MANŞET HABERLER
TKGM PERSONELİ GÖREVDE YÜKSELME SINAV SONUÇLARI AÇIKLANDI PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Cuma, 05 Şubat 2016 17:06

TKGM PERSONELİ GÖREVDE YÜKSELME SINAV SONUÇLARI AÇIKLANDI

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Personeli Görevde Yükselme Sınav sonuçları açıklandı. Genel Müdürlük tarafından konuya ilişkin bir duyuru yayınlandı.

Devamını oku...
 
AFAD Çalışanlarının Talepleri Plan Bütçe Komisyonunda Gündeme Geldi. PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 03 Şubat 2016 15:32

 

Sendikamız Türk İmar-Sen AFAD çalışanlarının talepleri ile ilgili çalışmalarına devam ediyor. Son olarak Plan Bütçe Komisyonunda MHP Antalya Milletvekili Mehmet Günal tarafından sendikamızın AFAD çalışanları ile ilgili talepleri gündeme getirildi. Komisyon toplantısında Milletvekili ÜnalAFAD’la ilgili Türkiye KAMU-SEN’e bağlı TÜRK İMAR-SEN’in bazı talepleri var Onlar da acil kurtarma araçlarına Kasko yapılmasını - talep ediyorlar. Çünkü sıkıntı var diye. Artı, tabii AFAD çalışanlarının da yine AFAD tazminatıyla ilgili talepleri var. Sosyal denge sözleşmelerinde mahkeme kararlarının emsal gösterilmesi ve bunların da adaletli hâle getirilmesi var. Artı, burada mevzuat çalışmalarında, çalışanlarla ilgili bir personel sistematiğine ilişkin olarak da herhâlde tamamlanmamış çalışmalar var ki bunlar ne aşamada? Hem ücret kısmını hem özlük haklarını etkileyen bir durum var. Bununla birlikte, maktu fazla çalışma ücretleri, arama kurtarma teknisyenlerine de bunlarla ilgili ödenmesi talepleri var. Anlaşılıyor ki çalışanlar arasında bazı adaletsizlikten kaynaklanan huzursuzluklar var. Personelle ilgili mevzuat çalışması düzenlenip, özlük hakları da düzenlenirse daha memnun olacaklar.” diyerek çalışanların taleplerini gündeme getirdi. 

 
Başkanlar Kurulu Toplantımızın Sonuç Bildirgesini Kurumlara Gönderdik PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Cuma, 29 Ocak 2016 16:29

Sendikamız tarafından gerçekleştirilen Başkanlar Kurulu toplantısının sonucunda hazırlanan Sonuç bildirgesi hizmet kolumuzda faaliyet gösteren kurumlara gönderildi.

Kurumlardan Sonuç bildirgemizde yer alan çalışanların sorn ve talepleri hakkında gereğinin yapılması ve sendikamıza bilgi verilmesi talep edildi. 

 
Kurum Ziyaretlerine Devam Ediyoruz PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Salı, 26 Ocak 2016 07:32


Türk İmar-Sen olarak kurumlarda idarecilerle görüşmelere yaparak çalışanların sorunları ve taleplerini dile getirmeye devam ediyoruz. Son olarak Genel Başkanımız Necati Alsancak ve Genel Başkan Yardımcımız Salih Demir Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı Selçuk Bakkaloğlu ile görüştüler.

Genel Başkanımız ayrıca Ankara 3 Nolu Şube Başkanımız Ali Can Bey’le  Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğü'ne giderek Sayın Genel Müdür V. Osman ÖZTÜRK beyi makamında  ziyaret etti. 

 
Genel Başkanımız Necati Alsancak: Bayrağımızı yeni zirvelerde dalgalandırmalıyız. PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Perşembe, 21 Ocak 2016 09:34


Türkiye Kamu-Sen tarafından gerçekleştirilen "Tek Adres Türkiye Kamu-Sen" istişare toplantısının 2. gününde Türk İmar-Sen Başkanlar Kurulu İstişare toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda sendikamızın yetki sürecine doğru yapması gerekenler ile ilgili fikir alışverişinde bulunuldu.

Yapılan tüm değerlendirme ve istişarelerin ardından Genel Başkanımız Sayın Necati Alsancak tarafından bir konuşması gerçekleştirildi. Genel Başkanımız konuşmasında kamu çalışanlarına toplu sözleşmede yapılan ihanet, iş güvencemizi kaldırmaya yönelik girişimler hakkında değerlendirmelerde bulundu. Hizmet kolumuzda yaşanan sorunlar ve çalışanların talepleri ile ilgili açıklamalar yaptı.

Konuşmasının son bölümünde Türk İmar-Sen olarak yoğun bir mücadele gösterdiklerini kaydeden Genel Başkanımız Alsancak "Hizmet kolumuzda yaşanan sıkıntılar için yoğun bir mesai harcamaktayız. Sürekli il gezileri ile teşkilatımız ve çalışanlarla bir araya geliyoruz. Ayrıca kurumlarda idarecilerle görüşmeler yapıyor, başvurularda bulunuyoruz. Çözüm için sürekli mesai harcıyoruz. Bu yöndeki çalışmalarımız artarak devam edecek. Çalışmak ve başarmak zorundayız. Memurlara yapılanları daha çok anlatmalıyız. Sarı sendikanın ihanetini gündemde tutmalıyız. Önümüzdeki dönem bizim daha da yükselerek zirveye yaklaşmanın dönemidir. Bu nedenle Türk imar -Sen olarak yoğun bir çalışma içerisinde olacağız." dedi.

Önümüzdeki dönemde emin adımlarla ilerlemek gerektiğine dikkat çeken Genel Başkanımız Alsancak "Bu istişare toplantımız da gösterilecek hedef doğrultusunda, yapacağımız en temel iş ise hiç şüphesiz ki önümüze bakarak emin adımlarla inandığımız yolda yürümektir. Şubelerimiz, İl Temsilcilerimiz ve İşyeri temsilcilerimiz bu sürece hazır olmalıdır. Teşkilatımızın yapı taşı dediğimiz aktif üyelerimizi, işyeri temsilcilerimizi ve şube yöneticilerimizi motive etmeliyiz ve Onları tatlı bir yarışın içerisine sokmalıyız. Bu yarışta da kazanan hep biz olmalıyız." dedi.

Genel Başkanımız konuşmasını şu sözlerle tamamladı: Sözlerime son verirken bu toplantımızın sendikamız ve Kamu sendikacılığı için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Artık estirin bu rüzgârı! bayrağımızı yeni zirvelerde dalgalandırın diyorum. Sizi Önce Allah'a sonra birbirinize emanet ediyorum. Yolunuzun Açık, Yüreğinizin daima cesur olmasını istiyorum. Allah'a emanet olun.
 


 
TÜRKİYE KAMU-SEN GENİŞLETİLMİŞ İSTİŞARE TOPLANTISI TÜRK İMAR-SEN SONUÇ BİLDİRGESİ PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 20 Ocak 2016 13:35

 

Bölücü terör, yöre halkını ve güvenlik güçlerimizi hedef almakta, yurdumuzun dört bir yanına şehit ateşi düşmektedir. Vatandaşlarımıza ve güvenlik görevlilerimize karşı yapılan alçakça saldırıları kınıyor, bölücü hainlerin, işbirlikçilerinin hak ettikleri en ağır cezalara çarptırılması talebimizi bir kez daha yineliyoruz. Terör olaylarında hayatlarını kaybeden evlatlarımıza Allah’tan rahmet, şehit ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyoruz.  Türk İmar-Sen olarak en son terörist de yok edilinceye kadar sürdürülecek uzun ve kararlı mücadele ile ülkemizin yeniden huzur ve güvenlik ortamına kavuşturulması noktasında gerçekleştirilecek her türlü operasyonda güvenlik güçlerimizin arkasında olduğumuzu ilan ediyoruz.   

 

Ayrıca Türkiye İmar-Sen Başkanlar Kurulu olarak, güvenlik görevlilerimize, eşlerine ve çocuklarına kahpe tuzaklar kuran, ülkemizi adeta kan gölüne çeviren bebek katillerini görmezden gelerek, milletimize düşmanlık besleyen terör örgütü ve mensuplarını destekler nitelikte bir bildiri yayınlayan akademisyenleri kınıyor, gerçekle yakından uzaktan ilgisi olmayan bu talihsiz bildiriyi reddediyor, bildiriyi hazırlayan ve imzalayan bu sözde aydınları izana davet ediyoruz. Bu çerçevede bunların bildirisine karşı Vatansever Türk Aydınları Bildirisini destekliyoruz. 

 

  İktidar işbaşına geldiği günden bu yana, mesnetsiz gerekçeler üreterek kamu görevlilerimizin kazanılmış en önemli hakkı olan iş güvencesini kaldırmak istediğini ifade etmektedir. Devletin olmazsa olmazı, kurucu unsuru olan egemenlik ve bağımsızlık unsurunun, yani devlet otoritesinin ülke içinde ve dışında vücut bulmuş hali ise memurdur. Bu nedenle memur; salt bir mesleki tanım olmaktan öteye, taşıdığı anlam itibarı ile devletin varlığının ve egemenliğinin temsilcisidir. Memur ve devlet, birbirini tamamlayan ve tanımlayan iki unsurdur. Bu bakımdan kamu görevlilerimizin iş güvencelerinin korunması Türkiye Kamu-Sen’in kırmızı çizgisidir. Kamu görevlilerimizin iş güvencelerine yönelik her hangi bir girişim, karşısında kamu görevlilerimizin çelikleşmiş iradesini ve hizmet kolumuzda ise Türk İmar-Sen’in, tüm kamuda Türkiye Kamu-Sen’in  önderliğinde Türk tarihinin en büyük memur direnişini bulacaktır.

