• Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Anasayfa Manşet Haberler
MANŞET HABERLER
AZİZ TÜRK MİLLETİNE PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Perşembe, 30 Ekim 2014 16:16

Cumhuriyetimizin 91. yılını gururla ama buruk bir şekilde kutluyoruz. Ne yazık ki bugün evlatlarımızı feda ederek, hayatlarımızdan vazgeçerek yaşatmaya çalıştığımız Devletimiz, birkaç soysuzun oyuncağı haline gelmiştir. Adına açılım denen ihanet sürecinin sonunda, ülkemizin bir bölümünde paralel bir devlet kurulmasına sessiz kalınmakta, bebek katillerine rezidanslar inşa edilmekte, sekretarya oluşturulmaktadır.

Terör örgütünün her isteği, bir kısım yetkili zevat tarafından emir telakki edilmekte, Devlet, terör örgütü önünde diz çöktürülmektedir. Aldığı tavizlerle iyiden iyiye azan terör örgütü, hain pusularına artık sokak ortası infazlarıyla devam etmektedir. Şanlıurfa'da PKK-PYD'li teröristlere, Hatay'da IŞİD'lilere kucak açılmakta, yaralıları hastanelerimizde tedavi edilmekte, sağlam olanları Diyarbakır'da, Hakkari'de sivil kıyafetli askerlerimizi sokak ortasında arkadan vurmaktadır.

Nitekim geçtiğimiz günlerde Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde 3, Diyarbakır'da da 1 yiğit evladımızı daha teröre ve açılıma kurban verdik. Bu yiğitlerimizin vatan toprağını şereflendiren mübarek kanı, ailelerinin yüzyıllar boyunca gururla taşıyacakları övünç madalyası olmuştur. Ama şehitlerimizin haberini dahi almamızı engellemek üzere, acımızı yaşamamıza bile izin vermek istemeyen, yayın yasağı getirerek milletimizin gözüne perde çekmeye çalışanların da ellerine bu fidanlarımızın kanı bulaşmıştır.

Şu anda Kobani tartışmaları çerçevesinde Türk Devleti Güneyde sözde Kürdistan'ın kurulmasına bizzat taşeronluk etmekte, Suriye'deki Kobani'nin Irak Bölgesel Kürt Yönetimi topraklarına katılması için destek vermektedir. Kobani'nin IŞİD'den temizlenmesi halinde Irak ve Suriye'deki sözde Kürt toprakları birleşmiş olacaktır. Birkaç gün önce bizzat Cumhurbaşkanı'nın "Bizim için PKK ne ise PYD'de de o'dur." ifadesine rağmen bugün PYD'li çapulcular sınırlarımızdan, PKK teröristlerinin sevgi gösterileri eşliğinde, kahraman edasıyla asker ve polis koruması altında Kobani'ye geçiş yapmaktadır. Başka bir ifade ile askerimize, polisimize kurşun sıkan, ülkemiz topraklarında bir devlet kurma amacını açık açık ifade eden hainler bizzat askerimiz, polisimiz tarafından korunmaktadır. İkinci Habur vakası olarak değerlendirilebilecek derecede vahim olan bu olayın tam da Cumhuriyetimizin kuruluşunun 91. yıldönümüne getirilmesi, bir anlamda Devletimize ve Cumhuriyetimize bir başkaldırı, bir meydan okumadır. Bir taraftan şehit askerimizin mektubunu okuyarak hamaset yoluyla milletimizin gözünü boyamaya çalışanlar, perde arkasında aynı askerimizin açılıma tepki gösteren babasına dava açıp, hapse mahkûm etmişlerdir. Bu çelişkiler yumağı, Türkiye'nin ciddiyetinin, ağırlığının, iradesinin ve değerlerinin yok edildiğinin en açık göstergesi olarak ortaya çıkmaktadır. Yetkililer bu duruma açıklık getirmeli, kendilerini bu çelişkiye ve adeta ihanete varan uygulamalara zorlayan durumu milletimizle paylaşmalıdır. Kimlere ne sözler verildiyse mutlaka açıklanmalı, sözde açılım sürecinin yol haritası tüm milletimize anlatılmalıdır.

Bilmem kaç gündür şehit cenazesi gelmiyor teraneleriyle milletimizi uyutmaya ve halkımızın hain planlara tepkisiz kalmasını sağlamaya çalışan bu zevat ve onların avaneleri, sözde akillerin ve toplum mühendisliğinin bizleri getirdiği nokta, şehit cenazelerine tepkisiz kalınması, KCK'nın kamu görevlilerimize dahi kimlik sormasına sessiz kalınması, askerlerimizin teröristlere karşı ellerinin kollarının bağlanması ve Ankara'da bir Güneydoğu Gazimizin kendini bilmez bir otobüs şoförü tarafından yumruklanmasına kadar gitmiştir. Üstelik bu hadsiz şoförün Gazimizi yumruklarken, "Benim için mi gazi oldun?" demesi, toplumumuza vatan müdafaasının kudsiyetinin ne denli unutturulduğunun resmidir.

Bizim için PKK'lı teröristler ne ise bu vatan için, birilerinin rahat ve güven içinde uyuması için sakat kalan, gençliğini, ömrünü feda eyleyen Gazimize "Benim için mi gazi oldun?" diyerek yumruk atan da odur. O yumruk, bu vatan için canını veren tüm şehitlerimize, tüm gazilerimize atılmıştır. Terörü, teröristi, bütün destekçilerini ve olup bitene şahsi çıkarı için sessiz kalanları lanetliyoruz. Allah hepsinin belasını versin. Bu hainler bilmelidir ki, her şeye ve herkese rağmen bu Devletin ayakta kalması için, bu milletin bir ve bütün olması için can vermeye can atan milyonlar vardır.

Bütün bu yaşananlara rağmen üç maymunu oynayıp, şehitlerimizin haberini görmezden gelerek, milletimizi bölünme sürecine psikolojik olarak hazırlama misyonuyla görev yapan tetikçi basın yayın kuruluşlarını da eğer varsa vicdanlarıyla baş başa bırakıyoruz.

Yine de bu ülkede benliğini kaybetmemiş, vicdanını cüzdanının arasında taşımayan duyarlı vatandaşlarımızın çoğunlukta olduğuna inanmak istiyoruz. Ülkemizde göz göre göre paralel bir devlet kurulduğunu görüp, sorgulayan vatandaşlarımızın çoğunlukta olduğuna inanmak istiyoruz. Kobani tartışmaları çerçevesinde bizzat Türkiye'ye Irak ve Suriye'de birleşik bir sözde Kürdistan kurdurulduğunu fark edenlerin çoğunlukta olduğuna inanmak istiyoruz.

Eğer milli hassasiyetlere sahip vatandaşlarımızın Devletimizin geleceği ile ilgili endişeleri varsa, mutlak surette üzerimize bir takım oyunlar oynanıyor demektir. Tarih boyunca kurduğumuz devletlerin yıkılış serüvenleri daima aynı olmuş, "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" anlayışı, kan, gözyaşı, acı, zulüm ve sefalet getirmiştir. Bu vatan, bu Devlet bizim en kıymetli varlığımızdır. Irak'ta, Suriye'de, Libya'da, Mısır'da bir kez daha görülmüştür ki, devleti olmayanın evi de, huzuru da, mutluluğu da, namusu da olmuyor. Bu bakımdan bizler, milletimizin sessizliğinin vurdumduymazlığından değil sabrından, erdeminden ve Devletimize güveninden kaynaklandığını düşünüyor, içimizdeki umudu daima canlı tutuyoruz.

TÜRKİYE KAMU-SEN GENEL MERKEZİ

 
AFAD GÖREV YAPAN ÖĞRETMENLER İÇİN TÜRKİYE KAMU-SEN'DEN BAŞVURU PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Perşembe, 30 Ekim 2014 16:09

AFAD'da görev yapan öğretmenlerin görevlendirmeleri ilgili yaşaıkları sıkıntılar ile ilgili AFAD Başkanlığı'na ve Başkanlığı'nın bağlı olduğu Başbakan Yardımcılığına bir başvuru yapıldı. Başvuruda öğretmenler varken eğitim için hizmet satın almanın yanlışlığına ve Öğretmenlerden faydalanılmaması ve onları kurumdan uzaklaştırmayı amaç edinen çalışmalara tepki gösterildi. bu problemlerin düzeltilmesi istendi.

