• Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Anasayfa Manşet Haberler
MANŞET HABERLER
Konya'da Sendikal Çalışmalar Gerçekleştiriyoruz PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Salı, 03 Mart 2015 17:13

Genel Başkanımız Necati Alsancak ve Genel Başkan Yardımcımız Salih Demir ile birlikte Konya Şube Başkanımız Hamdi Altunbaş ile birlikte bu hafta Konya ilimizde Kurum ziyaretleri yaparak üyelerimizle toplantı yapıyorlar.

 
HOCALI KATLİAMINI UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Perşembe, 26 Şubat 2015 07:36

Bundan 23 yıl önce çağdaş, eşitlikçi, demokrat ve insan haklarına saygılı geçinen ülkelerin kahreden bir sessizliğe büründüğü bir geceErmeniler Azerbaycan’ın Karabağ bölgesini işgal etti. 26 Şubat 1992 günü, insanlık tarihinin en kara günlerinden biri yaşandı. Yalnızca bir gün içinde tümü savunmasız 63 çocuk, 106 kadın, 70 yaşlı olmak üzere 613 kişi katledildi. Ayrıca, 487 kişi ağır yaralandı ve 1275 kişi ise rehin alındı. Ermeniler yakaladıkları herkese işkence yaptı.

Ermenistan’ın Karabağ’ı işgali ile yaşanan dram, Hocalı ile sınırlı değildir. İşgallerde toplam 20 bin Azeri Türk’ü şehit edilmiş, 49 bin kişi yaralanmış; işgal, Azerbaycan’ı 60 milyar dolarlık ekonomik zarara uğratmıştır. Bugün Azerbaycan topraklarının beşte biri Ermeni işgali altında inim inim inlemekte, 1 milyon 200 bin Azerbaycan Türkü asırlardır yaşadıkları Karabağ’dan uzakta, adeta sürgün hayatı yaşamaktadır.

Canımız, kanımız, öz kardeşimiz olan bir milyon 200 bin Azerbaycan Türkünün topraklarından sürülüp zorunlu göçe tabi tutulduğunu, kendi öz vatanlarından kaçkın olduklarını unutamayız. Bu can kardeşlerimizin çırpınışını hangi göz görmez? Hangi gönül hissetmez? Tren vagonlarının içinde insanlık dışı bir yaşamın bedelini, dünyaya gelmemiş ana karnındaki bebekler öderken, ömrünün son deminde vatan toprağının kokusunu bir kere daha duysaydım diye dua eden aksakallılarımızı, ninelerimizi, çektiği çileden genç yaşta kocamış genç insanlarımızı bilmediğimizi mi, unuttuğumuzu mu sanıyorlar! Ermenilerce, bedenlerine haç dağlanmış insanlar, esaretleri, baharları kışa dönmüş genç kızlarımızın acıları yüreğimizde dururken, bazı ülkelerin bütün bu yapılanları görmezden gelip, bizlere insanlık dersi vermeye kalkması ne kadar da acıdır.

Gördüğü en küçük tehditte vatan toprağını terk etme, bırakıp kaçma acziyetine düşenlerin vatanın değerini ve önemini anlaması, Hocalı katliamını asla hatırından çıkarmaması, ahlaki ve milli tutarlılık gereği olacaktır. Biz, Türk milleti adına bir kez daha haykırıyoruz: Türkiye’deki ve Azerbaycan’daki herkes biliyor ve bilmelidir ki, Azerbaycan ve Türkiye toprakları bizim namusumuzdur.

Türkiye ve Azerbaycan’ın bir can olduğunu bir kez daha ilan ediyoruz. Bunun içindir ki, Azerbaycan bizim komşu ülkemiz değil, 400 milyon Türk’ün yaşadığı coğrafyada göz bebeğimizdir. Çünkü burada zalim Ermenistan’a karşı Türklük adına, vatan ve millet aşkına bir mücadele vardır. Bilinmelidir ki, bizim için Ankara, Adana, Kars, Ardahan nasıl vatan toprağıysa; Karabağ’da vatanımızın toprağıdır; Türkün öz yurdudur.

Türkiye Kamu-Sen olarak Karabağ yeniden vatan topraklarına katılmadıkça gönlümüzün hoş olmayacağının bilinmesini istiyoruz. Ermenistan işgal ettiği Azerbaycan topraklarından derhal çekilmeli, dünden bu güne işlediği insanlık dışı vahşetin hesabını insanlık karşısında vermelidir.

Hocalı Katliamında katledilen bebeklerin ve silahsız insanların suçları neydi? Hocalı’daki katliamın, tüm dünyanın gözü önünde işlenen toplu bir cinayet olmasına rağmen; tüm sözde medeni ülkelerce göz yumularak sessiz sedasız kabullenilmesi hazin bir durumdur. Bu nedenle artık medeniyim diyen ülkeler harekete geçmeli ve yanan yüreklere su serpmelidir.

Ermenistan işgal ettiği Azerbaycan topraklarını derhal terk etmeli, Birleşmiş Milletlerin aldığı kararlara uygun şekilde davranmalı ve Hocalı Katliamının hesabını vermelidir. İnsanlık ve vicdanlar ancak bu şekilde huzur bulacaktır. Bugün kendilerini mazlum millet olarak dünya kamuoyuna pazarlayan zalimler ve bu duruma çanak tutanlar iyi bilsinler ki zulüm, ancak zalimlerin harcıdır ve Türk milleti, bu zalimlerden mutlaka ama mutlaka hesap soracaktır.

Gerek Hocalı katliamında gerekse Karabağ işgali sırasında şehit edilenler başta olmak üzere, dünyanın her köşesinde zulme uğrayan ve gelmiş geçmiş tüm aziz şehitlerimizin ruhları önünde minnet ve saygıyla eğiliyoruzRuhları şad olsun.

 
MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞOLSUN PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 25 Şubat 2015 07:08

Türk Silahlı Kuvvetlerimize ait iki RF-4E tipi keşif uçağı, bu akşam saatlerinde Malatya'nın Akçadağ ilçesi yakınlarında düşmüş ve kazada 4 pilotumuz şehit olmuştur. Kaza bölgesine sevk edilen AFAD ekibleride müdahelede bulunmuştur.

Son günlerde ülkemiz üzerinde dolaşan kara bulutların bir an önce dağılmasını temenni ediyor, bu elim kazada şehit olan pilotlarımıza yüce Allah'tan rahmet,Aileleri, yakınları, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türk Milletine başsağlığı diliyoruz

Çarşamba, 25 Şubat 2015 10:25 tarihinde güncellendi
 
KARAYOLLARI’NDA ÜYELERİMİZLE BİR ARAYA GELDİK PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Cumartesi, 21 Şubat 2015 08:44

Genel Başkanımız Necati Alsancak, Genel Başkan Yardımcılarımız Salih Demir ve Şahin Ofli kurumları ziyaret ederek çalışanlarla bir araya gelmeye devam ediyorlar.

Bu ziyaretler kapsamında Karayolları Genel Müdürlüğü Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü'ne bağlı birimler ve Karayolları 4. Bölge Müdürlüğü ziyaret edildi.

