu yasayla; Özel istihdam bürolarının faaliyet alanı genişletiliyor, geçici iş ilişkisi kurma faaliyeti bu bürolara veriliyor. Özel istihdam bürolarına; işveren ile geçici işçi sağlama sözleşmesi yaparak, işçisini geçici olarak işverene devir yetkisini getiriyor.

Mevsimlik tarım işlerinde veya temizlik işleri, hasta, yaşlı ve çocuk bakım hizmetleri gibi ev hizmetlerinde, süre sınırı aranmadan geçici iş ilişkisi oluşturulabilecek.  Ayrıca doğum izni ve doğum sonrası kısmi çalışma hakkı kullanan, askerlik hizmetini yapan ve iş sözleşmesi askıya alınan çalışan yerine başka bir işçi ile geçici iş ilişkisi, bu hallerin devamı süresince kurulabilecek.

Özel istihdam büroları; iş ve işçi bulmaya aracılık faaliyeti yapacak, iş gücü piyasası ile istihdam ve insan kaynaklarına yönelik hizmetleri yürütebilecek, mesleki eğitim düzenleyebilecek Bu bürolar aracılık ve geçici işçi sağlama faaliyeti karşılığı olarak işverenden hizmet bedeli alabilecek. İş arayanlardan ve geçici iş ilişkisiyle çalıştırılan işçilerden menfaat sağlanamayacak ve hizmet bedeli alınamayacak. Ancak özel istihdam bürolarınca, istisna tutulan meslekler ve pozisyonlar için hizmet bedeli alabilecek.

 İSTİHDAM ADI ALTINDA EMEK SÖMÜRÜSÜ YAŞANACAK

Özel İstihdam Büroları adı verilen bu sistemle çağdaş köleler yaratılacaktır. İşveren bu bürolara giderek, iş arayanların üzerinden emek pazarlığı yapacaktır.  Bu bir emek sömürüsü ve insanlık ayıbıdır. Bu sistemin hayata geçirilmesi, emeğe yapılan en büyük saygısızlıktır.

İŞ ARAYANLAR İŞKUR ÜZERİNDEN ÇALIŞMA HAYATINA KAZANDIRILMALIDIR

İŞKUR dururken, bu şekilde özel istihdam bürolarının açılması oldukça düşündürücüdür. İŞKUR’un görevi eğitimli iş gücü sağlamak ve istihdam yaratmaktır. İş arayanların İŞKUR üzerinden çalışma hayatına kazandırılması gerekirken İŞKUR yerine özel istihdam bürolarının bu işi üstlenmesini öngören bu yasal düzenleme, istihdam adı altında emek sömürüsünün yolunu açacaktır.

CUMHURBAŞKANINDAN YASAYI VETO ETMESİNİ BEKLİYORUZ

Bu yasa 2009 yılında da Meclis’ten geçmiş, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından “İşçilerin emeğinin istismarın ve insan onuruna yakışmayan durumların doğmasına, olumsuz uygulamalara ve çalışma barışının bozulmasına yol açabileceği” gerekçesiyle veto edilmişti. Biz bir emek örgütü olarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da aynı hassasiyeti göstererek, bu yasayı veto etmesini bekliyoruz.

Türkiye Kamu-Sen ve Türk İmar-Sen olarak, çağdaş kölelik sisteminin Özel İstihdam Büroları aracılığıyla hayata geçirilmek istendiği bu yasayı kabul etmemiz mümkün değildir.

Bizler “Emek kutsal, insan mukaddestir” anlayışını kendine şiar edinmiş bir emek örgütü olarak, çalışma hayatını karanlığa sürükleyecek ve emeğin sömürüsüne zemin hazırlayan bu yasayı asla kabul etmeyeceğimizi kamuoyuna saygı ile duyururuz.

 
İNSANLIĞIN KURTULUŞU ANA YÜREĞİNİ ANLAMAKTAN GEÇİYOR PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Cumartesi, 07 Mayıs 2016 00:00

"Koruma güdüsüyle, çıkarsız, kuşatıcı ve engin sevginin, kayıtsız merhametin sözlüklerdeki karşılığı şefkat, hayatımızdaki karşılığı ise annedir. Sevgi, karşılık bekleyen ve gönlü yalnızca sevilene yönelten bir duygu iken anne, evladına beslediği hisler nedeniyle sevgisini bütün çocuklara ve hatta bütün canlılara sunar. Bu bakımdan annelik fedakârlığın, alçak gönüllülüğün, merhametin, paylaşmanın ve şefkatin tecelligâhıdır.  İnsanlık karşılıksız sevmeyi, incinse de incitmemeyi, hayatı pahasına hayat vermeyi annelerden öğrenmiştir.