 

1) 4688 Sayılı kanun da düzenleme yapılması ve İl ve İlçe temsilcilerine sendikalı sayısına bakılmaksızın sendikal faaliyet izni verilmesi,

2) Kurumlarda Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği sınavlarının 2 yılda bir düzenli yapılmasının takibi,

3) 657 SKH 4/C kadroların da çalışan ve mahkeme kararıyla ek ödeme alan personele 3. Dönem Toplu sözleşmeden önce aldıkları miktarın mahkeme kararı ile ödenen miktarın aynen verilmesinin sağlanması,

4) Hizmet kolumuza bağlı Kurumlar da arazide bir fiil görev yapan çalışanlara fiili hizmet zammının verilmesi 3. Dönem Toplu Sözleşme gereğince takibinin yapılması,

5) Kurumlardaki unvan değişikliklerinde bir defaya mahsus sınavsız geçiş hakkının tanınması,

6) Hizmet kolumuzdaki kurumlarda Rotasyon uygulamasına son verilmesi,

7) Görevde yükselme ve unvan değişikliğindeki sözlü sınav kısmının kaldırılması,

8) Kurumlara da görev yapan teknikerlerin lisans tamamlama ile ilgili sorunlarının ivedilikle çözülmesi,

9) Tüm Kurum çalışanlarına servis imkânın sağlanması servis imkanı sağlanamıyorsa tüm çalışanlara ulaşım ücretinin ödenmesi sağlanmalıdır. (Merkez ve Taşra Teşkilatlarında)

10) Çalışan sayısı gözetilmeden kurumlara kreş açılmalı tüm kamu kurumlarına kreş açılma imkanı mevcut değilse birbirine yakın Kamu Kurumlarında biri merkez kabul edilmek kaydıyla burada açılacak kreşten diğer kurumlarda çalışanlarında faydalanmalarının sağlanması,

11) Memur izinlerinin iş günü üzerinden hesaplanması sağlanması,

12) Personel sayısı 50den az olan kurumlardaki çalışanların yemek konusunun çözülmesi ödenmesi

13) 666 sayılı KHK'de mağdur olan tekniker ve teknisyenler ve sivil savunma uzmanları maaş artışlarının yeniden değerlendirilmeleri (Döner sermayeden dolayı yüksek alınan oranın ek ödemeye dönüşmesi nedeniyle maaşlarında düşme olduğundan farkın giderilmesi )

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI

1) Güvenlik nedeniyle araziye gönderilemeyen teknik personele seyyar görev yolluğu ödenmesi

2) Çevre Ve Şehircilik İl Müdürlüklerinde teknik elemanların görev dağılımın adil yapılması sağlanması (Arazi ve Seyyar Görev tazminatının adil dağıtılması),

3) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın Taşra Teşkilatlarının hizmet binaları ve lojmanlarını depreme dayanıklılık testinin ivedilikle yapılması, yıkılması gerekli binaların ve lojmanların ivedilikle yıkılması ve yeni hizmet binası ve lojmanların yapılması,

4) Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yapılan inşaatların denetimi 05.07.1979 tarihli ve 16745 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan "Bayındırlık İşleri Kontrol Yönetmenliği" ile yapılmaktadır. Ancak uygulamada söz konusu yönetmelik 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu göre İhale edilen işlerin kontrolünde uygulanmaktaydı. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ise 22.01.2002 Tarihli 24648 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak uygulamaya konulmuştur. Söz konusu Yeni Kamu İhale Kanunu uygulamaya konulmasından bu yana 13 (onüç) yıl geçmesine rağmen yayınlanmayan "Yapım İşleri Kontrol Yönetmenliğinin" günümüze şartlarına uygun olarak yayımlanması,

5) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Bünyesinde görev yapan tüm yapı denetim personellerine büyük proje tazminatının verilmesinin sağlanması (uygulama da 1.2.3.4. Derecelerden maaş alan personellere Büyük Proje tazminatı ödenmektedir),

6) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Piyasa Gözetim Denetim Yönetmeliğinde teknikerler lehine düzenleme yapılması,

7) 3. Dönem Toplu Sözleşmenin Bayındırlık ve İnşaat ve Köy Hizmet Kalma ilişkin toplu sözleşmenin 6. Maddesine göre verilen fazla çalışma ücretlerinden tüm Tapu Müdürlüğü çalışanlarının faydalandırılması,

8) Döner sermayesi olan kurumlarda, döner sermayeden çalışanlara pay verilmesi (TKGM) çalışmasının yapılması,

9) Tapu Müdürlüğü mülakat sınav sonuçlarının en kısa sürede açıklanması,

10) Tapu Müdürlüklerin de eleman ihtiyacının biran önce karşılanması,

11) Çevre ve Şehircilik Bakanlığın da Merkez ve Taşra teşkilatlarında kariyer uzmanlığı kadroları ihdas edilmesi,

KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Karayolları Genel Müdürlüğü bünyesinde gişe memuru olarak görev yapmakta iken Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni (VHKİ) kadrosunu alan ancak gişelerde çalışmaya devam eden personele yol harcırahı ödenmesinin sağlanması,

2) Karayollarında arazide görev yapanlara fiili hizmet zammından faydalandırılması,

3) 3. Dönem Toplu Sözleşmede Bayındırlık, İnşaat ve Köye Hizmetlerine ilişkin Toplu sözleşmenin 4. Maddesinde Genel Müdürlüğünüz de uygulamaya konulacak olan bakım ve trafik teknikerlerinden araç kullanacak olanlara ödenen 70 TL nin tüm trafik ve bakım teknikerlerine de ödenmesi,

4) Genel Müdürlüğü'nüz Memurların Yer Değiştirme Sureti ile Atanmalarına ilişkin yönetmelikte düzenlemeler yapılması,

İLBANK A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) 6107 Sayılı İlbank A.Ş. teşkilat kanununun çıkması nedeniyle çalışanlara ödenecek olan maaşların, YPK kararına göre belirlendiğinden YPK kararının tavanının yükseltilmesi,

2) İller Bankası A.Ş. çalışanlarına eksik ödenen temettü ve sigorta ve kontrollük fonunun ödenmesi ( Anonim Şirket 6107 Sayılı Banka Kanun ve Ana Sözleşme gereği ),

3) İller Bankasında görevde yükselmede mağdur olan teknikerlere yükselme hakkının tanınması ve iki yılda bir Görevde Yükselme Ve Unvan Değişikliği sınavı açılması ve maaşlarının yeniden düzenlenmesi ve teknik uzman yardımcılarına da verilmesinin sağlanması,

4) Aile yardımı ve çocuk parasının İlbank çalışanlarına ödenmesi,

5) İller Bankası Genel Müdürlüğü'nün, İller Bankası Anonim Şirketi olması nedeniyle çalışanların yeşil pasaport almasında yaşanan mağduriyetin giderilmesi,

6) İller Bankası Genel Müdürlüğün de yeni uygulamaya konulan yıllık izinlerin düzenlenme konusunun çözülmesi,

AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI

1) AFAD çalışanlarına, deprem, sel, trafik kazası, arama kurtarma ve ceset çıkarma gibi oldukça zor doğa iklim şartlarında çalışmalarından dolayı AFAD tazminatı verilmesi,

2) İl Afet ve Acil Durum Müdürlüklerinde çalışan ve tüm çalışanlara Sosyal Denge Sözleşmesi alamayan tüm personele, daha önce kazanılmış davalar emsal gösterilerek mahkeme kararı beklenmeden Sosyal Denge Sözleşmesinden faydalandırılması mağduriyetlerin giderilmesi,

3) Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) personelinin de 3. Dönem Toplu Sözleşmedeki karar gereği fiili hizmet zammı uygulanmasından takibinin yapılması,

4) Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) çalışanları ile ilgili mevzuat çalışmalarının bir an önce sonuçlandırılması ( görev tanımlarının ve buna benzer yönetmeliklerin çıkarılması ),

5) Arazide arama ve kurtarma faaliyetine katılan Afad personelleri ile diğer olay yeri yönetiminde görev yapan Afet ve Acil Durum personeline 5000 kalorilik kumanya ve su yardımı yapılması,

6) Afet ve Acil Durum Arama ve Kurtarma Birlik Müdürlüklerinde ve İl Afet ve Acil Durum Müdürlüklerinde her türlü afette ve acil durumlar da görev yapan çalışan Müdür kadrolu personeller hariç olmak üzere çalışan personeller ile arama ve kurtarma teknisyenlerine maktu fazla çalışma ücretinin ödenmesinin sağlanması,

7) Afet ve Acil Durum Arama ve Kurtarma Birlik Müdürlükleri ile İl Afet ve Acil Durum Müdürlükleri Bünyesinde kullanılan her türlü donanımı çok pahalı olan acil kurtarma araçlarının 112- itfaiye ve askeri araçlar için ön görülen Bütçe Kanunun da belirtilen Kasko yapılacak araçlar listesine girebilmesi için Afet Acil Durum Yönetimi Başkanlığına gerekli girişimin yapılması,

8) 4 Ağustos 2006 Tarih 26249 sayılı Resmi Gazetenin 2006/10730 sayılı kararına binaen yaptırılan her türlü Afet ve Acil Durum personelinin hizmet içi eğitimleri, Kuruluşlarının eğitimleri, Milli Eğitime bağlı Okul eğitimleri, Afete hazır ev-okul-işyeri farkındalık eğitimleri ile işyeri acil durum eğitim çalışmalarına ek ders ücreti verilmesi,

9) Afad bünyesinde çalışan enformasyon memurları ve ARFF memurları teknik hizmetler sınıfına alınması,

10) Afad bünyesinde çalışan personelin belirli aralıklarla psikolojik değerlendirmeye alınması, kontrol edilmesi ve sorun gözlenen personeller için iyileştirici çalışmaların yapılması

11) Mülteci kamplarında görev yapan ve Valiliklerce belirlenen komisyonlarca yapılan ödemelerden diğer illerden geçici olarak görevlendirilen tüm Afad çalışanlarının da yararlandırılması,

12) Afet ve Acil Durum Başkanlığı bünyesinde fiilen öğretmenlik yapan personele de ek ders verilmesi ve cezaevlerinde yapılan eğitimler de görevli öğretmenlere ek ders ücreti % 25 artışlı olarak ödenmesi,

13) Afet Acil Durum Müdürlüğü ile sendikamız arasında yapılan KİK kararlarının titizlikle takip edilmesine,

14) 3. Dönem Toplu Sözleşmenin Bayındırlık, İnşaat ve Köy Hizmet Koluna ilişkin Toplu Sözleşmenin 5. Maddesine istinaden araç kullanan Arama Kurtarma Teknisyenleri verilen 70 TL ücretin tüm Arama Kurtarma Teknisyenlerine de ödenmesi,

15) Arama Kurtarma Teknisyenlerine Soğuk İklim elbisesi temin edilmesi,

16) Dinlenme Odaları standardı belirlenmesi,

17) Arama Kurtarma Teknisyeni ve Enformasyon memuru kadrolarının arttırılması,

18) Afad çalışanlarından lisans ve yüksek lisans tamamlayanlar için biran önce kadroların verilmesi konusunda gerekli çalışmaların yapılması,

19) Afad çalışanlarından iller arası nakil işlemlerinin Valilikler arasından ziyade Afad Başkanlığı tarafından yapılması konusunda yasal düzenleme konusunda çalışma yapılması.
 

Gerek sosyo-politik olaylara karşı ürettiği milli politika ve çözümlerle gerek kamu görevlilerinin haklarının korunup geliştirilmesi noktasında gösterdiği direnç ve ortaya koyduğu mücadele ile gerekse temsil ettiği değerler ve misyon bağlamında gelecekte de ihtiyacımız olan milli duruşun yegâne sahibi olan Türk İmar-Sen, Türkiye Kamu-Sen, Türk memurunun güvenle sığınabileceği TEK ADRES'tir.

 
Kreş Talebimize Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden Cevap PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Salı, 19 Ocak 2016 07:58


Sendikamız tarafından hizmet kolumuzda yer alan kurumlara kreş açılması ile ilgili yaptığımız başvurulara cevap gelmeye başladı.

 Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü talebimize yanıt olarak sendikamıza gönderdiği yazıda Kreş ve gündüz bakım evi hizmetlerinin sunulduğu Oran Yerleşkesinde B ve C Blokların yapılan inceleme sonrasında güçlendirilmesine karar verildiği belirtildi.

Teknik destek ve binaların güçlendirilmesi çalışmalarını müteakip en kısa sürede personelin 0-6 yaş çocuklarına kreş ve gündüz bakımevi hizmeti sunulmasının planlandığı kaydedildi. 

 

 
"TEK ADRES" TÜRKİYE KAMU-SEN BAŞKANLAR KURULU TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Pazartesi, 18 Ocak 2016 15:03

15259
14-17 Ocak 2016 tarihlerinde “Tek Adres Türkiye Kamu-Sen” teması ile gerçekleştirilen Türkiye Kamu-Sen Başkanlar Kurulu İstişare Toplantısı’nda alınan görüşler doğrultusunda hazırlanan sonuç bildirgesini kamuoyunun ve kamu çalışanlarının bilgilerine sunuyoruz.

  1. Yüzyıllar boyunca kahraman ecdadımızın ve evlatlarımızın canları ve kanları ile vatan yaptığı bu toprakları elimizden alıp, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının yok olmaktan kurtarıp bizlere armağan ettiği güzel Devletimizi bölüp, parçalayarak tarih sahnesinden silme amacındaki şer odakları, her türlü ihanete başvurarak faaliyetlerini ara vermeksizin sürdürmektedirler. Bu çerçevede son dönemde daha da artan terör olaylarından, can ve mal kayıplarından son derece rahatsızlık duymaktayız. Bölücü terör, yöre halkını ve güvenlik güçlerimizi hedef almakta, yurdumuzun dört bir yanına şehit ateşi düşmektedir. Vatandaşlarımıza ve güvenlik görevlilerimize karşı yapılan alçakça saldırılarla kardeş kavgaları çıkaran, sokakları savaş alanına çeviren; kan dökerek, can alarak ülkemizi bölmeyi amaçlayan hainlerin yakalanıp en ağır cezalara çarptırılması talebimizi bir kez daha yineliyoruz. Bu noktada huzurumuza ve birlikteliğimize darbe vurmaya yönelik her türlü eylemi şiddetle kınıyor, terör olaylarında hayatlarını kaybeden evlatlarımıza Allah’tan rahmet, şehit ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyoruz. Türkiye Kamu-Sen Başkanlar Kurulu olarak en son terörist de yok edilinceye kadar sürdürülecek uzun ve kararlı mücadele ile ülkemizin yeniden huzur ve güvenlik ortamına kavuşturulması noktasında gerçekleştirilecek her türlü operasyonda güvenlik güçlerimizin arkasında olduğumuzu ilan ediyoruz.   

Ancak ülkemizin içinde bulunduğu bugünkü açmazların temel sebeplerinden bir tanesinin, yaşanan bölücü kalkışmanın zeminin; iktidar sahiplerinin “Çözüm Süreci” adı altında teröristlerle yürüttüğü akıl ve izanla bağdaşmayan müzakere süreci olduğunun unutulmaması gerektiğinin altını önemle çiziyor, siyasi iktidarı yeniden teröristle müzakere etmeye tevessül etmemesi yönünde uyarıyoruz.

  1. Türkiye Kamu-Sen Başkanlar Kurulu olarak; Ortadoğu’da yeniden şekillenen devletler ve bölge üzerinde oynanan oyunlara baktığımızda, Türk milletinin varlık mücadelesi verdiğini gördüğümüz bu ortamda, vatandaşlarımızı hunharca katleden, güvenlik görevlilerimize, eşlerine ve çocuklarına kahpe tuzaklar kuran, ülkemizi adeta kan gölüne çeviren bebek katillerini görmezden gelerek, milletimize düşmanlık besleyen terör örgütü ve mensuplarını destekler nitelikte bir bildiri yayınlayan akademisyenleri kınıyor, gerçekle yakından uzaktan ilgisi olmayan bu talihsiz bildiriyi reddediyor, bildiriyi hazırlayan ve imzalayan bu sözde aydınları izana davet ediyoruz. Bu çerçevede bunların bildirisine karşı Vatansever Türk Aydınları Bildirisini destekliyoruz. 
  1. İktidar işbaşına geldiği günden bu yana, mesnetsiz gerekçeler üreterek kamu görevlilerimizin kazanılmış en önemli hakkı olan iş güvencesini kaldırmak istediğini ifade etmektedir. Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Hukukî açıdan ele alındığında ise, belirli bir toprak üzerinde yaşayan insan topluluklarının bir egemenlik anlayışı ve hukuku içinde bir siyasi iktidar altında örgütlenmesidir. İş güvencesi ise bir devletin varlığının ve hüküm sürdüğü topraklardaki egemenliğinin temsilcisi olan memurluk kavramının ayrılmaz bir parçasıdır. Memurların iş güvencelerinin ellerinden alınması demek, o devletin hâkim olduğu topraklardaki temsil kabiliyetini kaybetmesi ve kamu hizmetlerini özel sektöre, dolayısıyla küresel sermayeye devretmesi anlamına gelmektedir. Bu bakımdan memurluk ve memurların sahip olduğu haklar, yalnızca mesleki bir kavram olmaktan öteye,  devletin şeklini ve egemenliğini de belirleyen bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır.  Devletin olmazsa olmazı, kurucu unsuru olan egemenlik ve bağımsızlık unsurunun, yani devlet otoritesinin ülke içinde ve dışında vücut bulmuş hali ise memurdur. Bu nedenle memur; salt bir mesleki tanım olmaktan öteye, taşıdığı anlam itibarı ile devletin varlığının ve egemenliğinin temsilcisidir. Bu noktada memur ve devlet, birbirini tamamlayan ve tanımlayan iki unsurdur. Son dönemde Devletin asli ve sürekli görevlerinin hızla yaygınlaşmakta olan idari hizmet sözleşmeli, 4/B’li, 4/C’li, taşeron gibi adlar altındaki istihdam modelleri altında çalıştırılan personel eliyle gördürülerek düşük ücretli çalışan sayısının arttığı, iş güvencesini zayıflatıldığı gözlerden kaçmamaktadır. Bu bakımdan kamu görevlilerimizin iş güvencelerinin korunması Türkiye Kamu-Sen’in kırmızıçizgisidir.

İktidar, 2016 yılına ilişkin eylem planı içerisine kamu personel rejimini değiştirmeyi de dâhil etmiştir. Kamu görevlilerimiz kamu personel rejiminde değişiklik çalışmalarını birikmiş sorunlarının çözülmesi için bir fırsat olarak görmektedir. Ek ödeme, ek gösterge, özel hizmet tazminatı, emekli maaşları, sosyal yardımlar gibi ödeme kalemleri ile harcırahlar, atamalar, sicil ve disiplin hükümleri, yer değiştirme, görevde yükselme, hizmet içi eğitim gibi birçok konuda 1965 yılında kabul edilen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, günümüz ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmiştir. Bu bakımdan Türkiye Kamu-Sen Başkanlar Kurulu olarak sorunların çözülmesine “Evet”, iş güvencesinin kaldırılmasına ya da zayıflatılmasına “Hayır” diyoruz.

İçinde bulunduğumuz yıl içerisinde kamu personel rejimi konusunda yapılması planlanan değişikliklerde kamu görevlilerimizin iş güvencelerine yönelik her hangi bir girişim, karşısında kamu görevlilerimizin çelikleşmiş iradesini ve Türkiye Kamu-Sen önderliğinde Türk tarihinin en büyük memur direnişini bulacaktır.

  1. 2015 yılsonu itibarı ile %10’a ulaşmış olan işsizlik, özellikle gençlerimizin korkulu riyası haline gelmiş ve %20’ler seviyesine yükselmiştir. 2016 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi’nin TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldüğü bu günlerde genç işsizliği azaltarak istihdam artışı sağlayacak politikaların belirlenmesi hayati bir önem kazanmış durumdadır. Bu bakımdan yetkililerin, her yıl lise, önlisans ve yüksekokul mezunu gençlerimizin istihdamına yönelik somut politikalar belirleyerek bir projeksiyon yapılmalı ve her yıl en az 300 bin yeni genç istihdamı sağlamak üzere bir hedef belirlenerek mali plan içerisine dâhil edilmelidir.  
  1. Kamuda istihdam sisteminde ana eksen, aile bütünlüğünün korunması yolunda belirlenmeli ve üniversiteler dâhil olmak üzere kamuda her statüde istihdam edilen personelin herhangi bir şart aranmaksızın eş durumu, sağlık ve öğrenim özründen dolayı tayin talepleri dikkate alınmalı, atama ve yer değiştirmelere ilişkin çerçeve yönetmelikte uygun düzenlemeler yapılarak atama ve yer değiştirmelerde aile bütünlüğünün korunması sağlanmalıdır.

Aile birliğinin sağlanması için Türkiye Kamu-Sen’in toplu sözleşme görüşmelerinde sunduğu, kalkınmada öncelikli yörelerde görev yapan personele teşvik getirilmesini içeren teklif değerlendirmeye alınmalı, belirlenen bölgelerde çalışan personele %100’e kadar zamlı maaş ödenmesi esas alınmalıdır.

Bunu sağlamak için “Yer değiştirme suretiyle atama” ve “Memurların kurumlarınca görevlerinin ve yerlerinin değiştirilmesi”ni düzenleyen Kanun maddeleri değiştirilerek kamu görevlilerinin dengeli dağılımı sağlanmalıdır. Bu amaçla kamu kurum ve kuruluşlarında bütün kadroların görev tanımları tam ve eksiksiz olarak yapılmalı, kurumlar, her yıl belli bir dönemde kadro ihtiyacını il ve ilçe bazında ilan etmeli, buna bağlı olarak da Türkiye’de memur ihtiyacı duyulan yerler belirlenmelidir. Söz konusu il ve ilçeler, ihtiyaç durumuna göre 3 ya da 4 ayrı kategoride değerlendirilmeli, bu yerlerde görev yapacak personelin maaşları brüt maaşlarının %40, %60, %80 ve %100 fazlasıyla ödenmelidir.

Yer değiştirmelerde öncelik karşılıklı ve gönüllü yer değiştirme taleplerine verilmelidir. Eleman temininde güçlük çekilen il ve ilçelerde 5 yıldan uzun süredir görev yapmış olan memurların istekleri halinde başka yerlere atanmaları sağlanmalıdır. Bu il ve ilçelerde görev yapacak personele her yıl belirlenen kadro ihtiyacı kadar lojman, kreş ve servis imkânı sağlanmalıdır. 

