• Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Anasayfa Manşet Haberler
MANŞET HABERLER
MERSİN, ADANA ve HATAY'DAYIZ PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 22 Ekim 2014 06:26

Genel Merkezimiz illerde teşkilatlarımız ve çalışanlarla bir araya gelmeye devam ediyor. Son olarak Türk İmar-Sen Genel Başkanı Necati Alsancak ve Genel Başkan Yardımcımız Salih Demir Mersin, Hatay ve Adana'yı ziyaret ediyor.  İl ziyaretlerinde kurumlarda çalışanlarla görüşmeler yapılacak, Teşkilatlarımızla yetki dönemine yönelik istişarelerde bulunulacak ve kurum yöneticileri ile görüşülerek çalışanların sorunları aktarılacak.

Çarşamba, 22 Ekim 2014 07:08 tarihinde güncellendi
 
Yozgat, Sivas ve Tokat'ı Ziyaret Ettik PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Perşembe, 16 Ekim 2014 14:47

Türk İmar-Sen Genel Merkezi İl ziyaretleri gerçekleştirerek üyelerle ve teşkilatlarlabir araya gelmeye devam ediyor. Son olarak Genel Başkanımız Necati Alsancak ve Genel Başkan Yardımcımız Salih Demir Yozgat, Sivas ve Tokat illerimize 

giderek üyelerimizin sıkıntılarını dinleyip teşkilat çalışması yaptılarSivasta İlbank Bölge Müdürlüğü, Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü, Karayolları ve İl Afet Acil Yardım Müdürlüğünde  çalışanlarla görüştüler.  İdarecilerlede  görüşmeler gerçekleştirerek çalışanların sorunlarını aktardılar.  Sivas'ta ayrıca Genel Başkanımız Sİvas Vizyon58 TV'de programa katılarak kamu çalışanlarının sorunları ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.  Genel Başkanımı ayrıca Sivas Kamu-Sen il temsilciliğinide ziyaret ederek İl temsilcisi Nurullah Albayrak ile de bir süre görüştü

Cumartesi, 18 Ekim 2014 09:21 tarihinde güncellendi
 
EK ZAM İSTİYORUZ PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 15 Ekim 2014 15:28

2014 ve 2015 yılı maaş zamlarının belirlendiği toplu sözleşme görüşmelerinde sözde yetkili konfederasyon, memurları masada yüz üstü bıraktı

Kanuna göre 30 gün sürmesi gereken toplu sözleşme süreci 7 günde, 2 toplantı sonunda anlaşmayla(!) sonuçlandırıldı

Toplu sözleşme sonunda kamu görevlilerinin hakkı olan enflasyon farkı ödemesi gasp edildi, yok sayıldı; memurlar kaderine terk edildi.

Bütçede memurlara ayrılan kaynağın 2,97 milyar TL’si Hükümete peşkeş çekildi ve masada bırakıldı.

Maaşlara yansıyan 123 TL’lik net artış, tarihi başarı olarak yutturulmaya çalışıldı.

Oysa 123 liralık zam aslında toplu sözleşme görüşmelerinde Hükümetin ilk teklifi olan %3+%3 maaş zammının bile altında bir artışı işaret ediyordu.

123 TL’nin en düşük memur maaşına oransal yansıması %6,6; ortalama memur maaşına yansıması ise yalnızca %5,2’de kaldı.

Toplu sözleşme sonunda enflasyon farkı hakkımızın gasp edilmesinin yanında; ek ders ücretleri, nöbet ücretleri, ek ödemeler, aile yardımı, çocuk parası, özel hizmet tazminatı, fazla mesai ücretleri artmadı.

Üstelik 2015 yılı için ise yalnızca %3+%3 zam kabul edildi.

Bu gelişmeler üzerine dile getirdiğimiz memurlara enflasyon farkı ödenmesi talebimiz “Toplu sözleşme hükümlerinin dışına çıkamayız” gerekçesiyle geri çevrildi.   

Fiyat artışları ve ekonomik dalgalanmalar karşısında savunmasız bırakılan ve bütün hakları ellerinden alınan memur ve emeklilerimiz nasıl aldatıldıklarını daha 2014 yılının ilk ayında gerçekleşen enflasyonla anladılar.

TÜİK tarafından açıklanan 9 aylık enflasyon %6,43 oldu. Doğalgaza, elektriğe, suya %9 zam yapıldı. Gıda fiyatları son 9 ayda %11 artarken, et ve ekmek %11, ulaşım %20, meyve %38 zamlandı. Ailenin zorunlu harcamaları 9 ayda tam 363 lira yükseldi.

2014 yılı enflasyon hedefi %5,3’ten %9,4’e çıkarıldı. %5,3 enflasyon hedefine göre maaş zammı verilen memurlar, %9,4 enflasyona mahkûm edildi.

Milyonlarca memur, artan enflasyon karşısında korumasız bırakılmış, 123 TL zamla bütün bir yılı geçirmek zorunda kalmışken, hâkim ve savcıların maaşlarına 1155 TL, akademik personele de 725 ile 835 lira arasında zam yapılması kararlaştırıldı.

Hâkim ve savcılarımızın, bilim adamlarımızın maaşlarının yükseltilmesi elbette hepimizin arzusudur. Ancak talebimiz, bütün kamu görevlilerinin ekonomik sorunlarının çözülmesi yönündedir.

Memurların özellikle 2014 yılında yaşadıkları ekonomik hak kayıplarının ele alınıp değerlendirilmesi gerekirken, yalnızca bir kesimin sorunlarına eğilmek, doğru bir yaklaşım değildir.