Yavrularının karnı doymadan yemek yemeyen, onlar uyumadan kendisi de uyumayan, çocuklarının güvende olduğundan emin olmadan rahat etmeyen annelerimizin hayatımıza kattığı anlam ve değer, kelimelere sığmayacak kadar büyüktür.  Evleri yuva yapan, kurumuş toprakları çiçek bahçesine çeviren annelerimizin hakkını ne yapsak ödeyemeyiz.  Ne kadar büyürsek büyüyelim, yaşımız, işimiz, unvanımız ne olursa olsun zorda kaldığımız her an, annelerimizin saçımızı okşayan ellerine sarılır, kayıtsız şefkatine sığınır, karşılıksız sevgisinde huzur bulur, sıcacık nefesinden ruhumuzu besleriz. Dünyanın tükenmez kederlerinden bunaldığımızda, kalbimizin her kırıldığında, her tökezlediğimizde, her düştüğümüzde kollarına sığındığımız yaşam kaynağımız annelerimize koşarız.

Ne yazık ki, çoğu zaman hayatın koşuşturmacası içinde annelerimizi ihmal ediyor, bizler için taşıdığı anlamı unutuyor, ancak onları kaybettiğimizde hayatlarımızda ne denli büyük bir yer tuttuklarını idrak edebiliyoruz. Bu nedenle annelerimiz hayattayken kıymetlerini bilmeli, onları yokluklarında pişmanlıklarla ve özlemlerle değil varlıklarında minnetle ve gönül huzuru ile anmalıyız. Şair, anne özlemini, annenin bir çocuk için ifade ettiği anlamı şu dizelerde ne de güzel dile getiriyor:

Sevgi güneşiydi sanki gözlerin

Her bir hâllerini özledim anne,

Sen gittin gideli boş kaldı yerin,

Gonca güllerini özledim anne.

Yerde seni, gökte seni ararım,

Gece yıldızlardan seni sorarım.

Boynum bükük saçlarımı tararım,

Pamuk ellerini özledim anne.

Şefkatinle gel, renklensin düşlerim,

Sevginle silinsin şu gözyaşlarım,

Bahara dönüşsün karakışlarım,

Tatlı dillerini özledim anne.

Her zorluğu, her engeli aşardım,

Senin varlığınla mutlu yaşardım,

Sabah akşam kucağına koşardım,

Sıcak kollarını özledim anne.

Gerçekten bir çocuğun annesinden ayrı kalması son derece acı ama engin bir merhamet ve şefkatle hayatını çocuğuna adamış bir annenin çocuğunu kaybettiğinde yaşadıklarının hiçbir tarifi ve tanımı yok. Bu nedenledir ki, annesi ölene öksüz denir de, yavrusunu kaybetmiş bir anneyi tarif edecek bir tanım bulunmaz. Eğer o anne, öpmeye kıyamadığı yavrusunu, vatanına şehit vermiş, kör bir kurşuna feda etmiş; gözünden sakınarak yetiştirdiği yavrusunun hayatı, canilerin kahpe ellerinde son bulmuşsa yaşadığı acı ne dayanılmaz, duyduğu özlem ne derindir!

Biz de Türkiye Kamu-Sen olarak başta şehit anneleri olmak üzere tüm annelerimize minnet duygularımızı bir kez daha ifade ediyor, hayatta olmayanlara Allah’tan rahmet diliyoruz.  Günlük yaşantımızın bir parçası haline gelmiş olan savaşları, katliamları, açgözlülüğü, bencilliği düşündüğümüzde, insanlığın sevgiden, merhametten, vefadan, paylaşımcılıktan ne denli koptuğunu görüyor, insani değerlerimizi kaybetmemizin üzüntüsünü yaşıyoruz. Bu bakımdan insanlığın kurtuluşunun anne sevgisini ve ana yüreğini anlamaktan geçtiğine inanıyoruz.