Perşembe, 30 Ekim 2014 16:16 tarihinde güncellendi
 
DUALARIMIZ MADEN İŞÇİLERİMİZLE PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Perşembe, 30 Ekim 2014 07:03
Karaman'ın Ermenek ilçesinde bulunan madende yaşanan su baskını sonucu 18 madencimiz  yer altında mahsur durumdadır.
 
Bütün dualarımız ve temennimiz madenden gelecek olan mutlu bir haberin tüm milletimize ulaşması yönündedir.
 
Daha acısını unutamadığımız, 301 canımızı yitirdiğimiz Soma faciasının ardından böyle bir acı bizi millet olarak bir kez daha üzüntüye boğmuştur.
 
Avrupa'da birinci, Dünyada 3. Sırada olduğumuz kazalarında karnemiz ne yazık ki alınamayan tedbirler neticesinde bir türlü düzelememektedir.
 
"Bu işin fıtratında var" diyerek yaşanan bu acılar normal olaylarmış gibi gösterilemez. Artık yaşanan bu olaylardan ders çıkarılmalı ve ivedi şekilde tedbirler alınmalıdır.
 
Türk İmar-Sen olarak madende bulunan işçilerimizin bir an önce sağlıkla kurtarılmasını yüce Allah'tan diliyor, aileleri, yakınları ve tüm Türk milletine geçmiş olsun dileklerimi sunuyoruz.
 
Arama kurtarma çalışmalarında yoğun bir çalışma gösteren AFAD ekiplerine kolaylıklar dileriz.
Perşembe, 30 Ekim 2014 09:04 tarihinde güncellendi
 
EK ZAM İÇİN MECLİS KAPISINA DAYANDIK PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 29 Ekim 2014 06:54

Toplu sözleşme görüşmelerinde memurun ve emeklinin hakkını 3 oturumda masada bırakıp memuru satanlardan, enflasyon farkını unutanlardan, kamu çalışanlarını enflasyona ezdirmiyoruz diyenlerden, Hakime, Savcıya verip memura çok görenlerden hesap sormak için TBMM Dikmen kapısında ve zamanlı olarak tüm illerimizde “EK ZAM”istedik.

 

Yoğun katılımın olduğu eylemimizde bir konuşma yapan Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk sözlerine, geçtiğimiz günlerde Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde sokak ortasında haince şehit edilen askerlerimiz ve tüm şehitlerimizi anarak başlarken, eylemimize katılan herkesi üç yiğit şehidimiz başta olmak üzere, tüm şehitlerimizin aziz hatıraları için saygı duruşu ve ruhları için Fatiha okumaya davet etti. Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Hazım Zeki Sergi'nin okuduğu Kuran tilavetinin ardından eller semaya tüm şehitlerimiz için kalktı.

KONCUK: ŞEHİTLERİMİZE ALLAH’TAN RAHMET DİLİYORUM

 

Koncuk,“ Öncelikle tüm milletimizin Cumhuriyet Bayramını kutluyor, bizlere bu vatanı ve bu Devleti hediye eden ecdadımızı rahmet ve minnetle anıyorum. Bizler bu Devleti, bu Cumhuriyeti sokakta bulmadık. Bir bebek büyütür gibi, bir evlat yetiştirir gibi canımız pahasına koruduk, gözettik ve 91 yaşına getirdik.

 

Ne yazık ki bugün, evlatlarımızı feda ederek, hayatlarımızdan vazgeçerek yaşatmaya çalıştığımız Devletimiz, adına açılım denen bir ihanet projesi çerçevesinde soysuzların oyuncağı haline getirilmiştir.

 

Aldığı tavizlerle iyiden iyiye azan terör örgütü, hain pusularına sokak ortası infazlarıyla devam etmektedir. Nitekim geçtiğimiz gün Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde 3 yiğit evladımızı daha teröre ve açılıma kurban verdik.

 

Başta geçtiğimiz gün şehit olan 3 gencimiz olmak üzere, bu topraklar için toprağa düşen tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, aziz milletimize başsağlığı diliyorum.

 

Terörü, teröristi, ve dış bütün destekçilerini ve olup bitene şahsi çıkarları için sessiz kalanları lanetliyor, şiddetle protesto ediyorum. Allah hepsinin belasını versin.

 

Kıymetli basın mensupları, değerli arkadaşlarım, sizlerden Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde hain pusuya kurban giden ve sessiz sedasız vatanın bağrına yol alan üç yiğit evladımız başta olmak üzere, tüm şehitlerimizin aziz hatıraları için hiç olmazsa bir dakika saygı duruşuna ve ardından Fatiha okumaya davet ediyorum.” dedi.


 

KONCUK: BUNLARIN ADI OLSA OLSA “MEMNUN-SEN” OLUR

 

Kanuna göre 30 gün sürmesi gereken toplu sözleşme sürecinin yetkili konfederasyon tarafından 7 günde, 2 toplantı sonunda anlaşmayla  sonuçlandırıldığını hatırlatan Genel Başkan İsmail Koncuk“tüm bunlara rağmen toplu ihanete imza atan konfederasyon hala durumdan son derece memnun, çıkıp “Memur maaşı eridi” dahi diyemiyorlar, bunların adı artık olsa olsa “MEMNUN-SEN”olur dedi. Koncuk, “ Yaşanan son ekonomik gelişmelerle birlikte 2,6 milyon kamu görevlisi ve 1,9 milyon emeklinin çileli geçim mücadelesi tam bir ekonomik savaşa dönmüş durumdadırMemurlarımız 9 aydır, toplu sözleşme görüşmelerinde uğradığı ihanetin bedelini ödemektedir.

 

Bilindiği gibi iktidar ve malum konfederasyon birliği ile memurlar 123 TL, emekliler ise 140 TL zamma mahkûm edildiler.   2014 ve 2015 yılı maaş zamlarının belirlendiği toplu sözleşme görüşmelerinde sözde yetkili konfederasyon, memurları masada yüz üstü bıraktı.

 

Kanuna göre 30 gün sürmesi gereken toplu sözleşme süreci 7 günde, 2 toplantı sonunda anlaşmayla sonuçlandırıldıToplu sözleşme sonunda kamu görevlilerinin hakkı olan enflasyon farkı ödemesi gasp edildi, yok sayıldı; memurlar kaderine terk edildi.

 

Bütçede memurlara ayrılan kaynağın 2,97 milyar TL’si Hükümete peşkeş çekildi ve masada bırakıldı. Maaşlara yansıyan 123 TL’lik net artış, tarihi başarı olarak yutturulmaya çalışıldı.

 

Halbuki 123 liralık zam aslında toplu sözleşme görüşmelerinde Hükümetin ilk teklifi olan %3+%3 maaş zammından bile daha düşük bir zam demekti.  123 TL en düşük memur maaşına %6,6; ortalama memur maaşına %5,2 artış anlamına geliyor

 

Ayrıca, enflasyon farkı unutuldu; ek ders ücretleri, nöbet ücretleri, ek ödemeler, aile yardımı, çocuk parası, özel hizmet tazminatı, fazla mesai ücretleri de artmadı. Hal böyle olunca, memur maaşları Hükümetin ilk teklifinin bile altında kaldı, memurların aylık zararı ortalama 200 lirayı aştı.

 

Ne yazık ki bu eziyet 2014 yılıyla da sınırlı değil. 2015 için de %3+%3 zam kabul edildi. Bütün bu yaşananlara rağmen toplu ihanete imza atan konfederasyon hala durumdan son derece memnun.

 

Allah için çıkıp bir açıklama dahi yapamıyor. “Memur maaşı eridi” diyemiyor

 

Hala elindeki ihanet hançeriyle memuru sırtından vurmak için gün sayıyor

 

Malum konfederasyon o zaman “Tarihi toplu sözleşme imzaladık.” dediğinde inanmamıştık.

 

Meğer doğruymuş: Tarih, böyle bir rezalet, böyle bir ihanet görmedi

 

Tarihte hiçbir sendika, işverenin teklifinden daha düşük zam istemedi.

 

Bunun adına ne sarı sendikacılık, ne de memuriyet sendikacılığı denir.