Ziyaretlerde üyelerimizin sıkıntıları dinlendi. Teşkilat çalışmasının da gerçekleştirildiği kurum ziyaretlerinde tüm çalışanlar 4 Nisan da yapılacak olan EK ZAMMIMI UNUTMA, İŞ GÜVENCEME DOKUNMA eylemine davet edildi

 
ASIN BU AHLAKSIZ CANİLERİ PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Pazartesi, 16 Şubat 2015 10:33

Türkiye yeni bir kadın cinayeti ile sarsıldı. Üniversite öğrencisi Özgecan ASLAN hunharca katledildi. Bazıları hariç tüm milletimiz büyük bir öfke ve travma yaşadı. Bazı aklı evveller, sanatçı, sözde aydın müsveddeleri, bu caniliği kınamak yerine; tacize, tecavüze ve katile hafifletici sebepler aramaya kalktılar. Biz onları kınıyoruz. Bunlar Türk Milleti’nin sanatçısı, aydını ya da başka bir kanaat önderi olamazlar. Onların milletin vicdanındaki yeri fosseptik çukurudur.

Ülkemizde gün geçtikçe bir ahlaki kokuşmuşluk, vicdanla izah edilemeyecek travmatik hareketler artarak devam etmektedir. Toplumun yüzde 25’inin psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu Sağlık Bakanlığı verilerinden öğreniyoruz. Peki, sonuç nedir? Fırat’ın kenarında kaybolan bir koyunun hesabını yöneticilerden sorulacağını sürekli tekrarlayan siyasiler ne çözüm ürettiler. Bunun cevabı koskoca bir HİÇ. Öldürülen ve tecavüze uğrayan her kadının arkasından, siyasi slogana ve hamasete alet edilen açıklamalar hariç, hiçbir gerçekçi çözüm üretilemiyor.

Ülkemizin bir bölgesinde, bebek katili imralı canisi’nin posterleri polis güvenliğinde bazı terör elemanlarınca taşınırken buna sesini çıkarmayanlar, Özgecan ASLAN için eylem yapanlara polis müdahale ediyor. Bunun mantığı milletin vicdanında nasıl izah edilecek.
Ülkenin canı yandı. Özgecan’ın ailesi ile birlikte bütün vicdan sahibi milletimizin canı yandı.

 

Başka Özgecan’lar ölmesin. Başka gençler yanmasın. Başka analar ağlamasın. Devlet, devlet olmanın gereğini yapmalıdır. Gerektiğinde bir gecede kanuni düzenlemeyi yapanları uyarıyoruz. Bir Torba Kanunda Özgecan’lar için çıkarın. Bu katilleri gerektiği gibi cezalandırın.
 
GENEL MÜDÜR YARMICISI KESİMOĞLU "SINAVDA ŞAİBE OLMAZ, OLAMAZ PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 11 Şubat 2015 10:02

Genel Başkanımız Necati Alsancak ve Genel Başkan Yardımcımız Salih Demir Tapu ve Kadastro Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Kesimoğlu'nu ziyaret ederek çalışanların sorunları ve taleplerini görüştüler.

 Genel Başkanımız ziyarette Tapu ve Kadastro Müdürlüğünün yapacağı sınav ile ilgili çalışanların adaletli ve şaibesziz bir sınav beklentisini aktardı. Sınav ile ilgili tüm süreçleri takip ettiklerini kaydetti.

Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Kesimoğlu'ndan Yapılacak olan sınavda hicbir saibeye yer verilmeyeceği ve hakedenin kazanacağı bir sınav olacağı sözü alındı. Tüm sınava girecek arkadaslarımıza duyurulur...

 
4/C`LİLERE EK ÖDEMEYLE İLGİLİ ÖNEMLİ VE YENİ KARAR PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 11 Şubat 2015 09:54

Giresun İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde 4/C’li personel statüsünde görev yapan üyemiz Olcay AKSU adına Türk Eğitim Sen olarak 2011 yılında açmış olduğumuz davada, Ordu İdare Mahkemesinin 2013/1240 E., 2014/1670 K. Sayılı ve 27.11.2014 tarihli kararıyla; üyemizin diğer personele ödenen ek ödemeden yararlandırılmamasına ilişkin işlemin 01.01.2010 tarihinden sonraki ilk uygulamaya dair kısmının iptaline, yoksun kalınan parasal hakların idareye başvuru tarihi olan 30.10.2011 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde; “..atanma şekli diğer memurlara göre farklı olmakla birlikte, 657 sayılı Yasa'nın 4/C maddesi uyarınca yapılan sözleşme uyarınca istihdam edilen personelin de, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre aylık aldıklarının kabulü gerekmekte olup, memurlara tanınan aynı özlük haklarından yararlandırılmalarının hakkaniyete uygun olacağı açıktır.” denilmiştir.

İLGİLİ KARAR AŞAĞIDADIR

 

T.C. ORDU İDARE MAHKEMESİ ESAS NO : 2013/1240 KARAR NO : 2014/1670 / DAVACI: Olcay AKSU Adına Türk Eğitim Sen VEKİLİ: Av. Dilek ATAK Talatpaşa Bulvarı No:160 Kat:6 Cebeci -Çankaya/ANKARA DAVALI: Giresun Valiliği Merkez/GİRESUN

DAVANIN ÖZETİ:

Giresun İl Milli Eğitim Müdürlüğünde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/C maddesi kapsamında görev yapan davacının, 01.01.2006 tarihinden itibaren çalıştığı kurumda diğer personele ödenen denge tazminatının kendisine ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine dair 08.12.2010 tarih ve 21606 sayılı işlemin; 5793 sayılı Kanunla getirilen denge tazminatının kendisine de verilmesi gerektiği, emsal yargı kararı bulunduğu belirtilerek iptali ve hak ettiği parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacının idareye başvurduğu tarihten önceki döneme ilişkin talebinin 2577 sayılı Kanunun 15/1-b maddesi gereğince süresinde olmadığı, davacı ile idare arasında imzalanan hizmet sözleşmesinde denge tazminatı ödeneceğine dair bir hükmün bulunmadığı, hizmet sözleşmesinin 5.maddesindeki emredici hüküm uyarınca davacıya söz konusu parasal hakkın verilemeyeceği, 5473 sayılı Kanunun 1.maddesinde 4/C statüsünde görev yapan geçici personele denge tazminatı ödeneceğine dair ibare bulunmadığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek davanın usul ve esastan reddi gerektiği savunulmuştur. TÜRKMİLLETİADINA Karar veren Ordu İdare Mahkemesi Hakimliği'nce dava dosyası incelenerek işin gereği düşünüldü: Dava; Giresun İl Milli Eğitim Müdürlüğünde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/C maddesi kapsamında görev yapan davacının, 01.01.2006 tarihinden itibaren çalıştığı kurumda diğer personele ödenen denge tazminatının kendisine ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine dair 08.12.2010 tarih ve 21606 sayılı işlemin iptali ve hak ettiği parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğuna işaret edilmiş, 10. maddesinde ise ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay, idare ve vergi mahkemelerinde dava açabilecekleri, altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse, ilgilinin dava açma süresinin işlemeyeceği, ancak bekleme süresinin başvuru

