MANŞET HABERLER
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Cumartesi, 29 Ağustos 2015 13:24

 

Türk tarihinin belki de en anlamlı ve en önemli zaferi, 26 Ağustos günü başlayıp 30 Ağustos 1922 tarihinde Dumlupınar’da, Mustafa Kemal Atatürk komutasında zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’dir.

Bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve her köşesi bilfiil işgal edilmiş topraklarda yaşayan bir milletin verdiği var oluş mücadelesinin zaferle taçlandığı gündür 30 Ağustos…

26 Ağustos 1071’de Malazgirt’le başlayan Türk hâkimiyetinin bir kez daha perçinlendiği ve Anadolu’nun kadim ve ebedi Türk yurdu olduğunun tescil edildiği gündür 30 Ağustos…   

Yokluk, yoksulluk, açlık, ihmal ve işgale mahkûm edilen bir milletin, tarihin akışına isyan ederek kendi kaderini kanıyla yazdığı gündür 30 Ağustos…

Çıplak ayaklarını çuvalla, çaputla sararak, kanayan yaralarına tuz basarak, açlıktan ağaç kabuklarını kemirerek yedi düveli dize getiren, atacak tek bir mermisi dahi yokken, “Türk'ün haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir yaşamaktansa, mahvolsun daha iyidir! Öyleyse Ya İstiklal, Ya Ölüm!” diyen aslanlarımızın; milletin yüreğinde yanan özgürlük ateşini göremeyen, Türk milletinin esir yaşamasını, Türk yurdunun düşman postalları altında çiğnenmesini sineye çekenlerin suratına tokat gibi çarptığı hürriyet manifestosudur 30 Ağustos…

Dost, düşman herkesin Türk milletinin devleti, vatanı, milleti ve bağımsızlığı uğruna feda edemeyeceği maddi değer olmadığını gördüğü gündür 30 Ağustos…

Türklüğe, Türk milletine ve Türk devletine düşman olanlara, tarihten geleceğe bir meydan okumadır 30 Ağustos…

Bugün milletimizi bölmek isteyenlere, topraklarımızda gözleri olanlara Türkiye Kamu-Sen olarak bir kez daha hatırlatmak istiyoruz ki; mucizeler yaratan bir milletin çocukları olan bizler, vatanımız ve milletimiz üzerinde hain emeller besleyenlere karşı kullanacak bir tek silahımız bile olmasa, onlara dünyayı dar edecek inanca ve iradeye sahibiz.

Bilinmelidir ki, 19 Mayıs 1919’da başlayan ve 30 Ağustos 1922’de tescillenen kurtuluş mücadelemizde ortaya koyduğumuz irade sonucunda canla, başla kurduğumuz bu devlet bizim yegâne varlığımız, en kıymetli hazinemizdir ve bu hazineyi daha da güzelleştirmek hepimizin görevi; onu ne pahasına olursa olsun korumak ise, bu topraklarda yaşama ayrıcalığına erişmiş herkesin boynunun borcudur.

Dünyada yaşanan olaylar bizlere gösteriyor ki, devleti olmayanın huzuru da, namusu da, zenginliği de olamıyor. Devleti olmayan, baskı altında yaşayan, özgürlüğü kısıtlanan milletler, boynu bükük kalıyor. Bu nedenle sahip olduğumuz devletimizin değerini anlamalı ve olaylar karşısındaki konumumuzu buna göre belirlemeliyiz.  

Bu vesile ile Türk Milleti’nin ve emperyalizme, işgale, zulme ve soykırıma karşı savaşan tüm milletlerin zaferini kutlar, vatanı, milleti, ülkesi ve namusu için canlarını vermekten çekinmeyen şehitlerimize; emanetlerine sahip çıkacağımıza dair söz veririz. Şehitlerimizin ruhları şad; milletimizin zafer haftası, zafer bayramı kutlu olsun.

 
TAPU MÜDÜRLÜĞÜ SINAVI İÇİN BAŞVURU PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Cuma, 28 Ağustos 2015 15:12

Sendikamız tarafından  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na başvuru yapılarak hala açıklanmayan tapu müdürlüğü sınav sonuçları ile ilgili başvuru yaptık. Sınav sonucunu bekleyen çalışanların mağdur olacaklarını belirterek bir an ance açıklanmasını istedik. 

 
HİZMET KOLUMUZDA HEZİMET PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Salı, 25 Ağustos 2015 14:52

 


Maaş zamlarının da 3 talep edip 1’e evet diyenlerin hizmet kolumuzda da çalışanlara tam anlamıyla bir hezimet yaşatmışlardır.

Maaş zam oranları ve diğer konularda yapılan anlaşmalara bakıldığında bunları müjde olarak nitelemek ve tarihi sözleşme gibi lanse edilmesini anlamak mümkün değildir.

Çünkü ortada ne müjde vardır. Ne de tarihi bir sözleşme. Yapılan havanda su dövülmesi, ipe un serilmesi olmuştur. 2013’ten sonra 2015’te de kamu çalışanlarına ihanet devam etmektedir.

Hizmet kolumuzda yapılan çalışmalar sonucunda imzalanan toplu sözleşme metni tam bir hezeyandır.

Tapu personeli için getirilen fazla çalışma ücretinin personelin 2016 yılı için yüzde 35, 2017 için ise yüzde 20’si ile sınırlı tutulması kabul edilemezdir. Bu herşeyden önce eşitlik ilkesine aykırıdır. Bu konunu da idarenin insafına bırakılacak olması keyfiyetleri ortaya çıkaracaktır. Çalışanları mağdur edecektir. Ayrıca Fazla çalışma ücretinin kadastro müdürlükleri içinde toplu sözleşmede yer almadığının izahının yapılması gerekmektedir. Kaldı ki; bir çok kayıt ve kısıtlama içeren düzenlemede,  yıllık yapılacak toplan fazla çalışma süresini Maliye Bakanlığı  belirleyecek, dahası fazla mesai ücreti yıllar itibariyle bütçe kanunları ile belirlenmektedir.  Adı toplu sözleşme olarak ifade edilen bir metinde eğer fazla çalışma ücretinden bahsedilecekse, “bütçe kanunu ile belirlenen fazla çalışma saat ücretinin üç katı” ibaresi yerine, kamu görevlisinin fazla çalışmasına ne yakışıyorsa o rakamın zikredilmesi gereklilik arz etmektedir. Malum sendika bu konuda da  yetkiyi tamamen  masanın karşı tarafına bırakmıştır.

Tehlike arz eden işlerde koruyucu giyim malzemesi verilmesi İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gereğidir. Buna resmi özel tüm kamu kurum ve kuruluşları uymak zorundadır. Toplu sözleşmede yer alması gereken husus bu malzemelerin ne olduğu kalitesinin ne olacağının açıkça  metne yazılmasıdır. Usul ve esasları  yetkili sendika ile Maliye Bakanlığının  birlikte  belirleyeceğinden bahisle karar almak, topu taca atmaktan, Maliye Bakanlığını rahatlatmaktan başka bir şey ifade etmemektedir.

 

Tapu ve Kadastro personeline döner sermayeden ödeme yapılması yerine çalışanın emeği olan döner sermaye ile Tapu ve Kadastronun personel ihtiyacının karşılanması için çalışma yapılmasına karar verilmiştir.

Döner sermaye bütçesini bu işe kullanmak yerine kadrolu istihdam yapılması ve döner sermayeden belli bir payın çalışanlara verilmesi temel talep iken böyle bir düzenlemeye imza atılması kabul edilebilir değildir. Malum sendika  Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü personelinin  sorunları yığınla dururken, personel ihtiyacının döner sermaye bütçesinden karşılanması gibi, geçici istihdama cevaz veren bir öneriyi hayata geçirmek için çalışma yapılmasına imza atmıştır. Hem geçici istihdama karşı çıkacaksınız, kadro  diyeceksiniz sonra dönüp, tapuda döner sermaye bütçesinden personel çalıştıralım diyeceksiniz.

Bu çalışanın hakkını savunmak değil, idarenin isteğine evet demektir.

değeri memurun maaşı ile ölçülemeyecek olan araçları kullananlara yönelik kazanım ise çok komiktir. Karayolları ve AFAD’da görev yapan ve araç kullananlara aylık 70 TL verilmesi kararlaştırılmıştır. Komisyon toplantılarında 150 TL olarak görüşülen bu paranın neden bu kadar düşürüldüğünü anlamak imkansızdır.

Karayollarında seyyar görev tazminatı ödenebilmesi konusunda çalışma yapılacak denilerek ipe un serilmiştir.

İller Bankası çalışanları ile ilgili bir tane bile düzenleme yapılmamıştır.

Düzenleme yapılmadığı gibi 2013 yılındaki toplu sözleşme metninde yer alan tapu ve kadastro çalışanlarının Medeni Kanuna göre sorumluluğu ile ilgili çalışma yapılması da rafa kaldırılmıştır. 

Ayrıca uzun yıllardır verilmekte olan Kadastro tazminatını da hala kazanım diye sunmaları da ayrı bir garabettir.  Söz konusu sendika Kadastro tazminatına ilişkin imza attığı toplu sözleşme hükmünde, 2014-2015 yıllarını kapsayan 2. Dönem Toplu Sözleşme Hükümlerinden farklı bir uygulamayı hayata geçirememiş, kadastro tazminatının arttırılması için mücadele edeceği yerde, mevcudu korumayı büyük bir zafer olarak üyelerine lanse etmiştir. Doğru düzgün bir kazanıma imza atmayanların müflis tüccarlar gibi eski defterleri karıştırması da  aslında çok ta tuhaf gelmemelidir.

Maaş zamları meselesini bu fiyaskolardan farklı değildir.

 

Toplu sözleşme masasında masadan hep birlikte kalkma ve hazır oldu durma gibi artistik jimnastik hareketler veren memur-sen maaş zammında istediğinin 3’te birine razı oldu.

Rakamlarla bu hezimeti bir kez daha ortaya koymakta fayda görüyoruz. 2016 yılı için  Memur-Sen Seyyanen 150 TL (brüt), Ocak ve Temmuz aylarında %8+8 zam, Yan ödeme puanlarının %50 artırılması (En düşük dereceli memur için yaklaşık 7,5 TL), 2015 büyümesinin %50’si (2015 büyüme hedefi %4; Dolayısı ile %2) ,2016 yılında gerçekleşen büyüme oranları (2016 büyüme hedefi %5) ve Kıdem aylığı gösterge rakamının 20’den 100’e çıkarılması (Kıdem aylığına 5 kat zam) istemişti.

Bu taleplerin kabulü halinde ortalama memur maaşı yüzde 31.7 artacaktı.

Fakat 2016 yılı için memur-sen yüzde 6+5 razı oldu. Yani ortalama memur maaşına yüzde 11.3’lük bir zamma evet dedi. istediğinin yaklaşık 3’te birine razı oldu.

2017 içinse memur-sen Seyyanen 100 TL (brüt),Ocak ve Temmuz aylarında %7+7 zam, 2017 yılında gerçekleşen büyüme oranları (2017 büyüme hedefi %5) talep etmişti.

Bu taleplerin karşılığı ise ortalama memur maaşına yüzde 22.9 zam demekti. 

Fakat Yüzde 3+4’e evet diyerek ortalama memur maaşına yüzde 7.1 zam yapılmasına evet dediler. Yani 2017 içinde yaklaşık 3 istediler 1’e evet dediler.