 

Bunun adı olsa olsa memnuniyet sendikacılığı, bu sendikanın adı da Memnun-Sen olur.” dedi.

 

KONCUK: YANDAŞLAR MEMURUN KARŞISINA NASIL ÇIKACAK, YÜZÜNE NASIL BAKACAK?

 

“9 ay içinde bir ailenin zorunlu harcamaları 363 lira artmışken, 123 lira zamma “Evet” diyenler, memurun karşısına ne yüzle çıkacaklar?” diye soran Genel Başkanımız İsmail Koncuk, kamu çalışanlarının artık gerçekleri gördüğünü söyledi. Koncuk, “Yaşanan ekonomik gelişmeler üzerine enflasyon farkı ödenmesi yolundaki tüm girişimlerimiz “Toplu sözleşme hükümlerinin dışına çıkamayız” gerekçesiyle geri çevrildi

 

9 aylık enflasyon %6,43 oldu. Doğalgaza, elektriğe, suya %9 zam yapıldı. Gıda fiyatları son 9 ayda %11 artarken, et ve ekmek %11, ulaşım %20, meyve %38 zamlandı. Ailenin zorunlu harcamaları 9 ay içinde tam 363 lira yükseldi.

 

2014 yılı enflasyon hedefi %5,3’ten %9,4’e çıkarıldı. %5,3 enflasyon hedefine göre maaş zammı verilen memurlar, %9,4 enflasyona mahkûm edildi.

 

Biz, Türkiye Kamu-Sen olarak 2013 Ağustos ayından beri, gerçekleri dile getirdik, imzalanan toplu sözleşmenin defolu olduğunu, memurların haklarının gasp edildiğini ifade ettik.

 

Memnun konfederasyon ise 123 lirayı anlata anlata bitiremedi.

 

Bugün, memurlar gerçekleri gördüler

 

Takke düştü, kel göründü. Akla kara açığa çıktı.

 

Türkiye Kamu-Sen dün de meydanlardaydı; bugün de meydanlarda…

 

Dün ne dediyse, bugün de aynısını söylüyor.

 

Memurların haklarını masa başı oyunlarıyla budayan memnun konfederasyon ve yetkililer, bugün neredeler? Şimdi tatlı su demokratları ile hormonlu sendikalar, gerçekler karşısında saklanacak delik arıyorlar.

 

Memuru unutup, yolsuzluğa, hırsızlığa destek verenler, bugün memurun karşısına ne yüzle çıkacaklar?9 ay içinde ailenin zorunlu harcamaları 363 lira artmışken, 123 lira zamma “Evet” diyenler, memurun karşısına ne yüzle çıkacaklar?

 

Hizmetlileri yok sayanlar, TÜİK çalışanı dahil tüm 4/C’lilere; vekil ebe, hemşire, imam ve aile sağlığı elemanlarına üvey evlat muamelesi yapıp kadroya geçirmeyenleröğretmeni, sağlık çalışanını, maliyeciyi, adliye çalışanını unutanlar,

 

Postacıya, ormancıya, belediye çalışanına, diyanet çalışanına kör bakanlar,

 

Emeklileri, ek gösterge sorunlarını, ek ödeme sorunlarını, fazla mesaileri, döner sermayeleri bir kenara bırakıp, 2 gün içinde memuru masada satıp kaçanlar, bugün memurun karşısına ne yüzle çıkacaklar?

 

Kış soğuğunun bastırdığı günlerde oduna, kömüre, doğalgaza gelen zamları bile karşılamayan maaş artışına imza atan, bir eli yağda, bir eli balda yandaşlar, soğuktan donan memurun karşısına ne yüzle çıkacaklar?” dedi.

 

KONCUK: MEMURLA MAAŞ PAZARLIĞI YAPMAKTAN KAÇAMAZSINIZ

 

Enflasyon farkının memurun eriyen maaşını  kurtarmaya yetmeyeceğini belirten Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, “kamu çalışanlarının kayıplarının telafisi içinyüzde 12 EK ZAM istiyoruzdedi. Koncuk, “Bize toplu sözleşmenin dışına çıkamayız diyenler, toplu sözleşme dışında hâkim ve savcıların maaşlarına 1155 TL, akademik personele de 725 ile 835 lira arasında zam yapılmasına karar verdiler

 

Hâkim ve savcılarımızın, bilim adamlarımızın maaşlarının yükseltilmesi elbette hepimizin isteğidir.

 

Akademisyenlerimizin yıllardır ihmal edildiğini her zaman söyledik. Yapılacak zamdan da büyük memnuniyet duyuyoruz. Ama bizim talebimiz, bütün memurların ve emeklilerin sorunlarının çözülmesi yönündedir.

 

Memurların özellikle 2014 yılında yaşadıkları ekonomik hak kayıplarının ele alınıp değerlendirilmesi gerekirken, yalnızca bir kesimin sorunlarına eğilmek, doğru bir yaklaşım değildir.

 

Demek ki istenildiğinde toplu sözleşme hükümlerinin dışına çıkılabilmektedir.

 

Enflasyon hedefini %5,3’den %9,4’e yükselttiniz.

 

Memurları ve emeklileri bir kalemde açlığa mahkûm ettiniz.

 

Harcamalar 363 lira artarken maaşlara 123 lira zam yaptınız.

 

Bu arada belli kesimlere de 725 lira ile 1155 lira arasında zam yapıp, diğerlerini unuttunuz.

 

Siz hala kendinize adil mi diyorsunuz?  

 

Ekonomik planlarda yapılan değişiklikler ve artan fiyatlar dikkate alındığında, memurların aylık 240 lira zararda olduğu görülmektedir.

 

Memurun yalnızca 2014 zararı yüzde 12 olmuştur

 

Artık enflasyon farkı da memurların eriyen maaşlarını kurtarmaya yetmemektedir.

 

O halde 2014 ve 2015 yıllarını kurtarmak için memur ve emeklilerimize yüzde 12 ek zam yapılması zorunlu hale gelmiştir

Hâkime, savcıya, akademisyene veriliyorsa, diğer memurlara ve emeklilere neden verilmesin?

 

Üstelik onlara verilen kadar da istemiyoruz.

 

Yüzde 12 artışın anlamı, aile ve çocuk parası hariç en düşük dereceli memura 201 lira, ortalama memur maaşına ise 262 lira zam demektir.

 

Biz de eriyen maaşların telafisi için,

 

Artmayan nöbet ücretleri, fazla mesai ödemeleri, ek ders ücretleri, ek ödemeler, özel hizmet tazminatları, sosyal yardımlar nedeniyle oluşan mağduriyetlerin giderilmesi için,

 

4/C’lilere, yardımcı hizmetlilere verilen sözlerin tutulması için,  

 

Belli kesimlere verilecek maaş zammının, bütün memurları kapsayacak şekilde genişletilmesi için,

 

Kamu görevlilerinin dağ gibi biriken ekonomik sorunlarının çözülmesi için;

 

YÜZDE 12 EK ZAM istiyoruz.

 

Bu ihmal, bu adaletsizlik ve Memnun-Sen’in yaptığı bu ihanet, 91. yılını kutladığımız Cumhuriyetimizin niteliklerine ve ilkelerine uymamaktadır.

 

Tüm kamu görevlilerinin ekonomik sorununu çözecek bir çalışma yapılması için iktidarın kaçacak yeri, geçerli bir mazereti yoktur.

 

Cumhurbaşkanlığının bütçesini iki katına çıkarıyor, %100 zam yapıyorsunuz.

 

Atatürk’ün emaneti Orman Çiftliğini talan edip, milyarlarca liraya saray yapıyorsunuz.

 

Milletvekili maaşlarına tam 1000 lira zam yapıyorsunuz.  

 

PKK’yla terör pazarlığı yapıyorsunuz.

 

Apo’yla ihanet pazarlığı yapıyorsunuz.

 

IŞİD’le rehine pazarlığı yapıyorsunuz.

 

PYD’yle yardım pazarlığı yapıyorsunuz.

 

Memurla maaş pazarlığı yapmaktan kaçamazsınız.” dedi.