Demek ki istenildiğinde toplu sözleşme hükümlerinin dışına çıkılabilinmektedir. Bu durumda tüm kamu görevlilerinin ekonomik sorununu çözecek bir çalışma yapılması için iktidarın kaçacak yeri kalmamıştır.  

Gelinen süreçte, enflasyon farkı ödemesi dahi memurların eriyen maaşlarını kurtarmaya yetmemektedir. Dolayısıyla 2014 ve 2015 yıllarını kurtarmak için memur ve emeklilerimize ek zam yapılması zorunlu hale gelmiştir

Türkiye Kamu-Sen olarak 28 Ekim 2014 Salı günü, saat 12.30’da TBMM Dikmen Kapısı önünde, yurt genelinde ise bütün illerimizde aynı gün ve saatte;

Eriyen maaşların telafisi için,

Artmayan nöbet ücretleri, fazla mesai ödemeleri, ek ders ücretleri, ek ödemeler, özel hizmet tazminatları, sosyal yardımlar nedeniyle oluşan mağduriyetlerin giderilmesi için,

4/C’lilere, yardımcı hizmetlilere verilen sözlerin tutulması için,  

Belli kesimlere verilecek maaş zammının, bütün memurları kapsayacak şekilde genişletilmesi için,

Kamu görevlilerinin dağ gibi biriken ekonomik sorunlarının çözülmesi için;

EK ZAM talebimizi haykıracağız.

Hâkim ve savcılara, akademik personele zam verilirken diğer kamu görevlileri bir köşeye atılamaz.

Yıllardan beri memurların hakları konusunda verilen sözler tutulmaz, vaatler yerine getirilmezken, tüm memurların beklentisi olan ek zam konusunda yalnızca belli kesimlere yönelik bir düzenleme yapılması büyük bir eksiklik olacaktır

 

HÂKİM VE SAVCIYA 1155 TL ZAM VERİLİYORSA MEMUR VE EMEKLİYE NEDEN VERİLMESİN?

YAŞANAN ADALETSİZLİĞE DUR DEMEK İÇİN BÜTÜN KAMU GÖREVLİLERİNİ EYLEMİMİZE DESTEK VERMEYE DAVET EDİYORUZ.

 
İl Afet ve Acil Durum Müdürlüklerinin Sorunlarını Gündeme Taşıyacağız. PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 15 Ekim 2014 15:24

Türk İmar-Sen Afet ve Acil durum yönetimi başkanlığı ile gereçekleştirilecek kurum idari kurul toplantısı öncesi taşrada yaşanan sorunları tespit etmek ve toplantıda gündeme getirmek için yoğun bir çalışma başlattı. Başlatılan bu çalışma ile sorunlar ve çalışanların talepleri Kurum İdari Kurul toplantısında dile getirilerekçözüm aranacak

 
MOBBİNGE HAYIR PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 15 Ekim 2014 15:21

Acil ve Afet Durum Yönetimi Başkanlığı ve Taşra teşkilatlarında idarecilerin yaptığı mobbing ile ilgili şikâyette bulunduk. Çalışanları kimsenin baskı altına almasına ve onlara zulüm yapmasına müsaade etmeyeceğiz.

 
Fazla Çalıştırma Haksızlığının Takipçisiyiz PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Salı, 14 Ekim 2014 16:00

Türk İmar-Sen tüm Türkiye’de çalışanlara karşı yapılan haksızlıkların ve hak ihlallerinin takipçisi olmaya ve çözüm üretmeye devam ediyor.

Son olarak Kastamonu İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’ne bir başvuru yapılarak personellerin fazla çalıştırılması uygulanmasına son verilmesi için il müdürlüğüne bir başvuru yapıldı.

Başvuruda Angaryanın yasak olduğu hatırlatılarak bu uygulamanın sonlandırılması veya çalışmak gerekliliği var ise çalışanlara bunu karşılığında izin verilmesi istendi.

Çarşamba, 22 Ekim 2014 06:36 tarihinde güncellendi
 
BÖLÜCÜ TERÖR ARTIK ŞEHİRLERDE, İKİ ŞEHİDİMİZ VAR! PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Cuma, 10 Ekim 2014 14:52

Taviz verilerek cesaretlendirilen, yasalarla kol kanat gerilen, çözüm süreci edebiyatı yapılarak, yetkili makamların dağdan inin şehirlerde siyasetin yapın fantezisi ile şımartılan bölücü teröristler, şehirlerde terör estirmeye başladı.

Sokakları yangın yerine çeviren bölücü teröristler, dün Bingöl'de şehir merkezinde Konfederasyonumuza bağlı Türk Sağlık-Sen Amasya Şube Başkanımız Şemsettin Dümen'in dayısının oğlu olan Komiser Hüseyin Hatipoğlu ve Emniyet Müdür Yardımcısı Atıf Şahin'i şehit ettiler.

Saldırıda Bingöl Emniyet Müdürü Atalay Ürker ve Uşak'ta görev yapan Türk Sağlık-Sen üyemiz Hüseyin Sunar'ın damadı polis memuru Uğur Atlı ise yaralandı.

Bölücü başı patentli akil adamlar projesi ve çözüm süreci gibi yöntemlerle bölücü teröristleri cesaretlendirenler, bu fantezilere gözlerini kapayıp balıklama atlayarak, hararetle savunanlar, terörün şehirlerde de organize olmasına neden oldular. Bölücü terör örgütünün yurt genelinde giriştiği eylemlere bakıldığında bu süreçlerin neye ve kime hizmet ettiği daha iyi anlaşılmıştır. Bölücü terörle anladığı dilden konuşmanın gerekliliği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu sürecin teröre ve teröriste sadece güçlenme ve organize olma için zaman kazandırdığı birileri tarafından artık görülmelidir.