Taleplerinin üçte birine razı olanlar memurun en önemli sorunlarından biri olan gelir vergisi meselesini de yine pas geçmişlerdir. Hizmet kolumuzda birçok kurumda çalışanların maaşları gelir vergisine kısa zamanda girmekte ve kayıp yaşamaktadırlar. Türkiye Kamu-Sen olarak, toplu sözleşmede “Gelir Vergisi oranlarının yeniden düzenlenmesini ve yüksek vergi dilimleri sebebiyle yaşanan kayıpların önlenmesini” talep etmiştik. Ancak, Sözde yetkili Konfederasyon ve hükümet bu konudaki taleplerimizi dikkate almayarak, memurların tıpkı 2015 yılındaki tekrar mağdur olmasına sebep olmuştur.

Görüldüğü gibi ortada ne müjde vardır. Ne de tarihi bir sözleşme. 2013’ten sonra 2015’te de kamu çalışanlarına ihanet devam etmektedir. Tek fark 2013’te hükümetin ilk teklifinden daha düşük bir zamma imza atılmamış olmasıdır. O da eski başkalarının marifetiydi. Onun rekorunu da kimse kolay kolay kıramaz. Tüm bunların yanı sıra asıl mesele ise kamu çalışanlarının ne zaman bunlara dur diyeceği ve kendi hakkı ve hukukuna sahip çıkacağıdır.

 

 
GİRİŞİMLERİMİZ SONUÇ VERDİ, KESİNTİSİZ 3 YIL ZULMÜ SONA ERDİ PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Salı, 25 Ağustos 2015 09:27

Konfederasyon olarak, memurların özel sektörde çalışan eşleri nedeniyle tayin taleplerinde, kesintisiz 3 yıl sigortalı olma şartı girişimlerimiz sonucunda son iki yılda 360 güne indirildi.

Hatırlanacağı üzere, 16 Ağustos 2014 günü Resmi Gazetede yayınlanan Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile memurların eş durumu nedeniyle tayin taleplerinde, sigortalı çalışan eşler için yeni bir düzenleme getirilmişti.

Yönetmeliğin 4. maddesinde 19/4/1983 tarihli ve 83/6525 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğinin 14. maddesi ile memurlara sigortalı çalışan eşler için eş özrüne bağlı yer değiştirme hakkı tanınmış, sigortalı çalışan eşler için de aile birliği mazeretine dayanarak yer değiştirme hakkının verilmesi sağlanmıştı. 

Ancak ilgili yönetmelikte belirtilen “Kamu personeli olmayan eşinin, talep edilen yerde kesintisiz son üç yıl sosyal güvenlik primi ödemek suretiyle kendi adına veya bir hizmet akdi ile işverene bağlı olarak çalışmış ve halen çalışıyor olması halinde bu durumda olan eşin bulunduğu yere atanması suretiyle yapılabilir” hükmüne uygun sigortalı eşlerin bulunması neredeyse imkânsızdı.

Türkiye Kamu-Sen olarak  “kesintisiz 3 yıl sigortalı olarak çalışma” hükmünün değiştirilmesi gerektiğini her fırsatta dile getirdik; açtığımız davalarla bu hükmün iptal edilmesini istedik.  İlgili yönetmelikteki hükmün son iki yılda 360 gün olarak değiştirilmesinin yerinde olacağını ve yaşanan mağduriyetlerin giderileceğini ifade ettik.

Konuyla ilgili olarak Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile görüşerek , 3 yıl sigortalılık şartının kaldırılacağı yönünde söz almıştı.

Neticede, bugün yayınlanan resmi gazetede aile birliğini yok edecek düzeyde mağduriyetler oluşturacak uygulama talep ettiğimiz doğrultuda değiştirildi. Resmi Gazetedeki hükümle, çerçeve yönetmelikte yer alan kesintisiz 3 yıl ibaresinin son iki yılda 360 gün olarak değiştirildi.

Yayınlanan kararla ilgili açıklama yapan Genel Başkan İsmail Koncuk, “Okulların açılmaya yaklaştığı, yaz döneminin bittiği ve memurların yer değişikliği taleplerinin değerlendirilmeye alındığı bugünlerde aile birliğinin korunması adına yapılan bu değişiklik geç kalmış olmasına rağmen hayati derecede önem teşkil etmektedir.” diyerek şunları söyledi:

“En başından beri olmaması gereken bir uygulamanın, var olan bir hakkın geriye götürerek insanların sıkıntı yaşamasına sebep olması ve düzeltilmesi konusunda da bu kadar sürüncemede bırakılması doğru olmamıştır. Her şeye rağmen, geç de olsa büyük bir yanlıştan dönülerek hakkın iade edilmesi de memnuniyet vericidir “

 
KONCUK: İKİNCİ TARİHİ TOPLU SÖZLEŞME FİYASKOSU! PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Pazartesi, 24 Ağustos 2015 07:18

3 Ağustos 2015 günü başlayan 3. Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri Kamu işveren Heyeti ve Yetkili konfederasyon arasında atılan imza ile sonuçlandı.

Yaklaşık 3 milyon kamu görevlisi, 2 milyon emekli ve  aileleri ile birlikte toplam 20 milyon vatandaşımızın beklentileri bu toplu sözleşmede de gerçekleşmedi.

Her anlaşma sonrası olduğu gibi, bu anlaşmayı da “Tarihi başarı” olarak niteleyen sözde yetkili konfederasyon 2016 yılı için yüzde 6+5, 2017 yılı için ise yüzde 3+4’e evet dedirtildi!

2013 yılında imzalanan toplu sözleşmenin vatandaşlarımızın 2014 ve 2015  bütçesinde yarattığı tahribat giderilmeden atılan bu imza önümüzdeki belirsiz dönem için tarihi bir leke olacaktır.

Dolar kurunun zirve yaparak 3 TL’yi bulduğu, altının gram fiyatının 110 TL’ye ulaştığı, 2014 yılı enflasyonun bile yüzde 8,2 olduğu bu dönemde geçmiş yıl kayıplarımızı, emeklilerimizin beklentilerini, hizmet kollarında çözüm bekleyen yüzlerce sorunu göz ardı ederek atılan bu imza memurlarımız ve emeklilerimize 2016-2017 yıllarının da kaybedileceğinin en açık bir göstergesi oldu.

Çalışma Bakanlığı’nda yapılan toplantıda bir konuşma yapan Bakan Faruk Çelik, “Toplu sözleşme sürecinde sona gelindiğini, zorlu bir sürecin geride bırakıldığını, gelinen müzakereler sonunda sürecin anlaşmayla noktalandığını belirtmekten memnuniyet duyuyorum” dedi.

Bakan Faruk Çelik’in açıklamasının ardından Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, toplu sözleşme süreci ve atılacak olan imzalara ilişkin görüşlerini açıklamak isterken, Bakan Çelik tarafsızlığını bir kez daha yitirerek açıklamaların dışarıda yapılmasını istedi. Bakan Faruk Çelik’in tavrını sert şekilde eleştiren Genel Başkanımız İsmail Koncuk, masayı terk etti.

KONCUK: BİR AYDIR OYNANAN BİLİNDİK SENARYO BUGÜN FİNAL YAPMIŞTIR!

Basın mensuplarına toplantı salonunun girişinde açıklamalarda bulunan Genel Başkan İsmail Koncuk, “Bakan Faruk Çelik kendisine verilen rolü hakkıyla yerine getirmiştir. Kendi elleriyle yaptığını kendi elleriyle yıkmış ve Bakanlığına son derece kötü bir final yapmıştır. Bu toplu sözleşme tam bir fiyaskodur” Koncuk, Sözlerime sayın Bakan Faruk Çelik’in masadaki anlaşılmaz tutumunu kınayarak başlamak istiyorum. Bu toplu sözleşme kapalı kapılar ardında alınan kararların oluşturulduğu ve masada hepinizin gördüğü üzere bize dayatıldığı bir toplu sözleşme masası oldu. Bunda da en büyük rol sayın Faruk Çelik’indir. Sayın Bakan kendisine verilen rolü hakkıyla bu toplu sözleşmede yerine getirmiştir.

Kendisine göre muhalif olarak gördüğü konfederasyonların başkanlarının toplu sözleşme metninde anlaşılan konuları değerlendirmesine bile tahammül edemeyen Faruk Çelik’in ne kadar demokrat olduğunu kamuoyunun takdirine sunuyorum.

Burada bir konfederasyonla kurgulanmış olan oyun sergilenmiştir. Sayın Bakan ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın daha öncede açıkladığım  üzere, “Bir toplu sözleşme metni imzalanacak demiştim”  bir şekilde toplu sözleşme metni erken seçim öncesinde imzalanmıştır. Şunu çok net söyleyeyim, Memur-Sen konfederasyonunun her hangi bir teklifi imzalamama iradesinin olduğunu ben zaten düşünmüyordum. Bunu net olarak söylüyorum, son dokuz ayda dolar karşısında ortalama memur maaşında eksi 13 azalma var. Aynı zamanda en düşük memur maaşında da eksi 13 azalma var. Ortalama memur maaşı ile 9 ay önce alınan çeyrek altında da eksi 9,3 oranında azalma var. Son 9 aydaki ekonomik tablo dolar ve altın karşısında bu şekilde.

Sizlere enteresan bir bilgi vermek istiyorum, Memur-Sen ne istedi, neye imza attı? Ben bunun basının da kamuoyunun da gözünden kaçtığını düşünüyorum. Memur-Sen masaya oturmadan önce seyyanen 150 TL brüt zam istedi, 2016 yılı Ocak ve Temmuz ayları için yüzde 8+8 zam istedi. Yan ödeme puanlarının yüzde 50 oranında artırılmasını istedi. 2015 büyümesinin yüzde 50’sinin 2015 büyüme hedefi yüzde 4, dolayısıyla bu yüzde 2 yapar,  2016 yılında gerçekleşen büyüme oranlarının tamamını istedi. Bu da yüzde 5, hükümetin hedefi. Kıdem aylığı, gösterge rakamının 20’den 100 e çıkarılması da Memur-Sen’in talepleri arasında. Bu oransal olarak en düşük devlet memuru maaş için bu talep 2016 yılı için yüzde 33,2 yani Memur-Sen’in bu taleplerini alta alta koyduğunuz da 2016 yılı için yüzde 33,2 en düşük devlet memuru için zam istemekteydi.

Ortalama memur maaşı için ise yüzde 31.7 zam istiyordu. Bu rakamlar 2017 yılı için ise  en düşük devlet memuru maaşı için  yüzde 23.8, ortalama memur maaşı için ise yüzde 22.9 zam talebi anlamına geliyor.  2016 yılı için en düşük devlet memuru maaşına yüzde 33.2 isteyen bir konfederasyon yüzde 11’lik bir zammı bu masada tarihi başarı  olarak ilan ediyor. Yani yüzde 33.2’nin 3’te biri oranında bir zam alabilmişler ama diyorlar ki, “Biz tarihi başarı elde ettik” sayın Ali Yalçın, 2017 yılında da 3+4’ü tarihi başarı olarak sunuyor. Yüzde 23.8 en düşük devlet memuru maaşına zam istemişler 2017 yılı için. 2017 için aldıkları yüzde 7’yi başarı olarak takdim ediyorlar, bu nasıl kabul edilebilir?