Anneler gününde, hangi yaşta olursak olalım, annemizin gözündeki en masum, en çocuk halimizle, saçlarımız okşanmaya, gözyaşlarımız silinmeye, ruhlarımız arınmaya muhtaç bir halde annelerimizin huzuruna çıkıyor, ellerinden öpüyor, hayır dualarını bekliyoruz. Bütün annelerin anneler günü kutlu olsun"

 
Göreve Hazırlama Projesindeki Düzenlemeler İle İlgili Başvurumuza Cevap Geldi PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 04 Mayıs 2016 08:40


Sendikamız Türk İmar-Sen tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bir başvuru yapılarak Göreve hazırlama projesinde yer alan “ Daha önce rotasyon, uzun süre görev yapma gibi nedenlerle görev yaptığı birimden alınan personelin yeniden aynı birime atama talebinin işleme konulmayacak olması ile ilgili düzenlemenin değiştirilmesini talep edilmişti.

Sendikamızın yaptığı başvuruda rotasyon ve uzun süre görev yapma gibi nedenlerle aynı birime tekrar atanmanın engellenmesinin yasal bir dayanağı olmadığına dikkat çekilmiş ve Söz konusu düzenlemenin tekrar gözden geçirilerek herhangi bir kısıtlama olmaksızın tayin taleplerinin değerlendirilmesi istenmişti.

Genel Müdürlük söz konusu talebimize verdiği cevapta Devlet memurları atama yönetmeliğinde aynı yere tekrar atanmayı engelleyen düzenlemenin Danıştay tarafından durdurulduğu belirtilmiş ve Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Personeli Atama ve Yer Değiştirme Esaslarına İlişkin Yönetmelik güncelleme çalışmalarının devam ettiği belirtildi. Daha önce rotasyona uğrayan personelin tekrar aynı yere atanma taleplerinin karşılanmamasında Devlet Personel Başkanlığının yazısı  üzerine hareket edildiği belirtildi. 


 
Personel Eksikliği Başvurumuza Genel Müdürlükten Cevap PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 04 Mayıs 2016 07:46

 


Sendikamız tarafından Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne bir başvuru yaparak personel eksikliğinin giderilmesi ve günlük işlem sayısını sınırlandırılmasını istemiştik.

Başvuruda Tapu Müdürlüklerinde ciddi personel eksikliği olduğu belirtilerek personelin yoğun iş yükü nedeniyle psikolojik olarak yıprandığına dikkat çekmiş, Yoğun mesailer nedeniyle aile düzenlerinin bile bozulduğuna vurgu yapmıştık.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü başvurumuza verdiği yanıtta sözleşmeli personel atamaları ile imkanlar ölçüsünde bu eksikliğini giderilmeye çalışacağını belirtti. Genel Müdürlük personel eksikliği nedeniyle yaşanan sorunlar ve bu sorunlarla ilgili çözüm önerilerinin personel politikalarının belirlenmesi sürecinde değerlendirileceğini kaydetti.


 
Miraç Kandiliniz Mübarek Olsun PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Salı, 03 Mayıs 2016 12:48


Bu gece, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V) insanlık adına Âlemlerin Rabbiyle buluştuğu ve insanlığın kurtuluşu için çeşitli müjdelerle geri döndüğü Miraç Kandili. 
Tüm İslam âleminin Miraç Kandilini kutlar, tüm insanlığa hayırlar getirmesini yüce Allah'tan niyaz ederiz.

 

 
1 MAYIS’TA, KIZILAY’DA ŞEHİTLERİMİZİ ANDIK PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Pazar, 01 Mayıs 2016 00:00

Türkiye Kamu-Sen olarak, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde, şehitlerimizi ve teröre kurban verdiğimiz vatandaşlarımızı, Kızılay meydanında, 34 vatandaşımızın haince katledildiği otobüs durağında dualar ve karanfillerle andık.

Patlamanın olduğu otobüs durağına karanfiller bırakan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Yönetim Kurulu Üyelerimiz ve konfederasyon heyetimiz ardından edilen dualarla bütün şehitlerimizi rahmet ve minnetle andı.

Duaların ardından bir açıklama yapan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, terörü bir kez daha lanetlerken, çalışma hayatında yaşanan sorunları da gündeme getirdi.