Allah ülkemizi, hainler kadar, 'içimizdeki beyinsizler'den, bakar körlerden ve vatan kavramına şahsî ikballeri kadar kıymet vermeyenlerden korusun.

Şehitlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabır, yaralı emniyet mensuplarımıza ise acil şifalar dileriz.

BÜYÜK TÜRK MİLLETİNİN BAŞI SAĞ OLSUN.

 
ESERİNİZLE GURUR DUYUN! PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 08 Ekim 2014 08:50

“Son günlerde yakın coğrafyamızda başlayan yangının yavaş yavaş ülkemize de sıçradığını üzülerek görmekteyiz. Türkiye Kamu-Sen olarak uzun yıllardan beri uygulanan politikaların ülkemizi bir bataklığa doğru çektiğini vurgulamamıza rağmen, stratejik derinlik, değerli yalnızlık, kardeşlik projesi, medeniyetler ittifakı gibi dışı süslü, içi boş kavramlarla ülkemiz bir kaosa sürüklenmiştir.

İsrail ve Amerika’nın yazdığı Büyük Ortadoğu Projesine baş aktör olarak, başkan sıfatıyla atanan ve başkalarının yazdığı ve yönettiği projelerde figüran olmaktan öteye gidemeyenlerin oluşturduğu strateji, ülkemizi bugünkü derin açmazın içine hapsetmiştir.

Altı ilimizde sokağa çıkma yasağı ilan edildiği, vatandaşımızın hayatını kaybettiği göz önünde bulundurulduğunda, yakın coğrafyamızı ateşe atarak, yer altı ve yer üstü kaynaklarından faydalanmayı amaçlayan emperyalist güçlerin oyuncağı olanlar, bugün ülkemizde yaşanan bu tablonun baş sorumlusudur.

Bir tarafta Ortadoğu’yu hizaya getireceğini zannederek kahramanlığa soyunanların, diğer tarafta devletin değerlerini yok ederek, Andımız’ı kaldırarak, milli bayramlarımızı kutlamayı yasaklayarak, yeni Türkiye hayali kuranların yarattığı tabloda, Türk bayrağını gönderden indirmek sıradan bir olay haline gelmiştir. Birilerinin eski Türkiye diye küçümsediği Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk büstlerinin ayaklar altına alınması, bu ülkede yaşayan herkes için bir züldür.

Öve öve bitirilemeyen yeni Türkiye’de eğitim sistemimiz darmadağın edilmiş, bütün öğretmenlerimiz fişlenmiş, yöneticilerimiz görevden alınmış, memurlarımız sürgün edilmiş, kurumlarımız ayrıştırılmış, polise, askere, hakime, savcıya yapılan algı operasyonlarıyla devlete ve kurumlarına karşı güven zedelenmiş, okullarımız yakılmış ve devlet kurumu büyük yara almıştır.

Kurumların birbirine düşman edildiği, kamu görevlilerinin bizden, bizden değil şeklinde ayrıştırıldığı, ihalelerin cemaat-tarikat, ahbap-çavuş ilişkisine dayalı olarak dağıtıldığı bir ülkede, bütünlüğü ve kardeşliği sağlamanın mümkün olmadığı artık anlaşılmalıdır.

Çözüm süreci adı altında başlatılan yıkım projesi yoluyla güvenlik güçleri pasifize edilmiş, terör örgütü belli bölgelerde adeta kendi devletini ilan etme noktasına gelmiştir. İhanet sürecini topluma kabul ettirmek adına oluşturulan Akil adamlar, yıkılan kardeşliğimiz, bozulan dirliğimiz karşısında toplumu şimdi ne ile ikna etmeyi düşünmektedirler?

'Bilmem kaç gündür kan akmadı' diye propaganda yapanlara karşı Türkiye Kamu-Sen olarak bu süreç sonunda daha fazla kan akacağını anlatmaya çalıştık. Buna karşın birileri bizi 'Bu süreci hayvanlar bile anladı ama bazıları anlamadı' diyerek itham etmeye kalkıştı. Gelinen noktada haklı çıkmanın üzüntüsünü yaşamakla birlikte, bu süreci ancak hayvanların anlayabileceğini, aklı, izanı ve mantığı olanların, bu ihanet sürecine destek vermeyeceğini bir kere daha görmüş olduk.

Sözde Ayn-el Arab (Kobani)’yi savunmak adına ülkemizde şehirlerimizi yakıp yıkıp, kan gölüne çeviren hainler, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde eşit vatandaşlar olarak yaşadıkları ve her türlü haktan faydalandıkları bir devletin askerini, polisini, pusu kurarak alçakça arkadan vuracaklarına, gitsinler şehirlerini savunsunlar. Ancak gördük ki bu hainler, sadece ekmeğini, aşını yediği vatanın evlatlarını hain pusularda sırtlarından vurmayı becerebiliyorlar.