Bakın bu toplu sözleşme 2015 yılında işçi sendikalarıyla yapılan 2016 yılı bakımından söylüyorum, yapılan toplu sözleşmenin gerisindedir. İşçilere 500 TL bir defaya mahsus iyileştirme verilmiştir, bura da bu da yok, hükümet memura yüzde 11 vermiştir ama kamu işçisine verdiği 500 TL’yi vermemiştir. Ayrıca işçilerde 2150 TL’nin altında maaş alanlara 100 TL, 75 TL ve 50 TL iyileştirmeler yapılmıştır. Bu masada bu da yoktur, alınamamıştır. Bu neyin tarihi başarısıdır?

Memur-Sen seyyanen zam konusunda yeterince ısrarlı olmadığı için bu toplu sözleşmeyle maaşlar arasındaki uçurum daha da büyümüştür. En yüksek devlet memuruna 900 TL, en düşük devlet memuruna 200 TL zamma evet demek skandaldır.

Ayrıca başka neler getirmiştir Memur-Sen masaya, Ek gösterge artırılmasını getirdi, öğretmenlerimiz için 3600, diğer memurlarımız içinde belli oranda artırılması için, bizde getirdik. Ek gösterge rakamları da  fiyasko!

Vergi dilimleri, vergi matrahı ile ilgili bir anlaşma duydunuz mu, yok! Üç beş ay sonra memurdan, kaşıkla verip kepçeyle alacaklar, vergi matrahları yerinde sayıyor. Bir başarı var mı, yok.

Diyorlar ki, “Fiili hizmet zammında anlaştık..” Ali Yalçın, taze başkan , biz  anlaştık fiili hizmet zammında, sen neyi anlaştın? Toplu Sözleşme masasında yuvarlık anlaşmalar olmaz, köşeli anlaşmalar olur. Sen kimin fiili hizmet zammını çözdün? Öğretmenin mi, Posta çalışanının mı, sağlık çalışanının mı? Neyi çözdün, ne anlaştın? Bilim kurulu kuracaklarmış. Böyle bir anlaşma yok, uydurma.

Öğretmenlere nöbet ücreti meselesine gelince, haftada 6 saat ücret istedik, 98 TL’ye aylık anlaşmışlar, bahsi geçen para 2016 yılında haftada 2 saat,  2017 yılında haftada 3 saat nöbet ücretine denk geliyor. 6 saat ile masaya geliyorsunuz, 2 saate imza atıyorsunuz ve buna başarı diyorsunuz. Bütün eğitim sendikaları, üyeleri nöbet eylemine katıldılar, soruşturma geçirdiler, cezalar aldılar. Cezayı verenler kimdi biliyor musunuz? Bu sendika başkanının okul müdürü olan üyeleri, İlçe Milli Eğitim Müdürleri, Şube Müdürleri yani kendi adamları. Nöbet ücreti için eylem yapan diğer sendikaların üyelerine soruşturma açtılar, ceza verdiler, burunlarından fitil fitil getirdiler. Üç saate imza atıyorlar, böyle bir şey var mı?

Sağlık çalışanlarına, diğer nöbet tutan memurlara nöbet ücreti nerede? sağlık çalışanlarının komik nöbet ücretleri ile nöbet tutturulması zorunluluğu sizi hiç ilgilendirmiyor mu? Nasıl bir sendikacılık bu?

“Fazla çalışmalar konusunu çözeceğiz” diyorlar, nasıl çözeceksiniz? Bakın şu anda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda “Fazla çalışmalar izne çevrilir” diyor, memura fazla çalışma karşılığı izin verilmediği gibi parasal karşılığı da ödenmiyor, kavgalar var, Siz kanunun bu maddesinin değiştirilmesi için bir mutabakata vardınız mı? Bu nasıl bir başarıdır?” dedi.

KONCUK: 4-C’LİLERE HAK ALINMADI, HAKLARI GASPEDİLDİ

4-C’lilerle ilgili alınan kararlara ilişkin açıklamalarda bulunan Genel Başkan İsmail Koncuk, 4-C’lilerin kadroya geçirilmesi ile ilgili net bir karar alınmadığını belirtirken, ödenecek ek ödemenin de mahkemeyle kazanılmış hakların çok gerisinde kaldığını, bunun bir hak gaspı olduğunu ifade etti. Koncuk, “ 4-C’lilerle ilgili çalışma yapacaklarmış. Ne olduğu da belli değil, sayın Bakan önce “4-C’lileri sözleşmeli yapacağız” dedi, ardından “Kadrolu yapabiliriz” dedi. Daha neye karar verdiklerini dahi bilmeyen bir toplu sözleşme. Ne zaman yapacaksınız? Tekel eylemlerinden beri hükümet 4-C’lilere adeta bir husumet besledi, düşmanı gibi gördü, bu problemi çözmedi ve yine işi akışına bıraktılar. Bu çözüm değildir, kimse kimseyi aldatmasın. 4-B’lilere kadro nerede? TÜİK çalışanı 4-C’lilere kadro nerede? Vekil ebeler, vekil imamlar nerede? “Cuma izni olsun” diyorsunuz güzel ama Cuma namazını kıldıran vekil imamın vekil olduğundan haberdar mısın Memur-Sen? Niye kadro demiyorsunuz? “4-C’lilere 150 TL ek ödeme verileceği karara bağlandı” diyerek sanki müjde veriyorlar. Oysa şu anda kamu kurumlarında en düşük ek ödeme rakamı hizmetliler için 560 TL’dir. Zaten 4-C’liler mahkemeye başvurduklarında kurumlarındaki emsalleri kadar ek ödeme alıyorlardı. Bu da aylık 450-500 TL’den az değildi. Yani 4-C’lilere verilen bir hak değil, aksine 4-C’lilerden alınan bir hak söz konusudur.” dedi.

KONCUK: FARUK ÇELİK BAKANLIK FİNALİNİ KÖTÜ YAPMIŞTIR

Toplu sözleşmenin tam bir “Fiyasko” olduğunun altını çizen Genel Başkan İsmail Koncuk, “Kimse kimseyi aldatmaya kalkmasın” dedi. Koncuk, “Bu toplu sözleşme tam bir fiyaskodur, Memur-Sen’in talepleri ile ortaya çıkan sonuç arasında dağlar kadar fark vardır. Kimse kimseyi aldatmasın, taleplerini ortaya koysunlar,  ne almışlar ortaya koysunlar. Yüzde 100 başarı sağladık diyorlar, böyle başarı olmaz. Bu toplu sözleşmeyi daha en başından maalesef  Memur-Sen Genel Başkanı sulandırarak masaya oturmuştur. Toplu Sözleşme masasının gergin geçmesinin sebebi Türkiye Kamu-Sen’in ve KESK’in o masada olmasını bir türlü hazmedemeyen Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’dır. Diğer konfederasyonlarla birlikte mücadele etmek yerine diğer konfederasyonları bu masada kanunun merhameti ile oturmakla suçlayan bir konfederasyon başkanının sendikacılık ahlakının, sendikacılık etiğinin neresinde olduğunu da kamuoyuna açıklaması lazım. Diyor ki, “Ben memur tarafının heyet başkanıyım, ben kalkınca siz kalkacaksınız” Hani hoca vaaz veriyormuş, “Ben yatınca yatacaksınız, kalkınca kalkacaksınız” diye, galiba Ali Yalçın kendini imam, bizi de cemaati sanıyor. Bu nasıl bir enaniyettir? Nasıl bir kibirdir? 450 bin üyesi olan Türkiye Kamu-Sen’in  Genel Başkanı sen otur deyince oturacak, kalk deyince kalkacak, bunu söylemek bile insanın vicdanını sızlatır, yüzünü kızartır ama maalesef bunlarda bu etik ve ahlak dahi yoktur. Ben böyle bir sendikal anlayış görmedim. O’nun için bu toplu sözleşme sürecini, sonucu ne olursa olsun, en başından bugüne kadar geçen sürede gerek sayın Bakan Faruk Çelik’in tutumu, gerek Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın’ın tutumu,  bırakınız bir sendika Genel Başkanı olmayı insan olarak bile insanı rencide eder bir tutumdur, bu tutumu kınıyorum.  Faruk Çelik Bakanlık finalini bizim gözümüz de çok kötü yapmıştır. Bizim için önemli bir şahsiyetti, kendisiyle bir muhabbetimiz vardı, şu tutumuyla bu saygımızı ve muhabbetimizi kaybetmiştir. Eliyle yaptığı binayı eliyle yıkmıştır. Tekrar kınıyorum, saygılar sunuyorum.

KONCUK: EYLEM YAPMAMAMIZIN TEK NEDENİ ŞEHİTLERİMİZDİR

Genel Başkan İsmail Koncuk, Basın mensuplarının “Eylem yapacak mısınız?” sorularını da cevapladı. Koncuk, “Eylem yaparız, yapmamamızın tek sebebi şehitlerimizdir. Türkiye’de her gün bir ya da birden fazla şehidimizin olduğu, insanlarımızın yüreğinin yandığı bir dönemde Türkiye Kamu-Sen olarak eylem yapmayı ben kendi vicdanıma yediremiyorum, eylem yapmamamızın tek sebebi budur.” dedi.

MEMUR-SEN’İN İSTEDİĞİ

2016 Yılı;

  1. Seyyanen 150 TL (brüt)
  2. Ocak ve Temmuz aylarında %8+8 zam
  3. Yan ödeme puanlarının %50 artırılması (En düşük dereceli memur için yaklaşık 7,5 TL)
  4. 2015 büyümesinin %50’si (2015 büyüme hedefi %4; Dolayısı ile %2)
  5. 2016 yılında gerçekleşen büyüme oranları (2016 büyüme hedefi %5)
  6. Kıdem aylığı gösterge rakamının 20’den 100’e çıkarılması (Kıdem aylığına 5 kat zam)

Buna göre maaşlar;

 

Mevcut Durum

2016 Ocak

2016 Temmuz

Artış Miktarı

Artış Oranı

En Düşük Dereceli Memur Maaşı

1811,12

2178,82

2411,95

600,83

%33,2

Ortalama Memur Maaşı

2407,22

2862,79

3169,10

761,88

%31,7

2017 Yılı;

  1. Seyyanen 100 TL (brüt)
  2. Ocak ve Temmuz aylarında %7+7 zam
  3. 2017 yılında gerçekleşen büyüme oranları (2017 büyüme hedefi %5)
 

2016

Aralık

2017

Ocak

2017

Temmuz

Artış

Miktarı

Artış

Oranı

En Düşük Dereceli Memur Maaşı

2411,95

2722,08

2985,44

573,49

%23,8

Ortalama Memur Maaşı

3169,10

3552,49

3896,19

727,09

%22,9

MEMUR-SEN’İN EVET DEDİĞİ

2016 Yılı için %6+5

 

Mevcut Durum

2016 Ocak

2016 Temmuz

Artış Miktarı

Artış Oranı

En Düşük Dereceli Memur Maaşı

1811,12

1919,79

2015,78

204,66

%11,3

Ortalama Memur Maaşı

2407,22

2551,65

2679,24

272,02

%11,3

2017 Yılı için %3+4

 

2016

Aralık

2017

Ocak

2017

Temmuz

Artış

Miktarı

Artış

Oranı

En Düşük Dereceli Memur Maaşı

2015,78

2076,25

2159,30

143,52

%7,1

Ortalama Memur Maaşı

2679,24

2759,62

2870,00

190,76

%7,1

 
Yüreğimiz Yanıyor PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 19 Ağustos 2015 15:23

Günlerdir peş peşe gelen şehit haberleri tüm milletimizin yüreğini yakarken, Siirt’in Pervari ilçesinde sekiz vatan evladımızın daha şehit olduğunu üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.