KONCUK: BU MEYDANLARI BOŞ BIRAKMAYACAĞIZ

Eylemimizin ardından Genel Başkanımız İsmail Koncuk başta olmak üzere tüm katılımcılar hep birlikte TBMM kavşağına kadar yürüyüşe geçerken, polis barikatıyla karşılaştı. Bunun üzerine eylemimize katılanlar, "Memura değil pkk'ya barikat, Ne Mutlu Türküm Diyene, Vatan Sana Canım Feda" sloganlarıyla durumu protesto ettiler. Güvenlik güçlerinin geri çekilmesiyle yaşanan gerilim son buldu. Genel İsmail Koncuk, "Biz Türkiye Kamu-Sen olarak elbette ülkemizin iyi yönetilmemesine, taşların bağlanıp köpeklerin serbest bırakılmasına itiraz ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz. Biz Cumhuriyetimizi kurmak için binlerce şehit verdik, elbette susmayacağız, meydanı boş bırakmayacağız, gerekirse daha sert eylemlerde yapacağız. Emniyet teşkilatımıza teşekkür ediyor, hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum" dedi.

 

TBMM Dikmen kapısında düzenlediğimiz eylemimize MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, Türkav Başkanı Sinan Yüksel, Türkiye Kamu-Sen Genel Sekreteri ve Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Türkiye Kamu-Sen Genel Teşkilatlandırma Sekreteri ve Türk Büro-Sen Genel Başkanı Fahrettin Yokuş, Türkiye Kamu-Sen Genel Mali Sekreteri ve Türk Yerel Hizmet-Sen Genel Başkanı İlhan Koyuncu, Türkiye Kamu-Sen Genel Eğitim Sekreteri ve Türk Diyanet Vakıf-Sen Genel Başkanı Hazım Zeki Sergi, Türkiye Kamu-Sen Genel Toplu Sözleşme Sekreteri ve Türk İmar-Sen Genel Başkanı Necati Alsancak, Türkiye Kamu-Sen Genel Mevzuat Sekreteri ve Türk Enerji-Sen Genel Başkanı Mehmet Özer, Türkiye Kamu-Sen Genel Basın Sekreteri ve Türk Haber-Sen Genel Başkanı Sedat Yılmaz, Türkiye Kamu-Sen Genel Dış İlişkiler Sekreteri ve Türk Tarım Orman-Sen Genel Başkanı Ahmet Demirci, Türkiye Kamu-Sen Genel Sosyal İşler Sekreteri ve Türk Ulaşım-Sen Genel Başkanı Şerafeddin Deniz, Türk Kültür Sanat-Sen Genel Başkanı Hasan Hüseyin YılmazTürk Emekli-Sen Genel Başkanı Osman Özdemir, Genel Merkez Yöneticilerimiz, Şube Başkanlarımız, çok sayıda kamu görevlisi ve vatandaşlar katıldı.

Perşembe, 30 Ekim 2014 07:01 tarihinde güncellendi
 
29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN. PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 29 Ekim 2014 06:51

Cumhuriyetimizin 91’inci yıldönümünde gururluyuz, mutluyuz. Ulu Önder Atatürk’ün bize bıraktığı mirası, en güzel şekilde bu ülkenin aydınlık yarınlarını kuracak olan gelecek nesillere teslim etmek istiyoruz.

Cumhuriyetin ilanı hiç de kolay olmadı, bugünler bize altın tepside sunulmadı. Bu ülkenin her yapı harcında ecdadımızın kanı var, cephede ölümüne kazanılan savaşların derin izleri var. Mermiden değil; ayak bastığı, suyunu içtiği, ekmeğini yediği, özgürce nefes aldığı vatanını kaybetmekten korkan, kahramanlıkları ile adeta dünyayı titreten ecdadımızın torunları olarak Cumhuriyetimizi ilelebet yaşatmak bizlerin en büyük sorumluluğudur.

Üzülerek şahit oluyoruz ki, ülkemiz çok sıkıntılı günlerden geçmektedir. Sözde çözüm süreciyle birlikte, devletimizin belli bölgelerde acziyet içerisine düşürüldüğü görülmektedir. PKK terör örgütü adeta jandarmalığa soyunmuş, yol keserek kimlik kontrolü yapmaktadır. Eğitim yuvalarımız yakılıp yakılmakta, öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz korkutulmaya, sindirilmeye çalışılmakta, eğitim-öğretim sekteye uğratılmaktadır. Kutsalımız, namusumuz, kıymetlimiz olan bayrağımız direklerden indirilmektedir. Atatürk büstlerine saldırılar yapılmakta, Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Önder Atatürk’ün nezdinde Cumhuriyetimizin bütün değerlerine, aziz hatırasına zarar verilmektedir. Son olarak Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde üç askerimiz, üç fidanımız PKK tarafından kalleşçe şehit edilmiş, yine ocaklar yangın yerine dönmüştür. İhanet sürecini çözüm süreci diye milletimize yutturmaya çalışanların, çözüm sürecine canını ortaya koyduğunu söyleyenlerin, teröristlerle kapalı devre pazarlık yapanların hiç mi yüreklerinde sızı yoktur?

Türkiye bir yanda PKK terör örgütü ile mücadele ederken, diğer yanda IŞİD terör örgütünün tehditleri ile muhatap olmaktadır. Yüce dinimizi kendi alçak eylemlerine alet eden ve insanlık dışı eylemler yapan bu terör örgütünü bir kez daha kınıyoruz. Bilindiği gibi bu örgüt “Türkiye’de uyuyan hücrelerimiz var” diyerek, ülkemizi çok açık bir şekilde tehdit etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu tehditlere ciddiyetle yaklaşmalı ve gerekli tedbirleri almalıdır.

Öte yandan IŞİD terör örgütüyle mücadeleyi bahane ederek Türkiye’yi farklı mecralara çekmeye çabalayan ve günlerce sokakları mesken tutan PKK terör örgütü ve yandaşları da toplumun huzuruna kast etmiş, milletimizin birlik ve bekasını hedef almışsokakları savaş alanına çevirmiş, halkın güvenliğini tehdit etmiştir. Sözde çözüm süreci ile birlikte PKK terör örgütüne öylesine yüz verilmiştir ki, bugün bu çetelerin yaptığı hain eylem ve saldırıların engellenmesi için gerekli tedbirlerden bile kaçınılır olunmuştur. Bebek katili Öcalan ile terör örgütünün uzantısı olan bir siyasi partinin görüşmeleri, terörist başının mesajlarının kamuoyuna duyurulması, sözde çözüm süreci ile ilgili umutlarını dile getirmesi ise Türkiye’nin geldiği noktayı net bir şekilde ortaya koymaktadır. Türk milletine; teröristlerin böylesine muhatap alındığı, ağızlarından çıkan sözlere ciddiyetle yaklaşıldığı, teröristlerle pazarlık masasına oturulduğu, terörist başına cezaevi şartları içinde sekreterya tahsis edilmesinin söz konusu olduğu, bu talebin ülkeyi yönetenler tarafından makul karşılandığı bir Türkiye mi layık görülmektedir?

Öte yandan insanlarımızı öldüren, kundaktaki bebekleri hunharca katleden, milletimizi bölmeye çalışan, topraklarımız üzerinden ayrılık planları yapan, askerimizi, öğretmenimizi, memurumuzu kaçıran PKK terör örgütünün, Türkiye’yi Suriye’de kendi can güvenliklerini sağlamaya zorlaması ne kadar da düşündürücüdür.

İşin enteresan yanı peşmergelerin Türkiye üzerinden Ayn El Arab’a geçişine izin verilmekte, ABD de bunu memnuniyetle karşıladığını bildirmektedir. Bunun yanı sıra ülkeyi yönetenler peşmerge için “Irak ordusunun askeri” diyebilmiştir. Peşmerge ne zamandan beri bir ülke ordusunun askeri haline gelmiştir? Ortada nasıl bir pazarlık söz konusudur? Bu nasıl bir kirli ilişkidir?

Cumhuriyetin özünü kavrayamayanların, Atatürk’ün ilke ve inkılaplarının değerini bilmeyenlerin bugün ülkemizi getirdiği nokta ortadadır. Oysa Cumhuriyet demek; iktidarın mutlak egemenliği değil, halkın egemenliği demektir. Cumhuriyet demek; bağımsızlık, demokrasi, aydınlanma, çağdaşlaşma demektir. Cumhuriyet demek; milleti baş tacı etmek, insanlarımızın her türlü can, mal güvenliğini sağlamak, huzurunu tesis etmek, güvenliğine yönelik her türlü tedbiri almak demektir. Cumhuriyet demek; bu milleti kökleriyle bir ve diri tutmak, topraklarımızın bütünlüğünü ne pahasına olursa olsun korumak demektir.