KONCUK: ŞEHİTLERİMİZİ RAHMETLE ANIYOR, MİLLETİMİZE BAŞ SAĞLIĞI DİLİYORUZ

Terörle mücadelenin yalnızca teröristi yok etmek bağlamında değil terör örgütlerinin insan kaynaklarını da kurutmak amacıyla yeni yaklaşımlar çerçevesinde yürütülmesi gerektiğini ifade eden Genel Başkan İsmail Koncuk, “Dünyanın her yerinde terör örgütlerine en yüksek katılım yoksulluğun yüksek, gelir dağılımının bozuk, adaletsizliğin yaygın olduğu yerlerden olmaktadır” dedi.

Genel Başkan İsmail Koncuk açıklamasında;

Hak aramanın kutsal olduğuna inanan, ülkemizde hakkı ve adaleti hâkim kılmak için mücadele veren bir sivil toplum örgütüyüz. Hiç kuşkusuz ki, bir insanın yaşama hakkından daha değerli ve daha önemli bir hak da yoktur. Ne yazık ki, terör; asker, sivil, çocuk, kadın, erkek, Türk, Kürt demeden hepimizin yaşama hakkına tecavüz etmekte, içindeki kini ve öfkeyi mayınlarla, tuzaklarla, canlı bombalarla, kahbece planladığı eylemlerle dışa vurmakta; nice ocakları söndürmekte, nice canları yakmaktadır.

Millet olmak, acıyı da, sevinci de, coşkuyu da, matemi de paylaşmak ve her birimizin derdiyle dertlenmekten başka bir şey değildir. Sendikacılığın yolu da bir tek çalışanın derdi için, topluca mücadele etmekten geçer. 

Bugün 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü… Bugün çalışanlarımızın karşı karşıya bulunduğu tehditleri dile getirmek, sorunlara çözüm yolları sunmak ve emeğin, dayanışmanın, birlikteliğin gücünü kavramak adına son derece önemli bir gün. Ama anaların, babaların yüreklerine ateş düştüğü, bizlerin de her şehit haberiyle yasa boğulduğumuz bugünlerde bu Bayramı davulla, zurnayla kutlayacak da değiliz. Evlâtlarımızın yaşama hakları eli kanlı terör örgütlerince gasp edilirken, 1 Mayıs’ı bayram tadında kutlamamızın imkânı da yok.

Biz hak mücadelesi verirken; hepimizin kardeşçe bu topraklarda yaşama hakkını kullanabilmesi uğruna canlarını feda eden güvenlik görevlilerimizi, akşam işinden, okulundan, dershanesinden çıkıp evine giderken kahpe bir tuzakla hayatını kaybeden sivil vatandaşlarımızı unutmamız mümkün değil. Bu nedenle, kahraman şehitlerimize olan minnetimizi ifade etmek ve teröre kurban verdiğimiz vatandaşlarımızı anmak adına, burada 34 vatandaşımızın canına mal olan terör saldırısının gerçekleştiği noktada, 1 Mayıs açıklamamızı gerçekleştiriyoruz. Bu vesile ile terörü, teröristi ve onların gizli-açık destekçilerini bir kez daha lanetliyor, terör saldırılarında hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza ve şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize de baş sağlığı diliyoruz.       

Elbette şu anda milletimizin ve devletimizin başına bela edilmiş olan bir terör sorunu ile karşı karşıyayız ancak küresel güçlerin piyonu haline gelerek askerimizi, polisimizi ve hatta sivil vatandaşlarımızı dahi şehit eden eli kanlı canilerin büyük çoğunluğunun da bu ülke topraklarından çıktığını unutmamak gerekmektedir. Dolayısıyla önceliğimiz teröristleri yok etmek kadar terör örgütlerinin insan kaynağını da kurutmak olmalıdır. Terör örgütlerine en fazla katılım, gelir düzeyinin en düşük, gelir adaletsizliğinin en yüksek olduğu, hukukun işlemediği ülkelerden olmaktadır. Bu bakımdan adil bir gelir dağılımı sağlamak, nimeti ve külfeti vatandaşlar arasında eşit olarak dağıtmak ve hukukun üstünlüğü ilkesini hayata geçirmek, toplumsal bütünlüğümüzün korunması, millet olma bilincimizin pekiştirilmesi ve devletimize olan güvenin artması adına son derece önemlidir” dedi.