Ayrıca 657 Sayılı Kanunun 64. maddesi yeniden düzenlenmeli ve kalkınmada öncelikli illerde görevlendirilen personelin tamamı ve mecburi görevlendirme olup olmadığına bakılmaksızın anılan personelin bu bölgede görev yapan kamu görevlisi eşinin de kademe ilerlemesi teşvikinden yararlanması sağlanmalı, kademe ilerlemesi için öngörülen 2 yıllık süre 1 yıla indirilmelidir. Bu uygulama, kalkınmada öncelikli illerin yanında eleman temininde güçlük çekildiği tespit edilen yerlerde çalışan personelin tamamı için de geçerli olacak şekilde düzenlenmelidir.

  1. Ne yazık ki, kamu görevlilerinin hak ve menfaatlerini koruyup ilerletme misyonu ile kurulduğunu iddia eden bazı sendikalar, iktidara şirin görünmek ve sendikacılık yaparak değil de iktidarın nimetlerinden faydalanarak üye kazanmak uğruna kamu görevlilerimizin haklarının ellerinden alınmasına ses çıkarmamakta hatta göz yummaktadır. Sendikacılık olağan seyrine aykırı bir şekilde üye kazanarak yetkili hale gelen bu sendikalar, 2012 yılında toplu sözleşme düzenine geçildiğinden beri, 4688 sayılı Kanunun kendilerine tanıdığı geniş yetkilerden faydalanmakta ve toplu sözleşmeler yoluyla kamu görevlilerinin haklarını budayan metinlere imza atmaktadırlar.

2012 yılında gerçekleştirilen toplu sözleme görüşmelerinde Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’na Memur-Sen’in teklifiyle atanan akademisyen Hükümetin maaş artış teklifini kabul ederken, 2013 yılında yapılan toplu sözleşme görüşmelerinde bu konfederasyonun memurların ve emeklilerin “enflasyon farkı” hakkının gasp edilmesine göz yumması ve yalnızca 123 liralık bir zammı kabul etmesi, memurların ve emeklilerin 2014 yılı enflasyonunun altında maaş zammı almasına neden olmuştur.

2015 yılı Ağustos ayında gerçekleştirilen toplu sözleşme görüşmelerinde 4-C’li personelin mahkeme kararı ile almaya hak kazandığı 560 TL tutarındaki ek ödemeler, brüt 158,25 TL’ye düşürülmüş, böylece belki de sendikacılık tarihinde ilk defa bir toplu sözleşme hükmü ile kazanılmış bir hak kaybedilmiştir.    

Son olarak 2013 yılında karar altına alınan 2015 yılına ilişkin enflasyon farkı hesaplaması değiştirilmiş ve memur ve emeklilerimizin maaşlarından %1,8’inin çalınmasına göz yumulmuştur.  Buna göre daha önce enflasyonun %6,1’i aşması halinde enflasyon farkı ödenmesi hükme bağlanmışken 2015 toplu sözleşmesi ile enflasyonun %7,9’u aşması durumunda enflasyon farkı ödenmesi kararlaştırılmış ve memur ve emeklilerimizin cebinden maaşlarının %1,8’i çalınmıştır. Memur ve emeklilerimizin ortalama kaybı aylık 50 lira, yıllık 600 lira olmuştur.

Türkiye Kamu-Sen, memurların ve emeklilerin toplu sözleşme ile kazanılmış bir hakkının Kanuna ve sözleşme mantığına aykırı bir şekilde değiştirilerek kamu görevlilerinin zararına yol açan maddenin yürütmesinin durdurulması amacıyla yargıya başvurmuştur. Dileğimiz ve beklentimiz, öncelikle Maliye Bakanlığı’nın bu haksız durumu ortadan kaldırmaya yönelik bir düzenleme yapması, umudumuz yargı mensuplarımızın sağduyulu yaklaşımlarıyla, kamu görevlilerinin 25 yıllık sendikal mücadelesine darbe vuran bu yandaş sendikacılık anlayışının son bulması ve memur ve emeklilerimizin haklarının gaspına yol açan maddenin iptaline karar verilmesi yönündedir.

  1. Kamu görevlilerinin atanmalarında, görevde yükselmelerinde, tayin ve terfilerinde tarafsızlık ve liyakat ilkelerinden vazgeçilmemesi; hak eden memurun hak ettiği göreve gelmesi; kamu kurum ve kuruluşlarında, çalışma barışının, birlik, dayanışma ve verimlilik artışının sağlanması için en temel gerekliliktir.

Kamu görevlilerinin yandaş, yandaş olmayan, bizden, bizden olmayan gibi ifadelerle fişlenerek ayrıştırılmasının, kadrolaşmanın, adam kayırmanın, kıyımın, haksızlığın, hukuksuzluğun son bulmasının; kamuda bir takım siyasi çevrelere yakın olmanın, çalışanın eğitim düzeyi, performansı ve kişiliğinin önüne geçmesinin önlenmesinin; kamu kurum ve kuruluşlarının idarelerinin tarafsızlığının sağlanmasının; adil bir sınav ve atama sistemi ile çağdaş bir yönetim anlayışının oluşturulmasından geçtiği bilinmeli, özellikle yönetici atamalarında yazılı sınava dayalı adil, şeffaf ve tarafsız bir sistem oluşturulmalı, kamuya personel alımlarında mutlak surette yazılı sınava itibar edilmeli, sübjektif değerlendirmelere açık sözlü sınav uygulamasından mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.

Toplumda adaleti sağlanmak ve toplumun tüm kesimlerine eşit yaklaşmak, bu ülkeyi idare edenlerin en temel yükümlülüğüdür. Bu bağlamda Sayın Başbakan ile gerçekleştirdiğimiz toplantıda da dile getirildiği üzere ayrımcılığa yer vermeyen, liyakate dayalı, hakkaniyeti öncelik alan bir kamu düzeni sağlanması konusunda, Sayın Başbakan’ı ve yetkilileri daha duyarlı olmaya ve bu konuda sorumluluğunun gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz. 

  1. Yargı, kişi hak ve özgürlüklerini yönetime karşı korumak, hukuk devletini gerçekleştirmek ve Anayasa’nın üstünlüğünü sağlamakla yükümlü bir organdır. Bu denli önemli işlevi bulunan yargının mutlaka bağımsız ve tarafsız olması gerekir. Bağımsız yargı, demokrasinin gereği; hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı ilkelerinin dayandığı nokta; temel hak ve özgürlüklerin garantisidir. Bağımsız yargı, adalete ve devlete güvenin yegâne aracıdır. Kuvvetler ayrılığı ise, iktidarın, çoğunluk diktatörlüğüne dönüşerek demokrasiye zarar vermemesi için sınırlandırılıp denetlenmesi ve bu yolla dengelenmesi esasını temel alır. Hukuk devleti kavramı bu amaçla geliştirilmiştir. Hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ilkesine dayanan, idarenin tüm işlemlerini yargı denetimine tabi kılan düzeni anlatmaktadır. İktidar gücü, yargı yoluyla sınırlandırılmakta, denetime alınmakta ve dengelenmektedir. Bu nedenle yargının, yasama ve yürütmeden bağımsız olduğu ve güçler ayrılığı ilkesinin Anayasal güvence altında alındığı unutulmadan, yargı kararlarına ve hukukun üstünlüğü ilkesine saygı gösterilmesi, Konfederasyonumuz Başkanlar Kurulunca, Devletimizin varlığı ve bekası için vazgeçilmez bir unsur olarak görülmektedir. Bu konuda iktidarı kamu görevlileri hakkında alınmış olan yargı kararlarına uymaya çağırıyor, eylemsizliğimizin yargı kararlarının uygulanacağı umut ve beklentisinden kaynaklandığını ifade ediyoruz. Türkiye Kamu-Sen’in, başta Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlarımızda memurlar lehine alınmış yargı kararlarının uygulanmaması halinde her türlü eylemi gerçekleştirecek güce, iradeye ve kararlılığa sahip olduğunun bilinmesini istiyoruz.   
  1. Bölgemiz I. Dünya Savaşının ardından yeni bir paylaşım mücadelesinin yarattığı depremlerle derinden sarsılmaktadır. Bu süreç sonunda bölgemizde birçok ülkenin sınırlarının değişeceği, bazı devletlerin yıkılacağı, yeni devletçiklerin türeyeceği aşikârdır. Çatışmaların artacağı bu dönemde içeride ve dışarıda milli politikalar üretmek, önümüzdeki yüzyılda, Türk milleti ve Devleti ile bu coğrafyada var olmamızın başlıca anahtarıdır.

Memurların iş güvencelerinin de yok edilmek istenildiği bu dönemde memur ve emeklilerimizin daha da ağırlaşacak şartlar altında ezilmemesi için doğru, dürüst ve gerçek anlamda sendikacılık ilkelerine sahip çıkan kuruluşların çatıları altında örgütlenmek son derece önemlidir. Bu bakımdan her şart altında milletin ve Devletin önceliklerini kendi menfaatlerinin üstünde tutacak siyasi ve sivil toplum kuruluşlarına her zamankinden daha fazla ihtiyaç bulunmaktadır. Günün politik koşullarına göre görüş ve tavır belirleyen, memurların yanında olduğunu ifade etmesine rağmen her fırsatta haklarının ellerinden alınmasına yol açan uygulamalara geçit veren oluşumlar, hem siyasi, hem psikolojik, hem de ekonomik anlamda bu milletin üzerinde ağır bir yük oluşturmaktadır.

Gerek sosyo-politik olaylara karşı ürettiği milli politika ve çözümlerle gerek kamu görevlilerinin haklarının korunup geliştirilmesi noktasında gösterdiği direnç ve ortaya koyduğu mücadele ile gerekse temsil ettiği değerler ve misyon bağlamında gelecekte de ihtiyacımız olan milli duruşun yegâne sahibi olan Türkiye Kamu-Sen, Türk memurunun güvenle sığınabileceği TEK ADRES’tir.

Kamuoyuna duyurulur.

Saygılarımızla

 
Türkiye Kamu-Sen Başkanlar Kurulu Toplantısı Başladı PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Pazartesi, 18 Ocak 2016 10:04

 

6253934197_1
Türkiye Kamu-Sen'in Antalya'da düzenlediği “TEK ADRES” temalı 'TÜRKİYE KAMU-SEN BAŞKANLAR KURULU İSTİŞARE TOPLANTISI' büyük bir coşku ve heyecanla başladı.

Türkiye'nin dört bir tarafından istişare toplantısına gelen teşkilat yöneticilerimiz, 3 gün boyunca Türkiye Kamu-Sen'i gelecek günlere taşıyacak yeni yol haritalarını şekillendirmek üzere çalışmalarda bulunacaklar. 

Toplantı Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri Önder Kahveci’nin, açılış konuşmasıyla başladı. Öncelikli olarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları, şehitlerimiz ve Türkiye Kamu-Sen'e emek vermiş ve hakkın rahmetine kavuşmuş olan tüm yöneticilerimizin aziz ruhları için saygı duruşu ve okunan  İstiklal Marşının ardından 2015 yılı Türkiye Kuran okuma yarışması birincisi Hasan Çakmak’ın Kuran tilaveti ile eller semaya açıldı. 

