Kayıp Parola?
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color
Üye Alanı
ANA SAYFA arrow HABERLER arrow Türk İmar Sen Genel Başkanı Necati ALSANCAK Konuşma Metni
Türk İmar Sen Genel Başkanı Necati ALSANCAK Konuşma Metni Yazdır E-posta
Cuma, 26 Ocak 2007
Image18,01,2007 İller Bankası Toplantı

Öncelikle Afganistan’da ve Irak’ta demokrasi tesis etmek bahanesiyle milyonlarca kişiyi katleden, camileri bombalayan ve gittiği her yere kan ve gözyaşı getiren ABD’yi şiddet ve nefretle kınıyorum. Saldırılarda hayatını kaybeden

Müslümanlara da Allah’tan rahmet diliyorum.

Bu gün varlıklarını zulüm üzerine, kan üzerine kuranlar, sözüm ona, dünyaya demokrasi dersi vermeye çalışmaktadırlar. 150 kişiyi katlettiği gerekçesiyle bir devlet başkanını dünyanın gözleri önünde idam eden irade, 650 bin kişinin ölümüne sebep olmuştur. Bunun hesabını nasıl verecektir, bunun cezası ne olmalıdır?

Bugün Türkiye’ye meydan okumaya çalışan ülkelerin, tarihin sayfalarında bile olmadığı dönemlerde bizler, dünyaya medeniyet dersi veriyorduk.
Birilerine tarih yaratmaya çalışanlar çok iyi bilmelidirler ki; Türkler’i çıkardığınızda ortada tarih diye bir şey kalmaz.

AKP iktidarının, uğruna milli egemenliğimiz tartışır hale getiren "Avrupa Birliğine üye olmak meselesi" ülkemizin ufkunu ahtapot gibi kuşatmış bulunmaktadır. Peki nedir AB; Cennete giden tek yol mu, yoksa Türk milleti için bir cehennem çukuru mu?

Lozan'a imza atan dönemin İngiltere dışişleri bakanı Lord Kurzon "Sevr'i çöpe attığımızı zannetmeyiniz, hepsi cebimizde, zamanı gelince hepsini önünüze teker teker çıkaracağız" diyordu. Acaba kastettiği gün bugün müdür? Lozan'da yırtıp tarihin çöplüğüne attığımız Sevr şartları Kophenag Kriterleri olarak tekrar önümüze mi getiriliyor?

Üzülerek belirtmek istiyorum ki AKP hükümeti, milletimizin ve vatanımızın geleceğini tehlikeye atan birçok yasayı tartışmadan ve düşünmeden kabul etmektedir.

AKP’nin ilk icraatlarından olan İkiz ihanet yasaları ile üniter yapıdan federal yapıya geçişin temeli atılmıştır. Türkiye'de halk olduğunu iddia edecek ve BM tarafından "halk" olarak kabul edilecek herhangi bir topluluğun Türkiye'den ayrılma hakkı kabul edilmektedir. Fiilen Türkiye'den ayrılmak istemeyen halklara ise kendi statülerini (Siyasal, kültürel, sosyal ve ekonomik) belirleme ve ana dilde eğitim hakkı tanınmaktadır. Bu durumda milli ekonomi ortadan kalkacağından, tüm doğal ve tarihsel kaynaklar milletin kaynakları olmaktan çıkarılmaktadır. Böylece Türkiye kendi ülkesindeki herhangi bir kaynağını (su, enerji, maden) ithal eder gibi almaya zorlanacaktır.

Kamu reformu ile bu çerçevede ülkemizi federal bir yapıya götürecek, kamusal yapılanmanın oluşumu amaçlanmıştır. Ancak bu girişim, Türkiye Kamu-Sen’in yoğun tepkisi ve eylemleri sonucunda Cumhurbaşkanın’dan geri dönmüştür. Ancak hükümet bu kanundan vaz geçmiş değildir. Şimdi bu kanunu parça parça çıkararak, amacına adım adım yürümektedir. Köy Hizmetleri’nin kapatılarak, görevlerinin il özel idarelerine devri, özelleştirmeler, bankaların kapatılması bu uygulamaların yalnızca bir kaçıdır.

Ziraat Bankası’nın özelleştirilmesi; çiftçileri; Halk Bankası’nın özelleştirilmesi, küçük esnafı yok edecek, İller Bankası’nın Statüsünün değiştirilmesi ile ise belediyeleri tam anlamıyla küresel güçlerin eline bırakacak, merkezi idareden koparacak ve tamamen tüccar zihniyeti ile faaliyetlerini yürütecekler kurumda çalışanları da özel hukuka tabi, iş güvencesinden yoksun, sözleşmeli birer küresel köle haline getirecektir.

Yukarıda kısaca değinmeye çalıştığım, genel başkanımın ve değerli konuklarımızın da değindiği bir çok konuya baktığımızda, ülkemizin içinde bulunduğu durumun vehameti ortaya çıkıyor.

Görünen odur ki; bu ülkenin öncelikli sorunu, AKP iktidarından ve onun zihniyetini temsil ederek Türk milletini, memuru ve sendikaları yok sayan bakanlarından kurtulmaktır.

Sendikaları ve Biz sendika başkanlarını siyaset yapmakla suçlayan zihniyete buradan sesleniyorum.Hak aramak,ülke menfaatleri doğrultusunda hareket etmek siyaset yapmak ise biz bu siyaseti ömrümüzün sonuna kadar yapacağız.

Vatan söz konusu olduğunda kişisel çıkarlar düşünülmez. Bizler için önce vatan gelir. Vatan haini enflasyonu yaşanan şu günlerde, vatanımızın menfaatleri için gerekirse kişisel ikbalimizden, malımızdan, nefsimizden ve canımızdan vazgeçmek zorunda da kalsak, vatan için, dava için çalışmak mecburiyetindeyiz.

Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Söz Konusu Vatan İse Gerisi Teferruattır” diyebilmeliyiz.

Burada bulunan ve bulunmayan ama yüreği bizimle atan tüm vatanseverlerin, kişisel menfaatlerini ve ikbal duygularını bir kenara bırakarak, “önce ülkem, sonra milletim” deyip, canla başla bu iktidara hak ettiği dersi vermek zorundayız.

Artık bu iktidarın şapkası düşmüş, kel görünmüştür. Gerçekler açığa çıkmış, niyet ortaya dökülmüştür. AKP için, korkunun ecele faydası yoktur. Çünkü hesap günü yaklaşmıştır. Bir gün gelecek o koltukta bir günleri kalacaktır. O gün bu iktidardan hesap sormak vatanını seven her Türk’ün boynunun borcudur.” diyor hepinize saygılar sunuyorum.
 

Haber 10 Haberler

Memurlar.net Haber

               

KURUMLARIMIZ


 

 

GAZETEMİZ

Kasım 2008 Gazete