KONCUK: İNSAN ONURUNA YARAŞIR BİR ÇALIŞMA HAYATI İSTİYORUZ

“Bugün, güvencesiz ve kuralsız çalışmanın yaygınlaştığı, yoksulluğun insanların kaderi olarak sunulduğu, çaresizliğin ve biat kültürünün pompalandığı bir dönemi yaşamaktayız” diyen Genel Başkan İsmail Koncuk, “Yalnızca kendi haklarımız, kendi geleceğimiz için değil, çocuklarımızın hakları, çocuklarımızın geleceği için de mücadele etmek zorundayız” dedi. Koncuk, “Bizler bu ülkenin kamu çalışanları, işçileri, işsizleri, emeklileri, yoksulları, kadınları, gençleri için mücadele yürütüyoruz. Türk milleti olarak barış içinde, özgürce yaşamak için, demokrasi için, ekmek için, daha güzel bir dünyada, baskısız, insan onuruna yaraşır bir hayat için mücadele yürütüyoruz. En temel insani ve demokratik haklarımız, sosyal adalet ve eşitlik için mücadele yürütüyoruz.  

Yıllardır her 1 Mayıs’ı Taksim tartışmaları içinde, biber gazı eşliğinde kutluyoruz. Artık çalışan sorunlarının biber gazında boğulmasını istemiyoruz. Emek, dayanışma, alın terinin ön plana çıktığı, çalışanların iş güvencesi, taşeronlaşma, sendikalaşma, ücret sorunlarının gündeme geldiği 1 Mayıslar istiyoruz. Bugün burada işçi, memur, emekli, işsiz her kesimden emekçimizin insan onuruna yaraşır bir yaşam talebini bir kez daha güçlü bir şekilde dile getiriyoruz.  

Bugün, güvencesiz ve kuralsız çalışmanın yaygınlaştığı, yoksulluğun insanların kaderi olarak sunulduğu, çaresizliğin ve biat kültürünün pompalandığı bir dönemi yaşamaktayız. Çalışanların yarısı kayıt dışında, sosyal güvenceden, emeklilik hakkından mahrum bir şekilde çalışıyor. Çalışanlarımızın kıdem tazminatına göz dikiliyor, asgari ücret bölgeselleştirilmek, esnek ve kuralsız çalışma biçimleri yaygınlaştırılmak isteniyor.

2002 yılında kamuda 20 bin dolayında olan taşeron işçisi, 720 bine ulaştı. Devlet memuru kavramını kaldıracaklarını gözümüzün içine baka baka söylüyorlar: “ İşçi ile memur arasındaki farkı kaldıracağız, devlet memurlarını da iş güvencesiz çalıştıracağız, gerektiği zaman kıdem tazminatını vereceğiz ve kapının önüne koyacağız” diyorlar. Çocuklarımızın geleceğini çalmak, onları köleleştirmek isteyen, açlıkla, işsizlikle tehdit eden ve en olumsuz çalışma şartlarını dayatan bir anlayış söz konusu… Genç işsizlikte, işsizlikte, enflasyonda OECD ülkeleri içinde en ön sıralardayız. Her evde en az bir işsiz evladımız var.

Biz yalnızca kendi haklarımız, kendi geleceğimiz için değil, çocuklarımızın hakları, çocuklarımızın geleceği için de mücadele etmek zorundayız. Sendikasızlaştırma yaygınlaşıyor, sendikal örgütlenmenin önüne engeller çıkarılıyor. Kamuda bizden olan olmayan ayrımı çalışma barışını bozuyor. Hâlâ ülkemizde 4/C gibi insanlık dışı bir istihdam türü mevcut ve bunların sayısı da giderek artıyor. Toplu sözleşmede karar altına alınan konular bile hayata geçirilmiyor, gereği yapılmıyor.

Devletinin verdiği görevle, milletine hizmet eden kamu çalışanlarının yaşadığı sıkıntılar, her geçen gün katlanarak artmaktadır. Sorunlar çözüleceği yerde, her geçen gün yenileri eklenmektedir. Kamu görevlilerimizin haklarında aldıkları olumlu mahkeme kararları ısrarla uygulanmamakta, hukukun üstünlüğü ilkesi yerle bir edilmektedir. Kendi insanına, çalışanına, memuruna düşman bir anlayışa daha ne kadar sabredeceğiz?

Hizmetlilerin ek gösterge sorunu; memurlarımızın, teknisyenlerin, şeflerin ek ödeme başta olmak üzere, maruz kaldıkları adaletsizlikler, çalışanlarımızı canından bezdirmiştir. Kamu çalışanlarımız düşük maaşla, elverişsiz ortamlarda adeta bir sefalet içerisinde hizmet vermeye çalışmaktadır. Emeklilerimiz de düşük maaşla, dışlanmışlıkla yüz yüze kalmakta ve yoksulluk içinde, mutsuz bir yaşama mahkûm edilmektedir” dedi.