Her karış toprağı şehit kanıyla sulanmış olan vatanımızın parçalanması ve milletimizin birbirine düşürülmesi için kurulan kirli oyunun yeni bir sahnesinin daha hayata geçirildiğini görmekteyiz.

Türkiye Kamu-Sen olarak bir kez daha belirtiyoruz ki, Türk milleti kendisine yapılan iyiliği de, kötülüğü de asla unutmayacaktır.

Vatan evlatlarına hain pusular kurarak, alçakça saldırılar düzenleyerek ülkemizden toprak koparabileceğini sananlar hem hukuk nezdinde, hem millet nezdinde, hem de Allah nezdinde hak ettikleri cezaya er geç mutlak çarptırılacaklardır.

Bu duygu ve düşüncelerle yüreğimiz kan ağlarken, tüm şehitlerimize bir kez daha yüce Allah’tan rahmet, aileleri, yakınları ve Türk milletine baş sağlığı diliyor, terörü ve gizli, açık tüm destekçilerini lanetliyoruz. Kendi döktüğünüz kanda boğulacaksınız!

 
KONCUK: MEMUR-SEN ORTAK EYLEM İSTİYORSA, HODRİ MEYDAN! PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Salı, 18 Ağustos 2015 07:37

Toplu Sözleşme Görüşmelerinin 5. Toplantısının ardından çıkışta basın toplantısı düzenleyen  Genel Başkanımız İsmail Koncuk, “20 milyon insanı ilgilendiren bir oturumda sadece bir puanlık bir artış yapılmıştır. Bir puanlık artış müzakere edilemez, tüm konfederasyonları şayet samimilerse ortak eyleme davet ediyoruz” dedi.

KONCUK: 4+4 İÇİN KALKIP GİDECEKSİNİZ, 5+4 İÇİN MÜZAKERE EDİLEBİLİR DİYECEKSİNİZ, BU NASIL BİR DÖNÜŞTÜR?

Genel Başkan İsmail Koncuk, basın mensuplarına yaptığı açıklamada; “Önemli olan kamuoyuna doğru bilgiler verip aldatmamaktır, daha sonrasında ise mahcup olmamaktır. Türkiye Kamu-Sen olarak her insanın bir ahlakı olduğu gibi sendikal bir ahlakta gerekir. Olmayan şeyleri olmuş gibi anlatmak sonunda ortaya çıkar, anlaşılır ve mahcup olursunuz. Sendikal anlamda ahlak çok önemlidir. Memur-Sen Cuma günü “yüzde 4+4 ve 3+3 müzakere edilemez” dedi ve ayağa kalkarak bir konuşma yaptılar. Bu tepkiyi bize söylemediler, hatta planlı bir eylem olduğu gayet açıktır,  kendi basın görevlileri ile bir toplantı yapıp, hükümetin teklifinin ardından ayağa kalkacaklarını, bu görüntülerin iyi kaydedilmesi yolundaki talimatlarını herkes gördü ve duydu.

Bu şovun ardından, Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın, bizim masada kalarak müzakere yaptığımızı söyledi. Toplantı salonundan Bakan çıkmış, Memur-Sen heyeti çıkmış, Kamu işveren Heyeti çıkmış, biz üç harflilerle mi müzakere yapacağız? Bu yalan sözler hiç kimseye yakışmayacağı gibi bir konfederasyon başkanına da yakışmamıştır. Sayın Yalçın, görüşmelere “Türkiye Kamu-Sen neden masada?” diye başlamış o gün bizi suçlamış ama bugün ise biraz gelişme göstermiş ve” Türkiye Kamu-Sen neden masada” sözünden “Beraber hareket edelim” noktasına gelmiştir.

Sendikacılık tecrübe işi, donanım, bilgi ve yürek işidir. Ezbere konuşmayla olmaz. O masada kimlerin etkili olduğunu bizler gayet iyi biliyoruz.

Memur-Sen Genel Başkanı yaptığı diğer bir açıklamada ise, hafta sonu bize çağrı yaparak ortak hareket etmeyi teklif ettiğini söylemiş. Değerli basın mensupları, böyle bir şey yok. Yüzde 4+4 nasıl müzakere edilemez ise bir puanlık artışta müzakere edilemez. Eğer kabul ediyorlarsa gelin ortak eylem yapalım, iş bırakalım, Samimiyseniz, biz her türlü eyleme Türkiye Kamu-Sen olarak varız ve bunu buradan ifade ediyorum. Hem ayağa kalkıp dikleneceksiniz, şimdi de 5+4 müzakere edilebilir diyeceksiniz, bu nasıl bir dönüştür. Sayın Bakan Memur-Sen heyetini nasıl ikna etti bilemiyorum? 20 milyon insan için bir puan artırıldı. Bu kişi başına yıllık brüt 80 TL, aylık net yaklaşık 5 TL’ye denk gelir. Memur-Sen kişi başı 5 TL için mi bu teklifi müzakere edilebilir bulmuştur?

Böyle bir maaş politikası olmaz. Bu masa, nasıl bir maaş politikası oluşturulmalı bunu çözmelidir. Bu yapılmadığı sürece bu tartışmalar hep yaşanır. Enflasyon artış oranında zam artık hikayedir, sayın Bakan da kanaatimce bunu gayet iyi biliyor ve buna inanmıyor artık.  Büyüme ve refah payı da tüm memur, emekliye ve vatandaşlara verilmelidir. 2017 yılı için yüzde 3+3 zam teklif ediliyor ama o yıl bizi nelerin beklediği belli değil. Enflasyon, ekonomik büyüme ve üzerine de iki puan refah payını koyalım kabul edelim ve masadan kalkalım. Şayet Türkiye ekonomisi küçülürse, kriz yaşarsa biz memur ve emekliler olarak bunun bedelini ödemeye de hazırız. Bizi Türkiye’nin tüm gelirlerini isteyen kesim olarak görenler var. Eğer ekonomik büyüme var ise, bu ekonomik büyümeden ülkenin her bir ferdini, işçisini, memurunu, emeklisini, asgari ücretlisini, çiftçisini yararlandırın.

Bir ekonomik büyüme var deniyor ama bundan memur ve emekli pay alamayacak. Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa. Sistem artık değişmelidir. Biz 2017 yılı için bir bilinmezliği kabule zorlanıyoruz. Türkiye Kamu-Sen’in araştırmaları ortada, dört kişilik bir ailenin asgari geçim standardı 4284 TL,  en düşük devlet memuru maaşı 1811 TL, ortalama memur maaşı 2407 TL, kamu çalışanlarına asgari geçim sınırı hesabından hareketle yüzde 78 daha fazla zam verilmesi gerekiyor. Biz yüzde 78 verilsin demiyoruz daha makul oranlarda istediklerimiz ortadadır.  Bu rakamlar TÜİK’in  rakamlarıdır. Sağlam bir akıl zemininde konuşulabilir biz bunu istiyoruz.

4-C’ye hala kadro yok.  Sayın Bakan “Yüzde 40 zam yaptık” diyor.  4-C’liler kadro istiyorlar, yüzde 40 zammı bırakın kadrolarını verin, bu meseleyi çözün artık. Bu çalışanlar memur kadrosuna geçip bu garantiyi almak istiyorlar.

Vekil imam olur mu? Ebenin vekili olur mu? PTT’de idari hizmet sözleşmesi diye ucube bir uygulama getirdiler. İnsanların kaderi  yöneticilerin iki dudağı arasında. AKP iktidarı ile çalışma hayatı delik deşik oldu, adeta köstebek tarlasına döndü. Bu düzeltilmelidir, bu sonu hazırlayanlar bunu düzeltmelidirler.

Türkiye Kamu-Sen olarak, emekli memur ve kadrosuz çalışanlar için taleplerimiz devam edecektir. Sendikacılık masa başı iş değildir, inanç ve yürek ister, bizde bu inanç da yürek de var. Sendikacılığın nasıl yapılması gerektiğini bugüne kadar gösterdik, bundan sonra da  göstermeye devam edeceğiz.” dedi.

 
BU TEKLİFİ REDDEDİYORUZ! PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Cuma, 14 Ağustos 2015 14:33



Aileleriyle birlikte 20 milyon vatandaşımızı yakından ilgilendiren toplu sözleşme görüşmeleri yetkili konfederasyon ve hükümet eliyle yine çadır tiyatrosuna dönüştürüldü. Bugüne kadar hiç görülmemiş bir şekilde hükümetin teklifini basının karşısında açıklayacağını söylemesi televizyonlar karşısında merakla bekleyen emekli ve memurlarımızı ümide sevk etti. Ancak 2016 yılı için yüzde 4+4, 2017 yılı için yüzde 3+3 şeklinde açıklanan rakamlar tam bir fiyasko olunca, iş malum konfederasyon ve hükümet elbirliği ile şova dönüştürüldü.

Amatörce kurgulanmış bir sahne ile Bakan'dan izin isteyerek masadan sözde kalkan yetkili konfederasyon, "hak nasıl alınamaz" konusundaki becerisine bir yenisini daha eklendi.

KONCUK, " SAYIN BAKAN'A BU TAVRI YAKIŞTIRAMADIM. KINIYORUM"

Hükümetin teklifinin ardından değerlendirme yapmak isteyen Konfederasyonları dinleme cesareti bile gösteremeyen salonu terk etmeye hazırlanan Bakan'a Memur-Sen heyeti de eşlik edince, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk yaşananlara tepki gösterdi. Salonda bulunan basın mensuplarına değerlendirme yaptı.

"Sayın Bakan Faruk Çelik, ilk defa basının huzurunda zam teklifini açıkladı. Biz de düşündük ki, basının ve bizim önümüzde düşük rakamlarla zam teklifi açıklayamaz. Herhalde 10+10 gibi yüksek bir teklifle karşımıza gelecekler diye düşündük. Ama basının önünde bile sayın Bakan, 3+3 ve 4+4 gibi komik zam oranlarıyla karşımıza çıktı. Bunun yanı sıra, Sayın Faruk Çelik'in tekliflerini açıkladıktan sonra bizim söyleyeceklerimizi dinlemeden, adeta korkarak masadan kalkmasını anlamakta zorlanıyorum. Sayın Faruk Çelik'e böyle bir tavrı yakıştıramadım ve bu davranışından ötürü kendisini kınıyorum.

Anlam veremediğimiz diğer bir husus da, Sayın Ali Yalçın ile birlikte tüm Memur-Sen heyetinin ayakta beklemesi olmuştur. Biz de soruyoruz kendilerine: "Neden ayakta konuşuyorsun? Sana yüzde 10+10 zam teklifi geldi de saygından mı ayağa kalkıyorsun? Burada bir oyun oynanıyor. Henüz ne olduğu tam olarak açığa çıkmadı, önümüzdeki günlerde ne olduğunu anlarız. 2016 yılı için yüzde 4+4, 2017 için yüzde 3+3 zam teklifini insaf ölçülerinde görebilmek mümkün değildir. Biliyorsunuz geçen yıl enflasyon yüzde 8,17 oldu ve memurlar enflasyonun altında bir zam alarak yılı zararla kapattılar. Türkiye Kamu-Sen olarak kırmızıçizgimizi 2014 ve 2015 yılı kayıplarımızın karşılanması şeklinde belirlemiştik. Geçtiğimiz yıllardaki kayıplarımızı dikkate almayan böylesine sorumsuz bir hükümet anlayışını kınıyorum. Aynı zamanda, memurların kayıplarını yok sayan sorumsuz sendikal anlayışı da kınıyorum. 2013 yılında attığı imza sebebiyle kamu çalışanlarını 123 liraya mahkum eden ve enflasyon farkı istemeye bile cesareti olmayan, yani kendi ayıbını ortadan kaldırmak için hiçbir mücadele sergilemeyen ve emeklilerimizi, memurlarımızı masada unutan bir konfederasyonun, kayıpların telafisiyle ilgili herhangi bir talebinin olmaması, geçmiş yıl zararlarını toplu sözleşme masasına taşımaya cesaret edememesi bütün kamu çalışanları ve emeklilerimiz tarafından dikkate alınmalıdır.