            Bu noktada ülkeyi yönetenlerin asli görevi; Türk milletinin hassasiyetlerini,  değerlerini ön planda tutmak, uluslararası güçlerin direktiflerine uymak yerine, milletimizin birlik ve dirliğini tesis etmeye yönelik adımlar atmak, Cumhuriyetimizi koruma bilinci ile hareket etmek, terör örgütlerine karşı tavizsiz bir duruş sergilemektir. Hiçbir güç bizleri ayrıştırmaya, bölük pörçük olmamıza, toz tanesi haline getirmeye yetmeyecektir. Ulu Önder Atatürk’ün ve ecdadımızın mirası olan bu ülkede bizler bir ve beraber, tek yumruk olarak yolumuza devam edeceğiz.

            Bu vesileyle 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı en içten dileklerimizle kutluyor; bu ülkeyi bizlere vatan yapan Ulu Önder Atatürk, silah arkadaşları ve tüm şehitlerimizi bir kez daha minnet ve rahmetle anıyoruz.

           

            Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 
ÇANAKKALE ZAFERİNİN 100. YILI DOLAYISIYLA RESİM VE ŞİİR YARIŞMASI PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Pazartesi, 27 Ekim 2014 08:45

Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi tarafından şanlı tarihimizin ve binlerce yıllık köklü geçmişimizin birikimlerinden oluşan kültürel değerlerimizin doğru bir şekilde öğretilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla, Çanakkale Zaferi’nin 100. yılı vesilesiyle resim ve şiir yazma yarışması düzenlenmiştir.

TÜRK EĞİTİM-SEN RESİM YARIŞMASI

YARIŞMANIN ADIYÜZ YILLIK DESTAN ÇANAKKALE

YARIŞMANIN KONUSU: 100. YILINDA ÇANAKKALE ZAFERİ’NİN HİSSETTİRDİKLERİ VE MİLLİ EGEMENLİK

YARIŞMANIN AMACI: Tarihi ve kültürel değerlerimize sahip çıkarak milli birlik ve beraberliğimizi sağlamak, geleceğimizin mirasçıları gençlerimize Türk tarihinin tanıtılmasını sağlamak, Çanakkale şehitlerimizin fedakârlıkları hususunda farkındalık oluşturulmak, tarih bilinci ile birlikte değerlerimizi kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlamak veresim sanatıyla ilgilenen üyelerimizi teşvik ederek eserlerini tanıtmak, Türk resim sanatına katkıda bulunmaktır.

YARIŞMANIN ŞARTLARI:

  • Yarışmaya Türkiye Kamu Sen’e bağlı sendikaların üyeleri katılabilirler.
  • Yarışmaya Seçici Kurul üyeleri ve birinci derece yakınları katılamazlar
  • Yarışmaya, daha önce hiç sergilenmemiş ve herhangi bir yarışmada ödül almamış en fazla üç (3) eserle katılmak mümkündür.
  • Yarışmacılar, kendi tarzlarına uygun yağlıboya-akrilik ve benzeri tekniklerle yapacakları eserlerle yarışmaya katılacaklardır.
  • Yarışmaya verilecek eserlerin kısa kenarı 80 cm’den az, uzun kenarı 100 cm’den fazla olmayacaktır.
  • Yarışmaya katılan eserlerin arka yüzünde en fazla 5 (beş) harf ve 3(üç) rakamdan oluşan bir rumuz ve eserin adı yazılacaktır.
  • Yarışmaya verilen eserlerin ön ve arka yüzünde kesinlikle imza, ad ve herhangi bir işaret olmayacak, sadece rumuz yazılacaktır.
  • Yarışmaya katılanların eserleri için kullandığı RUMUZ, ESERİN ADI, YARIŞMACININ ADI-SOYADI, ŞUBE ADI, ÖZGEÇMİŞİ, ADRES ve TELEFONLARININ ayrı bir kapalı zarfta bulunması gerekmektedir.
  • Eserler sergilenmeye hazır durumda teslim edilecektir.

·        Yarışmaya katılan eserlerden uygun görülenler, ek bir telif hakkı iznine gerek kalmaksızın bir kitapta toplanacaktır.

·        Yarışmada dereceye giren eserler geri verilmez ve tüm telif hakları Türk Eğitim-Sen’e ait olur.

  • Şartnamelerde belirtilmeyen hususlarda ve tereddüt halinde Seçici Kurul kararları geçerlidir.

TESLİM SÜRESİ

  • Yarışmaya katılacakların eserlerini ve kapalı zarflarını en son 06 Şubat 2015 Cuma günü saat 17:00’ye kadar Türk Eğitim Sen Şube Başkanlıklarına teslim etmeleri gerekmektedir.
  • Şubelerin teslim aldıkları eserleri kapalı zarflarla beraber en son 10 Şubat 2015 Salı günü saat 17:00’ye kadar “Talatpaşa Bulvarı 160/6 Cebeci-Çankaya/ANKARA” adresindeki Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi Genel Eğitim ve Sosyal işler Sekreterliğine elden veya kargo yoluyla teslim etmeleri gerekmektedir.

SEÇİCİ KURUL

  • Doç. Birsen ÇEKEN- Gazi Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi, Öğretim Üyesi
  • Doç. Dr. Gültekin AKENGİN- Gazi Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi, Öğretim Üyesi
  • Yrd. Doç. Dr. Mithat YILMAZ- Gazi Üniversitesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi, Öğretim Üyesi     
  •  (Seçici Kurul üyelerinin isimleri alfabetik sıraya göre yazılmıştır)                                                     

DEĞERLENDİRME

  • Seçici Kurul 14 Şubat 2015 Cumartesi günü saat 10:00’da Genel Merkez binamızda çalışmalarına başlayacak, sergilenmeye ve ödüle değer eserleri belirleyecektir.

ÖDÜLLER

  • Birincilik ödülü altı adet Cumhuriyet altını, ikincilik ödülü dört adet Cumhuriyet altını, üçüncülük ödülü iki adet Cumhuriyet altını.
  • Yarışmada ödül alan eserler Türk Eğitim-Sen’de kalacaktır.
  • Ödüller, katılan sanatçılara ödül töreniyle verilecektir.
  • Ödül alan ve sergilemeye değer görülen eserler sergilenecektir. Ödül töreni ile serginin, tarihi ve yeri daha sonra sendikamızca duyurulacaktır.  

 

TÜRK EĞİTİM-SEN ŞİİR YAZMA YARIŞMASI

YARIŞMANIN ADIYÜZ YILLIK DESTAN ÇANAKKALE

YARIŞMANIN KONUSU100. YILINDA ÇANAKKALE ZAFERİ’NİN HİSSETTİRDİKLERİ VE MİLLİ EGEMENLİK

YARIŞMANIN AMACITarihi ve kültürel değerlerimize sahip çıkarak milli birlik ve beraberliğimize katkı sağlamak, geleceğimizin mimarı gençlerimize Türk tarihinin tanıtılmasını sağlamak, Çanakkale şehitlerimizin fedakârlıkları hususunda farkındalık oluşturmak, değerlerimizin kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlamak ve Türk Edebiyatı’na her zaman hizmet etmeyi ideal edinmiş üyelerimizin kalem ürünlerinin kamuya yansımasına destek olmak, yeni eserlerin kazandırılmasına katkı sağlamak, şiirin insan duygu ve düşüncelerini yansıtıp zenginleştirmedeki işlevini sergilemek adına teşvikçi olmaktır.