KONCUK: DEVLET MEMURUNA HASIM OLAN BİZE DE HASIMDIR!

Çalışanların hayatlarının bugün artık kâbusa dönüştüğünü belirten Genel Başkan İsmail Koncuk, hükümetin dağ gibi yığılan sorunları görmezden geldiğine dikkat çekti. Koncuk,“Kıymetli basın mensupları, sizler de birer çalışan, birer emekçisiniz.  Çalışma hayatındaki olumsuzluklardan en fazla etkilenen kesimlerden birisi de sizlersiniz. Biliniz ki, bu çeşit uygulamaların temel amacı, kamudaki istihdam güvencesini yok etmek ve çalışanlarımızı köleleştirmektir.

Bugün ne yazık ki, çalışanlarımızın hayatı kâbusa dönmüştür. Hükümet, çığ gibi yığılan sorunları görmezden gelmektedir. Birileri, çalışanların iş güvencesinin olmadığı, alınıp satıldığı, kiralandığı, istenildiğinde işten çıkarıldığı bir yapı istiyor. Bu kimseler, devletin vatandaşına parasız hizmet vermesini istemiyor. Onlara göre, her şey özelleşmeli ve para ile satılmalı. Bu sistemde, her çalışanın işsizlikle tehdit edildiği, sendikasız, dayanaksız, güvencesiz ve güçsüz bırakıldığı; düşük ücretli, düşük maliyetli bir istihdam piyasası yaratılmak temel hedeftir.

Memurluk güvencesinin yok edilmek istenmesi, sözleşmeli personel çalıştırılması, 4/C’li geçici işçilerin sayısının her geçen gün artması, işsizlerin bir çığ gibi büyümesi, işte hep bu yüzdendir. Bu nedenle, ekonomik krizlerde fatura, çalışanlara çıkartılmakta, maaşlar düşmekte, işsizlik artmakta, ama ülkenin kaynağını da, krizin kaymağını da hep aynı kişiler yemektedir.

Kurumlar arasındaki ücret adaletsizliği almış başını gidiyor. Maaşlar açıklanan enflasyon kadar artıyor; gerçek enflasyon karşısında eriyor. Ülke nüfusunun %20’sini oluşturan gençlerimizin beşte biri kayıtlı işsizdir. 350 bin ataması yapılmayan öğretmen, 430 bin iktisadi idari bilimler mezunu, 250 bin sağlıkçı, 1 milyon meslek yüksekokulu mezunu, 2 milyon lise mezunu işsiz, aşsız, hayata tutunmaya çalışıyor. Bu ülkede iş bulmanın bir dert, çalışmanın ayrı bir dert olduğunu biliyor, sorunların çözülmesini istiyoruz.

Defalarca devlet memuru kavramını ortadan kaldıracaklarını iddia ettiler. Kim devlet memuruna düşmansa bize dost olamaz.  Devlet memuruna hasım olan bize de hasımdır. Bizim gözümüzde muteber değildir. Emeklilerimiz adeta kaderine terk edilmiştir. Emekliyi sıkıntıda bırakanlar, asla bizden olamazlar” dedi.

KONCUK: BİZ BİRLİKTE TÜRKÜZ, TÜRKİYEYİZ

Türkiye Kamu-Sen’in, her alanda mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğini belirten Genel Başkan İsmail Koncuk, “Birlikteliğimiz, Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini, bir ve bütün olarak ilelebet payidar kılacaktır” dedi. Koncuk, “Biz, birlik içinde bütün bu haksızlıklara, hukuksuzluklara karşı mücadelemizi sürdüreceğiz. Hiçbir güç, bizleri yolumuzdan döndüremeyecek. Tüm çalışanların grevli toplu sözleşmeli sendikal haklara sahip olduğu bir Türkiye için, sosyal devlet için mücadele edeceğiz. Çoğulcu demokrasinin sınırlarını genişletmek, gerçek anlamda sendikal haklarımıza kavuşmak, sosyal devlet ilkesini hayata geçirmek için çalışacağız. Toplumsal barış ve huzurun sağlanması için, uzlaşma, hoşgörü ve bir arada yaşama kültürünün geliştirilmesi için sesimizi yükselteceğiz.