KONCUK: BU TEKLİF İKİ KATINA ÇIKARTILSA BİLE KABUL EDİLEMEZ

Hükümetin teklifini çok düşük olduğunu söyleyen Koncuk, bu rakamların emekli ve çalışan memurlarımıza bir hakaret olduğunu ifade etti:

"Kamu işçisine ve emeklisine bu yıl için yüzde 11.3 zam oranı ve 500 lira iyileştirme verilirken, memure yüzde 4+4 ve yüzde 3+3 verilmesi teklifi hakarettir. Hükümetin bu kabul edilemez teklifini reddediyoruz. Türkiye Kamu-Sen'in talepleri bellidir. Ciddi bir ekonomik sıkıntı içerisinde, hayatlarını güçlükle devam ettiren memur ve emeklilerimiz için biz %22'lik bir zam talebinde bulunduk. Bu talebimiz karşısında 4+4 zam teklifi ile gelinmesi abeste iştigaldir. Kaldı ki havuz medyası bizim taleplerimizi çarpıtıyor. Bir gazete geçmiş yıl kayıplarının toplu sözleşme masasında dile getirilmeyeceğini iddia ediyor. Bu kayıplar bu masada istenemeyecekse nerede istenecek? Bu masa kamu çalışanlarının, emeklilerin geleceklerinin konuşulduğu masadır; elbette ki geçmişteki kayıplarımızı bu masada telafi edeceğiz ki geleceğe umutla bakabilelim. Biz bunu istiyoruz ama maalesef havuz medyası bu talebimizi kirletmeyi, 123 liralık satış sözleşmesini imzalayan bir konfederasyonu eleştirmek yerine Türkiye Kamu-Sen'i eleştirmeyi, Türkiye Kamu-Sen'in tekliflerini sulandırmayı tercih etmektedir. Ben bu anlayışı da kınıyorum. "

GENEL BAŞKAN: HÜKÜMET VE MEMUR-SEN "2014 VE 2015 KAYIPLARIMIZIN ÜSTÜNE SOĞUK BİR SU İÇİN" DİYOR

Geçtiğimiz dönem yapılan toplu sözleşmede yaşanan maddi kayıplarını gündeme getirmeyen Memur-Sen'i de eleştiren Koncuk şunları söyledi:

"Hükümetin teklifini yeniden değerlendirecek olursak; 4+4 ve 3+3'lük teklifin bizim taleplerimizi karşılaması, bu rakamlar iki katına çıkartılsa dahi bizim açımızdan kabul edilmesi mümkün değildir. Yani bize şu deniyor: Ey emekliler, ey memurlar 2014 ve 2015 kayıplarınızın üstüne buz gibi soğuk bir su için. Böyle bir anlayış olur mu? Erken seçime gitmenin tezgahını hazırlayan hükümetin, 5 milyon emeklinin memurun vereceği cevaptan da bir endişe duymadığını düşünüyoruz. Ama endişe duysunlar. Bu rakamlarla önümüze geldikleri sürece erken seçimin sonuçlarından da endişe duysunlar. Bu teklif, en az iki katına çıkartılması halinde üzerinde konuşulabilecek bir hal alır. Toplu sözleşme görüşmeleri henüz sonlanmadığı için her şey bitmiş gibi bir değerlendirme yapmak istemiyorum. Müzakere devam edecektir. Ama bu rakamlar kamu çalışanlarına ve memurlara emeklilerimize açık bir hakarettir ve bunları reddediyoruz.

Toplu sözleşme görüşmelerinin 17 Ağustos Pazartesi günü devam edileceği ifade ediliyor. Ben Bakan'ın ağzından böyle bir şey duymadım. Sayın Bakan, paldır-küldür kaçtı gitti. Niye korktu niye kaçtı anlayamadık. Televizyonların karşısında bu rakamları açıklama cesaretini gösteriyorsunuz ama sendikaları dinlemekten imtina ediyorsunuz. Yazıklar olsun. Bu tavır Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanı'na yakışmamıştır. Memur-Sen ve bağlı sendikaların temsilcileri de bu tavra ayak uydurmuş, görüşlerimizi dinlemeden masadan kaçmıştır. Bu hareketlerine bir anlam verebilmiş değiliz. Burası pazarlık masasıdır. Milyonlarca memur ve emekli buradan sonuçları beklemektedir. Beklentileri göz ardı ederek masadan kalkmak hükümetin ekmeğine yağ sürmektir. Bu sendikal anlayışı bir kere daha kınıyorum."

 
Şube Başkanımızın Acı Günü PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Perşembe, 13 Ağustos 2015 14:06

 


Elazığ Şube Başkanımız Alattin Güllüoğlu'nun kardeşi vefat etmiştir. Merhuma Allah'tan rahmet ailesi ve yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

 
Atamalardaki sıkıntılar tek tek incelenecek PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Perşembe, 13 Ağustos 2015 12:13

 


Genel Başkanımız Necati Alsancak ve Genel Başkan Yardımcılarımız Salih Demir ve Şahin Ofli

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nde Genel Müdür Yardımcısı Sayın Ömer Sinan BAYÇELEBİ beyi makamında ziyaret ettiler.

Yapılan ziyarette genel başkanımız ilk olarak yeni görevinden dolayı tebrik ederek başarılar diledi. Görüşmede atamalarda mazereti dikkate alınmayarak mağdur edilen personelin durumu Genel başkanımız tarafından genel müdür yardımcımıza aktarıldı. Mağduriyetlerin çözülmesi istendi.

Genel Müdür Yardımcısı Sayın Ömer Sinan Bayçelebi’de  bu durumda olan yani mazereti dikkate alınmayan personelin taleplerinin tek tek yeniden inceleneceğini belirtti. Personelin mağdur olmaması için çalıştıklarını kaydetti.

 
YETKİLİ SENDİKADAN “SKANDAL” TALEP PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 12 Ağustos 2015 08:57

Her fırsatta kamu çalışanlarının iş güvencesine yönelik tehditkar söylemlerde bulunan siyasi iktidara, yetkili konfederasyona bağlı bir sendika da uydu.

Yetkiyi üyesinden alan ama aldığı bu gücü hükümetten tarafa kullanmayı tercih eden bir sendika toplu sözleşme taleplerinin içine, işçi memur ayrımını kaldırmayı amaçlayan “Çalışanlar” ibaresini koyarak bir skandala imza attı.

Yerel hizmet kolunda faaliyet gösteren, üyeleri ve kamu çalışanlarının haklarını korumakla yükümlü olan malum sendika gündeme getirdiği bu talebiyle aleni olarak üyeleri ve kamu çalışanlarının iş güvencesinin kaldırılması yönünde talepte bulunmuştur.

Bem-Bir-Sen’in bu talebi Cumhurbaşkanı’nın belirli aralıklarla dile getirdiği, “İşçi-Memur ayrımını kaldıralım, çalışanlar ifadesi adı altında birleştirelim” diyerek kamu çalışanlarının iş güvencesini ellerinden almaya yönelik taleple birebir örtüşmektedir.

Anlaşılan odur ki, Bem-Bir-Sen’de Cumhurbaşkanı ile aynı yolda yürümekte, kamu çalışanlarının en büyük kazanımı olan iş güvencesini hiçe saymaktadır.

Bu skandala imza atan malum sendikayı, kamu çalışanları ve üyelerine havale ederken, Türkiye Kamu-Sen ve Türk Yerel Hizmet-Sen olarak memurun iş güvencesine yönelik her türlü girişime karşı kararlılıkla mücadele edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz.

İŞTE MALUM SENDİKANIN SKANDAL TALEBİ

TALEP 59-

Büyükşehir ve bağlı kuruluşları ile belediyelerde çalışan müfettiş ve Müfettiş Yardımcıları ile İç denetçilerin özlük hakları bakanlıklarda görev yapanlar ile aynı olması eşitlik kuralının gereğidir.

Hazırlamış olduğumuz bu talepler genelde kamu çalışanlarının, özelde ise yerel yönetim çalışanlarının idari, mali, hukuki, sosyal ve özlük haklarını düzenlemekte, mevzuattan kaynaklanan kanunsuzluklara işaret etmekte ve ülkemizin sağlıklı bir çalışma barışına kavuşmasına katkı sunmayı hedeflemektedir. Sendika olarak çalışma barışını sosyal barışın sağlanması adına vazgeçilmez görmekteyiz.

Ülke kaynaklarının doğru ve eşit paylaşımını, iktidarların toplumun kesimleri arasındaki adil yaklaşımını, çalışanlar kavramının oturtularak gelecek planlamalarının bu kavram çerçevesinde yapılmasını çok önemsiyoruz.

Ayrıca Bem-Bir-Sen olarak; Türkiye Cumhuriyeti devletine; vatandaşlık bilinci ve sorumluluğu ile bağlı herkesin; herhangi bir ayrıma tabi tutulmadan, yasaksız, özgür, her türlü haktan sonuna kadar faydalanabilen, hukukun temel kavramlarının yerleştiği, demokrasinin özümsendiği, insanların inançlarına uygun yaşadığı, değerlerine önem verilen, yeni bir anayasaya kavuşturulmuş bir toplumda yaşamasını arzu ediyor ve bu yönde yapılacak bütün çalışmaları bir vizyon çalışması olarak değerlendirerek bütün gücümüzle destekliyoruz.

Sendika olarak sunduğumuz taleplerin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Yerel yönetim çalışanlarının güvenini kazanmış, bu güveni üst üste 8 yıldır almış olduğu genel yetki ile pekiştirmiş bir sendikayız.

Bem-Bir-Sen olarak; toplu sözleşmelerin sadece maaş zammına kilitlenip kalmaması, kamu çalışanları içinde, en çok mağdur edilen yerel yönetim çalışanlarının yıllardan beri devam ede, ücret adaletsizliğinin yanında, diğer pek çok çözüm bekleyen sorununun olduğunu yıllardan beri KAMU İŞVEREN KURULU gündemine taşıyoruz.

BEMBİR-SEN kuruluşundan bu güne kadar olduğu gibi bundan sonrada; hizmet, üretim ve sosyal diyalog sendikacılığını benimsemiş, emeğin gücünü tehdit olarak değil, çağdaş ve evrensel kurallar çerçevesinde kullanan, çözüm üreten bir demokratik kitle örgütü olarak, başta temsil ettiğimiz kamu çalışanları olmak üzere, milletimizin hizmetinde olmaya devam edecektir.