Sonuç olarak gelinen sürecin ve yıllardır uygulanan yanlış politikaların bizleri getirdiği nokta ortadadır. Yeni Türkiye söylemlerinin, eskiyi kötülemenin; verilen kurtuluş ve kuruluş mücadelesinin, 90 yıllık hizmetlerin, birikimlerin yok sayıldığı, kazanımlarımızın birer birer imha edildiği, kurumların ve kişilerin birbirine düşman haline getirildiği görülmelidir. Kendi okullarını kurup, devletin okullarını yakanlar, KCK yoluyla ülkemizde bir devlet kurmayı hedef haline getirenler, sınırlarımız dışındaki bir kara parçası için ülkemizin şehirlerinin altını üstüne getirip, 14 vatandaşın ölümüne sebep olanlar ve bunlara bu cüreti verenler ihanet suçuyla yargılanmadıkları sürece, bu ülkede kardeşlik ve birlik tesis edilemez. Kardeşlik ve birlik, suçlunun cezasız kaldığı, adaletin kolunun kanadının kırıldığı, güvenlik güçlerinin elinin kolunun bağlandığı bir proje olamaz.

Her geçen gün ülkemizin önü alınamaz bir uçuruma doğru sürüklendiğini görmenin derin endişesi içerisinde, tarihi bir uyarı daha yapmak gereği hasıl olmuştur. İçeride; bu ihanet projesinden derhal vazgeçilmeli, eski Türkiye, yeni Türkiye gibi kavramlarla kamu görevlilerinin, devlet kurumlarının bir birine düşman edilerek siyasi rant sağlanmasına son verilmeli, devletin ve milletin değerleriyle yeniden barışılmalı, milli değerlerimizin içinin boşaltılmasına bir son verilmelidir.

Dışarıda; başkalarının projelerine piyon olmanın, ucuz kahramanlıklar peşinde koşmanın, başka ülkeleri dizayn etme sevdasının, emperyalistlerin ekmeğine yağ sürdüğü, Müslüman kanının akmasına neden olduğu, coğrafyamızın bir kan gölüne döndürüldüğü artık görülmelidir.

Batı’nın pompalamasıyla benimsediğimiz ve desteklediğimiz Arap Baharı, Türkiye ve Türkmenler de dahil bu coğrafyada yaşayan herkes için hazana dönmüştür. Türkiye, kendisi planlamadığı, kendisi kurmadığı ve kuralını kendisi koymadığı hiçbir oyunun parçası olmaması gerektiğini anlamak ve girdiği bu maceralı yoldan bir an önce dönerek milli politikalara ağırlık vermek zorundadır. Aksi halde, günümüzde yaşadığımız zorlukları, yıkımı ve kargaşayı arayacağımız daha büyük kaosları görmemiz hiç de sürpriz olmayacaktır."

         

             İsmail Koncuk

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı

 
Yanlış Hesap Anayasa Mahkemesi'nden Döndü. PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 08 Ekim 2014 08:46

Memurların göreve iadesini 2 yıl boyunca erteleyen torba kanun maddesini Anayasa Mahkemesi iptal etti.

Geçtiğimiz günlerde TBMM'de kabul edilen torba kanunda Daire Başkanı ve üstü unvanlardaki memurlarla asker ve polislerin güvencelerine yönelik önemli kısıtlamalar getirilmiş, Daire Başkanı ve üzerindeki kadrolar ile Emniyet personelinin görevden alınması halinde, bu işlemin iptaline dair mahkeme kararlarının iki yıl boyunca uygulanmamasını öngören bir düzenleme yapılmıştı.

Anayasa Mahkemesi yargı bağımsızlığını ve hukukun üstünlüğü ilkesini hiçe sayan bu hükme ilişkin yapılan itirazı öncelikli olarak değerlendirdi ve kanun maddesini anayasaya aykırı bularak iptal etti.

 
TÜRKİYE KAMU-SEN KONYA İL TEMSİLCİLİĞİ’NDEN ANLAMLI SEMİNER PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 01 Ekim 2014 13:02

Türkiye Kamu-Sen Konya İl Temsilciliğinin düzenlediği Türkiye Kamu-Sen’e bağlı Şube Başkanları, Yönetim Kurulları ve İşyeri Temsilcilerinin katıldığı Aidiyet Duygusu, Takım Çalışması, Kişisel İletişim konularında Doçent Dr. Ali İLSEVEN’in sunduğu Eğitim Semineri Konya Makine Mühendisler Odasında düzenlendi. Toplantıya Genel Başkanımız Necati Alsancak'ta katıldı

Seminerde konuşan Türk Büro-Sen Genel Başkanı Fahrettin Yokuş, 2015 yılına kadar enflasyonda yaşanan her artışın memur ve emeklileri borç batağına sürükleyeceğini söyleyerek başladığı açılış konuşmasını "Yetkili ama etkisiz konfederasyonun toplu sözleşmede enflasyon farkı istememesi büyük bir hezimete sebep olmuşturYılın ilk 7 aylık enflasyonu yüzde 6.18 olarak gerçekleştiMemurlara verilen 2014 yılı ücret artışı yıllık ortalama yüzde 5,2 olarak öngörülmüştü. Ağustos ayı enflasyon rakamları da dikkate alındığında memurlar enflasyon altında ezilmeye devam edecektir. Mağduriyetlerin giderilmesi ve her ay en az enflasyon kadar artış sağlanması için hükümet nezdinde girişimlerimizi sürdüreceğiz. Hükümeti, 'Memuru enflasyona ezdirmeyeceğiz' sözünün arkasında durmaya davet ediyoruz.” şeklinde sürdüren YOKUŞ; “HSYK seçimlerinin arifesinde, hâkim ve savcılara yapılması düşünülen zam ve sicil affının bir seçim rüşveti gibi anlaşılmasının önüne geçmek için mutlaka diğer yargı çalışanlarının da bu kapsama alınması gerekiyor." diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Seminere, Türkiye Kamu-Sen Teşkilatlandırma Sekreteri ve Türk Büro-Sen Genel Başkanı Fahrettin Yokuş’un yanısıra, Türkiye Kamu-Sen Genel Eğitim Sekreteri ve Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Hazım Zeki Sergi, Türkiye Kamu-Sen Genel Toplu Görüşme Sekreteri ve Türk İmar-Sen Genel Başkanı Necati Alsancak, Türkiye Kamu-Sen Genel Basın Sekreteri ve Türk Haber-Sen Genel Başkanı Sedat Yılmaz ve Türkiye Kamu-Sen’ e bağlı sendikaların yönetim kurulu üyeleri katıldı.