ÖNDER KAHVECİ: BU VATANI KİMSEYE BÖLDÜRMEYECEĞİZ 

Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri ve Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, ‘TÜRKİYE KAMU-SEN BAŞKANLAR İSTİŞARE TOPLANTISI’nın hayırlı olmasını dileyerek, “Hem kamu çalışanları ve hem de ülkemiz iyi günler geçirmiyor. Ortaya koyduğumuz değer her şeyden önce vatanımız milletimizdir. Son dönemde ülkemiz adeta yangın yerine döndü. Bir bölgemizde yaşananlar hepimizce malum. Eli kanlı katiller bölge insanını mağdur ediyor ve ülkenin huzurunu bozuyor. Türkiye Kamu-Sen olarak bu çözüm sürecinin ihanet süreci olduğunu söyledik. Akiller bugün meydanda yoklar. Daha 2 gün önce bir grup akademisyenle grubu bir bildiri yayınlıyorlar. Bu bildirinin İçinde her şey var ama eli kanlı katillere terör örgütü diyememişler, o nedenle Türk ocağının başlattığı bizimde içinde bulunduğumuz vatansever Türk aydınları bildirisi var sizlerde bunu imzalayabilirsiniz.. Türkiye Kamu-Sen demek vatan, millet ve bayrak demektir. Bu vatanı kimseye böldürmeyeceğiz, bayrağımızı asla yere indirmeyeceğiz" dedi. 

KONCUK:  TÜRKİYE KAMU-SEN MEMURLARIN “TEK ADRESİDİR' 

TÜRKİYE KAMU-SEN BAŞKANLAR KURULU TOPLANTISINA, katılımcıları selamlayarak başlayan Genel Başkanımız İsmail  Koncuk,  ülke gündemi ve çalışma hayatına dair önemli değerlendirmelerde bulundu. 

Koncuk, "Ülkemiz güzel günler geçirmiyor, aklı başında olan insanların tüylerini diken diken etmesi gereken bir zaman dilimi yaşıyoruz. Kendilerini aydın diye tanımlayanlar bile sadece günü kurtarmak gayreti içindeler. "Bu çatı çökerse altında hepimiz kalırız" dedik. Görüyoruz ki, bu sütunlar çatırdarken buna omuz verenlerin sayısı da bir avuç. Onlarda Türkiye Kamu-Sen  içinde örgütlenmiş insanlardır. 

Güneydoğu'da açık bir savaş yaşanıyor. Her gün asker ve polislerimiz yani canlarımız şehit oluyor. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Millet  olma özelliğimizi maalesef kaybediyoruz. Millet, tasada, sevinçte bir insan topluluğu demektir. Aynı şeylerle dertlenen, sevinen insanlardır millet, kan birliği değildir, budur. Biz buna inanıyoruz, elbette değerlerimiz, ölçülerimiz var ama esas olan budur. Millet olabiliyor muyuz? Milletimizin her ferdinin kendini sorgulaması lazım. Birilerinin evine ateş düşerken benim yerim neresi diye sorgulamalıdır herkes. 

Bu yaşananların sorumluları belli ve sorumlular bu ülkede baş tacı oluyor. Bu kabul edilemez. Toplantımızın adı TEK ADRES… Sadece kamu çalışanlarının hak ve menfaatlerini savunmak için tek adres değil, ülkenin makus talihini yenmek içinde tek adres Türkiye Kamu-Sen'dir. 

Biz Çözüm sürecini desteklemedik, sözde akil adamlık teklifini elimizin tersi ile ittik. Bu ihaneti unutamayız. Terör örgütü alenen silahlanırken buna göz yumana adına çözüm diyene yazıklar olsun. Terör örgütü, bu coğrafyadaki egemenlik hakkımı ortadan kaldırmak için ağır silahlarla silahlanacak, toprağa bombalar gömecek, emniyet, vali göz yumacak, böyle bir çözüm olamaz. 

Türkiye bir savaş içinde,  biz Türkiye sevdalısıyız diyoruz. Bize düşen asker ve polisimizin verdiği mücadelede siyasi angajman ortaya koymadan desteklemektir. Bunu yapmaya devam edeceğiz, bunu yapmamız geçmiş hataları unutmak ya da affetmek anlamına gelmez. Unutmak yok olmaktır, tarih örnekleri ile doludur, unutmadan yolumuza devam edeceğiz. Sonuna kadar terörle ve teröristle bu mücadeleyi verenlerin yanında olacağız. Bu çerçevede akademisyenlerin bildirisine  karşı Türk ocaklarının Vatansever Türk Aydınları Bildirisini destekliyoruz. 1128 akademisyen kimin aydını? Bu akademisyenler Diyarbakır Çınar'da  öldürülen üç çocuk içinde bildiri imzalasınlar bizde onları alkışlayalım. Böyle aydınlık  olur mu? 7 Haziran'dan bu yana katledilen vatandaşlarımız ve askerlerimiz ne oldu? Başımıza ne geldiyse bu aydın geçinenlerden geldi. 

KONCUK: ÖNÜMÜZDE İKİ YOL VAR, YA KÖHNEMİŞ ANLAYIŞA TESLİM OLACAĞIZ YA DA BURADA BİR YANLIŞ VAR DİYEREK MÜCADELE EDECEĞİZ! 

“İçinde bulunduğumuz tüm zorlukları beraberce aşacağız' diyen Genel Başkan Koncuk, “Asla yanlışların tarafında olmayacağız' dedi. 

“Mücadele içindeyiz, zorluklarımız var ama  karşımda olan insanlar bu teşkilatın ana nüvesini temsil eden insanlardır. Bir başarı var ise bu başarının sahibi bu insanlardır. İnsanın en kıymetli hazinesi adıdır. İsmimize leke sürmeyeceğiz. Bu işi başarıyla yapacağız, samimi olarak bütün hücrelerimizle tasdiklediğimiz bir emek ortaya koyacağız. Dava adamı gerekçe üretmez her şart altında mücadele eder, kendini başarıya götürecek yolları bulur, yol yoksa yol açar. Bu salonda bulunan tüm arkadaşlar bulunduğu mevkinin lideridir. Yol açmak gerekiyorsa yol açmak zorunda olan insanlarsınız. Ağlayacak makam değil ama dertleri olanların başvuracağı yer olmalıyız. İşte hala 450 bin üyemiz var dayatılan tüm şartlara rağmen. Allah'a şükür dimdik ayaktayız. Ben hepinizi kutluyorum, bu başarı sizindir. 

Değerli arkadaşlarım, önümüzde iki yol var, köhneleşen bir sistem ve her geçen gün daha kötüye giden bir sistem, kokuşmuşluk her yeri sardı. Ya bu kokuşmuşluğun içine bizde gireceğiz,  buna dahil olacağız ya da "Bir yanlış var, bu gidişat iyi değil bu yok oluşa gidiştir. Bana düşen ne ise onu ortaya koyacağım" deyip mücadeleyi zirveye çıkaracağız. Üçüncü yol yok. İşte biz "Bu işte arıza var, müdahale etmem gerek" diyenlerdeniz. 

Daha organize çalışacağız. Masa başı sendikacılığı yapmayacağız. İşte biz bunları yapmadığımız için farklıyız  şükürler olsun. Yanlışların tarafı olmadan yolumuza devam ediyoruz.  Hz. Peygamberimiz, bir yanlış var ise elinizle düzeltin, gücünüz yetmiyorsa dilinizle o da olmuyorsa kalbinizle buğz ediniz' diyor. İşte Türkiye Kamu-Sen  yanlışa eliyle, diliyle müdahale edenlerin bulunduğu yerdir. İşimiz elbette kolay değil ama bu zorluklar içinde bu mücadeleyi zirveye taşıyacağız' dedi. 

KONCUK: PEMBE ADAMLARIN KIRMIZI ÇİZGİSİ OLMAZ! 

Son günlerde devam eden iş güvencesi tartışmalarını da değerlendiren Genel Başkan İsmail Koncuk; 

“Gözlerimizin içine baka baka iş güvencesini tartışıyorlar. Yıllardır Türkiye Kamu-Sen olarak bu konuya dikkat çeken tek konfederasyonuz. “İş güvencesiz bir ortam istiyorlar' diye yıllardır bağırıyoruz. Geçtiğimiz yıl 4 Nisan’da eylem yaptık “İş güvenceme dokunma' diye. Bazıları olayın yeni farkına varıyor, İş güvencesi kırmızı çizgimizdir'  diyorlar. Pembe adamların kırmızı çizgisi olur mu? Buradan ilan ediyorum, siyasi gücü verdiniz, buna saygımız var, kamu çalışanlarını uyarıyorum, sendikal gücüde iş güvencenizi kaldırmak isteyenlerin eline verirsen iş güvencen kalmaz, hakkın kalmaz. 

Bir Türkiye Kamu-Sen var “Gelin mücadele edelim' diyen yanlışların önünde duvar gibi, sur gibi duralım diyen Türkiye Kamu-Sen var. Kamu çalışanları günü kurtarmak yerine geleceği düşünerek hareket etmeli. Türkiye’nin en aydın insanları dediğimiz kamu çalışanları günü kurtarmak için küçük menfaatlerle sendikal tercihte bulunmaya devam ederlerse devam ederlerse ne memurluk, ne iş güvencesi, ne düzenli çalışma hayatı kalır. Bu mücadeleyi verecek tek adres Türkiye Kamu-Sen’dir. Bu keyfiyet olmaktan çıkmıştır. Memleketin gidişatı bakımından milli bir Sivil toplum kuruluşu aranıyorsa yüzde yüz yerli ve milli Türkiye Kamu-Sen var. Bugünden tezi yok tüm memurlarımızın sendikal tercihlerini gözden geçirmeleri gerekir. Görevimiz insanlara bunu anlatmaktır. Hz. Peygamberimiz  umutsuzluğa düştüğünde Cenab-ı Allah kendisine “Sana tebliğ görevi verdik' diyor. İşte bizde bıkmadan, usanmadan anlatacak, tebliğ görevini yerine getirecek ve gönül huzuru duyacağız. Bunu tek başımıza değil, birlik ve beraberlik içinde yapacağız' dedi. 

KONCUK: MEMURU MASADA SATMANIN BİR BEDELİ OLMALI 

Konuşmasında enflasyon farkı oyununa da değinen Genel Başkan İsmail Koncuk, “2015 yılı için 0,9 enflasyon farkı aldık. Aylardır Türkiye Kamu-Sen olarak anlatıyoruz. Kitap, afiş, sunum., reklamlar hazırlattık. Böyle bir sendika olamaz, bu sendikanın varlığını kamu çalışanları reddetmelidir. Ne yapmışlar? 2013’te imzaladıkları metni değiştirmeseler 5 milyon insan yüzde 2,71 enflasyon farkı alacaktı. 2015  yılında bize verilmesi öngörülen yüzde 6,1’di. Şayet enflasyon bu rakamı aşarsa enflasyon farkı verileceği  hükmedilmişti. Bunlar 2015’te imzaladıkları toplu sözleşmede bu maddeyi değiştirmişler. 