ŞARTLAR

  • Yarışmaya Türkiye Kamu Sen’e bağlı sendikaların üyeleri katılabilirler.
  • Yarışmaya Seçici Kurul üyeleri ve birinci derece yakınları katılamazlar.
  • Şiirler aruz, hece ya da serbest vezinli olabilir.
  • Şiirler daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış ve herhangi bir yarışmaya katılmamış olmalıdır.
  • Yarışmaya en fazla üç (3) şiirle katılmak mümkündür.
  • Şiir metninin ön ve arka yüzünde kesinlikle imza, ad ve herhangi bir işaret bulunmayacak, sadece rumuz yazılacaktır.
  • Yarışmaya katılan eserlerin arka yüzünde en fazla 5 (beş) harf ve 3 (üç) rakamdan oluşan bir rumuz kullanılacaktır. Yarışmaya katılanların eserleri için kullandığı RUMUZ, ESERİN ADI, YARIŞMACININ ADI-SOYADI, ÖZGEÇMİŞİ, ŞUBE ADI, ADRES ve TELEFONLARININ ayrı bir kapalı zarfta bulunması gerekmektedir.
  • Yarışmaya gönderilecek şiirler 6 nüsha hazırlanacaktır.
  • Yarışmaya katılan bütün şiirlerin telif hakkı Türk Eğitim-Sen’e aittir.
  • Şartnamelerde belirtilmeyen hususlarda ve tereddüt halinde Seçici Kurul kararları geçerlidir.

 

 

 

TESLİM SÜRESİ

  • Yarışmaya katılacakların eserlerini ve kapalı zarflarını en son 06 Şubat 2014 Cuma günü saat 17:00’ye kadar Türk Eğitim Sen Şube Başkanlıklarına teslim etmeleri gerekmektedir.
  • Şubelerin teslim aldıkları eserleri kapalı zarflarla beraber en son 10 Şubat 2015 Salı günü saat 17:00’ye kadar “Talatpaşa Bulvarı 160/6 Cebeci-Çankaya/ANKARA” adresindeki Türk Eğitim Sen Genel Merkezi Genel Eğitim ve Sosyal işler Sekreterliği’ne elden veya kargo yoluyla teslim etmeleri gerekmektedir.

SEÇİCİ KURUL

  • Doç. Dr. Fatih SAKALLI- Gazi Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Öğretim Üyesi     
  • Firdes IŞIK- Merkez Kadın Komisyonları Başkanı, Emekli Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
  • Prof. Dr. İbrahim DİLEK- Gazi Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Öğretim Üyesi    
  • Pehlivan UZUN- Kırıkkale Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Öğretim Görevlisi
  • Yahya AKENGİN- Şair ve Yazar, Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı Başkanı
  • Dr. Yılmaz YEŞİL- Gazi Üniversitesi, Türk Dili Bölüm Başkanlığı, Öğretim Görevlisi

 (Seçici Kurul üyelerinin isimleri alfabetik sıraya göre yazılmıştır.)

DEĞERLENDİRME

Seçici Kurul 14 Şubat 2015 Cumartesi günü saat 10:00’da Genel Merkez binamızda çalışmalarına başlayacak,  ödüle değer eserleri belirleyecektir.

ÖDÜLLER

  • Birincilik ödülü altı adet Cumhuriyet altını, ikincilik ödülü dört adet Cumhuriyet altını, üçüncülük ödülü iki adet Cumhuriyet altınıdır.
  • Ödüller törenle verilecektir. Ödül töreninin tarihi ve yeri daha sonra sendikamızca duyurulacaktır.
 
TÜRK MİLLETİNİN BAŞI SAĞOLSUN PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Pazartesi, 27 Ekim 2014 08:39

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde hain bir pusuyla sokak ortasında üç askerimiz şehit edilmiştir.

Sivil  kıyafetleriyle bağlı bulundukları askeri karakol’a elektrik malzemesi almak için ilçe merkezine inen ve kalleşçe şehit edilen askerlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve Türk milletine sabırlar diliyoruz.

“Analar ağlamasın, akan kan dursun” şeklinde süslü cümlelerle başlatılan bu süreç tam bir ihanet sürecine dönüşmüştür. On binlerce vatan evladımızın kanını akıtan ve şehit olmasına neden olan bir terör örgütüyle müzakere süreci başlatıp onları muhatap alanlar bu yaşananlar karşısında hala “Çözüm süreci” diyebilecekler midir?

Günlerdir sokakları savaş alanına çeviren , yol kapatan, mahkeme kuran, kısaca “ben teröristim” diyen bir zihniyetle masaya oturmak ve müzakere planları yapmak hangi aklın gereğidir?

İşte bugün millet olarak bir kez daha yüreklerimize ateş düşmüştür. Türkiye Kamu-Sen camiası olarak haince şehit edilen vatan evlatlarımıza yüce Allah’tan bir kez daha rahmet, kederli ailelerine sabır ve büyük Türk milletine baş sağlığı diliyoruz.

Türk İmar-Sen
Genel Merkezi
 
MERSİN, ADANA, GAZİANTEP ve HATAY'DAYIZ PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 22 Ekim 2014 06:26

Genel Merkezimiz illerde teşkilatlarımız ve çalışanlarla bir araya gelmeye devam ediyor. Son olarak Türk İmar-Sen Genel Başkanı Necati Alsancak ve Genel Başkan Yardımcılarımız Salih Demir ve Şahin Ofli  Mersin, Hatay, Gaziantep ve Adana'yı ziyaret ediyor.  İl ziyaretlerinde kurumlarda çalışanlarla görüşmeler yapılıyor, Teşkilatlarımızla yetki dönemine yönelik istişarelerde bulunuluyor ve kurum yöneticileri ile görüşülerek çalışanların sorunları aktarılıyor.

 

Perşembe, 23 Ekim 2014 14:50 tarihinde güncellendi
 
Yozgat, Sivas ve Tokat'ı Ziyaret Ettik PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Perşembe, 16 Ekim 2014 14:47

Türk İmar-Sen Genel Merkezi İl ziyaretleri gerçekleştirerek üyelerle ve teşkilatlarlabir araya gelmeye devam ediyor. Son olarak Genel Başkanımız Necati Alsancak ve Genel Başkan Yardımcımız Salih Demir Yozgat, Sivas ve Tokat illerimize 

giderek üyelerimizin sıkıntılarını dinleyip teşkilat çalışması yaptılarSivasta İlbank Bölge Müdürlüğü, Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü, Karayolları ve İl Afet Acil Yardım Müdürlüğünde  çalışanlarla görüştüler.  İdarecilerlede  görüşmeler gerçekleştirerek çalışanların sorunlarını aktardılar.  Sivas'ta ayrıca Genel Başkanımız Sİvas Vizyon58 TV'de programa katılarak kamu çalışanlarının sorunları ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.  Genel Başkanımı ayrıca Sivas Kamu-Sen il temsilciliğinide ziyaret ederek İl temsilcisi Nurullah Albayrak ile de bir süre görüştü

Cumartesi, 18 Ekim 2014 09:21 tarihinde güncellendi
 
EK ZAM İSTİYORUZ PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 15 Ekim 2014 15:28

2014 ve 2015 yılı maaş zamlarının belirlendiği toplu sözleşme görüşmelerinde sözde yetkili konfederasyon, memurları masada yüz üstü bıraktı

Kanuna göre 30 gün sürmesi gereken toplu sözleşme süreci 7 günde, 2 toplantı sonunda anlaşmayla(!) sonuçlandırıldı

Toplu sözleşme sonunda kamu görevlilerinin hakkı olan enflasyon farkı ödemesi gasp edildi, yok sayıldı; memurlar kaderine terk edildi.

Bütçede memurlara ayrılan kaynağın 2,97 milyar TL’si Hükümete peşkeş çekildi ve masada bırakıldı.

Maaşlara yansıyan 123 TL’lik net artış, tarihi başarı olarak yutturulmaya çalışıldı.

Oysa 123 liralık zam aslında toplu sözleşme görüşmelerinde Hükümetin ilk teklifi olan %3+%3 maaş zammının bile altında bir artışı işaret ediyordu.

123 TL’nin en düşük memur maaşına oransal yansıması %6,6; ortalama memur maaşına yansıması ise yalnızca %5,2’de kaldı.

Toplu sözleşme sonunda enflasyon farkı hakkımızın gasp edilmesinin yanında; ek ders ücretleri, nöbet ücretleri, ek ödemeler, aile yardımı, çocuk parası, özel hizmet tazminatı, fazla mesai ücretleri artmadı.

Üstelik 2015 yılı için ise yalnızca %3+%3 zam kabul edildi.