 
“TÜRK MİLLETİ GELECEĞİNE SAHİP ÇIKACAKTIR” PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Pazartesi, 10 Ağustos 2015 11:45

Aralarında Türkiye Kamu-Sen’in de bulunduğu ve 70 Sivil Toplum Kuruluşunun oluşturduğu Türk Dayanışma Konseyi son günlerde yaşanan terör olaylarına ilişkin basın açıklaması yaptı.

Türkiye Kamu-Sen Genel Merkezi toplantı salonunda gerçekleştirilen toplantıya, Genel Başkanımız İsmail Koncuk başta olmak üzere, Türk Dayanışma Konseyine üye Sivil Toplum Kuruluşlarının Başkan ve Yöneticileri katıldı.

Türk Dayanışma Konseyi adına açıklamayı Türk Dünyası Kadınları Dayanışma Vakfı Genel Başkanı Şenol Bal yaptı.  Bal, “Yaşanan süreçte Anadolu’nun dört bir tarafındaki baba ocaklarına düşen ateşin Türk milletinin bağrına bıçak gibi saplandığını  ifade ederken,  haince ve kahpece şehit edilen vatan evlatları toprağa verilirken, sözde aydın ve akil kişilerin doğrudan Türkiye Cumhuriyeti devletini hedef aldıklarını söyledi. 

Son 13 yılda Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kutsal değerlerinin ayaklar altına alındığı belirtilen açıklamada, mevcut iktidarın bugün yeniden tek başına iktidara gelebilmek adına terörle mücadele ediyormuş gibi davranıp kaldığı yerden devam etmeye çalışıldığına vurgu yapıldı.

Türk Dayanışma Konseyi tarafından yapılan açıklamada, “Analar ağlamayacak, terör bitecek” gibi aldatmacalarla kamuoyu yanıltılırken, atı alanlar Üsküdar’ı geçmiştir” denildi.

Açıklamada, Türk milletinin ve Türk Dayanışma Konseyi’nin bedeli ne olursa olsun, egemenlik ve haklarına sonuna sahip çıkacağına kararlılıkla vurgu yapıldı.

TÜRK DAYANIŞMA KONSEYİ’nin basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi;

Aziz türk milleti;

Türk Dayanışma Konseyi olarak, 7 Haziran seçimlerinden sonra Türkiye’de hızlanan terör olayları ve Türkiye’nin gündemini değerlendirdiğimiz görüşlerimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz!

Türk milletinin, Cumhuriyetimizin ve Devletimizin bekası ve vatanımızın bölünmez bütünlüğü için hakka yürüyen tüm vatan evladı şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize sabır ve başsağlığı diliyoruz.

Yaşadığımız bu kanlı süreçte her gün Anadolu’nun dört bir yanından ocaklarda yükselen feryatlar, acı, gözyaşı ve hüzün bağrımıza bir bıçak gibi saplanıyor.

Ülkemizi bu kanlı ve karanlık bataklığa sokan, teröre meşruiyet kazandıran, teröristlere taviz üstüne taviz veren, onlarla pazarlık yapan, Türkiye Cumhuriyeti devletini “çadır devleti anlayışı” ile yöneten AKP iktidarının yöneticileri “terörle mücadele edeceğiz, çözüm süreci bitmiştir” gibi güne ve olaylara göre ikircikli açıklamaları inandırıcılıktan uzaktır.

 pkk’nın hain ve kahpece şehit ettiği vatan evlatları birer birer toprağa verilirken,  dışarıdan kurmalı “sözde aydınlar, sözde akil kişiler” de doğrudan Türkiye cumhuriyeti devletini hedef alarak, silahların susması ve çatışmasızlık ortamının oluşturulmasını isteyen laflarıyla, bölücü teröre açıkça destek vermektedirler.

Bilinmelidir ki, bu güruhlar Türkiye cumhuriyeti devleti ile terör örgütünü savaşan iki eşit taraf olarak lanse etmenin ne manaya geldiğini bile idraktan yoksundurlar.

Bunlar terörü kınamayanlardır.

Bunlar vatan, millet ve devlet kavramlarının ne manaya geldiğini bilmeyen kulakları sağır, kalpleri mühürlü, dilleri çatal mankurtlaşmış bedbahtlardır.

Bunlar Çanakkale’de, kurtuluş savaşında düşmanla işbirliği edenlerin fikri ve fiili torunlarıdır.

Bilinmelidir ki, tarih ve bu aziz millet bunları asla affetmeyecektir!

Yine bilinmelidir ki, kalbi bu cennet vatan için çarpmayan, aklı ve vicdanı bu ülkenin geleceğine hizmet etmeyen satılık kalemler ve düşünce fukaraları unutmasınlar ki, bu ülkenin gerçek evlatları bir gün onları tarihin kirli çöplüğünde tükürükleriyle boğacaklardır.

Aziz Türk milleti;

Ortadoğu’nun haritasını kendi çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizmeye çalışan ve bölge halklarını birbirine vahşice kırdıran küresel güç odakları, ülkemizi ırak, Suriye, Lübnan ve Libya’ya dönüştürmek için kirli oyunlarını, kanlı provokasyon senaryolarını acımasızca sahneye koymuşlardır.

Türk dayanışma konseyi olarak milletin ve devletin birliğini, vatanın bütünlüğünü korumakla görevli olan iş başındaki iktidar sahiplerine sesleniyoruz! Biliniz ki sözümüz esas sizedir!

Sizler…

Ülkemizi, icat ettiğiniz stratejik derinliğinizin dibinde boğuyorsunuz!

Sizler…

Küresel güçlerin programı kabul ederek, Ortadoğu’da uzunca bir süredir sahnelenen ve taşeronluğunu üstlenerek elinize yüzünüze bulaştırdığınız kaos ve karmaşa ortamının en büyük mimarlarısınız.

Sizin döneminizde, bir yandan sözde İslam adına vahşetin en acımasızlığını ortaya koyan ve ülkemizi yolgeçen hanına çeviren cani örgüt Işid, diğer yanda kalleşçe, adice evlatlarımızı katleden kirli ve kiralık terör çetesi pkk,  aldıkları görev gereği silahlarını aziz milletimize çevirmiştir.

Bu çerçevede Şanlıurfa ilimizin Suruç ilçesinde meydana gelen 32 kişinin ölmesine sebep olan kanlı terör saldırısı başka türlü nasıl izah edilebilir? Akabinde onlarca vatan evladının pkk tarafından katledilmesi ve ülkenin her yerinde patlayan bombalar ve eylemler, esasınsa şer güçler tarafından ülkemizde ne yapılmak istendiğinin kanlı kanıtlarıdır.

Bu karanlık tablonun acı ve gözyaşının sorumlusu sizlersiniz!

Türk dayanışma konseyi olarak diyoruz ki;

Devlette çok ciddi bir istihbarat ve güvenlik zaafı olduğu açıktır!

Ülkemizin canlı veya cansız bomba cehennemine çevrilmesine, etnik ve mezhepsel kırşkırtıcılık yaparak insanların ayrışmasına sebep vermekten her yönüyle 13 yıldır bu ülkeyi yöneten AKP iktidarı mes’üldür.

Türk dayanışma konseyi olarak diyoruz ki;

Ey AKP yöneticileri;

 “analar ağlamayacak, terör bitecek, bayrağa sarılı tabutlar gelmeyecek” diyordunuz. Türk milletini yalan ve istismarlarınız ile aldatırken ve açılım süreci, çözüm süreci gibi aldatmacalarla ülke oyalanırken, atı alan Üsküdar’ı geçti! Hala görmüyor musunuz?

AKP hükümeti olarak başından beri teröre karşı gevşek tutumunuz, terör örgütleriyle şaibeli, iç içe, kol kola at pazarlığı diyaloglarınız ve ilişkileriniz Türkiye’nin elini zayıflattı, korumasız, sahipsiz ve güvencesiz bir ülke haline gelmesine hizmet etti. Hala anlamıyor musunuz?

Hiçbir ciddi devlette asla olmaması gereken bu ilişkiler, bölücü terör örgütünün, imkân ve kabiliyetini artırmasına, fütursuzca eylem ve silahlı saldırı kapasitesini daha da güçlendirmesine, siyasallaşıp palazlanıp meşrulaşmasına sebep oldu! Hala idrak etmiyor musunuz?

Geçtiğimiz 28 Şubat’ta Dolmabahçe’de pkk terör örgütünün siyasal uzantısı yöneticileriyle toplanıp İmralı canisinin on maddelik ihanet metnini yol ve müzakere haritasını deklere ederken yüzünüzde güller açıyordu! Hala uyanmıyor musunuz?

Ne Habur rezaleti, ne terör örgütüne taviz üstüne taviz verdiğiniz Oslo’daki sızan görüşmeler sizleri hiç utandırmadı, ama Türk milliyetçileri sizin hakkınızdaki görüşler konusunda hiç yanılmadı! Hala bilmiyor musunuz?

Ey iktidarı elinde bulunduranlar;

Dolmabahçe mutabakatını inkâr edip tevil yoluna gitmenize artık kimse inanmıyor!

On üç senedir Türkiye cumhuriyeti devletinin vidaları yerinden sökülmeye çalışıldı.  Omurgasıyla oynandı. Tüm kutsal değerler ayaklar altına alındı!

Bugün tek başına iktidara gelebilmek uğruna terörle mücadele ediyormuş görünüyorsanız ve milliyetçi oyları alıp, kaldığınız yerden devam edeceğinizi sanıyorsanız bilin ki, büyük bir yanılgı içindesiniz!

Türk milliyetçileri sizin ne yapmak istediğinizi hissediyor ve biliyor. On üç senedir bu ülkeyi yöneten sizler, başınız sıkıştığında aldatıldığınızı, kandırıldığınızı milletin gözünün içine baka baka söylüyorsunuz. Bu nasıl bir yönetim anlayışıdır!

Varsayalım eğer öyle ise, sizlerin bir daha aldatılmayacağınızdan kim emin olabilir?

Ey iktidar sahipleri:

Devlet yönetmek şirket yönetmek değildir. Türkiye cumhuriyeti devleti birilerinin şirketi de değildir.

Devlet yönetmek ciddiyet, kararlılık, tarihin kodlarını geleceğe taşıyabilen ufuk ve fedakârlık ister!

Sizin bundan sonra yapacağınız Türk milletinden özür dilemek ve gereğini yapmaktır.

Yine bu yolla, ülke yöneticilerinin boğazına kadar yolsuzluk iddialarına battığı bu kokuşmuş sürecin üstünü örtmeye, kapatmaya çalışıyorsanız nafiledir. Bu kirli süreci, şehit kanları üzerinden de temizleyemezsiniz!

Türk dayanışma konseyi olarak tekrar sesleniyoruz.

Ey şiddete bulaşanlar, terörü politika vasıtası yapanlar, bölünmeyi çözüm sananlar, pazarlık masalarına oturup Türkiye’nin parçalanmasına açıktan hizmet edenler sözümüz sizleredir. Aklınızı başınıza devşirin! Bilin ki, sonunuz hüsrandır!

Ey sözde aydınlar, bazı liberal olduğunu söyleyen sahte misyonlar, her devrin adamları, satılık kalemler, yatlarda, yalılarda oturdukları yerde ahkâm kesenler; terör örgütünün siyasal uzantısını barış güvercini yapıp tepelerine çıkartanlar;  kim olursanız olun, neye inanırsanız inanın, hangi bahaneyi ortaya atarsanız atın, akan kandan, bu vatan evlatlarının katilinden sizlerde sorumlusunuz!