Oradaki maddeyi yıl içinde verilen kümülatif artışlar olarak yeniden düzenlemişler. Buna göre, yüzde 6,1’den hesap kesilmesi gerekirken yüzde 7,9’dan hesap kesildi. Toplam kayıp yüzde 1,8. Maaşlara yansıması aylık ortalama 50 TL yapıyor. Yapılan bu hata emekli maaşı ve ikramiyesine de yansıyor. Ayrıca  ek derslere, ölüm ve doğum yardımlarına, aile ve çocuk yardımına da yansıyor. Bir memur ve emekli sokağa çıktığında 1 TL’yi bile hesap ederek harcıyor ve şimdi bu hatayla ne yazık ki ayda 50 TL kaybediyor. Yani her ay bir hırsız elinizi cebinize sokuyor 50 TL alıyor. Ha cebinize hırsız dadanmış ha da birileri yanlış imza atarak dadanmış ne farkı var? Memurlar nezdinde bir bunun karşılığı olması gerekir. Bir karşılığı olsun ki, bundan sonra toplu sözleşme imzalayanlar neye imza attıklarını bilsinler. Geçtiğimiz günlerde KPDK toplantısında yüzlerine söyledim ama  inkar ediyor, dedim ki, “Yüreğin yetiyorsa burada bürokratlar var Bakan da var; uzman heyet kuralım, kim doğru kim yalan söylüyor görelim' Sesi soluğu çıkmadı. 

Bu arada, toplu sözleşmeden çıkar çıkmaz, “4-C’liler de satıldı, ek ödeme konusunda mağduriyet yaşayacaklar' dedim. Mahkeme kararı ile 550 - 670 TL arası ek ödeme alan 4-C’liler bundan sonra 150TL alacaklar. Genel Başkanları , “Mahkeme kararı kazananlar karar doğrultusunda alacaklar' dedi. Çaya geldik, yağmur dindi. Kim doğru söylüyor, Maliyenin yazıları ortada. “Mahkemeyi kazananlara bile vermeyin' diyor Maliye. Bu insanlar bakımından meseleyi düşünün, aylık 520 TL kaybı var. Yıllık 6 bin TL’yi buluyor. Mahkeme kararı ile Maliye köşeye sıkışmış ama bir konfederasyon çıkıp toplu sözleşme imzalıyor ve hükümetin, Maliyenin elini rahatlatıyor, bu olur mu? Bu yanlıştır ve yanlışa yanlış demeye devam edeceğiz. Masada bu arkadaşlarımız da satılmıştır. Herkes bu yaşananları iyi etüt etmeli, alanlara inerek herkese anlatmalıdır. Bunu beraberce yapacağız. 

KONCUK: TEMSİL ETTİĞİMİZ DEĞERLER, TAŞIDIĞIMIZ SORUMLULUKLAR, BİZLERE GÜVENEN YÜZBİNLER, UMUT BAĞLAYAN MİLYONLAR İÇİN BAŞARMAMIZ LÂZIM! 

Velhasılıkelam “Cümleler doğrudur sen doğru isen, doğruluk bulunmaz sen eğri isen' demiş atalarımız.

Doğu olan biziz. Bizim çizgimizde en ufak bir eğri, yolumuzda en küçük sapma yok.

Ne olursa olsun, iktidarda kim olursa olsun, biz doğru bildiğimiz yolda yürümeye devam edeceğiz.

Bizi bu yoldan döndürmeye çalışanlar, önümüze engeller koyanlar olacak.

Düşmekten korkmayın.

Düşmemiz yolda olduğumuzun alâmeti; asıl ayağa kalkamamaktan korkun.

Her sendelediğimizde toparlanacağız.

Her düştüğümüzde, dimdik doğrulacağız.

Allah’ın izni ile o yolu bozukları, bir daha ayağa kalkmamak üzere yere sereceğiz. 

Biz Türkiye Kamu-Sen olarak çok büyük bir camia, çok büyük bir gücüz.

Kaybetme, gerileme, yorulma, bezginlik gösterme lüksümüz yok!

Kader bize başarmak zorunda olduğumuzu haykırıyor.

Temsil ettiğimiz değerler, taşıdığımız sorumluluklar, bizlere güvenen yüzbinler, umut bağlayan milyonlar için başarmamız lâzım.

Her gün yeni bir hakkı budanan, boğazından haram lokma geçmemiş memurlarımız için başarmamız lâzım.

Ömrünün son deminde, evine ekmek götürmek için çöp toplayan emeklilerimiz için başarmamız lâzım.

Maden faciasından yaralı kurtulan ve “Çizmelerimi çıkarayım mı? Sedye kirlenmesin' diyen temiz yürekli maden işçisinin hakları için başarmamız lâzım. 

 “250 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor.' diyen haberciye; “Endişelenme, biz de 27 bin kişilik kuvvetle onlara yaklaşıyoruz.' diyerek bizlere Anadolu’nun kapılarını açan Sultan Alparslan’ın; 

Peygamber Efendimizin (SAV) müjdesine erme lütfuyla şereflenen, gemileri karadan yürüterek çağ açıp çağ kapatan Fâtih Sultan Mehmed Hân ve O’nun “güzel askerleri'nin; 

“Türk'ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa, mahvolsun daha iyidir! Öyleyse Ya İstiklal, Ya Ölüm!' diyerek yedi düvele meydan okuyan ve bu güzel Devleti bizlere emanet bırakan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mirasına sahip çıkmak için başarmamız lâzım.

Gabar Dağı’nda şehit düşen Piyade Onbaşı Kazım Aksoy’un,  3 yaşındaki ayakkabısız, yırtık çoraplı yavrusu Güneş için başarmamız lâzım.

Esen rüzgârlardan evladının kokusunu bekleyen şehit anaları için;

Secdede gözyaşlarına boğulurken; “'vatan sağolsun' diyen babalar için;

 “Baba' diye mezar taşlarına sarılan çocuklar için;

“Bak sevdiğim saçlarımı düz severdin, ben de düz taradım, sana geldim' diye şehidine koşan eşler için başarmamız lâzım.

Onlar ki;

“Haykırdılar… Can bölünmez, et tırnaktan ayrılmaz!

Bozkurt olup çakalları inlerinde bastılar.

En kudurgan namlulardan boşaltılan ölümü

Döşleriyle göğüsleyip, başlarıyla süstüler.

İtildiler, kakıldılar, dövüldüler, öldüler...

Lâkin düşen bayrakları burçlarına astılar.

Yaz yağmuru sağnaklardan, kırk ikindi gürleyip .

Şom ağızlı baykuşların seslerini kıstılar.

Ne dünyalık istediler, ne aferin umdular,

Ne kavgadan vaz geçtiler, ne gücenip küstüler. . .

Vatan, millet, din ve devlet, al sancaklar hakkına

Dar günlerin erkek arslan sesiydiler... Sustular! “

Biz var olalım diye, gençliğinin baharında solup gidenlerin, gencecik delikanlı çağında nefesi kesilenlerin, susanların emanetine sahip çıkmak için başarmamız lâzım.

Başaracak mıyız?

Başaracak mıyız?

Başaracak mıyız?

Allah sizden razı olsun!

Namus lekesi değil alnımda gördüğünüz,

Vurulmuşum, vurulup düşmüşüm güpe gündüz.

Şakağımdaki kansa, o benim gülüşümdür,

Namert sürünmektense, erkekçe ölüşümdür.

Tevekkül Allah'adır zillete katlanılmaz!

Ya hayat ya ölüm! Bunun ötesi olmaz' diyerek sözlerini noktaladı.

Genel Başkanımızın konuşmasının ardından Türk Diyanet Vakıf-Sen yardımlaşma sandığı Başkanı ve Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkan Yardımcısı Kenan Ak’ın Hac ve Umre organizasyonlarına ilişkin yaptığı sununum ve Kadın Komisyonlarımızın bu yıla içindeki faaliyet planlamalarına dair sunumlar gerçekleştirildi.

"TÜRKİYE KAMU-SEN BAŞKANLAR KURULU İSTİŞARE TOPLANTISI" bugün öğleden kişisel gelişim eğitimleri, Cumartesi günü ise tüm gün boyunca sendikaların istişare toplantıları ile devam edecek.

 

 


 
Malum-sen yine fos çıktı “ AFAD Çalışanlarını Mağdur Ettiler” PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Salı, 12 Ocak 2016 14:24

 


Toplu sözleşmede Enflasyon farkı hesaplanışını değiştirerek memura yüzde 1.8 zarar ettirenlerin attıkları imzalarla verdikleri zararlar bir bir ortaya çıkıyor. Son olarak malum-sen’in mağdur ettiği kamu çalışanları listesine AFAD’da görevli Arama ve Kurtarma Teknisyenlerinden şoförlük yapan arkadaşlarımızda eklendi.

Bakanın yayında sırıtarak poz vererek yaptıkları açıklamada büyük kazanımlara imza attıklarını söyleyerek AFAD’da görevli Arama ve KurtarmaTeknisyenlerinden şoförlük yapan personele 70 TL ücret ödenmesini kazandıkları ifade etmişlerdi.

Fakat gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi bir huyu olduğundan bunların da mumları ocak ayında söndü, foyaları meydana çıktı.

AFAD tarafından Arama  ve KurtarmaTeknisyenlerinden şoförlük yapan personele ödenecek 70 TL’lik ücret ile ilgili yapılan açıklamada bu ücretin öncelikle arama kurtarma hizmetinin aynı zamanda araç kullanılarak yerine getirme şartının sağlanması gerektiğini açıkladı. Eğitim, tatbikat, spor ve arazi çalışması gibi faaliyetlerde arama ve kurtarma araçlarını kullananlara ödenmeyeceği belirtildi. Söz konusu şartlar sağlansa bile ödemenin yapılabilmesi için öncelikle idare tarafından arama ve kurtarma hizmetlerinin yürütülmesinde ihtiyaç duyulacak personel sayısı belirlenecek ve anılan ücret ihtiyaç dahilinde belirlenen personele ödenebilecek.

Şimdi buna imza atıp müjdeler verenler çıkıp özür dileyecekler mi?  Utanıp, sıkılıp "yanlış yaptık, mağdur ettik" deme cesaretini ve yürekliliğin gösterebilecekler mi? Merak ediyoruz.   Onlar her işlerin bu düzen üstüne kurmuşlar, çamur çukurunda vaatler ve içi boş kazanım süsü verdikleri ile günlerini geçiriyorlar ama çalışanlar bunu daha nereye kadar sinelerine çekecekler biz asıl onu merak ediyoruz.

