Kayıp Parola?
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Üye Alanı
ANA SAYFA arrow HABERLER arrow Türk İmar-Sen Genel Başkanı Necati Alsancak'ın Başkanlar Kurulu Toplantısında Yaptığı Konuşma Metni
Türk İmar-Sen Genel Başkanı Necati Alsancak'ın Başkanlar Kurulu Toplantısında Yaptığı Konuşma Metni Yazdır E-posta
Salı, 27 Şubat 2007
Image(Kızılcahamam, 22 Şubat 2007)

TÜRK İMAR-SEN GENEL BAŞKANI NECATİ ALSANCAK”IN
BAŞKANLAR KURULU TOPLANTISINDA YAPTIĞI KONUŞMA METNİ (Kızılcahamam, 22 Şubat 2007)

Sayın Konfederasyon Başkanım,
Sendikalarımızın Sayın Genel Başkanları,
Sayın Genel Merkez Yöneticilerim,
Sayın Şube Başkanlarım,
Kıymetli Basın Mensupları,

Türk İmar-Sen Genel Başkanı olarak Başkanlar Kurulu toplantımıza hoş geldiniz şeref verdiniz diyor, sizleri saygı ve sevgi ile selamlıyorum.
Hizmet kolumuzdaki birimlerimiz ülkemizin kalkınmasındaki olmazsa olmaz unsurlardır. Ülkemizin en ücra köşelerine kadar devlet hizmet götürmek mecburiyetindedir.

Bu kurumlarımızdan İller Bankası, yerel yönetimlere Alt yapı hizmetleri, proje, yatırım, finansman ve uygulama aşamalarında teknik açıdan destek vermek, finansman ihtiyacını, içme suyu, kanalizasyon, jeolojik ve jeoteknik hizmetler, imar planı harita, arıtma tesisleri, vb. yeterli mali ve teknik imkânı sağlamak amacıyla faaliyet yürütmektedir.

3 bin 225 belediye, 81 il özel idaresi ve 16 adet su ve kanalizasyon idaresi olmak üzere 3 bin 322 yerel yönetime doğrudan hizmet ve köylere destek olmaktadır.

Özellikle belediyelerin büyük çoğunluğunun teknik kadrosu ve donanımının yetersiz olması nedeni ile tamamlanan tüm altyapı ve üst yapı hizmetlerinde bankanın önemli rolü vardır.

“ İMF, Dünya Bankası ve uluslar arası ticari şirketlerin gözünün Türkiye’deki yerel yönetimler ve hizmet alanları üzerinde olduğu bilinmektedir.

Yerel yönetimlerin mühendislik, mimarlık ve alt yapı hizmet alanları dikkate alındığında yaklaşık 150 milyarlık dolarlık bir yatırım alanı olduğu görülmektedir.

İller bankasının bu alanlardaki görevlerinin sona ermesiyle küresel sermayenin boş bırakılmış bu alanlara ulaşması çok daha kolay hale gelecektir. Yasa tasarının kabul edilmesi halin de belediyeleri bekleyen tehlikeler:

· Her türlü teknik yardımdan mağdur kalacaklar.

· Bedeli ödenmeden hiçbir iş yaptıramayacaklar. (örn: bir etüt işi için bile önceden bedelini ödemeleri gerekecek )

· Uygun şartlarda kredi bulamayacaklar.

(şuanda iller bankasının alt yapı kredi faizleri %9 yabancı kurumlar ve bankalar tarafından daha yüksek faizle kredi kullanmak zorunda kalacaklar)

· Alt yapı proje ve uygulamalarında maliyet yüksek olacak.

( örn: Ankara – İzmit ve diğer bazı belediyeler geçmiş dönemlerde dış kaynaklı krediler ile yaptıkları altyapı yatırımları iç piyasadaki emsallerinden 5–8 kat daha pahalıya yaptırılmıştır.)

· A.Ş olması halinde Ziraat bankası ve Halk Bank gibi satılacağı sanılmaktadır.

· Uzman ve yetişmiş teknik kadrosu tasfiye edilecektir çünkü yeni tasarı ile kontrollük ve müşavirlik yapamayacaktır.

Nüfusu 10000 den küçük 2558 belediye bulunmaktadır. Bu Belediyelerin teknik eleman bulundurmaları mümkün değildir. Bu Belediyeler her türlü teknik yardımdan mahrum bulunacaklar ve belediyecilik yapamayacaklar, bu 2558 belediyenin kapanmasına sebep olacaktır.

Hal böyle iken sorumlu sendikacılık anlayışımızla bizler memleketimizin temel taşlarından biri olan İller Bankasının kapatılmasına doğru giden ilk adım olan A.Ş. olmasına karşı çıkarken, bazı sendikalar; sorumsuzca ve her türlü olabilecekleri göremeyecek kadar kafalarını kuma gömerek iller bankası ve diğer kuruluşların kapatılması bedava elden çıkarılması için kulisler yapmakta, hatta meclis koridorlarında muhalefetten bile yardım dilenmektedirler.