Eğitim sonrası, Türk Kültür Sanat-Sen Konya Şube Başkanımız Necmettin ESKİCİ’nin annesi için düzenlenen mevüt törenine katılarak baş sağlığı diledi.

Çarşamba, 01 Ekim 2014 13:06 tarihinde güncellendi
 
DANIŞTAY'DAN GÜNLÜK İZİNLERLE İLGİLİ ÖNEMLİ KARAR PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 01 Ekim 2014 12:58

Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığının 25.02.2014 tarihli oluru ile yürürlüğe giren Türkiye İstatistik Kurumu Personeli İzin Yönergesinin “idari izinler” başlıklı 26. maddesinde  “Zorunlu hallerde, kadrolu ve geçici personele idari izin verilebilir. İdari izinlerin toplamı sekiz saati bulması halinde bir gün olarak yıllık izinden düşülür.” hükmü yer almaktadır.

Konfederasyonumuza bağlı Türk Büro-Sen'in söz konusu hükmün iptali için Danıştay nezdinde açmış olduğu davada Danıştay 5. Dairesi, anılan Yönergenin 26. Maddesinin “…İdari izinlerin toplamı sekiz saati bulması halinde bir gün olarak yıllık izinden düşülür.” biçimindeki ikinci cümlesinin yürütülmesinin durdurulmasına karar verdi.

Danıştay 5. Dairesinin 2014/2005 Esas sayılı kararında; Kanunda ve Bakanlar Kurulu Kararında, yıllık izinden düşülebilecek sürelerin tahdidi biçimde sayılmış olması karşısında, alt derece bir düzenleme olan Yönerge ile yıllık izinden düşülebilecek sürelerin genişletilerek saatlik (idari) iznin de bu sürelere eklenilmesine, normlar hiyerarşisi kuralı uyarınca hukuken imkân bulunmadığından, dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık görülmediğine yer verilmiştir.

Çarşamba, 01 Ekim 2014 13:01 tarihinde güncellendi
 
İL ZİYARETLERİMİZ DEVAM EDİYOR PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Cumartesi, 27 Eylül 2014 07:58

Türk İmar-Sen Genel Merkezi İl ziyaretleri gerçekleştirerek üyelerle ve teşkilatlarla bir araya gelmeye devam ediyor. Son olarak Genel Başkanımız Necati Alsancak ve Genel Başkan Yardımcımız Salih Demir Kırşehir, Aksaray Niğde ve Konya illerimize giderek üyelerimizin sıkıntılarını dinleyip teşkilat çalışması yaptılar. İdarecilerle görüşmeler gerçekleştirerek çalışanların sorunlarını aktardılar.

Cumartesi, 27 Eylül 2014 08:08 tarihinde güncellendi
 
TÜRK EĞİTİM-SEN ALANLARA İNİYOR. 24 EYLÜL'DE BİR GÜNLÜK İŞ BIRAKIYOR PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Pazartesi, 22 Eylül 2014 09:04

TÜRK İMAR-SEN OLARAK EĞİTİM CAMİASINDA YAŞANAN KIYMA TEPKİ OLARAK TÜRK EĞİTİM-SEN'İN GERÇEKLEŞTİRECEĞİ BİR GÜNLÜK İŞ BIRAKMA EYLEMİNİ DESTEKLİYORUZ

TÜRK EĞİTİM-SEN'İN KONU İLE İLGİLİ AÇIKLAMASI:

Türk Eğitim-Sen’in yönetici kıyımı ile ilgili mücadelesi aylardır sürdürmektedir. Sözde paralel yapıyı tasfiye etmek için okul müdürlerinden, müdür yardımcılarına ve müdür başyardımcılarına, il milli eğitim müdürlerinden ilçe milli eğitim müdürlerine, il milli eğitim müdür yardımcılarından MEB’de üst düzey yöneticilere kadar MEB’de neredeyse yönetici bırakmadılar.

   Çalışkan, başarılı, ödüllü, okulunu zirveye taşıyan okul müdürlerine sözde değerlendirmelerde düşük puanlar verilerek, onları görevlerinden aldılar ve küstürdüler. Bu kıyım furyasından süreç içerisinde toplamda 76 bin yönetici doğrudan etkilenecek.

       Bu kıyım, okullarda 4 yılını dolduran müdürlerle başladı, müdürlerin kendi ekiplerini oluşturması ile devam ediyor ve ilk defa ve yeniden müdür görevlendirmeleriyle son bulacak. Görev süresi uzatılacak müdürler belirlenirken, okul müdürlerine kendilerini hiç tanımayan görevinde vekâleten bulunan ilçe milli eğitim müdürleri ve sadece 2-3 aydır görevlerinde olan şube müdürleri tarafından düşük puanlar verildi. Mesai arkadaşları tarafından tam puan alan müdürlere, MEB yetkilileri tarafından düşük puanlar verilerek, onların görev süreleri uzatılmadı. MEB yetkilileri bu puanları sipariş listeler aracılığıyla verdi. Kısacası AKP ilçe teşkilatları ile el ele veren malum sendika; torpili, adam kayırmayı layıkıyla yerine getirdi. Üstelik puanlamalarda öyle trajikomik olaylar da yaşandı ki; ölen insanlara 100 puan verdiler, belediye başkan yardımcısına, kurum değiştirenlere, emekli olanlara 75 ve üzerinde puan verdiler, hatta geçici ilçe müdürleri bile kendilerine 100 tam puan verdi.