 
MİLLETİMİZİN HUZURU İÇİN GEREKEN ADIMLAR ATILMALI PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Salı, 12 Ocak 2016 14:22


İstanbul Sultanahmet’te bugün yaşanan ve 10 kişinin hayatını kaybettiği, 15 kişinin de yaralandığı hain saldırıyı kınıyoruz

 

Dini, dili, milleti olmayan terör bugün yine masum insanları hedef seçmiş, ülkemizde korku ve endişeyi hakim kılma gayretlerine bir yenisini daha eklemiştir.

 

Bu saldırı ülkemizde terörün geldiği boyutu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Özellikle 7 Haziran seçimleri sonrasında başlayan ve her geçen gün tırmanarak devam eden terör saldırıları Türkiye’nin her kentinde yaşamlarını sürdüren vatandaşlarımızı tehdit eder boyuta gelmiştir.

 

Yaşanan bu saldırının failleri ve arkasındaki karanlık güçler bir an önce aydınlatılmalı, yetkililer terörle mücadeleye taviz vermeden devam etmeli ve Türk milletinin bir an önce huzura kavuşması için ivedilikle gerekli adımları atmalıdırlar.

 

Bu çerçevede, İstanbul Sultanahmet'teki bu hain ve alçak saldırıyı kınıyor, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza yüce Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyor,  ülkemizi ziyaret ederken bu menfur saldırı neticesinde hayatını kaybeden turistlerimizin ailelerinin acısını da yürekten paylaşıyoruz.

 
AFAD Çalışanlarının İmkânları İyileştirilmeli PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 06 Ocak 2016 14:32

 

Sendikamız Türk İmar-Sen tarafından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na bir başvuru yapılarak personelin hizmetlerini daha etkin ve verimli sürdürebilmesi için lojistik bakımdan desteklenmesi, teknik ve fiziki donanımın yanı sıra moral ve motivasyonunu artırmak için tedbirler alınması istendi.

Yapılan başvuruda ağır iklim koşullarında hizmet veren personelin soğuk iklim elbisesine ihtiyaç duyduğu ve personelin dinlenmelerini sağlayacak şekilde odaların tesis edilmesi talep edildi.

 
KRALDAN ÇOK KRALCILAR HADDİNİZİ AŞMAYIN PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Pazartesi, 04 Ocak 2016 11:55

 

Yönetici olmanın birinci şartı  adaletli olmak, taraf tutmayarak hizmet etmektir.  Yönetici kendisine verilen yetkileri  devletin, milletin, kurumun ve çalışanın  menfaatleri için kanunların çizdiği çerçevede kullanmak zorundadır. Yönetici sadece görevini yapmalı vazifesi olmayan işlere karışmamalıdır. 

Fakat “Sinop Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünde İl Müdürü Oğuzhan Kurt ve Şube Müdürü Abdulmecit Kayar hiç üslerine vazife olmayan bir işe girişmişlerdir.

Devletin kanunlarını hiçe sayarak kurumu kendi çiftlikleri sanmakta, kendilerini başka işlere adayarak birilerine şirinlik yapmaya çalışmaktadırlar.  Bu yöneticiler üstlerine vazife olmayan sendikacılığa da el atarak birilerine şirin görünmek gayreti içine girmişlerdir. İktidarın değirmenine su taşıyan, çalışanlar yerine yöneticileri savunmayı kendine ilke edinen, sözde sendikaya üye kazandırmak için seferberlik ilan ederek personele baskı uygulamaktadırlar.

Malum-Sen’in başkanı ziyaret edecek diye üyelerimizi istifa ettirip, üyelik formu ile sendika başkanını karşılamak ve onunla birlikte görüntü vererek çalışanlara mesaj vererek kraldan çok kralcılıkta çığır açmışlardır.  Üyelerimizin yerlerini değiştirmek, Lojmandan çıkarmak veya almak gibi ne mevzuata uygun ne de ahlaki olmayan işlere girişerek kamunun imkanlarını malum-sen’e seferber etmeleri aynı zamanda nasıl bir çamur çukuruna düştüklerini de göstermektedir.

Kendini yönetici zanneden ama aslında sadece birilerinin hizmetinde olan bu insanlar bardağı taşırmış, hadlerini aşmıştırlar. Hesabını veremeyecekleri, altından kalkamayacakları işlere burunlarını sokmuşturlar. Eğer bu kişiler sendikacılık yapmak niyetinde iseler görevlerinden ayrılıp, sendikal mücadeledeki yerlerini almalıdırlar.

Türk İmar-Sen kurulduğu günden itibaren kraldan çok kralcılık yapan, birilerine şirin görünmek için çalışanları baskı altına almaya çalışan nice sayısız yönetici görmüştür. Bugün bu insanların hiç birinden eser kalmamıştır. Ama Türk İmar-Sen hala dimdik ayaktadır. Herkes işini yapmalıdır. Yöneticiler yöneticiliğini, sendikacılar sendikacılığını yapacaktır. Kimse kendisine başka işleri görev saymayacak, iki işi birbirine karıştırmayacaktır. Herkes bugünlerinde geçeceğini, bir gün hesabın döneceğini, Türk İmar- Sen’in çalışanlar adına kendilerinden hesap soracağını bilmelidirler.

 

            Kısacası tüm bu sözlerimi herkes iyi not etmeli ve hafızalarına kazımalıdırlar. Şunu hiç kimse aklından çıkarmasın, Türk İmar-Sen baskılara boyun eğen, birilerinin gölgesinde sendikacılık yapanlara benzemez.

Türk İmar-Sen olarak yapılan bu uygulamalarının takipçisi olacağımızı ve bu konuda gerekli her türlü tepkiyi çekinmeden göstereceğimizi herkes iyi bilmelidir. Ona göre herkes kendine çeki düzen vermelidir. 

 

 
Enflasyon Farkı Oyununun Memura Yıllık Kaybı 516 Lira PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Pazartesi, 04 Ocak 2016 11:50

2015 yılının enflasyon verileri açıklanınca, Memur-Sen’in kamu görevlileri ve emeklilerinin cebinden çaldırdığı yüzde 1,8’lik enflasyon farkı da tescillenmiş oldu.

2015 yılı enflasyonu yüzde 8,81 olarak hesaplandı. Buna göre, memur ve emeklilere 2015 yılı toplu sözleşmesinde kararlaştırılan enflasyon hesabı üzerinden  yüzde 0,91 oranında enflasyon farkı verilecek.
Eğer Memur-Sen 2015 yılındaki toplu sözleşme görüşmelerinde 2013 yılında karar altına alınan enflasyon farkı tanımının değiştirilmesine göz yummamış olsaydı bugün yüzde 0,91 değil yüzde 2,71 oranında enflasyon farkı alacaktı.
Böylece aylar öncesinden beri her platformda dile getirdiğimiz acı gerçek ortaya çıktı ve memur ve emeklilerimizin cebinden maaşlarının yüzde 1,8’inin çalındığı sabitlenmiş oldu.
Memur-Sen’in 2015  yılı toplu sözleşmesinde imza attığı enflasyon hesabı üzerinden Yüzde 0’91 oranındaki enflasyon farkı en düşük dereceli memura 18 TL, şoföre 20 TL, lise mezunu memura 21 TL, Üniversite mezunu memura 22 TL, hemşire, ebe, sağlık memuruna 23 TL, müezzin, kayyım, imamlara 24 TL, öğretmene 25 TL, Avukata 35 TL, pratisyen doktora 37 TL, ortalama da ise 22 TL’lik bir artış getirecek.
Ancak, eğer 2013 yılındaki enflasyon farkı hesabı değiştirilmemiş olsaydı, en düşük dereceli memura 55 TL , şoföre 59 TL , lise mezunu memura 61 TL , üniversite mezunu memura 65 TL, hemşire, ebe, sağlık memuruna 67 TL , müezzin, kayyım, imamlara 70 TL , Öğretmene 73 TL, Avukata 100 TL, pratisyen Doktora 110 TL , ortalama da ise 65 TL’lik bir artış getirecekti.
Enflasyon farkı hesabının değiştirilmesinden kaynaklı olarak,
En düşük dereceli devlet memuru , 37 TL
Şoför, 39 TL
Lise mezunu memur, 40 TL
Üniversite mezunu memur,  43 TL
Hemşire, ebe, sağlık memuru,  44 TL
Müezzin, kayyım, imam, 46 TL
Öğretmen, 48 TL
Avukat, 66 TL
Pratisyen doktor, 73 TL aylık kayba uğradı.
Memurların enflasyon farkından kaynaklı ortalama kaybı ise, aylık 43 TL oldu.
Maaş unsurlarının dışında nöbet ücreti, ek ders ücreti, aile yardımı, çocuk parası, doğum ve ölüm yardımları gibi bütün diğer kalemlerde de aynı oranda kayıpların söz konusu olduğu düşünüldüğünde memur ve emeklilerin zararlarının çok daha fazla olduğu ortaya çıkıyor.
KONCUK: TAKKE DÜŞTÜ, KEL GÖRÜNDÜ!
Memur ve memur emeklilerinin yaşadığı kaybın yeni yılın ilk mesai günüde tüm çıplaklığı ile ortaya çıktığını söyleyen Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, “2016 yılı memur ve memur emeklileri için hüsranla başlamıştır' dedi. Koncuk, “2015 yılı Ağustos ayında acemi sendika Memur-Sen’in attığı imzanın ardından Türkiye Kamu-Sen’in ortaya çıkararak gündeme getirdiği memur ve emeklinin cebinden çalınan rakamlar yeni yılın ilk mesai gününde acı bir gerçek olarak karşımıza çıkmıştır.
 
Acemice atılan imzanın sonucunda memur ve emeklilerimiz enflasyon farkından kaynaklı olarak aylık ortalama 43 TL kayba uğramışlardır. “Tarihi sözleşme yaptık' diyerek göz boyamaya çalışanların maskesi yine düşmüş, memur ve emeklilerimiz masada ikinci kez büyük bir yenilgiye uğratılmışlardır. Tabiri caizse, takke düşmüş, kel görünmüştür.
 
Kaybedilen rakamlar hiçte azımsanacak ölçüde değildir. Örneğin bir Doktorumuzun yıllık kaybı toplamda 1320 TL’yi bulurken, Öğretmenin kaybı ise yıllık 576 TL olacaktır. Ortalamada ise, yıllık kayıp 516 TL’yi bulacaktır.
 
Bu kayıplar memurlarımızın hem çalışırken hem de emeklilikte maaşlarının daha düşük olmasına neden olacağı için ömürleri boyunca da peşlerini bırakmayacaktır. Sadece bu hata yüzünden 30 yıl çalışan bir doktor bugün emekli olması halinde dahi yaklaşık 2 Bin TL  daha az emekli ikramiyesi alacaktır.
 
2016 yılının ilk günlerinde hayatımızın her alanına yüklenen yeni vergiler ve zamlarla yaşam aczi içine düşürülen memur ve emeklilerin cebinden çalmak hangi vicdana ve ahlaka sığmaktadır?
 