Çevremizdeki ülkelerin savaşması için değil, barışması için, Atatürk’ün “yurtta sulh, cihanda sulh” şiarının hayat bulması için mücadele edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tüm kurumlarının hukuk devleti anlayışıyla hareket etmesi için uğraşacağız. Anti demokratik sendikal yasalar değişsin diye, toplu pazarlık ve örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılsın diye, vatandaşlarımızın yüzü gülsün diye mücadelemizi sürdüreceğiz.

“İnsan onuruna yaraşır iş” herkesin hakkıdır.  İstihdamın korunmasını, geliştirilmesini ve işsizliğin önlenmesini istiyoruz. Adil bir gelir dağılımı, hakça bir paylaşım istiyoruz. Güvenceli bir çalışma hayatı istiyoruz. Dar ve sabit gelirlinin üzerine bir karabasan gibi çöken vergi adaletsizliğinin son bulmasını istiyoruz. “Çalışanların, emeklilerin açlık sınırının altında ücret almasına bir son verilsin” diyoruz.

Bütün bu olumsuzlukların üstüne, bizleri birbirimize düşürmek isteyen, her fırsatta milletimiz içine nifak tohumları ekmek isteyenler var. Ancak birliğimizi ve beraberliğimizi yenecek hiçbir güç de yok. Ne terör, ne işsizlik, ne güvencesizlik, ne de yoksulluk kaderimiz değildir. Bizler birlik oldukça, hiçbir güç, bizleri yok saymaya, haklarımızı gasp etmeye yetmeyecektir. Bu birliktelik, Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini, bir ve bütün olarak ilelebet payidar kılacaktır. Tek başımıza yalnız kalırız ama hep birlikte dağ olur, direniriz; sel olur, her engeli aşarız. Tek başımıza güçsüzüz ama hep birlikte yenilmez oluruz. Biz birlikte Türk oluruz, Türkiye oluruz. Ne mutlu Türküm diyene!

Tüm milletimizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma günü kutlu olsun” diyerek sözlerini noktaladı.

Genel Başkanımız İsmail Koncuk, Yönetim Kurulu Üyelerimiz, Genel Merkez Yöneticilerimiz, Şube Başkanlarımız ve üyelerimiz bombalı saldırının gerçekleştirildiği otobüs durağına kırmızı karanfiller bırakarak, şehitlerimiz ve teröre kurban verdiğimiz tüm vatandaşlarımız için dua ettiler.
 

 
AFAD SOSYAL DENGE TAZMİNATLARINI KAZANMAYA DEVAM EDİYORUZ. PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Cuma, 29 Nisan 2016 12:35


AFAD çalışanlarına sosyal denge tazminatı ödenmesi gerektiğine yönelik açılan davalarda çalışanların mağduriyetini sonlandırmaya devam ediyoruz. Konfederasyonumuza bağlı Türk Yerel Hizmet-Sen’in açtığı bizim de daha sonra takipçisi olduğumuz davalar çalışanların lehine sonuçlandı.

TEKİRDAĞ

Tekirdağ İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü personelinin sosyal denge tazminatından faydalandırılmasına yönelik başvurunun reddedilmesi üzerine Tekirdağ 1. İdare Mahkemesinde dava açılmıştı. Davayı görüşen mahkeme AFAD taşra teşkilatının il özel idaresi bünyesinde faaliyet gösterdiğine dikkat çekerek İdare bünyesinde görev yapan çalışanları kapsayan hükümlerden İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü personelinin de yararlanmasının gerektiğinin açık olduğuna hükmederek red işlemini iptal etti.

ESKİŞEHİR

İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü personelinin sosyal denge tazminatından faydalandırılmasına yönelik başvurunun reddedilmesi üzerine Eskişehir 2. İdare Mahkemesinde dava açılmıştı. Eskişehir 2. İdare mahkemesinin davayı ehliyet yönünden reddetmesi üzerine Danıştay’a itiraz edilmiş, Danıştay’ın mahkemenin verdiği kararı bozması üzerine davayı tekrar görüşen Eskişehir 2. İdare Mahkemesi  verdiği kararda dava tarihi itibariyle Eskişehir İl Özel İdaresinin kadrosunda görev yaptığı dolayısıyla sosyal denge sözleşmesinden yararlandırılmasına hükmetti.  

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 - 12