T.C. ORDU İDARE MAHKEMESİ ESAS NO : 2013/1240 KARAR NO : 2014/1670 /

 

tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süre yönünden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilecekleri hükme bağlanmış olup, aynı Kanunun 14.maddesinin 3/e bendinde dava dilekçelerinin süre aşımı açısından incelemeye tabi tutulması öngörülmüş, 15.maddesinin 1/b bendinde de, süresi içinde açılmayan davaların reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 11/10/2011 tarih ve 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 1. maddesiyle eklenen Ek-9.maddesinde, aylıklarını 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununa göre almakta olan personele, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (II) sayılı Cetvele dahil pozisyonlarda istihdam edilen sözleşmeli personele, subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, sözleşmeli subay ve astsubay adayları ile uzman jandarma ve uzman erbaşlara, mali haklar kapsamında yapılan her türlü ödemeler dahil almakta oldukları toplam ödeme tutarı dikkate alınmak suretiyle aynı veya benzer kadro ve görevlerde bulunan personel arasındaki ücret dengesini sağlamak amacıyla, en yüksek Devlet memuru aylığına (ek gösterge dahil), ekli (I) sayılı Cetvelde yer alan kadro ve görev unvanlarına karşılık gelen oranların uygulanması suretiyle hesaplanan tutarda ek ödeme yapılacağı, ek ödemeye hak kazanılmasında ve bu ödemenin yapılmasında aylıklara ilişkin hükümlerin uygulanacağı, bu maddeye göre yapılacak ek ödemenin damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmayacağı ve ilgili mevzuatı uyarınca ödenmekte olan zam, tazminat, ödenek, döner sermaye ödemesi, ikramiye, ücret ve her ne ad altında olursa olsun yapılan benzeri ödemelerin hesabında dikkate alınmayacağı hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesinde, kamu hizmetlerinin, memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürüleceği; 5. maddesinde ise; bu Kanuna tabi kurumların, 4. maddede yazılı dört istihdam şekli dışında personel çalıştıramayacakları kurala bağlanmıştır. Dava dosyasının incelenmesinden; davacının Giresun Seka Kağıt Fabrikasında görev yapmakta iken anılan kurumun özelleştirilmesi üzerine Giresun İli, Güce İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nde 657 sayılı Kanunun 4/C kapsamında 06.04.2005 tarihinde görev yapmaya başladığı, 02.09.2006 tarihinden itibaren ise Giresun İl Milli Eğitim Müdürlüğünde görevine devam ettiği, hizmet sözleşmelerinin belirli aralıklarla yenilendiği, 30.11.2010 tarihinde İl Milli Eğitim Müdürlüğüne verdiği dilekçeyle, 01.01.2006 tarihinden itibaren diğer personele ödenip tarafına verilmeyen denge tazminatının kendisine ödenmesi istemiyle başvuruda bulunduğu, söz konusu başvurunun dava konusu işlemle reddedilmesi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Süreklilik arzeden parasal ödemeler veya kesintiler ile ilgili olarak belli bir uygulama tarihi esas alınarak istekte bulunulan davalarda, davacı tarafından idareye başvuru tarihinden itibaren 120 gün geçirilmeden dava açılmış ise davanın açıldığı tarihten geriye doğru 120 günü geçmemek koşuluyla, başvuru tarihinden geriye doğru 60 günlük süre içindeki ilk uygulama(maaş-ödeme)esas alınarak, bu tarihten itibaren parasal hakların tazmininin istenmesi mümkün olup, bu süre haricinde talep edilen parasal hakların süreaşımı nedeniyle incelenme olanağı bulunmamaktadır. Olayda, davanın, idareye yapılan 30.11.2010 tarihli başvurudan geriye doğru 60 günlük süre içindeki ilk uygulamadan önceki kısmının süresinde olmadığı sonucuna varıldığından 2577 sayılı

 

T.C. ORDU İDARE MAHKEMESİ ESAS NO : 2013/1240 KARAR NO : 2014/1670 /

 

Yasa'nın yukarıda anılan maddeleri uyarınca süreaşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmamaktadır. Davanın, 01.10.2010 tarihinden sonraki ilk uygulamaya ilişkin kısmına gelince; Sözleşmeli personelin hukuki statüsü ile ilgili açık bir yasa hükmü bulunmamasına rağmen, bunların hukuki statüsü 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile düzenlenmekte olup, bu kişilerin durumunun bu Kanuna göre belirlenmesi gerekmektedir. Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesinde kamuda dört farklı türde istihdam şekli düzenlenmiş ve bu dört statü dışında kurumlarda personel çalıştırılamayacağı açıkça belirtilmiştir. 657 sayılı Kanunda, Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenlerin memur sayılacağı öngörülmektedir. Sözleşmeli personelin yaptıkları işin niteliği gereği, asli ve sürekli bir kamu hizmeti ile görevlendirilmiş kişiler olduğu görülmektedir. Buna göre, asli ve sürekli bir kamu hizmeti görmekle görevlendirilen Yasa'nın 4/C maddesi kapsamında sözleşme ile istihdam personelin, bu dört istihdam şekli içinde ve memur statüsünde kabul edilmeleri gerekmektedir. Bu itibarla; atanma şekli diğer memurlara göre farklı olmakla birlikte, 657 sayılı Yasa'nın 4/C maddesi uyarınca yapılan sözleşme uyarınca istihdam edilen personelin de, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre aylık aldıklarının kabulü gerekmekte olup, memurlara tanınan aynı özlük haklarından yararlandırılmalarının hakkaniyete uygun olacağı açıktır. Bu durumda; 657 sayılı Kanun'un 4/C maddesi kapsamında istihdam edilen davacının, kurum çalışanlarına 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek-9.maddesi kapsamında ödenen ek ödemelerden yararlandırılması gerekirken, bu yönde yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemin 01.10.2010 tarihinden sonraki ilk uygulamaya ilişkin kısmında da hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptanan işlemler nedeniyle ilgililerin yoksun kaldığı parasal hakların tazmini Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca zorunlu olduğundan; 01.10.2010 tarihinden itibaren yapılacak ilk ödeme tarihinden itibaren yoksun kalınan ek ödemelerin idareye başvuru tarihinden (30.11.2010) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece hesaplanarak davacıya ödenmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; -Davanın, idareye yapılan 30.11.2010 tarihli başvurudan geriye doğru 60 günden (01.01.2010'dan) önceki döneme ilişkin kısmının 2577 sayılı Yasanın 15/1-b maddesi uyarınca SÜRE AŞIMI YÖNÜNDEN REDDİNE, -Dava konusu işlemin 01.10.2010 tarihinden sonraki ilk uygulamaya ilişkin kısmının İPTALİNE, -Davacının mahrum kaldığı kaldığı parasal hakların ödenmesine karar verilmesi isteminin 01.10.2010 tarihinden sonrakiilk uygulamadan önceki kısmının süre aşımı nedeniyle reddine, bu tarihten sonraki ilk uygulama tarihinden itibaren yapılan ödemeler yönünden tazminat isteminin KABÜLÜNE, -Anılan parasal hakların idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte

 

T.C. ORDU İDARE MAHKEMESİ ESAS NO : 2013/1240 KARAR NO : 2014/1670 /

 

 

davacıya ödenmesine, -Aşağıda ayrıntısı gösterilen 274,30 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre belirlenen 137,15 TL'lik kısmınındavalı idareden alınarak davacıya verilmesine kalan kısımın davacı üzerinde bırakılmasına, -Davanın karara bağlandığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 750,00 TL vekalet ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine, -Artan posta ücretinin karar kesinleştiğindedavacıya iadesine, -Mahkememizce verilen bu karara karşı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/1. maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Ordu Bölge İdare Mahkemesi Başkanlığı'na hitaben yazılmış ve Mahkememize verilecek dilekçeyle Ordu Bölge İdare Mahkemesi nezdinde itiraz yoluna başvurulabileceğinin taraflara tebliğine, -27/11/2014 tarihinde karar verildi. HAKİM ERKAN CEYLAN 101835 YARGILAMA GİDERLERİ : BaşvuruHarcı : 18,40 TL Karar Harcı : 18,40 TL Vekalet Harcı : 2,90TL Temyiz Baş. Harcı : 103,50 TL Temyiz Karar Harcı : 43,90 TL Posta Gideri : 87,20 TL TOPLAM : 274,30 TL

 
AFAD'DA KİK KARARLARI HAYATA GEÇİYOR PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 04 Şubat 2015 12:40

Türk İmar-Sen olarak AFAD'da imzaladığımız KİK kararlarında yer alan il müdürlerinin ataması yapılmaya başlanmıştır.  AFAD bünyesinde İl müdürlüklerine atamaların yapılmasıyla sistem daha da sağlıklı bir şekilde işleyecektir.