Kamu görevlilerimiz artık bu gerçekleri görmeli ve toplu sözleşme masasına yetkilendirerek gönderdikleri  sendikaları  gözden geçirmelidirler. Memurlar ve emekliler yaşanan bu kaybı yetkili konfederasyondan talep etmeli her toplu sözleşme döneminde yaşadıkları kayıpların hesabını sormalıdırlar. Elde edilen kazanımların bir ödülü var ise ihanetin de bir bedeli olmalıdır.
 
Türkiye Kamu-Sen olarak bu rezalete son vermek adına konuyu yargıya taşıdık. Umuyoruz ki, bu rezalete yargı bir son verir ve toplu sözleşme masasında hakları çalınan memur ve emeklinin hakları yargı tarafından iade edilir' dedi.

 
2016 Hayırlar Getirsin PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Perşembe, 31 Aralık 2015 15:49

"Acısıyla, tatlısıyla, güzel ve kederli günleriyle bir yılı daha geride bırakıyor, yeni ümitlerle, yeni beklentilerle yeni bir yıla giriyoruz. 2016 yılının tüm milletimize sağlık, mutluluk ve huzur getirmesini temenni ediyor, başta Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde canları pahasına vatan müdafaası yürüten kahraman evlatlarımız olmak üzere tüm güvenlik güçlerimize selamet diliyoruz.

Geçtiğimiz yıl yaşadığımız pek çok olumsuz gelişmenin yanında, Sayın Prof. Dr. Aziz Sancar Hocamızın bilim alanında Nobel Ödülü alan ilk Türk olarak tarihe geçmesi, 2015 yılında yüzümüzü güldüren nadir olaylardan biri olmuş, tüm Türk milletinin göğsünü kabartmıştır. Bu vesile ile Sayın Hocamızı bir kez daha tebrik ediyoruz.   

Yıllardır “Çok güzel şeyler olacak “ vaadiyle yürütülen sözde açılım politikasının; 7 Haziran Genel Seçimlerinin ardından bir anda sıcak çatışmaların yeniden başlamasıyla, idarecilerin tanımıyla, buzdolabına kaldırılması, bu süreçte milletimizin nasıl uyutulduğunun en açık göstergesi olmuştur. Bu dönemde PKK’nın dağlardan inerek şehirlere yerleşmesine, şehir merkezlerine tonlarca patlayıcı ve silah yığınağı yapılmasına ve yüzlerce asker, polis ve sivil vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden olan bu anlayışın sorgulanması, geride bırakılan dönemde terörist faaliyetlere göz yumanların en ağır cezalara çarptırılması bir zorunluluk halini almıştır.

Bugün Güneydoğu Anadolu Bölgesinde birçok ilde Devlet görevlilerinin giremediği ilçelerin, mahallelerin, sokakların varlığı, yüzbinlerce öğrencimizin eğitim öğretim hakkının kısıtlanması, okulların kapatılarak can güvenliği sebebiyle, zorunlu olarak öğretmenlerin memleketlerine gönderilmesi, açılım sürecinin nasıl bir zırvalar bütünü olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bu noktada, Türkiye Kamu-Sen’in uyarılarını anlamayarak takındığı sözde akil adamlık kisvesi altında bizleri terör çığırtkanlığı yapmakla, kandan ve kargaşadan beslenmekle suçlayan bir dönemin sendika başkanları, şimdinin milletvekilleri de vicdan muhasebelerini yapmalı, oluşturdukları illüzyon nedeniyle ortaya çıkan güvenlik zaafiyeti sonucunda hayatını kaybeden evlatlarımız ve yakınlarıyla helalleşmenin yollarını aramalıdırlar.

Elbette ki, 2015 yılının en üzücü olaylarından bir tanesi de Türkiye tarihinde yaşadığımız en ağır terör saldırısı olarak kayıtlara geçen ve 103 vatandaşımızın ölümüyle sonuçlanan, terörün milletinin, dininin ve değerlerinin olmadığının bir kez daha tescillendiği, Ankara’daki canlı bomba faciası olmuştur.

Uluslararası bir anlaşmayla Türkiye’ye bırakılan ve sınırlarımız dışındaki tek Türk toprağı olan Süleyman Şah Türbesi’nin bir gecede taşınarak vatan toprağının terk edilmesi, bölgedeki Türkmen kardeşlerimizin güvencesi olarak Musul’da konuşlanan askerlerimizin geri çekilmesi, son dönemde Rusya ile yaşanan uçak krizi geçtiğimiz yıl içinde ülkemiz gündemini uzun süre meşgul eden ve hafızalardan uzun yıllar silinmeyecek siyasi olaylar olarak tarihteki yerini almıştır.

Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde Ortadoğu ülkelerinde ortaya çıkan yangının, Suriye yoluyla ülkemize de sıçramak üzere olduğu inkâr edilemez bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Uygulanan yanlış politikaların yarattığı tahribatın en ağır faturasını Türkiye’nin ödediği görülmektedir. On binlerce kilometre uzaktan ülkelerin içişlerine karışarak çıkartılan kargaşanın, milyonlarca insanın huzurlu bir yaşam için evlerinden yurtlarından vazgeçerek başka ülkelere göç etmesine neden olduğunu gördükçe üzülüyor, karaya vuran bebeklerin cansız bedenlerinin, insanlığımızdan utanmamıza yol açtığı bir dönemi yaşıyoruz. Yetkililerin 2016 yılında, bir avuç petrolün, bir dirhem madenin hiçbir candan daha değerli olmadığının idrakine varmalarını diliyoruz.    

Sendikal anlamda ise gerçekleştirilen iki genel seçimin ardından yeniden tek başına iktidar şansı yakalayan AKP’nin 2016 yılı eylem planına kamu personel rejiminde köklü değişiklikler getirecek yasa çalışmalarını da eklemesi önümüzdeki yılda sendikal mücadelemizin, memurlarımızın güvencelerinin korunması yönündeki saldırıları bertaraf etmek üzerine yoğunlaşacağını göstermektedir.

Bununla birlikte birçok kamu kurum ve kuruluşunda, adeta sosyal bir soykırıma ulaşan yönetici atamalarında, tayinlerde ve terfilerde yaşanan skandal uygulamalara karşı verdiğimiz sendikal ve hukuki mücadele, 2015 yılına damga vuran bir başka olay olmuştur. Bu noktada, bazı sözde büyük sendikaların bu tür girişimlere karşı takındıkları vurdumduymaz tavır, bu mücadelede önümüze çıkan en büyük engel olmaktadır. Elbette ki, 2015 yılının kamu görevlilerimiz ve emeklilerimiz adına ekonomik anlamdaki en üzücü olayı, bütün yıl boyunca %3+%3 zamma mahkûm edilmelerinin yanı sıra 2013 yılındaki toplu sözleşme hükmünün değiştirilmesi yoluyla maaşlarının %1,8 oranında çalınması oldu. Buna göre, 2013 yılındaki toplu sözleşmede enflasyonun %6,1’i aşması halinde enflasyon farkı ödenmesi hükme bağlanmışken 2015 toplu sözleşmesi ile enflasyonun %7,9’u aşması durumunda enflasyon farkı ödenmesi kararlaştırıldı ve memur ve emeklilerimizin cebinden maaşlarının %1,8’i çalındı. Memur ve emeklilerimizin ortalama kaybı aylık 50 lira, yıllık 600 lira oldu. Maaşlar yükseldikçe kayıp miktarı da aylık 160, yıllık 1920 TL’ye ulaştı. Bu durum siyasi tarafgirlikle sendikacılık yapılmasının, kamu görevlilerimizi ve emeklileri nasıl bir açmazla karşı karşıya bıraktığını ve kamu görevlilerimizin üye olarak destek verdikleri örgütlerin ideolojik ve sendikal yaklaşımlarını daha dikkatle analiz etme zorunluluğunu bir kez daha gün yüzüne çıkarmıştır. 

Hızla yükselen enflasyon, %10’u aşan işsizlik, döviz kurlarındaki yükseliş, %12 dolayında artırılan vergiler karşısında yalnızca 600 TL (%5) oranında artan gelir vergisi ilk dilimi nedeniyle, geride bıraktığımız yılda yetkilendirilmiş sendikanın da marifetiyle büyük kayba uğrayan memurlarımızı 2016 yılında daha zor günlerin beklediğinin habercisidir.

Geride bırakılan 3 toplu sözleşme döneminde, 2012 yılından beri memurlarımızın ve emeklilerimizin yetkilendirilmiş bir konfederasyon tarafından imzalanan şaibeli toplu sözleşmeler yoluyla mağdur edildiği görülmektedir.  2016 yılında yeni bir yetki süreci bizleri beklemektedir. Memurların ve emeklilerin heba edilecek bir tek günü, peşkeş çekilecek tek bir kuruşu dahi yoktur. Bu bakımdan 2016’nın Mayıs ayı ortasında son bulacak olan yetki sürecinin, masa başı oyunlarıyla memur ve emeklilerimizin pazarlanmasına son verilecek günlerin işareti olacağı umudunu taşıyorum.

Geçtiğimiz yıl içinde yargıya yapılan müdahaleler, el konulan bankalar, kapatılan muhalif televizyon kanalları, tutuklanan muhalif görüşlü gazeteciler, başkanlık sistemi dayatmasıyla Devletin rejimi üzerinde yapılmak istenilen operasyon, 657 sayılı Kanunda değişiklik çabaları çerçevesinde bütün bu girişimlere destek veren yandaş sendikalar düşünüldüğünde 2016 yılının geride bıraktığımız yıldan çok daha zorlu geçeceğini söylemek mümkündür.

Bizlere düşen, yeni yılda toplum mühendisliğinin esiri olmadan, ülkenin gerçek gündemini yakalamak ve perde arkasında dönen dolapları görmek olacaktır. Türkiye Kamu-Sen olarak memurlarımız adına yürüttüğümüz mücadeleyi, gerçek gündem ve gerçek hedefimizden sapmadan sürdüreceğiz. Her türlü olumsuzluğa rağmen umutsuz değiliz. Biliyoruz ki, karanlığın en yoğun olduğu dönem, güneşin doğmaya en yakın olduğu zaman dilimidir.

Dileğimiz 2016 yılının ülkemiz, milletimiz ve İslam ülkeleri üzerindeki karanlıkların dağıldığı, aydınlık günlerin doğduğu bir dönemin başlangıcı olması yönündedir. Gayret bizden, takdir Allah’tandır. 

 

 
İstanbul AFAD Çalışanları Sosyal Denge Sözleşmesinden Yararlandırılsın PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 30 Aralık 2015 16:04

Sendikamız tarafından AFAD Genel Müdürlüğüne yapılan başvuruda açılan dava sonucunda İstanbul 9. İdare Mahkemesinin İstanbul AFAD Çalışanları Sosyal Denge Sözleşmesinden yararlandırılması gerektiğine hükmettiği hatırlatılarak, mahkeme kararının bir an önce uygulanması istendi.

Başvuruda mahkeme kararının açık olduğuna dikkat çekilerek kararın uygulanmasının hukuken gerekli olduğuna vurgu yapıldı.

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 - 8