Bu gelişmeler üzerine dile getirdiğimiz memurlara enflasyon farkı ödenmesi talebimiz “Toplu sözleşme hükümlerinin dışına çıkamayız” gerekçesiyle geri çevrildi.   

Fiyat artışları ve ekonomik dalgalanmalar karşısında savunmasız bırakılan ve bütün hakları ellerinden alınan memur ve emeklilerimiz nasıl aldatıldıklarını daha 2014 yılının ilk ayında gerçekleşen enflasyonla anladılar.

TÜİK tarafından açıklanan 9 aylık enflasyon %6,43 oldu. Doğalgaza, elektriğe, suya %9 zam yapıldı. Gıda fiyatları son 9 ayda %11 artarken, et ve ekmek %11, ulaşım %20, meyve %38 zamlandı. Ailenin zorunlu harcamaları 9 ayda tam 363 lira yükseldi.

2014 yılı enflasyon hedefi %5,3’ten %9,4’e çıkarıldı. %5,3 enflasyon hedefine göre maaş zammı verilen memurlar, %9,4 enflasyona mahkûm edildi.

Milyonlarca memur, artan enflasyon karşısında korumasız bırakılmış, 123 TL zamla bütün bir yılı geçirmek zorunda kalmışken, hâkim ve savcıların maaşlarına 1155 TL, akademik personele de 725 ile 835 lira arasında zam yapılması kararlaştırıldı.

Hâkim ve savcılarımızın, bilim adamlarımızın maaşlarının yükseltilmesi elbette hepimizin arzusudur. Ancak talebimiz, bütün kamu görevlilerinin ekonomik sorunlarının çözülmesi yönündedir.

Memurların özellikle 2014 yılında yaşadıkları ekonomik hak kayıplarının ele alınıp değerlendirilmesi gerekirken, yalnızca bir kesimin sorunlarına eğilmek, doğru bir yaklaşım değildir.

Demek ki istenildiğinde toplu sözleşme hükümlerinin dışına çıkılabilinmektedir. Bu durumda tüm kamu görevlilerinin ekonomik sorununu çözecek bir çalışma yapılması için iktidarın kaçacak yeri kalmamıştır.  

Gelinen süreçte, enflasyon farkı ödemesi dahi memurların eriyen maaşlarını kurtarmaya yetmemektedir. Dolayısıyla 2014 ve 2015 yıllarını kurtarmak için memur ve emeklilerimize ek zam yapılması zorunlu hale gelmiştir

Türkiye Kamu-Sen olarak 28 Ekim 2014 Salı günü, saat 12.30’da TBMM Dikmen Kapısı önünde, yurt genelinde ise bütün illerimizde aynı gün ve saatte;

Eriyen maaşların telafisi için,

Artmayan nöbet ücretleri, fazla mesai ödemeleri, ek ders ücretleri, ek ödemeler, özel hizmet tazminatları, sosyal yardımlar nedeniyle oluşan mağduriyetlerin giderilmesi için,

4/C’lilere, yardımcı hizmetlilere verilen sözlerin tutulması için,  

Belli kesimlere verilecek maaş zammının, bütün memurları kapsayacak şekilde genişletilmesi için,

Kamu görevlilerinin dağ gibi biriken ekonomik sorunlarının çözülmesi için;

EK ZAM talebimizi haykıracağız.

Hâkim ve savcılara, akademik personele zam verilirken diğer kamu görevlileri bir köşeye atılamaz.

Yıllardan beri memurların hakları konusunda verilen sözler tutulmaz, vaatler yerine getirilmezken, tüm memurların beklentisi olan ek zam konusunda yalnızca belli kesimlere yönelik bir düzenleme yapılması büyük bir eksiklik olacaktır

 

HÂKİM VE SAVCIYA 1155 TL ZAM VERİLİYORSA MEMUR VE EMEKLİYE NEDEN VERİLMESİN?

YAŞANAN ADALETSİZLİĞE DUR DEMEK İÇİN BÜTÜN KAMU GÖREVLİLERİNİ EYLEMİMİZE DESTEK VERMEYE DAVET EDİYORUZ.

 
İl Afet ve Acil Durum Müdürlüklerinin Sorunlarını Gündeme Taşıyacağız. PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 15 Ekim 2014 15:24

Türk İmar-Sen Afet ve Acil durum yönetimi başkanlığı ile gereçekleştirilecek kurum idari kurul toplantısı öncesi taşrada yaşanan sorunları tespit etmek ve toplantıda gündeme getirmek için yoğun bir çalışma başlattı. Başlatılan bu çalışma ile sorunlar ve çalışanların talepleri Kurum İdari Kurul toplantısında dile getirilerekçözüm aranacak

 
MOBBİNGE HAYIR PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 15 Ekim 2014 15:21

Acil ve Afet Durum Yönetimi Başkanlığı ve Taşra teşkilatlarında idarecilerin yaptığı mobbing ile ilgili şikâyette bulunduk. Çalışanları kimsenin baskı altına almasına ve onlara zulüm yapmasına müsaade etmeyeceğiz.

 
Fazla Çalıştırma Haksızlığının Takipçisiyiz PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Salı, 14 Ekim 2014 16:00

Türk İmar-Sen tüm Türkiye’de çalışanlara karşı yapılan haksızlıkların ve hak ihlallerinin takipçisi olmaya ve çözüm üretmeye devam ediyor.

Son olarak Kastamonu İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’ne bir başvuru yapılarak personellerin fazla çalıştırılması uygulanmasına son verilmesi için il müdürlüğüne bir başvuru yapıldı.

Başvuruda Angaryanın yasak olduğu hatırlatılarak bu uygulamanın sonlandırılması veya çalışmak gerekliliği var ise çalışanlara bunu karşılığında izin verilmesi istendi.

Çarşamba, 22 Ekim 2014 06:36 tarihinde güncellendi
 
BÖLÜCÜ TERÖR ARTIK ŞEHİRLERDE, İKİ ŞEHİDİMİZ VAR! PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Cuma, 10 Ekim 2014 14:52

Taviz verilerek cesaretlendirilen, yasalarla kol kanat gerilen, çözüm süreci edebiyatı yapılarak, yetkili makamların dağdan inin şehirlerde siyasetin yapın fantezisi ile şımartılan bölücü teröristler, şehirlerde terör estirmeye başladı.

Sokakları yangın yerine çeviren bölücü teröristler, dün Bingöl'de şehir merkezinde Konfederasyonumuza bağlı Türk Sağlık-Sen Amasya Şube Başkanımız Şemsettin Dümen'in dayısının oğlu olan Komiser Hüseyin Hatipoğlu ve Emniyet Müdür Yardımcısı Atıf Şahin'i şehit ettiler.

Saldırıda Bingöl Emniyet Müdürü Atalay Ürker ve Uşak'ta görev yapan Türk Sağlık-Sen üyemiz Hüseyin Sunar'ın damadı polis memuru Uğur Atlı ise yaralandı.

Bölücü başı patentli akil adamlar projesi ve çözüm süreci gibi yöntemlerle bölücü teröristleri cesaretlendirenler, bu fantezilere gözlerini kapayıp balıklama atlayarak, hararetle savunanlar, terörün şehirlerde de organize olmasına neden oldular. Bölücü terör örgütünün yurt genelinde giriştiği eylemlere bakıldığında bu süreçlerin neye ve kime hizmet ettiği daha iyi anlaşılmıştır. Bölücü terörle anladığı dilden konuşmanın gerekliliği bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu sürecin teröre ve teröriste sadece güçlenme ve organize olma için zaman kazandırdığı birileri tarafından artık görülmelidir.

Allah ülkemizi, hainler kadar, 'içimizdeki beyinsizler'den, bakar körlerden ve vatan kavramına şahsî ikballeri kadar kıymet vermeyenlerden korusun.

Şehitlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabır, yaralı emniyet mensuplarımıza ise acil şifalar dileriz.

BÜYÜK TÜRK MİLLETİNİN BAŞI SAĞ OLSUN.