Bilindiği gibi, Türk dayanışma konseyini oluşturan 70 sivil toplum kuruluşu olarak defaaten uyardık gidilen yolun yol olmadığını, tarihi gerçeklerle uyuşmadığını, ülkenin bölünmez bütünlüğünün tehlikede olduğunu tüm basın açıklamalarımızda duyurduk!

Bu gün geldiğimiz süreçte yeniden tekrar ediyoruz!

1          Çözüm süreci adı altındaki çözülme süreci tamamen bitirilmeli, kürt kökenli vatandaşlarımız pkk’nın esaretinden, baskısından, hamiliğinden bir an evvel kurtarılmalıdır. Türkiye cumhuriyeti devletinin otoritesini, gücünü ve şefkatini gösterecek önlemler hızla hayata geçirilmelidir.

2          Hangi siyasi görüşten olursa olsun, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü tartışmaya açanlara, bölücü örgütle kol kola olanlara, onlara övgüler düzenlere unvanı, statüsü ne olursa olsun, haklarında hukuki işlemler biran önce başlatılmalıdır. Operasyonlara son sürat devam edilmeli, tüm yetkiler kullanılmalı ve kanunlar uygulanmalıdır.

3          Milli güvenliğimiz küresel güçlerin, iznine ve müsahamasına bırakılmayacak kadar ciddi, vahim ve son derece önemli bir haldedir. ABD’nin, AB’nin orantısız güç kullanılıyor açıklamalarına asla prim verilmemelidir. Bu ülkenin tertemiz evlatlarına kahpece pusu kuranların, ellerindeki orantısız silahların sahiplerinin bu ülkeler oldukları da asla unutulmamalıdır!

4          Tüm siyasi partilere de sesleniyoruz, milli iradenin tecelli ettiği bu seçim sonrası millet iradesine saygı göstererek güçlü bir hükümet oluşturma yollarını bulmalısınız. Ülkeyi bu karanlık ve kaos ortamından bir an önce kurtaracak formüle odaklanmalısınız! Hukuk devletini bir an önce hayata geçirmelisiniz!

5          Koalisyon hükümeti kurulması çalışmalarında,  hiçbir makam milli iradenin temsilcileri olan siyasi partilerin iç işlerine karışmamalıdır. Her makam anayasal sınırlarına uygun hareket etmelidir.

6          Pkk, Işid ve diğer terör örgütlerine karşı yürütülecek samimi mücadele konusunda Türk dayanışma konseyi olarak desteğimiz tamdır. Eğer bu görünür mücadele zamana oynayıp, ülkeyi erken seçime götürüp şehit kanları üzerinden oy devşirme hesaplarıysa, bu vebalin altından kimse kalkamayacaktır. Türk milleti artık bu tuzağa düşmeyecektir. Bilinmelidir ki bundan sonra meydana gelecek daha vahim gelişmelerin sorumlusu geçmiş ve bugünkü geçici AKP hükümetleri olacaktır.       

Türk dayanışma konseyi olarak inanıyoruz ki; her şeye rağmen bedeli ne olursa olsun Türk milleti ve Türkiye; egemenlik haklarına sonuna kadar sahip çıkacaktır! Ve yine inanıyoruz ki; “Türkiye cumhuriyeti devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür” ilkesine sahip olanlar bu marazi odakların üstesinden gelmesini bileceklerdir. 

Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur!

 
TKGM'ye Başvuru PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 05 Ağustos 2015 15:15

Sendikamız Türk İmar-Sen tarafından zorunlu hizmetini tamamlayan çalışanların atamalarında sağlık ve eğitim mazeretinin dikkate alınmadan atamaların yapılması nedeniyle bir başvuru yapıldı. yapılan başvuruda personelin mağduriyet yaşamaması için bu mazeretlerin dikkate alınması istendi. 

 
CAMİAMIZIN ACI KAYBI PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Çarşamba, 05 Ağustos 2015 14:45


Türk Eğitim Sen Manisa Şube Başkanımız ve Konfederasyonumuz İl Temsilcisi Recep VARLIAKMAN geçirmiş olduğu  kalp krizi sonrası Rahmet-i Rahman'a kavuşmuştur. Çalışmalarıyla ve eğitim camiasına kattığı değerlerle anacağımız merhumun kaybı Türkiye Kamu-Sen camiasını derinden üzmüştür.

Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve tüm eğitim camiasına başsağlığı diliyoruz.  Varlıakman’ın cenazesi 5 Ağustos 2015 Çarşamba günü Manisa-Mütevelli Kasabası Aşağı Camii'nden kaldırılacaktır. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.

EĞİTİM CAMİASINA BÜYÜK KATKILARI OLMUŞTU

1999 yılından beri Türk Eğitim-Sen Şube Başkanı olan ve aynı zamanda Türkiye Kamu-Sen İl Temsilciliği görevini de yürüten Recep Varlıakman, 57 yaşında ve 2 çocuk babasıydı.  

 
AFAD'a Yönetmelik Taslağı Hakkındaki Görüşlerimizi İlettik PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Pazartesi, 03 Ağustos 2015 14:27

İl Afet ve Acil Durum Müdürlükleri Çalışma Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik taslağı ile ilgili görüş ve düşüncelerimizi yazılı bir metin halinde Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığına sunduk.  Yönetmelik çıkarılırken belirlediğimiz hususlara dikkat edilmesini istedik.

 
KONCUK: BU TOPLU SÖZLEŞME DÖNEMİ DİĞERLERİNDEN FARKLI OLMALI PDF Yazdır E-posta
Yazar Editör   
Pazartesi, 03 Ağustos 2015 14:20

 


2016-2017 yıllarını kapsayan 3. Dönem Toplu Sözleşme Görüşmeleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda başladı.

FARUK ÇELİK: TOPLU SÖZLEŞME DÖNEMİ HAYIRLI OLSUN

 

Çalışma Bakanı Faruk Çelik Toplu Sözleşme Görüşmeleri öncesinde yaptığı açılış konuşmasında, 4688 sayılı yasada yapılan değişikliklerle önemli düzenlemeler yapıldığını belirtirken, geride kalan toplu sözleşme dönemlerinde kamu çalışanlarının bir çok sorununun çözüldüğünü söyledi. Çelik, “2010 yılında anayasa da ve 4688 sayılı yasada yapılan değişiklerle kamu görevlileri için yeni düzenlemeler yapıldı ve toplu sözleşme hakkı hayata geçti. İki toplu sözleşme sürecini bu süreçte tamamlamış olduk.

 

Küresel kriz nedeniyle birçok ülkede kaynaklar kısılmış ama Türkiye’de de emekli ve çalışanlar enflasyona ezdirilmemiştir. 4688 sayılı yasaya göre toplu Sözleşme görüşmesi Ağustos ayının ilk iş günü başlar ve 22 Ağustos’a kadar müzakereler devam edecektir. Uzlaşma kurulu ise bir uzlaşma olmaması halinde üç gün içinde yapılacak itirazla kurul beş gün içinde karar verecektir ve süreç 31 Ağustos’ta sonlanacaktır. Bugünkü ilk toplantımızda çalışma usulü ve takvimini belirleyeceğiz. Kamu çalışanlarını memnun edecek bir çalışma içinde olacağımızı belirtiyor toplantıların hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

 

KONCUK: TÜRKİYE KAMU-SEN BU MASADA MEMURLAR VE EMEKLİLER İÇİN MÜCADELE EDECEK

 

Toplu Sözleşme Görüşmelerinin açılış toplantısında konuşan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk ise, Toplu sözleşme masasının umut bağlanan bir masa olduğunu ancak, ne yazık ki sorunlara ve problemlere kalıcı çözümler bulunamadığını kaydetti. Koncuk, “Toplu sözleşme dönemleri hep umut bağladığımız dönemler oldu ama maalesef umutlara cevap bulamadık. Sayın Bakan konuşmasında neredeyse tüm sorunlar çözüldü noktasında görüş bildirse de, buna katılmadığımızı söylemeliyim. Türkiye'de kamu çalışanları ve emeklilerin yaşama aczi içinde olduğu açık bir gerçektir. 2014 yılında bile enflasyon oranında zam yapılmadı bunu herkes çok iyi bilmektedir. Enflasyon oranında zam sıfır zam demektir. Yani çalışanları enflasyona ezdirmedik demek çok önem arz etmemektedir.

 

2013 yılında imzalanan toplu sözleşme ile, ortalama memur zammı yüzde 5, 2’de kalmıştır. O atılan imzadan alacağımız yüzde 3’lük bir oran mevcuttur.  Problemler o kadar çok ki, yıllardır toplu sözleşme yapıyoruz, sorunları çözme adına ciddi mesafeler alamıyoruz. Türkiye Kamu-Sen’in talep metnindeki sayfa sayısı 254. Bu sayfa sayısına baktığımızda taleplerin çözülemediği gayet net görülmektedir. Bu toplu sözleşme farklı olsun istiyoruz. Türkiye Kamu-Sen olarak, emekli ve kamu çalışanları için kazançları artsın diye mücadele edeceğiz. Bu millet için emekli ve memurlarımız için mücadele edeceğiz. Bu masada Türkiye Kamu-Sen hep kamu çalışanları lehine kararları adına destek olmuştur ve olmaya da devam edecektir.

 

Birileri bu masada yüksek zam alırken biz aşağı çekme gayretinde olmadık. Her zaman destek olduk yine oluruz. Türkiye Kamu-Sen bu masada 450 bin üyesi adına vardır. Kimin kaç üyesi olursa olsun emekli ve memurlarımızın hakları için mücadele sergilemeliyiz. Yıllardır kökleşen sorunların çözülmesini istiyoruz.

 

Bu sorunların en başında 4- C’liler geliyor, iktidar 4-C’lilerle inatlaşma yaklaşımından vazgeçmelidir. Artık bu masadan, bu toplu sözleşmeden 4-C’lilerimize kadro çıkmalıdır. Bunu başarabilmelidir bu masa. Sayın Bakan’ın 4-C’lilerle ilgili olumlu kanaatlerini biliyorum ama seçim sathı mahallinde muhalefet partilerimizin seçim beyannamelerine de yansımıştı 4-C ve 4-B’lilere kadro verilmesi, taşeron işçilere kadro verilmesi konusu. Seçim meydanlarında siyasilerimiz tarafından söylenmiş bu sözlerin 4-C’liler bakımından da hayata geçmesini ve 4-C ayıbının artık Türkiye gündeminden düşürülmesini istiyoruz. Artık kadro verilmeli ve bu konu bu masanın gündeminden bir an önce çıkarılmalıdır.

 

Ayrıca tabii, 4-B’liler, vekil ebe, vekil imam, belediyelerde çalışan sözleşmeliler, PTT’de çalışan ucube bir anlayışla uygulanan idari sözleşmelilik meselesinin bu masada kaldırılmasını ve çalışma hayatına kadrolu çalışma hakim olsun istiyoruz. Çalışma hayatı delik deşik edildi. Bu masa artık bunları çözmeli ve bunları konuşmamalıyız.