Değerli basın mensupları,

Hatırlanacağı gibi AKP iktidara geldiğinde 15 bin km. bölünmüş yol yapılacağını vaat etmişti. Aradan geçen 4 yılda 15 bin km. bölünmüş yol hedefine ulaşılamamış, bunun yanında yol yapım tekniklerinden uzak bir şekilde yapılan yollar da çökmüştür.

Duble yolun ilk telaffuz edildiği döneme dönecek olursak, diğer kamu kurumlarının atıl iş makineleri de Karayolları Genel Müdürlüğü emrine verilerek yolların Karayolları eliyle yapılacağı belirtilmiş ve işe bu şekilde başlanmıştır. Ancak bu durum bir süre sonra değişerek ihaleli duble yol yapımına başlanmıştır. Her yıl ihaleli duble yol yapımı nedeniyle bütçe açık verilmiş ve bu açıklar ancak yıl sonunda diğer yılın bütçesi ile kapatılabilmiştir.

Bunun yanında karayollarında bulunan bütün araç, gereç ve teçhizat da ihale verilen şirketlere tahsis edilmiştir.

Dikkati çeken bir başka husus da bu dönemde karayolu yapımında tecrübesi olmayan, AKP yandaşı, Karayolları Genel Müdürlüğü ile daha önce hiç iş yapmamış, büyük kırımlarla iş alan müteahhitlere ihale verilmesi olmuştur.

Kısacası, bölünmüş yollar AKP için bir rant kapısı olmaktan öteye gitmemiş, kalitesiz ve kullanılamaz haldeki yollar nedeniyle binlerce vatandaşımız can ve mal kaybına uğramıştır.

Değerli Arkadaşlarım,

Hizmet kolumuzdaki Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünde yapılan işlemler ile kesinleşen Yabancıların Mülk Edinmeleri hususunda sizlere bilgiler vermek istiyorum;

Son zamanlarda, AB üyeliğine uyum sürecinden dolayı, özellikle birlik üyesi vatandaşlarının Türkiye’de mal edinimi konusu gündeme gelmiştir.

Hatırlanacağı gibi geçtiğimiz yüz yılda, Filistin yerlileri topraklarını Yahudilere satmış ve bunun sonucu olarak da İsrail Devleti kurulmuştur.

Ülkemizde yabancılara toprak satışını öngören yasa çıktığından bu yana, 2006 yılı kayıtlarına göre, 61 bin yabancı uyruklu kişi Türkiye’den toplam 63,484 parsel, 39.291’ i konut olmak üzere toplam 181.540.772 m2 mülk satın almışlardır.

Devlet kurmanın en kısa ve kestirme yolu, toprak satın alarak kurulacak siyasi otoriteye vatan oluşturma fikriyatıdır.

İsrail’in kurulmasıyla Fener’deki Ortodoks bir dini devletin izleyeceği yol ve yöntem benzer çizgiler taşımakta ve mevcut realite ile tamamen örtüşmektedir.

Hatay vilayetinde 2088 yabancı (büyük çoğunluğu Suriyeli) 120.000 dönüm sulak tarım arazisi satın aldılar. Ki bu durum Hatay’ın kullanılabilir tarım arazilerinin % 44’ünün el değiştirmesi anlamına geliyor.

İhanet derecesindeki gaflet ülkemiz üzerinde kol gezmektedir. Yüz binlerce şehidin kanı ve canı pahasına vatan yapılmış olan bu toprakların karşılığı para olamaz. Zira vatan namustur, namusa ise parayla bedel ölçülemez.

Değerli basın mensupları,

Ülkemizde EK TAZMİNAT ve DÖNER SERMAYE hakkından faydalanamayan tek kurum Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile bağlı ve ilgili Genel Müdürlüklerdir.

Kurum çalışanları bu tür ek ödemelerden yararlanamadıkları için diğer kurum çalışanları ile aramızda büyük ücret farklılıkları ortaya çıkmaktadır. Bu adaletsizliğin ortadan kaldırılması amaçlı hazırlanan tasarının bir an evvel yasalaşması zorunludur. Adaletten bahsedenlerin bu adaletsizliği gidermek boyunlarının borcu olmuştur, çünkü bu adaletsizliği yaratanlar kendileridir.

Tasarının yasalaşması için Sayın Bakanı göreve davetimizi yineliyor, bu yönde bir çalışma yapılmaması durumunda iş bırakmaya kadar varacak etkili eylemlere başvuracağımızı bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.

Sendikamızın çok önem verdiği istişare toplantımıza gelerek bizleri şereflendirdiniz.

Her ortamda bizlerin gözü kulağı olan siz değerli basın mensuplarına ayrıca teşekkür ederim.
 

Haber 10 Haberler

Memurlar.net Haber

               

KURUMLARIMIZ


 

 

GAZETEMİZ

Kasım 2008 Gazete