      Okullardaki son durum ne? Bazıları hariç okullarda müdürler hala göreve başlamadı. Okullarda bir başıboşluk, düzensizlik, ne yapılacağını bilememe durumu söz konusu. Müdürlerin kendi ekiplerini oluşturacağı da düşünüldüğünde, müdür başyardımcıları ve müdür yardımcıları diken üstünde. Çoğu müdür kendi istediği kişiyle çalışacak ve müdür yardımcılığı ve müdür başyardımcılığı kadrolarında da kayırmalar yaşanacak. İlk kez göreve atanacak müdürler ile ilgili de süreç başlıyor. Burada sözlü sınav belirleyici olacak. Yani yine adam kayırma, siyaset-sendika ilişkileri, kişiye özel muameleler ön planda olacak.

         Bilindiği gibi konu Anayasa Mahkemesi’ndedir. Anayasa Mahkemesi’nin bu talan, bu torpil, bu yandaşlığa bir an önce son verecek bir karar vermesi gereklidir. Şayet Anayasa Mahkemesi iptal etmezse, konuyu AİHM’ye kadar taşıyacağız.

     Öte yandan eğitimin sorunu sadece kadrolaşma değildir.  Eğitim çalışanlarının ekonomik ve sosyal hakları tırpanlanmaktadır. Gelir dağılımındaki adaletsizlik büyümektedir. Bu yıl ilk kez malum sendikanın masada pazarlık yapmaması nedeniyle çalışanlar enflasyon farkı alamamıştır, memurların aile ve çocuk yardımları, ek ödemeleri artırılmamıştır. 2014 ve 2015 yılları çalışanlar için kaybedilmiş yıllar olarak tarihe geçecektir. Eşit işe eşit ücret uygulamasında mağdur edilen, ücretlerine hiçbir şekilde zam yapılmayan akademisyenlerin mağduriyetleri sürmektedir. Bu ülkede kalkınmanın itici gücü olan akademisyenlerimiz aylardır zam sözünün yerine getirilmesini beklemektedir.

       HSYK seçimleri öncesinde hâkim ve savcılara 1155 TL zam yapılacağı bildirilmektedir. Öğretmenleri, eğitim çalışanlarını, akademisyenleri, üniversite çalışanlarını, diğer memurları, asgari ücretlileri, emeklileri görmeyenlerin, oy devşirmek uğruna hâkim ve savcıları görmesi nasıl bir adalettir?

       Öğretmenler ve eğitim çalışanlarının sosyal statüsü ve itibari giderek azalmaktadır.

     Özelleştirme mağduru 23 bin 4/C’li hala güvencesinden, özlük haklardan yoksun, düşük ücretlerle çalıştırılmaktadır. 4/C’liler hala kadro beklemektedir.

        Angarya bir olan nöbet uygulamasında 6 saat ek ders talebimize kulak tıkanmıştır.

     Üniversitelerde anti-demokratik uygulamalar üniversite çalışanlarını ve akademisyenleri bezdirmiştir. Üniversiteler katılımcılıktan uzak bir şekilde yönetilmektedir.

    Taşeronlaşma öylesine artmıştır ki, iktidar, adeta devlet memurluğu kavramını kaldırmaya ant içmiş bir görüntü içindedir.

      İşte tüm bu nedenlerden dolayı Türk Eğitim-Sen olarak tüm illerimizde 24 Eylül tarihinde bir günlük bırakma eylemi yapacağız. 24 Eylül’de ziller çalmayacak, okullar boşalacaktır. Sendikacılığın asgari standartlarına sahip bütün sendikaların destek vereceği bu eyleme tüm eğitim çalışanları sahip çıkacaktır.  

       Tarih birlikteliğinde anlaşan 24 Eylül günü bırakacak olan sendikalar, farklı alanlarda eylem yapacaktır. Bu kapsamda Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi’nin Ankara’da yapacağı eylem 24 Eylül tarihinde saat 12:00’da Milli Eğitim Bakanlığı önünde olacaktır.

       Bilinmelidir ki bırakma eylemi sendikal faaliyetler kapsamında demokratik bir haktır. Dolayısıyla ulusal ve uluslararası düzenlemeler, yargı kararları doğrultusunda; sendikanın aldığı karar uyarınca bırakma eylemine katılan sendika üyesi çalışanlara ceza verilemez. Dolayısıyla meslektaşlarımız korkmadan, çekinmeden, tehditlere boyun eğmeden bu eyleme katılmalıdır.

      Öte yandan velilerimize de şu çağrıyı yapmak istiyoruz: Sadece eğitim çalışanlarının değil, çocuklarımızın da geleceği tehdit altındadır. TEOG yerleştirmelerinde yapılan hatalar, öğretmen ve derslik açığı, ücretli öğretmenlerin derslere girmesi, birleştirilmiş sınıf uygulaması, okullarda ikili eğitim yapılması, eğitimin niteliğinin, kalitesinin azalması, kendi yağıyla kavrulan devlet okullarına ödenek ayrılmamasına rağmen özel okullara teşvik verilmesi; okulların liyakatten, bilgiden, tecrübeden yoksun insanlara teslim edilmesi Türk milli eğitimi için en tehlikeli hususlardır. Şundan emin olunmalıdır ki, biz daha iyi bir eğitim hizmeti verebilmek için sesimizi yükseltiyoruz. Bu nedenle 24 Eylül tarihinde çocuklarınızı okula göndermeyerek, bu eylemimize siz de destek verin. 24 Eylül’de öğretmenlerimizin, okul yöneticilerinin, eğitim çalışanlarının hak arama mücadelesine katkıda bulunun.