Ayrıca sendikamızın görüşleride dikkate alınarak yönetmelik çalışmaları hızlı bir şekilde devam etmektedirKİK kararlarımızın takipçisi olduğumuzu tüm çalışanların bilmesini isteriz

Çarşamba, 04 Şubat 2015 12:46 tarihinde güncellendi
 
İş Güvencemiz Kırmızı Çizgimiz PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 04 Şubat 2015 08:10

Bir çalışan için kazanılmış en büyük haklardan biri, güvencesidir. İktidar, geldiği günden beri, memurluk güvencesini ortadan kaldırarak, güvensiz ve güvencesiz bir çalışma hayatı oluşturmak için altyapı hazırlamakta, türlü söylemlerle kazanılmış haklarını yok edecek uygulamalarla, memurlarımızı adeta bir ateş çemberinin içine atmak istemektedir. Türkiye Kamu-Sen defalarca Hükümetin işçi-memur ayrımının kaldırılması yolundaki gizli gündemini kamuoyuna duyurmuş, memurların bu konuda uyanık olmasını önermiştir.

Buna karşın yıllardan beri, memurların güvencesine karşı hazırlanan oyun, ısıtılıp ısıtılıp toplum gündemine sunulmaktadır. Son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TÜMSİAD Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada bir kez daha işçi, memur ayrımını kaldıracaklarını ifade etmiş, yeni anayasayla birlikte gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, çalışan kavramının geleceğini belirtmiştir.

Ne yazık ki, ülkemizde gerçekleştirilmek istenilen her düzenlemeye gerekçe olarak gelişmiş ülkelerden yalan yanlış örnekler vermek, kötü bir alışkanlık haline gelmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı, memurların, çalışan kavramı içinde işçilerle aynı potada eritilmesi konusunda muhtemelen yanlış bilgilendirilmektedir. Dünyanın gelişmiş olarak kabul edilen hiçbir ülkesinde memur ile işçi aynı statüde çalışmamaktadır. Devlet Personel Başkanlığı’nın verilerinde dahi Türkiye ile birlikte İngiltere, Almanya, Fransa, Brezilya, Danimarka, Estonya, İrlanda, İspanya, İsveç, Meksika, Portekiz, Slovenya, Yeni Zelanda, ABD, İtalya, Avustralya, Avusturya, Belçika, Finlandiya, Hollanda, İsrail, İsviçre, İzlanda, Japonya, Kanada, Kore, Macaristan, Norveç, Polonya, Rusya, Slovakya, Şili, Ukrayna, Yunanistan gibi birçok ülkede kamu görevlilerinin farklı bir hukuki düzenlemeye tabi olduğu; sosyal yardımlarının, yargılanmalarının, görev ve sorumluluklarının farklı kanunlarla düzenlendiği bilgisi yer almaktadır. Bununla birlikte, Almanya, İtalya, Avusturya, İspanya, Kore gibi ülkelerde memurların hayat boyu güvenceleri mevcuttur. Bütün ülkelerde memurların işe alınma süreçleri işçilerden ayrı bir düzenleme ile belirlenmektedir.  Dolayısıyla gelişmiş ülke olarak kabul edilecek ülkelerin hemen hepsinde statü hukukuna bağlı olarak çalışan bir memur kesimi bulunmaktadır.   

Bu durumda Cumhurbaşkanının işçi, memur ayrımı olmayan gelişmiş ülke örneği hangisidir? Doğrusu merak etmekteyiz. Yeni Osmanlıcılığın prim yaptığı şu günlerde, gelişmiş ülke olarak Osmanlı örnek alınıyorsa, Osmanlı’da da memurların ayrıcalıklı bir sınıf olarak yer aldığını hatırlatmak isteriz.

Biz biliyoruz ki, işçi, memur ayrımının kaldırılmak istenmesinin altında yatan tek gerekçe, memurların güvencelerinin ellerinden alınarak kamu hizmetlerinin tarafsızlığının yok edilmesi, tamamıyla hükümete bağlı olarak çalışan bir kamu görevlisi arzusudur. Türkiye Kamu-Sen olarak, yıllardır her ne ad altında olursa olsun tüm çalışanların güvencesine kavuşturulması için mücadele etmekteyiz. Ancak kamuoyuna yansıyan açıklamalardan siyasi iktidarın, kamu kesiminde memurluk güvencesini yok etmeye, tek tip istihdam modeli diyerek memurları çalışan adıyla özel sektör işçileriyle aynı potada eritmeye ve güvencesini kaldırmaya çalıştığı görülmektedir

İşçi, memur ayrımı kaldırıldığında Devlet kavramının da tartışmaya açılacağı aşikârdır. Öyle ki Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Hukukî açıdan ele alındığında ise, belirli bir toprak üzerinde yaşayan insan topluluklarının bir egemenlik anlayışı ve hukuku içinde bir siyasi iktidar altında örgütlenmesidir. İş güvencesi ise bir devletin varlığının ve hüküm sürdüğü topraklardaki egemenliğinin temsilcisi olan memurluk kavramının ayrılmaz bir parçasıdır. Memurların güvencelerinin ellerinden alınması demek, o devletin hâkim olduğu topraklardaki temsil kabiliyetini kaybetmesi ve kamu hizmetlerini özel sektöre, dolayısıyla küresel sermayeye devretmesi anlamına gelmektedir. Bu bakımdan memurluk ve memurların sahip olduğu haklar, yalnızca mesleki bir kavram olmaktan öteyedevletin şeklini ve egemenliğini de belirleyen bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadırDevletin olmazsa olmazı, kurucu unsuru olan egemenlik ve bağımsızlık unsurunun, yani devlet otoritesinin ülke içinde ve dışında vücut bulmuş hali ise memurdur. Bu nedenle memur; salt bir mesleki tanım olmaktan öteye, taşıdığı anlam itibarı ile devletin varlığının ve egemenliğinin temsilcisidir. Bu noktada memur ve devlet, birbirini tamamlayan ve tanımlayan iki unsurdur.

Toplumsal örgütlenmenin klan ve kandaşlık esasına dayalı olduğu ilkel toplumlarda, toplumsal görevleri yerine getiren kuruluşlar olmadığı için bir devletin varlığından da memurlardan da söz etmek mümkün değildir. Tarım devrimi ile birlikte insanoğlu üretim araçlarını kullanmaya başlamış, bu ortamda üretimin organizasyonu ve ürünün toplumda paylaşımı gibi konuların düzenlenmesi gereği ortaya çıkmıştır.  Tarihte ilk olarak Mezopotamya bölgesinde görülen bu tür yönetsel yapılar, Çin’de ve Eski Mısır’da gittikçe güçlenmiş ve bir bölgede birlikte yaşayan toplumların organize olması, paylaşım sorununa çözüm bulması ve kendisi dışındaki benzer yapılara karşı statü kazanmasıyla birlikte ilk kamu görevlileri topluluğunun ortaya çıkmasını sağlamıştır. Dolayısıyla bildiğimiz anlamıyla devletin ortaya çıkışı, memurluk kavramının varlığı ile anlam kazanmıştır. Bu bakımdan memurluk kavramının yok edilmesi, devlet kavramının da yok edilmesi demek olacaktır

Türkiye Kamu-Sen olarak, devletin yönetim şeklinin de değiştirilmesini içeren bir değişikliğin ilk belirtileri olarak gördüğümüz memurluk güvencesinin kaldırılması ve işçi ve memurların çalışan olarak aynı statüde değerlendirilmesi yolundaki girişimlere en şiddetli tepkiyi vereceğimizden kimsenin şüphesi olmamalıdır. Bu bakımdan memurlarımız da sahip oldukları hakların gasp edilmesi noktasında son derece uyanık olmalı, hak ve çıkarlarını gerçek anlamda koruyan sendikalara daha fazla destek vermelidirler. Yarınlara daha güvenle bakabilmek, ateş çemberiyle sarılmış ülkemizin geleceğine ışık tutmak ve kamu görevlilerimizin haklarının gasp edilmesi değil geliştirilmesi için tüm memurlarımızı Konfederasyonumuz çatısı altında mücadeleye davet ediyorum.