 

KONCUK: GEÇMİŞ YIL KAYIPLARIMIZ TELAFİ EDİLMEZSE BU TOPLU SÖZLEŞMEYE SAYGI DUYMAYIZ

 

Mali haklarımızla ilgili olarak 2016 yılı öncesi 2014-2015 kayıplarımız telafi edilmelidir, bunları istiyoruz. Kamu işçisine 2015 yılında yüzde 11,3 zam yapan iktidar bize bu zammı açıklamalıdır. Memur ve emeklinin suçu nedir bilmek istiyoruz. 2016'da yüzde 22 oransal zam 100 TL taban aylık istiyoruz ve kaybımız olan 2 Bin TL’nin dört eşit taksitte ödenmesini talep ediyoruz, bu kayıplar telafi edilsin. 2017'de ise yüzde 10 + 10 ve taban aylığa 150 TL istiyoruz. 2014 ve 2015 kayıplarımız bu masada telafi edilmezse, bu toplu sözleşmeye saygı duymayacağımızın bilinmesini istiyoruz. Biz her türlü başarıyı alkışlarız. Sendikacılığın ne olmasını gerektiğini bilenlerdeniz ve mücadelemizi vereceğiz.

 

KONCUK: MUTABAKATA VARILAN KONULAR BU MASADA ARTIK ÇÖZÜLMELİDİR

 

Genel Başkan İsmail Koncuk, daha önce karar altına alınmış başlıklara da değinerek;

 

* 2005 yılından sonra göreve başlayanlara bir derece konusunda artık adım atılmalı ve bu sorun çözülmelidir. Biz bu meseleyi artık çözülmüş olarak görüyoruz ve bu çözüm metinde yer almalıdır,

 

* Disiplin affı konusunda mutabakata varıldı ama hala adım atılmadı, bunu anlamıyoruz. İnsanları mutlu etmek bu kadar zor mu? Bu konuda da derhal adımlar atılmalı ve çözüm sağlanmalıdır,

 

* Öğretmenlere ve sağlık personeline nöbet ücreti verilmelidir, nöbet tutan herkese de  bu ücret verilmelidir,

 

* Ek gösterge rakamları her çalışan için 800 puan artırılmalıdır.

 

* Dini bayramlarda ikramiye ödenmesi yine seçim meydanlarında çok kullanıldı. Türkiye Kamu-Sen yıllardır bu mücadeleyi yapıyor, artık bu konuda da bir adım atılmalı, dini değerlerimiz önemli görülüyorsa bayramların önemine binaen anlaşacağımız bir noktada ikramiye ödenmelidir, biz bu rakamı 1600 TL olarak düşünüyoruz,

 

* Görevde yükselme yazılı esasa bağlanmalıdır. Torpil gündemden düşmelidir. İktidarın yükselme yönetmeliklerini yazılı sınav üzerine bina etmesi ve sözlü mülakatı kaldırması gerekir,

 

* Şeflerin şube müdürlerinin bozulan maaş düzenleri yeniden gözden geçirilmelidir. Şefler arası yaşanan maaş adaletsizliği son bulmalıdır,

 

* Vergi dilimleri meselesi çözüme bağlanmalıdır. Maliye Bakanlığı yanaşmıyor ama bu vergi dilimleri çözülmeli. Kaşıkla verip kepçeyle alma dönemi bitmeli. Masada alınan zam 3-5 ay sonra vergiyle elden gidiyor. Bu masa bu sorunu da çözmelidir,

 

* Kamuda can güvenliği sağlanmalı, öğretmen ve sağlıkçılara yönelik saldırılar şiddetle cezalandırılmalıdır. Bu saldırılar ciddi suçlar kapsamına alınmalıdır.

 

* Kılık kıyafet yönetmeliğindeki yasakçı maddeler değiştirilmelidir,

 

* Üniversiteli işçiler meselesi makul bir taleptir, bu insanlar diplomasına uygun statü istiyorlar. Görevinde yükselmek istiyor, maddi bir yükü olmayan bu talebin çözüme bağlanması gerekir,

 

* Kamuda tüm çalışanların görev tanımları yapılmalıdır. Bu tanım olmadığı için her türlü iş yaptırılmaktadır,

 

* Emekli maaş oranları düzenlenmelidir. Bir ülke kendi emeklisine bu kadar vefasız olmamalıdır,

 

* Çerçeve yönetmelik meselesi ciddi bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Seçim meydanlarında “Bu sorunu çözeceğiz” dedi Başbakan, derhal çözülmelidir. Türkiye'de hangi özel sektör kesintisiz 3 yıl sigorta yapıyor, çerçeve yönetmelik sil baştan düzenlenmelidir,

 

* Yargı kararları bütün Bakanlıklar tarafından uygulanmalıdır. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda yanlış bir tutum sergilemektedir. Hukuk devletinde bu olmaz. Bu bizleri yanlış yere götürür.

 

TÜRKİYE KAMU-SEN’İN TALEPLERİ

 

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, “Genel olarak taleplerimize gelecek olursak, ana başlıklarıyla bu toplu sözleşme görüşmelerinde ele alınmasını istediğimiz konular şu şekilde özetlenebilir;  

 

* Memur maaşını oluşturan bütün kalemler ile ek ödeme, döner sermaye, ek ders, fazla mesai, ikramiye gibi tüm ödemelerin emekli keseneğine dâhil edilerek, emekli olacak memurların yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesini talep ediyoruz.

 

* Yılda iki kez dini bayramlar öncesinde tüm kamu görevlilerine ve emeklilere yaklaşık 1600 TL tutarında “Bayram İkramiyesi” ödenmesini istiyoruz.

 

* Görevde yükselme unvan değişikliği sınavlarının boş kadro bulunması durumunda derhal yapılmasını zorunlu kılacak mevzuat değişikliği talep ediyoruz.

 

* Görevde yükselmelerde her türlü istismara açık olan sözlü sınav uygulamasının kaldırılmasını, bu tür atamaların objektif bir şekilde gerçekleştirilecek yazılı sınavlar aracılığıyla yapılmasını istiyoruz.

 

* Ek gösterge uygulamasındaki adaletsizlikler giderilsin, Yardımcı Hizmetler Sınıfında görev yapan personele de ek gösterge verilsin diyoruz.

 

* Yardımcı Hizmetler sınıfındaki personelin bir defaya mahsus olarak Genel İdare hizmetleri sınıfına geçirilmesini; Genel İdare Hizmetleri ve Yardımcı Hizmetler Sınıfında çalışan memurlara eğitim durumlarına göre yükselebilecekleri derecelerin kadrosu verilmesini talep ediyoruz. 

 

* Özel hizmet tazminatında yaşanan adaletsizliklerin giderilmesi, özel hizmet tazminat oranlarının unvan bazında eşitlenerek tüm memurlar için yükseltilmesi, çalışma barışına katkı sağlayacaktır diyoruz.  

 

* Ek ödeme sorunları çözülsün, 

 

* Şefler, müdürler ve şube müdürlerinin özlük hakları hakkaniyete uygun bir şekilde yeniden düzenlensin,

 

* Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan uzmanlar arasında oluşturulan kariyer uzmanlığı- normal uzmanlık, merkez-taşra uzmanları gibi farklılıklar giderilmeli, aynı unvanlı personelin özlük hakları eşitlensin,

 

* Zorunlu rotasyon uygulamasına son verilsin, kalkınmada öncelikli yörelerde çalışan personel için mahrumiyet yeri ödeneği gibi teşvikler getirilsin diyoruz.

 

* Öğretmenlerde olduğu üzere doktor, akademisyen gibi kamu görevlilerinin, vatani görevlerini hizmetine ihtiyaç duyulan bölgelerde yapması sağlanmalı, asker öğretmen uygulaması benzeri, asker sağlık görevlisi, asker akademisyen uygulamasına geçilmelidir diyoruz. 

 

* Fazla mesailerin insan haklarına dahi aykırı bir şekilde ücretlendirilmesine karşı çıkıyor, fazla mesai ücretinin çalışanın normal çalışması karşılığında aldığı saat başı ücretten az olmayacak şekilde artırılmasını istiyoruz.

 

* Ortalama memur maaşının yıllık toplam tutarı dikkate alınarak gelir vergisi tarifesinde yeni düzenleme getirilsin, kamu görevlilerinin yaşadığı vergi adaletsizliği son bulsun diyoruz.

 

* Başta aile yardımı ve çocuk parası olmak üzere tüm sosyal yardım ve ödemelerin yükseltilmesini; tüm kamu görevlilerine giyim, kira, evlenme, ulaşım, doğum, ölüm ve eğitim yardımı ödenmesini, sosyal devlet ilkesinin gerçek anlamda hayata geçirilmesini talep ediyoruz.

 

* Ek ders ve nöbet ücretleri artırılmalı, kamu kurum ve kuruluşlarında fiilen öğretmenlik yapan personele de ek ders ücreti, nöbet tutan öğretmen, sağlık personeli gibi tüm personele nöbet ücreti verilmelidir diyoruz.

 

Bunun yanında;

 

* Tüm kamu görevlilerinin işçilerde olduğu gibi yemeklerden ücretsiz yararlanması ve yemek hizmeti sunulmayan işyerlerinde yemek ücretinin nakit olarak ödenmesi,

 

* Vatani görevini yapmak üzere ya da doğum yapması nedeniyle ücretsiz izne ayrılan kamu görevlilerinin sosyal güvenlik primleri kurumları tarafından yatırılmaya devam etmesi, söz konusu personele izinleri süresince maaşlarının ¼’ü oranında destek ödemesi yapılması,

 

* Aile birliğinin sağlanması temel alınması, eş durumu, sağlık ve öğrenim özrü önündeki engellerin kaldırılması,

 

* Bayramlarda ve hafta sonlarında tatil yapamayan kamu çalışanlarının çalışma şartlarının yeniden gözden geçirilmesi,

 

* Mobbing uygulamasına maruz kalan personelin korunmasına yönelik yasal düzenleme yapılması,

 

* Doğal afet halinde bu bölgelerde görev yapan personele bir maaş tutarında ikramiye verilmesi ve talepleri halinde başka bölgelere tayin hakkı tanınması,

 

* Fiili hizmet zammının yeniden belirlenmesi,

 

* 18 yaşını dolduran çocuklarımızın öğrenimlerine devam edememeleri durumunda ödemek zorunda kaldıkları Genel Sağlık Sigortası Primi uygulamasına son verilmesi, yaş sınırının yükseltilmesi,

 

* Engelli personelin daha kolay hizmet üretebilmeleri için görevleri ile ilgili gerekli araç ve gereçlerin alınması; engelli personele engel durumunu artıracak görevlendirme yapılmaması,

 

* Emeklilere de aile yardımı ve çocuk parası gibi sosyal yardımlar ile banka promosyonu verilmesi gibi taleplerimiz bulunmaktadır.

 

Genel Başkan Koncuk, konuşmasının sonunda, “Taleplerimiz bunlarla sınırlı değildir, hizmet kolları itibariyle çözülmesi gereken yüzlerce sorun bulunmaktadır. Hazırladığımız bu kitapçık içinde bütün sorunlarımıza ve taleplerimize yer verdik. Dileğimiz bütün sorunların toplu sözleşme süreci içinde çözülerek insanca yaşanabilecek huzurlu ve refah içinde bir Türkiye’ye kavuşmamızdır. Ben toplu sözleşme sürecinin çalışanlara, emeklilere ve milletimize hayırlı olması ı diliyorum.” dedi.

 

Yapılan konuşmaların ardından belirlenen takvime göre, bu hafta içerisinde 11 hizmet kolunun talepleri değerlendirmeye alınacak, genel Toplu Sözleşme Görüşmelerine ilişkin ikinci toplantı ise 11 Ağustos Salı günü Çalışma Bakanlığı’nda gerçekleştirilecektir.

 

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 - 5