         Eyleme herkesin destek vermesini istiyoruz. Bu noktada eğitim çalışanlarının birlikteliği çok önemlidir. Unutulmamalıdır ki; eğer bir ve beraber olursak, sesimizi yüksek perdeden duyurursak, kenetlenirsek, sağlam bir irade ortaya koyarsak, o zaman yanlışlıklara, haksızlıklara, adaletsizliklere dur demek mümkün olabilecektir.

              Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Pazartesi, 22 Eylül 2014 09:13 tarihinde güncellendi
 
TORBA KANUN NE GETİRİYOR? PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Perşembe, 18 Eylül 2014 13:53

Taşeron çalışanlarına yeni haklar getireceği iddiasıyla yola çıkan, ancak taşeronlaşmayı yaygınlaştırıp daire başkanı ve üstü kadrolarda bulunan memurlarla asker ve polislerin güvencelerini zayıflatan ve prim affı getiren tasarı TBMM’de kabul edildi.

Birçok kanun ve kanun hükmünde kararnamede değişiklik içerdiği için kafa karışıklığı yaratan ve anlaşılmaz bir hal alan kanunu Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Merkezi inceleyerek, çalışanlar açısından getirdiği yenilikleri anlaşılır bir şekilde sıraladı.

İŞTE TORBA KANUNUN ÇALIŞMA HAYATINA GETİRECEĞİ YENİLİKLER

 

      1.      Asıl işin bölümlere ayrılarak taşeron çalıştırılması yasakken Tasarı ile asıl işin bir bölümünde taşeron          çalıştırılmasının önü açılmaktadır.

 

2.      Kamuda asıl işlerde de taşeron çalıştırılması yasal hale getirilmekte, devletin asli ve sürekli görevlerinin bölünmek suretiyle taşeronlara devredilmesi öngörülmektedir.

 

3.      Danışmanlık hizmetlerinin tamamı herhangi bir şart aranmaksızın taşeronlaşmaya açılmaktadır.

 

4.      2015 yılında üstlenilecek G-20 Dönem Başkanlığı gerekçe gösterilerek bu kapsamda yapılacak mal ve hizmet alımları ile yapım işleri 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu dışında tutulmaktadır.

 

5.     Belediyelerde çalışan personelin başka ve işyerlerine (İşyerlerinin aynı yerde olup olmadığına bakılmaksızın) gönderilebilmesi sağlanmaktadır.

 

6.      Yalnızca kamuda çalışan taşeron işçilere toplu sözleşme hakkı getirilmekte, özel sektördeki taşeron işçilerinin toplu sözleşme hakkı görmezden gelinmektedir.

 

7.      Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde Eğitim, Araştırma ve Geliştirme Merkezi Başkanlığı kurulmakta ve burada görev yapacak uzman personelin sözleşmeli olarak çalıştırılmasının yolu açılmaktadır.

 

8.      TÜİK’te 657 sayılı Kanunun 4. maddesinin C fıkrası uyarınca çalışan personele  18.11.2005 ile 01.10.2008 tarihleri arasında ödenen fazla çalışma ücretlerinin prime esas kazanca dahil edilmeyeceği dolayısıyla söz konusu ödemelerin 4/C’li personelin emekli maaşı hesaplamasına dahil edilmeyeceği hükme bağlanmaktadır.

 

9.      Soma’daki maden kazasında hayatını kaybeden madencilerin yakınlarına, prim gün sayısına bakılmaksızın aylık bağlanmaktadır.

 

10.  Özelleştirmeden dolayı akitleri feshedilen ve kamuda 657 sayılı Kanunun 4. maddesinin C fıkrası uyarınca çalışmaya başlayan personele emekli oluncaya kadar çalışma garantisi getirilmekte ancak diğer 4/C’li personel bu uygulamanın kapsamı dışında tutulmaktadır.

 

11.  Anayasa Mahkemesinin konu hakkında verdiği kararlara uygun olarak, aday memurların uyarma ve kınama cezaları almaları durumunda memuriyetle ilişkilerinin kesileceğine dair hüküm kaldırılmaktadır.  

 

12.  Türkiye İş Kurumu’nda görev yapan ve bir süre önce kadroya geçirilen İş ve Meslek Danışmanlarının kadroya geçmeleri nedeniyle düşen maaşlarının telafi edilmesi için özel hizmet tazminat oranları %150 olarak yükseltilmektedir

 

13.  Aile sağlığı merkezleri ve toplum sağlığı merkezlerinde nöbet uygulamasına geçilmesi nedeniyle burada çalışan sağlık personeli için nöbet karşılığında izin kullandırılmayan memurlar ile sözleşmeli personele, nöbet ücreti ödenmesi öngörülmektedir. Ancak aile sağlığı ve toplum sağlığı merkezlerinde ayda 60, diğer yerlerde ayda 130 saatten fazla tutulan nöbetler için ücret ödenmeyecektir. Yabancı uyruklu doktorlara da nöbet ücreti ödenmesi hükme bağlanmaktadır.