İşçi, memur ayrımının kaldırılmasına gerekçe olarak kamu görevlilerinin gelişmiş ülkelerdekine benzer bir yapıya kavuşmasını arzu ettiğini ifade edenlerin, memurlarımıza gelişmiş ülkelerdeki maaş, demokratik, siyasi ve sendikal haklar, hizmet içi eğitim, çalışma şartı, tayin ve terfilerde adalet gibi unsurları örnek alarak işe başlamasını öneriyorum.

Dünyanın gelişmiş hiçbir ülkesinde görülmemiş bir uygulamayı ülkemize dayatmaya çalışanları, ateşle oynamamaları konusunda son kez uyarıyor, memurun iş güvencesine yapılacak herhangi bir saldırının, doğrudan memurun ve devletin varlığına karşı bir girişim olarak göreceğimizi ve en sert şekilde nefsi müdafaa hakkımızı kullanacağımızı bir kez daha hatırlatıyorum.

İsmail KONCUK
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı

 
ÇEVRE ve ŞEHİRCİLİK BAK. UNVAN DEĞİŞİKLİĞİ SINAV SORU VE CEVAPLARI YAYINLANDI PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Pazartesi, 02 Şubat 2015 10:14

Geçtiğimiz Günü Gerçekleştirilen  Ünvan değişikliği sınavının sonuçlarının çalışanlar için hayırlı olmasını dileriz

 Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Unvan Değişikliği Sınavının Soru Kitapçıkları ve Cevap Anahtarları yayınlanmıştır

BURAYA TIKLAYARAK SORU  KAĞITLARINA VE CEVAP ANAHTARLARINA ULAŞABİLİRSİNİZ

 
TAPU KADASTRO’DA SINAVLARIN TAKİPÇİSİYİZ PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Cuma, 30 Ocak 2015 16:54

Genel Başkanımız Necati Alsancak ve Genel başkan Yardımcımız Salih Demir Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü İnsan kaynakları Daire Başkanı Abdullah Oğultay’ı ziyaret ettiler.

Yapılan ziyarette sınavlar görüşüldü. Genel Başkanımız Necati Alsancak, sınavın istismar edilmek istendiğini ve taşrada bu konuda çalışanın aklının karıştırılmak istendiği kaydedildi. Bu konu ile ilgili olarakta yaptığımız başvuru Daire Başkanına teslim edildi. Daire Başkanı Oğultay'da sınvalara çalışanların rahat bir şekilde girmesi gerektiğini belirterek çalışanın hak edenin kadroyu alacağını belirtti.

Cumartesi, 31 Ocak 2015 11:41 tarihinde güncellendi
Devamını oku...
 
KARAYOLLARINDA SÖZLÜ SINAV DANIŞTAYLIK PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 28 Ocak 2015 17:44

Sendikamız Genel Merkezi tarafından 30 12 2014 Tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Karayolları Genel Müdürlüğü ilk Defa Atanacak Teknik Personel Hakkında Sınav ve Atama Yönetmeliğinin sözlü sınavlarla personel atamasına imkan düzenlemesinin iptali için Danıştay'da Anayasa aykırılık içerdiği için iptal davası açıldı

 
EK ZAM TALEBİMİZE DESTEK İÇİN MHP’Yİ ZİYARET ETTİK PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Perşembe, 22 Ocak 2015 16:18

Kamu çalışanlarının yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için ek zam verilmesi talebimizi siyasi partilerle yaptığımız görüşmelerle gündeme taşımaya devam ediyoruz.

Bu çerçevede konfederasyon Genel Başkanımız İsmail Koncuk ve Türkiye Kamu-Sen Yönetim Kurulu Üyeleri MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’yi ziyaret etti.

KONCUK: TBMM’DE KAMU ÇALIŞANLARINA DESTEĞİNİZİ BEKLİYORUZ

MHP Genel Merkezinde gerçekleşen görüşmede kamu çalışanlarının yaşadığı sıkıntıları ve ekonomik zorlukları anlatan Genel Başkan İsmail Koncuk, “Ek zam talebimize destek olmaları ve TBMM gündemine taşımaları amacıyla siyasi partilerimize ziyaretler gerçekleştiriyoruz” dedi. Koncuk, “Bilindiği üzere 2014 yılında kamu çalışanlarına sadece 123 TL’lik bir zam yapıldı. Bu zammın orta noktası yüzde 5,2 anlamına geliyor. Emeklilerimize de 140 TL zam yapıldı. Emekli maaşlarının oranlarının düşük olduğunu değerlendirdiğimizde yapılan zam yüzde 5’i bile bulmadı.

2014  yılı sonunda gerçekleşen enflasyon yüzde 8.17 olmuştur. Emekliler ve memurlar enflasyonun altında kalmıştır. İktidar her fırsatta, “Biz sizleri enflasyona ezdirmiyoruz” diyor ama bu rakamlar tüm gerçekleri ortaya koymaktadır.

Kamu çalışanlarının 2013 yılı Aralık ayına göre 2014 yılının aynı ayında alım güçlerinde 403 TL’lik bir azalma oldu. Siyasi iktidarın bu noktada açıklamaları da son derece enteresandır. Başbakan “Kamu çalışanlarına yüzde 17 zam yaptık” diyor. Eğer yüzde 17 zam yapıldıysa memurların cebine 425 TL girmesi gerekirdi ama cebimize giren para sadece 123 TL’dir.

Maliye Bakanı da Başbakan’a tezat bir açıklamayla “Memura yüzde 8,5 zam yaptık” diyor. Eğer Maliye Bakanının dediği oranda zam yapılmış olsa cebimize 213 TL girmesi lazım ama verilen zam 123 TL’dir. Ne yazık ki her iki açıklamada  doğru olmayan açıklamalardır.

Biz Türkiye Kamu-Sen olarak  6 Aralık 2014 tarihinde yüzde 12’lik bir ek zam talebiyle Ankara’da 25 bin üyemizin katılımıyla büyük bir miting yaptık. Yüzde 12’lik bir ek zam en düşük devlet memuru maaşında 201 TL’lik bir artış, ortalama memur maaşında ise 262 TL artış anlamına gelmektedir.  Elbette gözümüz yok ama Hakim ve Savcılarımıza bir kalemde 1155 TL zam yapıldı. Bu bir ihtiyaç ise kamu çalışanlarına da 200 – 250 TL civarında bir ek zam ekonomik veriler dikkate alındığında büyük bir ihtiyaç haline gelmiştir.