 
ESERİNİZLE GURUR DUYUN! PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 08 Ekim 2014 08:50

“Son günlerde yakın coğrafyamızda başlayan yangının yavaş yavaş ülkemize de sıçradığını üzülerek görmekteyiz. Türkiye Kamu-Sen olarak uzun yıllardan beri uygulanan politikaların ülkemizi bir bataklığa doğru çektiğini vurgulamamıza rağmen, stratejik derinlik, değerli yalnızlık, kardeşlik projesi, medeniyetler ittifakı gibi dışı süslü, içi boş kavramlarla ülkemiz bir kaosa sürüklenmiştir.

İsrail ve Amerika’nın yazdığı Büyük Ortadoğu Projesine baş aktör olarak, başkan sıfatıyla atanan ve başkalarının yazdığı ve yönettiği projelerde figüran olmaktan öteye gidemeyenlerin oluşturduğu strateji, ülkemizi bugünkü derin açmazın içine hapsetmiştir.

Altı ilimizde sokağa çıkma yasağı ilan edildiği, vatandaşımızın hayatını kaybettiği göz önünde bulundurulduğunda, yakın coğrafyamızı ateşe atarak, yer altı ve yer üstü kaynaklarından faydalanmayı amaçlayan emperyalist güçlerin oyuncağı olanlar, bugün ülkemizde yaşanan bu tablonun baş sorumlusudur.

Bir tarafta Ortadoğu’yu hizaya getireceğini zannederek kahramanlığa soyunanların, diğer tarafta devletin değerlerini yok ederek, Andımız’ı kaldırarak, milli bayramlarımızı kutlamayı yasaklayarak, yeni Türkiye hayali kuranların yarattığı tabloda, Türk bayrağını gönderden indirmek sıradan bir olay haline gelmiştir. Birilerinin eski Türkiye diye küçümsediği Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk büstlerinin ayaklar altına alınması, bu ülkede yaşayan herkes için bir züldür.

Öve öve bitirilemeyen yeni Türkiye’de eğitim sistemimiz darmadağın edilmiş, bütün öğretmenlerimiz fişlenmiş, yöneticilerimiz görevden alınmış, memurlarımız sürgün edilmiş, kurumlarımız ayrıştırılmış, polise, askere, hakime, savcıya yapılan algı operasyonlarıyla devlete ve kurumlarına karşı güven zedelenmiş, okullarımız yakılmış ve devlet kurumu büyük yara almıştır.

Kurumların birbirine düşman edildiği, kamu görevlilerinin bizden, bizden değil şeklinde ayrıştırıldığı, ihalelerin cemaat-tarikat, ahbap-çavuş ilişkisine dayalı olarak dağıtıldığı bir ülkede, bütünlüğü ve kardeşliği sağlamanın mümkün olmadığı artık anlaşılmalıdır.

Çözüm süreci adı altında başlatılan yıkım projesi yoluyla güvenlik güçleri pasifize edilmiş, terör örgütü belli bölgelerde adeta kendi devletini ilan etme noktasına gelmiştir. İhanet sürecini topluma kabul ettirmek adına oluşturulan Akil adamlar, yıkılan kardeşliğimiz, bozulan dirliğimiz karşısında toplumu şimdi ne ile ikna etmeyi düşünmektedirler?

'Bilmem kaç gündür kan akmadı' diye propaganda yapanlara karşı Türkiye Kamu-Sen olarak bu süreç sonunda daha fazla kan akacağını anlatmaya çalıştık. Buna karşın birileri bizi 'Bu süreci hayvanlar bile anladı ama bazıları anlamadı' diyerek itham etmeye kalkıştı. Gelinen noktada haklı çıkmanın üzüntüsünü yaşamakla birlikte, bu süreci ancak hayvanların anlayabileceğini, aklı, izanı ve mantığı olanların, bu ihanet sürecine destek vermeyeceğini bir kere daha görmüş olduk.

Sözde Ayn-el Arab (Kobani)’yi savunmak adına ülkemizde şehirlerimizi yakıp yıkıp, kan gölüne çeviren hainler, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde eşit vatandaşlar olarak yaşadıkları ve her türlü haktan faydalandıkları bir devletin askerini, polisini, pusu kurarak alçakça arkadan vuracaklarına, gitsinler şehirlerini savunsunlar. Ancak gördük ki bu hainler, sadece ekmeğini, aşını yediği vatanın evlatlarını hain pusularda sırtlarından vurmayı becerebiliyorlar.

Sonuç olarak gelinen sürecin ve yıllardır uygulanan yanlış politikaların bizleri getirdiği nokta ortadadır. Yeni Türkiye söylemlerinin, eskiyi kötülemenin; verilen kurtuluş ve kuruluş mücadelesinin, 90 yıllık hizmetlerin, birikimlerin yok sayıldığı, kazanımlarımızın birer birer imha edildiği, kurumların ve kişilerin birbirine düşman haline getirildiği görülmelidir. Kendi okullarını kurup, devletin okullarını yakanlar, KCK yoluyla ülkemizde bir devlet kurmayı hedef haline getirenler, sınırlarımız dışındaki bir kara parçası için ülkemizin şehirlerinin altını üstüne getirip, 14 vatandaşın ölümüne sebep olanlar ve bunlara bu cüreti verenler ihanet suçuyla yargılanmadıkları sürece, bu ülkede kardeşlik ve birlik tesis edilemez. Kardeşlik ve birlik, suçlunun cezasız kaldığı, adaletin kolunun kanadının kırıldığı, güvenlik güçlerinin elinin kolunun bağlandığı bir proje olamaz.

Her geçen gün ülkemizin önü alınamaz bir uçuruma doğru sürüklendiğini görmenin derin endişesi içerisinde, tarihi bir uyarı daha yapmak gereği hasıl olmuştur. İçeride; bu ihanet projesinden derhal vazgeçilmeli, eski Türkiye, yeni Türkiye gibi kavramlarla kamu görevlilerinin, devlet kurumlarının bir birine düşman edilerek siyasi rant sağlanmasına son verilmeli, devletin ve milletin değerleriyle yeniden barışılmalı, milli değerlerimizin içinin boşaltılmasına bir son verilmelidir.

Dışarıda; başkalarının projelerine piyon olmanın, ucuz kahramanlıklar peşinde koşmanın, başka ülkeleri dizayn etme sevdasının, emperyalistlerin ekmeğine yağ sürdüğü, Müslüman kanının akmasına neden olduğu, coğrafyamızın bir kan gölüne döndürüldüğü artık görülmelidir.

Batı’nın pompalamasıyla benimsediğimiz ve desteklediğimiz Arap Baharı, Türkiye ve Türkmenler de dahil bu coğrafyada yaşayan herkes için hazana dönmüştür. Türkiye, kendisi planlamadığı, kendisi kurmadığı ve kuralını kendisi koymadığı hiçbir oyunun parçası olmaması gerektiğini anlamak ve girdiği bu maceralı yoldan bir an önce dönerek milli politikalara ağırlık vermek zorundadır. Aksi halde, günümüzde yaşadığımız zorlukları, yıkımı ve kargaşayı arayacağımız daha büyük kaosları görmemiz hiç de sürpriz olmayacaktır."

         

             İsmail Koncuk

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı

 
Yanlış Hesap Anayasa Mahkemesi'nden Döndü. PDF Yazdır E-posta
Yazar admin   
Çarşamba, 08 Ekim 2014 08:46

Memurların göreve iadesini 2 yıl boyunca erteleyen torba kanun maddesini Anayasa Mahkemesi iptal etti.

Geçtiğimiz günlerde TBMM'de kabul edilen torba kanunda Daire Başkanı ve üstü unvanlardaki memurlarla asker ve polislerin güvencelerine yönelik önemli kısıtlamalar getirilmiş, Daire Başkanı ve üzerindeki kadrolar ile Emniyet personelinin görevden alınması halinde, bu işlemin iptaline dair mahkeme kararlarının iki yıl boyunca uygulanmamasını öngören bir düzenleme yapılmıştı.

Anayasa Mahkemesi yargı bağımsızlığını ve hukukun üstünlüğü ilkesini hiçe sayan bu hükme ilişkin yapılan itirazı öncelikli olarak değerlendirdi ve kanun maddesini anayasaya aykırı bularak iptal etti.

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 - 21

BAŞKANDAN

 


ETİK HABER

Memurun Yeri Haber

Faydalı Linkler

Kurumlarımız

 

Gazetemiz

Nisan 2010 Gazete