 

14.  İş yoğunluğu diğer mahkemelere göre daha fazla olan mahkemelerde görev yapan personelin en fazla %10’una aylık 50; yıllık toplam 300 saati geçmemek üzere fazla mesai ücreti ödenmesi öngörülmektedir.

 

15.  2014 yılı içinde 35.000 yeni öğretmen ataması yapılması hükme bağlanmaktadır.

 

16.  Öğretmenlerin hizmet sürelerine veya isteğe bağlı il içi veya il dışı yer değiştirmelerine ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirlenmesi öngörülmektedir. Aday öğretmenliğe atanmak için daha önce Bakanlık ve ÖSYM’nin tarafından yapılan sınavın Bakanlık veya ÖSYM tarafından yapılabileceği, aday öğretmenlerin öğretmenliğe atanması için yazılı ve sözlü sınav şartının yerine yazılı veya sözlü sınav şartı getirileceği belirtilmektedir.Bu şekilde, sınavların ÖSYM bünyesinden çıkartılarak yalnızca Bakanlık tarafından yapılabilmesinin önü açılmaktadır

 

17.  Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü çalışanları aleyhine başlatılacak rücu işlemlerine zaman aşımı getirilmekte, bu süre ödeme tarihinden itibaren 2 yıl, zarara yol açan işlem tarihinden itibaren 10 yıl olarak belirlenmektedir.

 

18.  Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yurt dışı teşkilatlarında görev yapan din hizmetleri koordinatörlerine diplomatik pasaport, 1. dereceden emekli olan belediye başkanlarına yeşil pasaport verilmesi öngörülmektedir.    

 

19.  Harcırah Kanununda yapılan değişiklik ile memuriyet mahalli tanımlanmaktadır. Buna göre “Memuriyet mahalli: Memur ve hizmetlinin asıl görevli olduğu veya ikametgâhının bulunduğu şehir ve kasabaların belediye sınırları içinde bulunan mahaller ile bu mahallerin dışında kalmakla birlikte yerleşim özellikleri bakımından bu şehir ve kasabaların devamı niteliğinde bulunup belediye hizmetlerinin götürüldüğü, büyükşehir belediyelerinin olduğu illerde ise il mülki sınırları içinde kalmak kaydıyla memur ve hizmetlinin asıl görevli olduğu veya ikametgâhının bulunduğu ilçe belediye sınırları içinde kalan ve yerleşim özellikleri bakımından bütünlük arz eden yerler ile belediye sınırları dışında kalmakla birlikte yerleşim özellikleri bakımından bu yerlerin devamı niteliğindeki mahaller ve kurumlarınca sağlanan taşıt araçları ile gidilip gelinebilen yerleri” olarak tanımlanmaktadır.

 

20.  Din İşleri Yüksek Kurulu üyeliğine atanacaklardan, yirmi dört adayı tespit etmekle görevli Aday Tespit Kurulu üyelerinin seçimine ilişkin hususlar yeniden düzenlenmektedir.

 

21.  Daire başkanı ve üstü unvanları ile sivil memurlar hariç kolluk kuvvetlerinin idarenin keyfi kararlarıyla işlerine son verilmesi, görevlerinin ve/veya görev yerlerinin değiştirilmesi yoluyla memurların güvencesi yok edilmekte, idarenin usulsüz işlemleriyle ilgili olarak alınacak yargı kararlarının 2 yıl boyunca uygulanmayacağı hükme bağlanmaktadır. Ayrıca iki yıl sonunda mahkeme kararını uygulamayan yönetici hakkında ceza soruşturulması açılması engellenmektedir.

 

22.  Başbakanlık’ta 380 adet Sektörel İzleme ve Değerlendirme Raportörü kadrosu ihdas edilmekte ve buların özlük hakları düzenlenmektedir.

 

23.  Özelleştirme nedeniyle araştırmacı kadrosuna atanan mimar, mühendis gibi kamu görevlilerinin istekleri halinde öğrenim durumları itibariyle ihraz etmiş oldukları unvanlara atanmaları sağlanmaktadır.

 

24.  Meralar yapılaşmaya açılmaktadır.

 

25. Gelir İdaresi Başkanlığı’nda grup başkanı, daire başkanı veya taşra teşkilatında vergi dairesi başkanı kadrolarında toplam en az üç yıl görev yapmış olanların, atama tarihi itibarıyla fiilen bu görevlerde bulunmaları şartıyla Devlet Gelir Uzmanı kadrosuna atanabilmeleri sağlanmaktadır.

 

26.  Nöbetçi memurluğu uygulanmasına ilişkin 711 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmaktadır. 

Perşembe, 18 Eylül 2014 13:58 tarihinde güncellendi
 
TAPUMUZU ALDIK, HAYIRLI OLSUN PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Perşembe, 18 Eylül 2014 13:43

Genel Merkezimizin tapu işlemleri tamamlanark yeni binamızın tapusunu aldık.  Tüm teşkilatımıza ve üyelirimize hayırlı olsun

 
GENEL BAŞKANIMIZ BU AKŞAM "SÖZ HAKKI"NDA PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Salı, 16 Eylül 2014 15:01

Genel Başkanımız Necati Alsancak bugün (16 Eylül Salı)  saat 19.00'da Bengü Türk TV'de  Gökhan Altunkaş'ın sunacağı söz hakkı programına katılacaktır. Genel Başkanımız programda yürürlüğe giren torba yasayı ve çalışanların sorunlarını değerlendirecektir

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 - 21

BAŞKANDAN

 


ETİK HABER

Memurun Yeri Haber

Faydalı Linkler

Kurumlarımız

 

Gazetemiz

Nisan 2010 Gazete