Kamu çalışanları ve emeklileri aileleri ile birlikte hesapladığımızda 20 milyonluk bir nüfustan bahsediyoruz. Ancak Hükümet bugüne kadar ek zam talebimizi yerine getirmedi. Öncelikle Milliyetçi Hareket Partisi’nden başlayarak devamında Cumhuriyet Halk Partisi ve sayın Başbakan’a da bu talebimizi ileteceğiz. Milliyetçi hareket Partisi’nin sosyal konulardaki hassasiyetini çok yakından bildiğimiz için TBMM’de bu taleplerimize destek olmanızı rica ediyoruz” dedi.

 

Genel Başkan İsmail Koncuk konuşmasının ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye kamu görevlilerinin 2014 yılında yaşadıkları sorunları ve ek zam taleplerini içeren bir dosya sundu.

 

DEVLET BAHÇELİ: BÜTÜN MİLLETVEKİLLERİMİZLE SİZLERİN TEMSİLCİSİ VE SAVUNUCUSU OLMAYA HAZIRIZ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise, “Kamu çalışanları ve emekliler dikkate alındığında çok büyük bir kesim mağdur edilmektedir” dedi. Bahçeli, Türkiye Kamu-Sen’in değerli Genel Başkanı ve bağlı sendikaların Genel başkanlarına bu ziyaretleri için çok teşekkür ediyorum. MHP’nin sosyal politikalara olan duyarlılığı nedeniyle bu konular her zaman gündemimizdedir.

Sayın Koncuk’un da ifade ettiği gibi Başbakan ve Maliye Bakanının memur zamlarına ilişkin yaptığı açıklamalar birbirleriyle ne kadar tutarsız olduklarını bir kez daha göstermesi bakımından çok önemlidir. Çok büyük bir nüfusu içinde barındıran kamu çalışanları ve emeklileri de dikkate aldığımızda önemli bir kesim mağdur edilmektedir.

Bizler sizlerin önerilerinizin ışığında TBMM’de görev yapan 52 milletvekilimizle birlikte konunun temsilcisi ve savunucusu olmaya hazırız. Parti politikalarımız açısından da bunların üzerinde ciddiyetle dururuz. Seçim dönemine girdiğimiz şu günlerde siyasi patiler seçim beyannameleri hazırlıkları içindeler. Bu görüşleriniz ve ileri ki dönemlerde sunacağınız öneriler, raporlar partilerin seçim beyannamesinde kamu çalışanlarının sosyal ve ekonomik meselelerinin ifadelerinde kolaylık sağlayacaktır. Bu noktada siyasi partilere yapacağınız ziyaretler ve konuyu dillendirmeniz son derece önemlidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak kamu çalışanları ve emeklilerin sorunlarına çözüm üretecek yaklaşımlara sahibiz. Sorunları da, çözümünü de biliyoruz, haklı davanızda yanınızda olmaya devam edeceğiz” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisine yapılan ziyarete, Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri ve Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Türkiye Kamu-Sen Genel Teşkilatlandırma Sekreteri ve Türk Büro-Sen Genel Başkanı Fahrettin Yokuş, Türkiye Kamu-Sen Genel Mali Sekreteri ve Türk Yerel Hizmet-Sen Genel Başkanı İlhan Koyuncu, Türkiye Kamu-Sen Genel Toplu Sözleşme Sekreteri ve Türk İmar-Sen Genel Başkanı Necati Alsancak, Türkiye Kamu-Sen Genel Mevzuat Sekreteri ve Türk Enerji-Sen Genel Başkanı Mehmet Özer, Türkiye Kamu-Sen Genel Basın Sekreteri ve Türk Haber-Sen Genel Başkanı Sedat Yılmaz, Türkiye Kamu-Sen Genel Sosyal İşler Sekreteri ve Türk Ulaşım-Sen Genel Başkanı Şerafeddin Deniz, Türk Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı Hasan Hüseyin YılmazTürk Emekli-Sen Genel Başkanı Osman Özdemir’de katıldı.

 

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk ve Yönetim Kurulu Üyelerimiz ek zam talebimizi TBMM çatısı altına taşıyabilmek amacıyla önümüzdeki günlerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve AKP Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu ile de görüşecektir.

 
AFAD'A GÖRÜŞLERİMİZİ ve TALEPLERİMİZ İLETTİK PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 21 Ocak 2015 16:31

Genel Başkanımız Necati Alsancak, Genel Başkan Yardımcımız Salih Demir ve Ankara 3 Nolu Şube Başkanımız Ali Can ve AFAD temsilcilerimiz ile birlikte AFAD Müdahale Dairesi Başkanı Sayın Fatih Özer'i ziyaret ettiler.

Çarşamba, 21 Ocak 2015 20:01 tarihinde güncellendi
Devamını oku...
 
KONCUK: TOPLU SÖZLEŞME MEMURUN “SEVR”İDİR! PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Perşembe, 15 Ocak 2015 14:09

Memuru ve Emekliyi Toplu Sözleşme masasında satanları, pazarlayanları, hakkımızı gasp edenleri,  730 günümüzü hiçe sayıp çalanları Ankara'da TBMM Dikmen Kapısında ve tüm illerimizde bordrolarımızı yakarak protesto ettik.

KONCUK: HERKESİN KUTSAL DEĞERLERİNE SAYGI BEKLİYORUZ

Konuşmasının başında Fransa’da yaşanan terör olaylarını değerlendiren Genel Başkan İsmail Koncuk, “Fransa’da yaşanan terör saldırısını Türkiye Kamu-Sen olarak kınıyoruz. Sebebi ne olursa olsun terör saldırına hayır diyen bir kuruluştur Türkiye Kamu-Sen. Hiçbir terör eylemini gerekçesi ne olursa olsun desteklemiyoruz. Biz bütün dinlere saygılıyız, isteriz ki bütün dünyada bizim duyduğumuz saygı kadar dinimize ve Peygamberimize saygı duysun. Mezhebi meşrebi ne olursa olsun kimsenin kutsallarımıza hakaret etme hakkı yoktur.

 

Bu çerçevede ülkemizde bazı gazetelerde belki iyi niyet göstergesi olarak o derginin yayınları yer aldı. Bu saldırıyı elbette lanetliyoruz ama peygamberimize hakaret eden derginin bu yayınlarını gazetelerimizde yayınlama hakkına kimse sahip olmamalıdır. Bu ülkede yaşayanların yüzde 99’u müslümandır. Bu milletin değerlerine dikkat edilmeli ve önemsenmelidir. Dinimizin bütün değerlerinin istismar edildiği şu günlerde bunun kime hizmet ederek yapıldığını da doğrusu merak ediyorum.

 

Charlie Hebdo  dergisinin karikatürleri bir gazetede yayınlanırken bir diğer gazete ise  bu ülkenin kurucusu olan, kahramanı olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret eden bir fotoğraf yayınladı. Bu gazeteyi de kınıyorum, böyle gazetecilik olmaz. Kahramanlarına hangi saiklerle bir gazete hakaret eden fotoğraflar koyabilir? Bu iki anlayışta yanıştır, bizim bu anlayışların hiçbirinin yanında olmadığımızı buradan bir kez daha ifade ediyorum. Bu anlayışları Müslüman Türk milleti adına, şehitlerimiz adına, Kuva-i Milliye mücadelesinde yer almış tüm şehitlerimiz adına kınıyorum” dedi.

 

KONCUK: ŞİMDİ ÖNÜMÜZDE ZOR GEÇECEK BİR 365 GÜN DAHA VAR

 

Yoğun ilgi ve katılımın olduğu eylemimizde konuşan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, 2013 yılında imzalanan toplu sözleşmenin memurlar ve emekliler için adeta bir Sevr anlaşması olduğunu söyleyerek, “Sonuçları itibarı ile basiretsiz, hesap bilmez, hak gözetmez, mücadele etmekten aciz, memurun yerine sahibinin sesi olanların imzaladığı toplu sözleşme, memur ve emeklilerinin tam 730 gününü çalmıştır” dedi. Koncuk, “2013 Ağustos’unda imzalanan toplu sözleşme, memurlar ve emekliler adına adeta bir Sevr Anlaşması olmuştur.  

 

Memurlarımızın hakları masa başlarında gasp edilmiş, sorunları yok sayılmış; 2 milyon 600 bin memur, 1 milyon 900 bin emekli adeta pazarlanmıştır. Toplu sözleşme masası, memurlar adına pazarlık yapılan yerdirKapalı kapılar ardında, herkesten saklanarak neyin pazarlığının yapıldığı ise hâlâ muammadır.

 

Sonuç itibarı ile basiretsiz, hesap bilmez, hak gözetmez, mücadele etmekten aciz, memurun yerine sahibinin sesi olanların imzaladığı toplu sözleşme, memur ve emeklilerinin tam 730 gününü çalmıştır. 2014 yılında maaşlara yapılan 123 liralık zam; ortalama memur maaşında %5,2; en düşük memur maaşında %7,2; mühendis maaşında %3,7; avukat maaşında %4; doktor maaşında %3 artış demekti.

 

Ama yıllık enflasyon %8,17 olduBuna göre en 2014 yılında aylık olmak üzere, bir doktor 182 lira, mühendis 175 lira, avukat 156 lira, imam 69 lira, hemşire 56, düz memur 42; şoför 36; 15inci derecenin 1inci kademesindeki hizmetli ise, 24 lira enflasyon nedeniyle zarara uğradı

 

Geçtiğimiz yılailenin temel ihtiyaç kalemlerinden;

 

Haberleşme giderleri %39,6;

Ulaşım harcamaları %18;

Giyim harcamaları %11,9;

Çevre ve su giderleri %10,9 ve

Gıda harcamaları ise ortalama %10,7 arttı.

 

Yine geçen yıl,

 

Çalışan tek kişinin yoksulluk sınırı %9,4;

Dört kişilik ailenin insanca yaşayabileceği en düşük harcama tutarı olan asgari geçim sınırı %10,9;

Açlık sınırı ise %9,8 yükseldi.

 

Mercimek %42; pirinç %31; dana eti %19; peynir %16; yoğurt %11zamlandı. Ekmeğe bile %15 zam geldi.

 

Yani istatistiklere yansıyan enflasyon %8, cebimize yansıyan enflasyon en az %10 oldu. Geçen yıl dört kişilik bir aile için yapmak zorunda olduğumuz temel harcamalar tam 403 lira arttı

 

Kamu çalışanlarına 2014 yılı için verilen 123 TL dikkate alındığında, bir memur ailesi, geçtiğimiz yılı 280 lira zararla kapattı.   Yaşanan bu erime ortalama olarak maaşlarda %12,56’ya denk geliyor.

 

İşte biz, bu yüzden %12 ek zam istiyoruz. Gerçekler ortadayken hem Memnun-Sen, hem de iktidarın pişkin açıklamaları akıllara zarar veriyor. Bu durumda dahi, “Memurlarımızı enflasyona ezdirmedik” diyebiliyorlarBaşbakan, “Memurlara %17 zam verdik” diyor; Maliye Bakanı, “%8,5 zam verdik” diyor.

 

Ortalama memur maaşını Maliye Bakanlığı yaklaşık 2 bin 700 lira olarak hesaplıyor. Biz diyelim ki, 2 bin 500 lira.  Başbakan’ın dediği gibi memura %17 zam yapılması için, 425 lira zam almamız gerekir.

Soruyorum, 2014’de 425 lira zam alan var mı? Yok

 

Maliye Bakanı’nın dediği gibi %8,5 zam yapılması için, 213 lira zam almamız gerekir.

 

Soruyorum, bu kadar zam alan var mı? Yok

 

Yahu ne menem bir 123 liraymış ki, tam 1,5 yıldır Devletin bütün resmi kurumları teyakkuza geçti ama şu 123 liranın memur maaşına ne oranda yansıdığını hesaplayamadı.

 

Maliye Bakanı, “Memur maaş zammını abarttık” diye de bir ekleme yapmış. Gerçekten 2 yıldır, memura verdikleri 123 lirayı abarta abarta bitiremediler.

 

Kim ne derse desin; güneş balçıkla sıvanamaz. Memurların ve emeklilerin koskoca iki yılı resmen çalınmıştır. Kelime oyunları yaparak kamu çalışanlarını kimse kandırmaya ve aldatmaya kalkmamalıdır. 2014 yılı borç yükü ve geçim sıkıntısıyla geçiren memurlar tüm gerçeklerin farkındadır.

 

Kamu çalışanları, çalınan 730 günün 365’ini, bin bir güçlük içinde, biraz daha borç batağına saplanarak, kredi kartına yüklenerek, yediğinden, içtiğinden keserek, çocuğunun harçlığından kısarak, soğukta üşüyerek geçirdiler. Şimdi önümüzde çok daha zor geçecek bir 365 gün daha var.     

 

Geçtiğimiz yıl, bizleri 123 liraya mahkûm edenler, bu yıl da %3+3’e mahkûm ediyorlar. Memurları enflasyonun altında ezdiniz; biliniz ki, memurlar bir darbeyi daha kaldıramaz” dedi.

 

KONCUK: MEMURLARIMIZ BUGÜN ACI GERÇEKLE BİR KEZ DAHA YÜZLEŞTİLER

 

Memurların bugün sözde maaşlarını alınca acı gerçekle bir kez daha yüzleştiklerini belirten Genel Başkanımız İsmail Koncuk, “İmzalanan toplu sözleşmeyle memurların haklarının gasp edildiği bir kez daha ortaya çıkmıştır” dedi. Koncuk, “ Ekonomi iyi yolda, istikrar sürüyor, enflasyon düşüyor masalı, çarşı pazardaki gerçek fiyatlarla kâbusa döndüHükümet, her yıl hedef enflasyonu bilinçli olarak düşük göstererek memurlarımızı düşük ücret artışına mahkûm ederken, milletimizi zorunlu harcamalarında dahi enflasyon canavarına teslim ediyor.  

 

İktidar, 10 yıldır hiçbir enflasyon hedefine ulaşamadı. Bütün hesaplarında yanıldı. Bu yıl da enflasyon hedefi tutmayacakGeride kalan sürede, bir zamanlar fakirin yemeği olan kuru fasulye, pilav lüks gıda maddesi haline geldi.

 

Kırmızı etin yalnızca adı kaldı

 

Sebze, meyve el yakıyor

 

Kıymetli arkadaşlarım,

 

Bugün memurlarımız sözde zamlı maaşlarını aldılar ve acı gerçekle bir kez daha yüzleştiler.  Biz, Türkiye Kamu-Sen olarak 2013 Ağustos’undan beri, gerçekleri dile getiriyoruzİmzalanan toplu sözleşmenin defolu olduğunu, memurların haklarının gasp edildiğini ifade ediyoruz

 

Malum konfederasyon ise 123 lirayı, %3+3 zammı anlata anlata bitiremiyorGerçekler ortada; 2014 memurlarımız ve emeklilerimiz için kara bir yıl odu

 

2015 daha da zor olacak. Şimdi malum konfederasyon, iktidarın arkasına saklanmış, Başbakan’a perde arkasından sufle yapıyorlar, Başbakan da “Memurlara %17 zam yaptık” diyor. Maliye Bakanı’na sufle yapıyorlar, Maliye Bakanı, “Memura 8,5 zam yaptık; zam işini abarttık” diyor.

 

Sözde yetkili konfederasyonun 1,5 yıldır, memur maaşları ile ilgili bir tek açıklama yaptığını görmedik. Allah için çıkıp da Başbakan’ı; Maliye Bakanı’nı dahi düzeltmediler.

 

“Hayır, bizim imza attığımız maaş artışı, ortalama memur maaşına %5,2 zam demek.” diyemediler.

 

Bunlar, %12 ek zam talebimize de karşı çıktılar. Sanırsınız, bunlar memur sendikası değil de Maliye Bakanlığı yetkilisi.

 

Biz istiyoruz, herkesten önce onlar karşı çıkıyor.

Ama konuşmaya geldiğinde, sendikacıyız diye ortalıkta dolaşıyorlar.

  

Lafla peynir gemisi yürümez. Yalanla hiç yürümez. Artık memurlar da gerçeği görmelidir: Bunların sendikacılık gemisi yalanla, lafla yürümüyor. Gemi su alıyor; 2015 yılında batacak ama kendileriyle birlikte memurları da batıracaklarMemurlar adına bir tek açıklamaya imza atmayanlar, Memuru unutup, yolsuzluğa, hırsızlığa destek verenler, Bir yılda ailenin zorunlu harcamaları 403 lira artmışken, 123 lira zamma “Evet” diyenler,

   

Hizmetlileri yok sayanlar, 4/C’lilere; vekil ebe, hemşire, imam ve aile sağlığı elemanlarına üvey evlat muamelesi yapıp kadroya geçirmeyenleröğretmeni, akademisyeni, sağlık çalışanını, maliyeciyi, adliye çalışanını unutanlar,

 

Postacıya, ormancıya, belediye çalışanına, diyanet çalışanına kör bakanlar, Emeklileri, ek gösterge sorunlarını, ek ödeme sorunlarını, fazla mesaileri, döner sermayeleri bir kenara bırakıp, 2 gün içinde memuru masada satıp kaçanlar, “Ben sendikacıyım” diyemezler.

 

“Milli iradeye saygı” kisvesi altında, milletin kaynaklarını sömürenlere yardım ve yataklık eden ama memurun iradesini yerle bir edenler, “Sendikacıyım” diyemezler. Bunlar olsa olsa, yancı, yalancı olurlar.

 

Millete ait değerleri atıp, satıp peşkeş çekenler,

 

Arazileri, ormanları, madenleri yakıp, yıkıp yok edenler,

 

Milyonlarca vatandaşın hakkını çalıp, çırpıp edenler,

 

Çalışmadan zengin olma hevesiyle, memurların alın terini gasp edenler,

 

Mevki, makam ve siyasi çıkarları uğruna kamu görevlilerini masada satanlar,Şu soğuk günlerde evinde battaniyeyle ısınmaya çalışanların, ellerini otomobil egzozlarında ısıtanların, soğuktan donan bebeklerin ahını aldılar

 

Bunlar elbette yalan söyleyecekler, suçlarını, hesap bilmezliklerini kapatmaya çalışacaklar. İş bilmeyen, sözde sendikaların, iktidarla el birliği yapıp, memurlara verdiği zararı, bizzat yaşayarak görüyoruzBir yıl sonrasını dahi göremeyen ve memurların kazanılmış haklarını bile savunmaktan aciz bir konfederasyonun, 2 milyon 600 bin kamu görevlisi ile 1 milyon 900 bin dolayındaki emekliyi temsil edemediği açıktır

 

Bizim, memurların zarara uğramaması hassasiyetiyle yaptığımız haberlerden dahi kendilerine paye çıkararak Türkiye Kamu-Sen’i suçlamaya çalışanlar, memurları uğrattıkları zararın hesabını vermek, pişkinliklerinin bedelini ödemek zorundadırlar.” dedi.

 

KONCUK: KAMU ÇALIŞANLARI HAKLARINI GASP EDENLERİ SİLKİNİP SIRTINDAN ATMALIDIR

 

“İktidar ve sarı sendikanın işbirliği ile memurun 730 günü cehenneme döndü” diyen Genel Başkan İsmail Koncuk, “Memurların haklarını gasp edenleri silkinip sırtından atma vakti gelmiştir” dedi. Koncuk“Artık memurlarımızın, gözlerini bile kırpmadan haklarını gasp eden bu zevatı, silkinip, sırtından atma vakti çoktan gelmiştir.

 

2015 yılının yeni bir toplu sözleşme sürecine sahne olacağı düşünüldüğünde, memurlarımızın bugünkü kayıplarının ve ellerinden uçup giden 730 günün hesabını yaparak sendikal taraflarını belirlemeleri, hayati derecede önem kazanmıştır.

 

İktidar, sarı sendika işbirliği, 730 günümüzü cehenneme çevirmiştir. Memurlarımızın artık kaybedecek, feda edecek, heba edecek bir tek günü dahi kalmamıştır.

 

 

Bu bakımdan, memur ve emeklilerin kayıplarının telafisi hayati derecede önemlidir.

 

Biz, %12 ek zam talebimizi sonuna kadar dile getireceğiz.

 

Biz, memurlarımızın haklarını sonuna kadar müdafaa edeceğiz.

 

Biz, gerçekleri, her şeye rağmen, her platformda, her ortamda söyleyeceğiz.  

 

Milyonlarca memurun, emeklinin, masumun hakkını yiyenler, ek zam talebimize herkesten önce itiraz eden, hesap bilmez sözde sendikalar, yüzleri kızarmadan, “Memura %17 zam yaptık” yalanını söyleyenler ise, yarattıkları ekonomik yangının ateşini, milyonlarca memurun bordrolarında görecekler.

 

Ay sonunu getiremeyen, borç batağında çırpınan, masada pazarlanan milyonlarca memurun, bordrosundan yükselen bu ateş, hem bu dünyada, hem öteki dünyada yalancıları, arsızları ve memur pazarlamacılarını saracaktır.” dedi.

 

Genel başkanımız İsmail Koncuk’un konuşmasının ardından kamu çalışanları 2015 yılı için verilen 3+3 zammı ve kendilerinden çalınan 730 günü bordrolarını yakarak protesto ettiler.

  

 
SENDİKAL AYRIMCILIK YAPANLARDAN HESAP SORUYORUZ PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Perşembe, 15 Ocak 2015 08:38


Adaletin terazisini tarumar etmiş, makamı ve mevkiini yandaş sendikalara hizmetine tahsis ederek çalışanlara zulüm edenlerden hesap soracağız.

Türk İmar-Sen olarak bu konuda Çevre ve Şehircilik Bakanlığına ilk olarak bir uyarı yazısı gönderdik.  İnsan Kaynakları Daire Başkanlığına gönderdiğimiz yazıda bazı İl müdürleri ve şube müdürlerinin çalışanın moral ve motivasyonunu bozan tutumlar içerisinde olduğu sendikal ayrımcılık yaptıklarına dikkat çektik.

 Bu tür ayrımcılıkların suç olduğunu belirtiğimiz yazımızda bunları yapan idareciler hakkında gerekli araştırmaların yapılması ve taşra teşkilatına bu hususta talimat verilmesini istedik

Cuma, 30 Ocak 2015 16:54 tarihinde güncellendi
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 - 25

BAŞKANDAN

 


ETİK HABER

Memurun Yeri Haber

Faydalı Linkler

Kurumlarımız

 

Gazetemiz

Nisan 2010 Gazete